Sık Kullanılanlara Ekle Facebook'ta Paylaş Haber Tarihi: 16/03/2008 23:08:58

Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli
Aşık İsmeti’nin “Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli” adlı eserin ikinci baskısı yapıldı


Sivas’ın önemli halk şairlerinden birisi olan Aşık İsmeti’nin “Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli” adlı eserin ikinci baskısı yapıldı.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Pürlü tarafından hazırlanan eser yaklaşık 20 bin adet basıldı.

Abdulkadir Namlı ya da namı diğer Aşık İsmeti olarak bilinen halk şairinin basılan eseri, şairin hayat hikayesinin tamamını içeriyor olup, ayrıca ilki 1989 yılında basılan Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli eserinde eksik kalan bir kaç noktanın tamamlanması gibi hususları da içeriyor.

Pürlü tarafından bizzat araştırılarak, tüm detayları ile okuyuculara sunulan eser, Aşık İsmeti’nin hayat hikayesinin yanı sıra halk şairine ait şiirleri de okuyucu ile buluşturuyor. Kitapta bulunan şiirlerin ve anlatılan hayat hikayesinin Aşık İsmeti’ye ait olduğunu kaydeden Pürlü, eserin kaleme alınış aşamasının da kendisine ait olduğunu söyledi.



CHP Kepez Pazar Yerlerini Harmanlıyor



Ömer Ulusoy'a tahliye kararı



Kepez’de Ramazan coşkusu başladı



Bir liraya Hırsızlıktan Korun...



Kadrolu personel kapı önüne kondu


Bu haberi sizden önce 27597 kişi okudu.
Bu rakam sizin ziyaretinizden önce kaç ayrı bilgisayardan bu haberin görüntülendiğini gösterir. (Bu sayfaya şu an kullandığınız bilgisayardan ilk kez giriyorsanız, girişiniz bir sonraki tazelemede görünecektir)
Aynı bilgisayardan gün içinde yapılan tüm girişler 1 defa sayılır.
Bu istatistikler 3 dakikada bir güncellenir
·Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir.
·Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad Soyad bilgilerini yorum ekleyen kişinin bilgisine ve onayına başvurmaksızın saklama ve resmi makamlarca -istendiği takdirde- paylaşma hakkına sahiptir.
·Yorum yapan kişi bu maddeleri kabul etmiş sayılır.

Adınız ve Soyadınız:

Emailiniz:

Yorumunuz:

Bu habere yapılan yorumlar (329 yorum)
bahri gören [14/08/2010 21:28:28] (ID: #34977)
sayın zehra atasoy hanfendi buraya yorum olarak eklediğiniz ölme sen adlı şiir bana aittir...sizinde siir yazdığınızı biliyorum şiirimi buraya eklemenize değilde ismimi belirtmeden sanki kendi eserinizmiş izlenimi verir sekilde eklemenizi şaşkınlıkla ve esefle karsılıyorum...:((
Mustafa Supi [17/11/2009 14:45:06] (ID: #30793)
NEJAT ETEMİN TORUNLARI
1920’de Mustafa Supi ve 14 arkadaşı Karadeniz’de katledildikten sonra Avrupa burjuvazisinin emir uşağı olarak yeniden örgütlenmek için Nejat Etemin komutasına verilen TKP, yeniden örgütlenmeye başlandı. Böylece, Komünizmin neferi TKP, Avrupali konturgerila emperyalizmin kendisine yeni uşaklarla sovyetlere gönderebileceği uşaklar yaratmış oldu.Aynı zamanda, yeni kurulan ve kendisine fazla yakin olmayan bir ülkeyi denetim altına almak için her tarafından kuşatma altina almak gerekliliği ve Türkiyenin, Avrupa eksenli cercevede gelişim saglaması için sadece Türk devletini kendine bağımlı kılmak yetmeyecektir.Aynı zamanda, halkını kendisini ve örgütlerinide teslim alarak gerekiyor.Bundan kaynaklı, Avrupalı emperyalistler ve Kemalistler birlikte, Komünist önder Mistafa SUPİ ve 14 yaldaşını karadeniz sularında vahşice katlettiler..

15 komünist katledikten sonra, Avrupalı emperyalistler, Kemalistler ve Nejat ETEMİN TKP’si birlikte aynı kulvarda koşmaya başladı.60’lara geldiğinde, gençlik önderleri, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya, Mahir Çayan ve yoldaşları, Avrupalı konturgerilla emperyalistler ve Kemalistlerden kopuşu simgeleyen volkan oldu.Volkan patladıktan sonra lavlari, Türkiyenin dört bir tarafına ulaşti.Devrimçi örgütleri ve halkı saran Tam Bağımsız Türkiye çığlıkları her yerde yankılanıyordu.Gençlik önderleri katledilden sonra, 70’lerin ortalarında, yeniden konturgerilla emperyalizmine bağımlı hale gelen ‘devrimci örgütleri’, konturgerilla emperyalizmin Türkiyedeki şişen balonun sipobu oldular.Emperyalizmin kuklaları, sadece devlet erkinde değil halkın içine’de yerleştirilmiş oluyordu.Bir yanda konturgerilla emperyalizmi tarafsiz kalan halkı aldatmak için sis bambardınına tutarken, bir diğer yandanda, Tam Bağımsız Türkiye diyen Komünist, Devrimci ve İlerici Demokratların bir bölümünü şiş bombası kullanarak etkisiz ederken, bir diğer yandan, bu uşaklığı görüp, karşı çıkanlarıda yaşam tehtidiyle susturmaya çalışmaktadır.

Sahte MLKP, sözüm ona tüzügünde, faşizme, konturgerilla emperyalizmine ve her türden gericiliğe karşı oldugunu ilan etmektedir.Ama gerceler buna kilo metrelerce uzaktir.Sözüm ona kendisine yapılan operasyonları, faşizmin kendisine yönelmesi olarak kamo oyuna yansıtmaktadır.Ama gercekler buna cok uzktır.Kendisine yapılan oparasyonların; itirafçı MLKP kadroları ve önderliği tarafından yüz binlece Euro’ya Avrupalı konturgerilla emperyalizmine, kendilerini satarak gerceklestiriyorlar.Bunu Avruplı kontrgerilla emperyalistlerinden, Türk kontrgerillasına verilen tavizler üzerine ihale ediliyor.Bu ihale özeleştirme ve ABD konturgerilla emperyalizminden uzaklaşıp kendisine daha çok emir eri olmasi dahilinde kullanılıyor.Buda sözüm ona sosyalizmin çikarları için yapılıyor.Bu tamda, Komünüst önder MUSTAFA SUPİ ve 14 yoldaşın ölümünden sonra, Nejat Etemin Avrupalı kontrgerilla emperyalizmin yüklediği rolü üslenerek, faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme karşı şişen tepkiyi sönümlendirmek için sipop rolü miyonunu yuklemiştir.

Sahte MLKP’nin kurulmasinda bir yıl sonra gelişen Gazi ayaklanmasının yaratılması ihalesinde, baş role sahte MLKP konarak faturalanmıştır.Avrupalı konturgerilla emperyalizmi, Türkiyede gelişen tekiyi sönümlendirmek için Türkiye kontrgerillasıyla masaya oturan avrupalı konturgerilla ve ABD konturgerillası, olayları çıkarması için ihaleyi Türkiye kontrgerillasına ihale verildi.Türkiye kontrgerillasıda, bu işi Çatli ve ekibine fatura edildi.Böylece Türkiyede şişen balonun havası alınarak, kontrgerilla emperyalizmin isteği doğrultusunda gelişim sağlamaktır.Aynı zamanda işçi ve emekçilere, ülkelerini parsel parsel satılmasına karşı, satış yapıldığı dönemlerde cılız bir karşı koyuşu örgütleyerek daha sonrası daha büyük bir patlama olmasın diye, balonun sürekli havasını almak gerekiyor.Aksi taktirde bir çok kez devrimin eşiğine gelmiş Türkiyede, bir devrim patlak verebilirdi.Bu patlamayı önlemek için dönem dünem irili ufaklı basınçlarla, siboptan hava almak gerekiyordu.Türkiye her an
Patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. Kontrgerilla emperyalizmin elinde, bu bonbayı patlatmak için çok iyi müdafa etmek gerekiyor.Konturgerilla emperyalizm ne kadar çaba harcarsa harcasın, O bomba bir gün emperyalizmin elinde patlayacaktır!
İŞÇİLER
İşçiler her gün maaşınız dışında zamlar hat sayfaya ulaştı.Sendikal haklarınızın gaspediliyor.Sarı sendikalar sizin haklarınızı değil, patron sendikası gibi çalışıyor.Her geçen gün yaşam sıtandınız hortumlanıyor.Normalde çalıştığınız ilk hafta bütün maaşınızı ve masraflarınızı çıkarırken geriye kalan üç haftayı patronlara ve üyesi olduğunuz sendikaya verilen rüşvete çalışıyorsunuz.Aylenizin hakkı olan daha rahat kşullarda yaşamayı, bir başkası gaspediyor.Ama işsiz kalan bir işçinin çocuğuna götürecek bir ekmek parası için yolları arşınlarken, sendikalara verilen aydatlarınız, sedika patronlarının, sizin verdiğiniz aidatlarlan çocuklarını en iyi okullarda okutmalarına ve sizi vahşice sömürüsüne bir dur demenin zamanı geldi’de geçiyor.Bu gidişe artık bir dur diyelim.İlerici diye billdiğiniz sendikacılar bile sizleri sokağa çıkarıp, kontrgerilla emperyalistlerden ne kadar daha çok para koparırız, diye hesaplar yapıyorlar.Bu gidişe dur demenin zamanı geldi.Bunun için gerçekten sizleri savunan, GERCEK/MLKP saflarında, işçi sınıfının gerçek kurtuluşu olan, sosyalizm için mücadeleye girerek, güneşi avuclarımızdan, gökyüzüne yükselterek, gerçek kurtuluşu sağlayın.Sendika patronlarını, elinizin tersiylen, bir kenera iterek, sendikaların gerçek sahibi olan siz işçilerin taleplerini savunacak, işçilerin güvenilir ellerine bırakın ve gerçek işçi temsilcilerini sendikaların yönetimlerine getirerek, sendikalrı işçilerin gerçek mevzisi olarak yeniden örgütleyelim.Kutup yıldızından ışık damıtarak, sosyalizme olan özlemi haykıralım.Bir elimizde MUSTAFA SUPİ, ile STALİN diger elimizde MARX ile LENİN taşıyarak sosyalizm talebini daha güçlü haykıralım.Haykırışlarımız faşizm ve kontrgerilla empeyalizmi için ölüm çanı çalsın’ki Faşizm ve kontrgerilla emperyalizmi ölüm kabusları görsün, gece olmasın diye dua ede dursunlar.Gün hiç batmayacaki, zifiri karanlığı, gün doğmadığı bir sistem olan sosyalizm için gün dogacak!


GENÇLER
Gençler her gün okullarında, saldırıya uğrayanlar.Ayağa kalkın ve haykırın, bizler kontrgerilla emperyalizmin, faşizmin ve kontra örgütlerin emir eri değiliz.Bizler birileri para kazansın diye saldırıya uğramak istemiyoruz.Bizler gerçekten sosyalizmin uğruna mücadele ederek, gençlik öderlerimiz DENİZ, İBRAHİM ve MAHİR’in izinde yüreyeceğiz.Bizler faşizme, kontrgerila emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe kaşı ayaktayız; ayakta olacağiz.Bizler geleceğin temsilcileri olarak, geleceğimizi haraç mezat sattırmayacağız.Kendi gerçek gücümüzün farkında olarak, geleceği biz kazanacağız.Okullarımızda yapılan saldıralarda, birileri para kazansın diye ölmeyeceğiz.Kendi geleceğimize sahip çıkarak, güneşten damitarak yaşamı, gökkuşağının altında sörf yapacağız.Güzel günleri avuclarımızın arasından, kimse söküp alamaz.Avuçlarınızdaki güneşi gökyüzüne kaldırın ki, gökyüzüyle birleşip faşizm ve kontrgerilla emperyalizmine kan ter içinde intihara sürüklesin’ki , yaşamı saran hırçınlığıyla, tarihin çöplüğüne göndereceğiz!GERCEK/MLKP’ye güçverin onlara diz çöktürelim!
KADINLAR
Her gün kocalarınıza ve çocuklarınıza hizmet etmek için canınızı dişinize takarak çabalayıp duruyorsunuz.Ama yinede toplumda çalışmıyor; eve para getirmeyen olarak muamele görüyorsunuz.Aynizamanda koca, arkadaş ve baba dayağı yemeden, güleriniz geçmiyor.Her ne konumda olursanız olun, ister ev kadını olun, yada iş kadını, isterse mücadelenin içerisinde olun.Sonuçta yaşadığınız benzer şeyler,Üzerine kurulu bir rulet oyunudur.Ev kadınları, bazıları yoğun bir şekilde şiddete maruz kaldıklarında kendilerini sığınma evlerine yerleşmek zorunda kalıyorlar.Ama gittiğiniz sığınma evleri, sizin Üzerinizden, kontrgerilla emperyalizminden on binlerce euro kazanıyorlar.Yaşadığınız sorunlardan kaynaklı, kadin kurumlarına gidiyorsunuz.Size danışmanlık yaptıkları için onlara kontrgerilla emperyalizminden oralara para akışı sağlanıyor.Kendi sorunlarınızı birilerine para kazandırmak için değilde, gerçekten sizin sorununuzla ilgilenen, sorunlarınız olduğu için, para kazanma karşılığında değilde,Sadece sizin sorunlarınız ve örgütlü bir güç olarak kendi haklarınıza sahip çıkmak için bir araya gelelim.Mücadele içerisinde olan kadınlar, gün aşırı gittikleri eylemlerde polis copuyla karşı karşıya kalıyorlar.Yada işkence hanelerde cinsel şiddetle (tecavüz) karşı karşıya kalıyorlar.Aynı zamanda, erkekleralarin cinsel ihtiyacını karşılayan birer meta olarak kullanılıyor.Metaların yerine sanki kadınları satıyormışlar gibi sattığı metanın önünde ifşa ediliyor.Her zaman önlerde yer buluyor.Reklamlarda en ön saflarda yer bulurken, toplum içinde ise sarı öküzden sonra geliyorlar.Dünyanın yarısı olan Kadınlarımızın gerçek yeri erkekle el ele yürüyen, dünyanın gerçek sahiplerinden biridir. .Güneşi emziren kadınlarımız,.GERCEK/MLKP’de bir araya gelerek, gerçek kurtuluş için mücadele edelim.İnsanlığın kurtuşu sosyalizmle mümkün, sosyalizm için bir araya gelelim.


YÜREĞİ FAŞİZME VE EMPERYALİZME KARŞI SOSYALİZM İÇİN ATANLAR

Yaşamda gerçekten sosyalizm için olmak isteyen genç yürek sahibi genç insanlar, sosyalizmin hayat çiçek gibi açmasını isteyenler bir araya gelmeye ne dersiniz.Zifiri karanlık ve gıri renklere karşı bir arada olmak isteyenler, gerçek gücün farkında olmak için bir araya gelerek GERÇEK/MLKP saflarında bir araya gelelim ve Faşizme, Kontrgerilla Emperyalizmine, Siyonizme ve her türde gericiliğe karşı, kendi gücümüzün farkına varalım.İşçi sınıfı içinde gerçek sosyalistler olarak kendi misyonumuzu kuşanalım.Ülkemizde gelişecek devrime önderlik yapalım.Ülkemiz üzerindeki sis perdesini param parça edelim.Yeniden MUSTAFA SUPİ’lerin, DENİZ GEZMİŞ’lerin, IBRAHİM KAYPAKKAYA’larin, MAHİR ÇAYAN’larin yolundan ilerleyelim.Inadina Derim Inadina Sosyalizm diye haykıralım.
Gökkuşağının etrafında bir araya gelerek, güneşi içelim.Yaşam inadına haykırıştır.Bu haykırışa sende katıl, sende haykır.Gerçek haykırışı sende başar.Kontrgerilla emperyalizminin saflarında olan örgütlerden ayrıl, gerçekten faşizme, kontrgerilla emperyalizmine, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı mücadele içinde olan, GERÇEK/MLKP’nin saflarında mücadeleye katılarak, işçi ve emekçiler için kurtuluş mücadelesinde yerini al, sosyalizm saflarında ol!

İNSANLIĞIN GERÇEK KURTULUŞU İÇİN KALDIR YUMRUĞUNU
İnsanlığın gerçek kurtuluşu, gökyüzünden ışık damıtan GERÇEK/MLKP’nin saflarında sende yerini al.Gökkuşağının renga renk güzelliği altında, birlikte sörf yapalım.Ilık ılk çisileyen yağmurun altında özgürlüğe koşalım.Zifiri karanlık bulutları param parça yapalım.Çığlıklarımız kurşun gibi ağır ve işin gibi hızlı etkisiylen önüne gelen naylonları jilet gibi param parça ederek, güzel günlere ülaşalım.Zifri karanlığı, dünyanın altında kaynayan lavlara atıp imha edelim.Geleçegin güzel ışıltılı günlerinde birlikte koşalım.Işıltılar bütün dünyayı sarana dek, yumruklarımızı aynı güçle sıkıl ve havada kalsınlar.Haydi sende kaldır yumruğunu birlikte haykıralım.Inadına özgürlük, Inadına sosyalizm diye, çığlıklarımız sarsın bütün yaşamı ve renga renk akalım gökkuşağının üzerinden, ışık saçan yarınlara birlikte zaptadelim.Tıpki, şiirin kuşun kanadına takılan imgeler gibi saralım dört mevsimi bir daha birakmamacasına yaşamın ucundan birlikte tutalım.Sis perdelerini parçalayarak, şavkıyarak tan yeline beraber ulaşalım.Dünyadan geceyi silerek, ıp ışıl bir dünya yaratalım.Bir daha gecenin gelmemesi için, sürekli yaşamı aydınlık kılalım.Bu öyle bir aydınlık olsunki, gece bile olmaktan korksunki, yaşam güzelim çiçek bahçesinden renga renk esintiler içinde coşup koşalım.Dünyayı saran O güzelim çiçek kokularıyla, bütün dünya ayaklarımızın altında arşınlayalım yolları, coşkun bir sel gibi akalım.Bir volkan gibi patlayarak düyanın üzerine sıcaklığımızı saçalım.Gün sımsıcaklığıyla her zaman yaşamın üzerine çiseleyerek aka kalsın.Yaşam hiç bir zaman hüzünlü bulutlar içinde olmasın.Zifiri karanlık bir daha dünyada görünmeye cesaret etmesin’ki hayatı ışıl ışıl ve ap aydınlık bir yaşam sarsın.Gün vakti bir volkan gibi dünyanın üzerine çisilesin.O gün vaktiki bir daha dünyada, Zifiri karanlıga izin vermesin.Bir daha dünyada kara bulutların gezmesine izin vermesin.Sonzuza kadar hep aydılıklar içinde açan bir yaşam olsun.Yaşam ışıl ışıl, aydınlık içinde renga renk akışıyla sürsün ve komünist bir dünya olsun!!!


KAHROLSUN KONTURGERLLA EMPERYALİZMİN UŞAĞI SAHTE MLKP

KAHROLSUN FAŞİZM

KAHROLSUN EMPERYALİZM

KAROLSUN SIYONİZM

YAŞASIN G/MLKP

YAŞASIN HAKLARIN KARDEŞLİĞİ

YAŞASIN SOSYALİZM

YAŞASIN KOMÜNİZM


GERÇEK/MLKP

DOST ŞEREF [29/05/2009 23:33:36] (ID: #24976)
Nedense siciller okunmuyordu

Yaşarken yaşayan sen bir tarihtin
Nedense kıymetin bilinmiyordu
Birikimdin bir kazançtın dahiydin
O zaman kıymetin bilinmiyordu

Nasıl bir toplumuz bize noluyor
Kör ölünce badem gözlü oluyor
Hak ettiği kadar değer buluyor
Onunda kıymeti bilinmiyordu

Meclis kulisleri kaynayan kazan
Orada toplanmış kuduran azan
Hepsi çok şey bilen çok şeyler yazan
Nedense siciller okunmuyordu

DOST ŞEREF’im bu yol yorarmı seni
Okyanus dalgalı kırar dümeni
Bir gün yargılarsam eğer ben beni
Özeleştirimiz sorulmuyordu

26/05/2009
DOST ŞEREF

zeki namlı [22/04/2009 21:08:03] (ID: #23413)
bir insan şiiri sevemiyorsa kendinde kusur aramalıdır. şiir insanın yüreğini yansıtır.yumuşaklığını,insan sevgisini her şeyden önemlisi vicdanın sesini yansıtır.her insan şiir yazamayabilir , belkide duygularını kağıda dükemez ama onun o duygularını yansıtan şiirlerin anlar,okur,dinler ve sever.... www.zekinamli.com bu benim özel sitemdir. oradada amcam kadar olmasada kendime ait şiirlerimi yayınlamaya devam ediyorum,lütfen takip ediniz...saygılarımla. zeki namlı
süleyman erkuvan [16/04/2009 12:48:52] (ID: #23044)
ESMER GELİN



Deli ğibi sevdim ben seni gelin

Gençliğimi çaldı geri getirsin

Güneş dogmaz yürek dondu eritsin

Ölmeden kabire kor esmer gelin



Benim yerime o toprağı sevdi

Yüreğime mühür vurup gitti

Bu gözlere bakın o bir mil çekti

Beni benden çaldı bir esmer gelin



Altı ay neşeler saçıp güldürdü

Dünyamı toz penbe edip döndürdü

Birden bire kayıp olup öldürdü

Ölmeden öldürdü o esmer gelin





süleyman erkuvan


Ümit Karataş [16/04/2009 12:46:58] (ID: #23043)


Ayağa Kalk...

Reis... Bu güne kadar hiç yılıp yıkılmadık
Bin kere öldük belki ama hiç yok olmadık
Güz yaprakları gibi savrulup, dökülmedik

Yakışmaz böyle zillet, böyle zul sana
Devrildiğin yerden kalk doğrulsana


Direndik urganlara, gün oldu dara düştük
Ciğerlerimiz yandı, bir zaman nara düştük
Hayasız yangınlarda bir kızıl kora düştük

Yakışmaz böyle zillet, böyle zul sana
Devrildiğin yerden kalk doğrulsana


Sabahlarımıza hiç güneş doğmadı bizim
Baharlarda uyuyup hep kışlarda uyandık
Bilirsin ne onulmaz acılara dayandık


Yakışmaz böyle zillet, böyle zul sana
Devrildiğin yerden kalk doğrulsana

13 / 04 / 2009

Ümit Karataş


Ayşenur BULĞU [16/04/2009 12:40:01] (ID: #23040)
Düşünce Tarlası



Geçmiş koca seneler büyümüş benler.
Geriye döndüm ki bomboş kalmış eller.
Yeni sayfa açmak isterim kaybolmaz izler.
Rabbim affet gönül yalnızca seni özler.

Düşünce tarlasında durdum.
Zamanı avare nasıl suladım.
Sordum kendime, kendim utandım.
Zihnimi meğer ne hor kullandım.

Olanı olmazı durmadan kurdum.
Ayrık ot misali günümü yoldum.
Basit uğraşlar içinde kendimi buldum.
Kaygıdan zihnimi tüketir oldum.

İzlettim kavga gürültüyü.
Keyfine uydum yastığım kuş tüyü.
Benliğim kötülüğe kapı aralayan büyü.
Ruhumdaki kirlilik andırır da ölüyü.

Geçmiş koca seneler büyümüş benler.
Geriye döndüm ki bomboş kalmış eller.
Yeni sayfa açmak isterim kaybolmaz izler.
Rabbim affet gönül yalnızca seni özler.


14.04.2009
Ayşenur BULĞU

Kenan YÖRDAN [16/04/2009 12:34:39] (ID: #23038)


Sustum


Sustum, düşünceler beynime düştü,
Sukutum; sessizce masalda kalan.
Kahramana dair son bir gülüştü,
Anladım ki senden sonrası yalan! ...

Sustum, ellerimi yakmayan ateş,
Yüreğimi neden küle çevirir?
Bitti mi gölgenle yaptığın güreş,
Sevda ile nice yiğit devrilir…

Sustum, yokluğuna seyirci gibi…
Dağ yalnızlığında diyet ödedim.
Zararda- ziyanda birinci gibi…
Elimde ne varsa hepsini verdim.

05.11.2008; çarşamba.
vatanımda bir köşe

Kenan YÖRDAN...



Ayşenur BULĞU [02/04/2009 12:17:11] (ID: #22004)
Dünya Okulu
----------
Bir okul ki her şey var insanlık yok.
Doymuyor gözler olmuyor da tok.
Sevgisizlikten cümleler sivri ok.
Vurulmuş kalplerde kırgınlar çok.

Kocaman alanlar sığmaz insanlar.
Bölümlere ayrılmış bu mekânlar.
Kimi mutlu diğerinde ağlıyor canlar.
Merhamet su olmuş, akıyor kanlar.

Uygulamalı eğitim dünya okulu.
Yaptığımız işte yakalar kolu.
Sanma ki kâr kalır, cebinde dolu.
Elbette vardır bu yolun sonu.

Yaratıldık elbet sebepsiz değil.
Yaradan için secdede eğil.
Dünyada insan kalıcı değil.
Üzme sev gönüllerde sevil.

02.04.2009
Ayşenur BULĞU


Şule Ersöz [01/04/2009 18:26:13] (ID: #21931)


**Toprağı Düşünürüm

Yüksek bulutlu dağlar, uzun kıvrılan yollar
İnce bir kaval sesi, ağaçlar arasında..
Buruk bir kimsesizlık, yanlızlık bulur beni..
Uzanırım nemli toprağa gözlerim gökyüzünü bulur,
Dalarım hayellere uyur gibi,
Düşünurum bu var oluşumu
Kimin umurunda olur yanlızlıgım,
Ellerimın içinden kayıp giden yıllarım..
Sıgınacak mutlu gün ararım, neticesızdir çabam
Yine yanlız kalırım...
Yeryüzüne bakarak avuturum yüregimi
Topragın içindeki karıncayı düşünürüm
İki gün ömrü olan kelebeği,
Çiçeklerin yeniden açılışını
Doğanın kollarını düşünurum
Herşeyi sarıp sarmalayan...
Yeşili düşünurüm gözlerimden akan yaşlarla
Bu alemde yanlızlık bulur beni...
Sığınırım toprağa çaresizlıklerimden bıkkın,
Ölümu dilerim tanrıdan
Toprağın içinde herşeyimle yok olmak isterim..
Yüksek bulutlu dağların eteklerinde gömülmeyi dilerim.....

Şule Ersöz


şadan yenişafak [28/03/2009 12:46:29] (ID: #21139)
MUHSİN YAZICIOĞLUNA İTHAFEN
----------
RUHUM DARALIYOR NEFES ALAMIYORUM
ÜZERİME YIĞILAN KARDAN MIDIR BİLMİYORUM
TÜKENDİ UMUDUM,SÖNDÜ GELECEĞE DOĞRU YANAN HAYALLERİM
SENİ ÇOK SEVDİM HAKKINI HELAL ET MİLLETİM...


Ayfer Yaba [28/03/2009 12:45:05] (ID: #21138)
Muhsin Başkan Nerdesin?



Allah'tan umut kesilmez dostlar. Ben hala içimde ufakta olsa bir umut taşıyorum. Devletin aczi ile böylesi bir ayıp yaşanmasını kabullenemiyorum. Yüreğim böyle diyor.

Muhsin Başkan Nerdesin?

Kızın, eşin, ailen, yolunu bekler durur,
Mucizeye sığındık, saatler aczi vurur,
Doğa gücünü sınar, ümitler bir bir kurur,
Muhsin başkan nerdesin? Dayandın mı bilinmez.
Karlar üstün örtse de, kalpte izin silinmez.

Umut kesmedik hala, aydınlık yüreğimiz,
Sınanıyoruz belki, inanmak ereğimiz,
Sana açıldı eller, yankılar firağımız,
Muhsin başkan nerdesin? Dayandın mı bilinmez.
Karlar üstün örtse de, kalpte izin silinmez.

Sabah akşam bekleriz, bir hayırlı haberi,
Radyo, TV yoruldu, duyamadık muhbiri,
Adın zikir dillerde, yitirmedik tekbiri,
Muhsin başkan nerdesin? Dayandın mı bilinmez.
Karlar üstün örtse de, kalpte izin silinmez.

Ayfer Yaba



şeyrani (Bay, 50) [16/03/2009 14:19:49] (ID: #19601)
Özüm Ağladı //

Selam aldım benim gibi yanandan
Sinem püryan püryan közüm ağladı
Ben razı değilim geçen zamandan
Diller sustu alın yazım ağladı

Kaderime boyun eğer beklerim
Senden ayrı ayrı özüm ağladı
Derdimin üstüne bin dert eklerim
Seni seven gönül nazım ağladı

Yollarına baka baka yoruldum
Yürek yandı gönül gözüm ağladı
Ateşine yana yana kavruldum
Hasret çeken yürek sızım ağladı

Senden ayrı dünya bana haramdır
Sensiz baharlarım yazım ağladı
Sen olmadan gönül evim virandır
Perde mızrap sustu sazım ağladı

Şeyrani depreşti yaram kanadı
Gidip gele gele izim ağladı
Bilen bilmeyen beni kınadı
Dertli gönül sustu sözüm ağladı
Sana tutmayan yüzüm ağladı

şeyrani (Bay, 50) [16/03/2009 14:17:21] (ID: #19599)
Özüm Ağladı //

Selam aldım benim gibi yanandan
Sinem püryan püryan közüm ağladı
Ben razı değilim geçen zamandan
Diller sustu alın yazım ağladı

Kaderime boyun eğer beklerim
Senden ayrı ayrı özüm ağladı
Derdimin üstüne bin dert eklerim
Seni seven gönül nazım ağladı

Yollarına baka baka yoruldum
Yürek yandı gönül gözüm ağladı
Ateşine yana yana kavruldum
Hasret çeken yürek sızım ağladı

Senden ayrı dünya bana haramdır
Sensiz baharlarım yazım ağladı
Sen olmadan gönül evim virandır
Perde mızrap sustu sazım ağladı

Şeyrani depreşti yaram kanadı
Gidip gele gele izim ağladı
Bilen bilmeyen beni kınadı
Dertli gönül sustu sözüm ağladı
Sana tutmayan yüzüm ağladı

gazier58 [16/03/2009 14:15:34] (ID: #19598)
MEHABA DEĞERLİ GANÜL DOSTLARI
YENİ ŞİİRİM

Aklımı fikrimi, bozup da gittin;
Sanki gidişinle, kâr ettin Elif.
Olanca sırrımı çözüp de gittin,
Şu ciğer pâremi, pâr ettin Elif.

Alazken harlandım, ateş misâli.
Küsmüş her yanına tek taş misâli.
Bıraktığın derdin var mı emsâli?
Dünyayı başıma dar ettin Elif.

Beni benden eden, inan benliğim.
Maziden kalansa, şimdi günlüğüm.
Uru bam, Eliftir, Elif önlüğüm
Bütün yaşantımı zor ettin Elif.

Elif düş mü idin, yoksa hayâl mi?
Hayalden de öte acep meyâl mi?
Gördüğüm gündüz mü, yoksa leyâl mi?
Yaktın ateşlerde, kor ettin Elif.

Karaoğlan bile, koşmuş peşinden.
Savrulmuşsun, toz olup beleşinden
Bilirdim ki; can ayrılmaz eşinden,
Sen yaban elleri, yâr ettin Elif.

Seni anlatmaya kalmadı sözüm,
İkimiz içinde tükendi çözüm,
Toprağa bakıyor her iki gözüm,
Görmüyor dünyayı kör ettin Elif.

Terk ettim cemini sevdadan yana.
Çünkü zulüm ettin, -onca- sen bana.
Burda son sözümü söyleyim sana;
Beni âşıklara pîr ettin Elif.

H A N (Bay, 26) [09/03/2009 12:46:43] (ID: #18884)
Yüzbinlerce Salât Ve Güllerce Selâm Sevgililer Sevgilisine Olsun! ...



Cenab-i Allah'in selamı, rahmeti, bereketi, magfireti, hidayeti sizin uzerinizde olsun insaAllah...

Es salâtü vesselamü aleyke ya Resulallah!
Es salâtü vesselamü aleyke ya habiballah!
Es salâtü vesselamü aleyke ya nebiyallah!
Es salâtü vesselamü aleyke ya halilallah!
Es salâtü vesselamü aleyke ya safiyallah!
Es salâtü vesselam aleyke ya veliyallah...

“Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. (Siz de) ey müminler! O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” (Ahzab Suresi, 56)

Hz-Muhammed Mustafa (s.a.v.) ise şöyle buyuruyor:

“Kıyamet gününde insanların bana en yakın olacak kişi, bana en çok salât ve selâm getirendir.” (Ibn Mâce, Ikâme, 25)

Ben Seni haykırayım her bucağa, çığlık çığlık,Ve yankılansın dört bir yandan salât ve selâm,Baharı gelsin bu karanlık çağın,Ve koksun her yer vahiy vahiy…

Habibullah’a yakın olmaya, O’nu (s.a.v.) her an yanınızda hissetmeye, muhabbetin kaynağına, aslı nur olan Muhammed Mustafa (s.a.v.) ’e ulaşmaya varmısınız?
Yüzbinlerce salât, Güllerce selâm Sevgililer Sevgilisine olsun! Yürekler aşkını haykırsın Rasulullah (s.a.v.) Efendimize, coşsun gönüller…Dualarımız birleşsin, demet demet selâm gönderelim Güllerin Efendisine! ...


Allahumme salli alla seyydina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed...



Kenan YÖRDAN. [09/03/2009 12:45:16] (ID: #18883)
Mevlit Kandilinizi Kutlarım****

en baki.

selam ve dua ile.

Ey RESUL...(Herşeyinle Gel)


Dünya şerle doldu her yanda isyan...
Cehalet yurdunda kayboldu islam
Değerlerden uzak biçare insan

Seni anlamalı paslı beyinler! ...
Ümmetine ilminle bir daha gel! ...

Sen gideli sanki yetim kainat...
Miraçla beraber gel rekat rekat...
Zulme, cehillere, zalime inat...

Gönlümüzden essin Ebva'daki yel! ...
Ümmetine sevginle bir daha gel! ...

İnsanlığa önder, karanlığa nur...
Cehalet Sen'inle biter, kaybolur...
Adınla yürekler hep fetholunur...

Gönüllerde göç var olunmaz engel! ...
Ümmetine kalbinle bir daha gel! ...

Vicdanlarda ağır, çetin ızdırap,
Ümmetini buldu olmadık azap...
Yarın huzurunda sorarsan cevap,

veremez biçare utanan diller! ...
Ümmetine dilinle bir daha gel! ...

Ey Resul! ... Suçluyuz, affa muhtacız...
Sen yokken köleyiz, sen varken tacız...
Ey Resul! ... Hasretiz, biz sana açız...

Kureyş'e geldiğin gibi yine gel! ...
Asırlara inat, herşeyinle gel! ...

Kenan YÖRDAN.

NİSAN2005...

*Kutludoğum haftası anısına... erzurum.


Ünal Beşkese [09/03/2009 12:43:23] (ID: #18882)
PEMBE KARLAR YAĞDIRDIN ÖMRÜMÜN SON KIŞINA

8Sayfa:14, sıra:261)

unutmam mümkün değil o içten gülüşünü,
bazen hüzünlenerek boynunu büküşünü,
öptüğüm ellerinden cemreler döküşünü...
...........gönlüm hicranı yaşar şimdi yalnız başına
...........dayanabildiğince zamanın akışına...

gün oldu,bulutların üzerinde dolaştık
gün oldu; düştük yere,çamurlara bulaştık
sevgiden teknemizle ne fırtınalar aştık
..........ne ırmaklar döküldü bir damla göz yaşına
..........ne sevdâlar sığdırdım bir elâ bakışına

yüreğimi okşayan o sevgi dolu eli
sandım ruhumda esen ılık bir bahar yeli.
gözlerinden içime akıp bir sevdâ seli
..........revnak verdi gönlümün şu ihtiyar yaşına,
..........pembe karlar yağdırdın ömrümün son kışına...

Ünal Beşkese


muhammed bazit [09/03/2009 12:41:24] (ID: #18881)
FARKINDA MISIN?

Ey kainatı tarayan insan!
Bir büyük zatın farkında mısın?
Nasıl oluşmuş düzen
Yoksa! Tesadüf çarkında mısın?

Seni çizen kalem,
Ne muazzam bir hattat
Seni boyayan ressam,
Ne muhteşem bir üstad
Bilmem farkında mısın?
Yoksa derin uykuda mısın?

Seni koruyan asker,
Ne muzaffer bir komutan
Sana şefkat kollarını açan,
En ali bir sultan
Sen halâ isyanlarda mısın?
Yoksa duyarsızlardan mısın?

En büyük âlim zatın,
İlminde bir rakamsın.
O büyük yazarın kitabında,
Önemli bir sayfasın.
Bilmem farkında mısın?
Sen o zatın sarayındasın.

Kâinat denizinde yol alan,
Zerreden bir yolcusun
O zatı tanımazsan eğer,
Sen ebediyen borçlusun!

ASUMAN SOYDAN ATASAYAR


Jale Keskin [07/03/2009 16:39:59] (ID: #18738)
Peygamber Efendimize Mektup

Siz
Ahiret yurduna göçtünüz göçeli
Öksüz kaldı dünyanın mazlum milletleri
Sadece insan soyu değil
Siyah renge büründü
Nur renginde kum taneleri
Artık çölden esmiyor
Sam yeli
Akbabalar yiyor,
Kara derili çocukların cesetlerini..


Ey NEBİ
şimdi dünyanın süper gücü oldu şeytan
Senin adınla kandırılıyor insan soyu
Kızıl kan renginde doğarken tan
Rezil bir istila kokuyor fıratın suyu


Sultanlarla şeytanlar birleşti
Haram mideleri akrepler deşti
Diyordun ya hani
Korkum sizi değiştirecek altın gümüş
Onların uğruna nice güzeller
Hainlerin yatağından geçti
Ey NEBİ,
Artık senin ümmetinin
Nesilleri değişti


İmam HÜSEYİN in yurdu işgalde
Küffar
Senin köyünün bir karış ötesinde
Senin dininin bin yıllık sancaktarı
ANADOLU'nun,
Ölü toprağı serili üzerine
Dünkü kapı kulunun çizmesi
Şimdi beyaz küheylanın üzengisinde


HU çekmez dervişler
Sina çölünü geçmiyor 'o' kutlu ordu
Çil çil serpilmez kubbeler
Başları korumaz miğferler
Nerede kaldı?
Beyaz atlı süvariler
Ümmetinin başında şimdi kral
Ayak takımı sefiller




Ey NEBİ
Medine sokaklarında geziyordun
Şarktaki ümmetine
Garptaki ağlar diyordun
Uzaklara dalıp dalıp
Bu günleri görüyordun
Elini dizine vurup
Vah ümmetim diyordun


Ey NEBİ
Atının dizginlerini çevir artık
Mazlum milletlerin yurduna.
Tıpkı hicretinde olduğu gibi
Deflerle söyleyelim
TALA AL BEDRU ALEYNA

Jale Keskin

Gürsel İLERİ [07/03/2009 16:38:58] (ID: #18737)
BENİM ADIM İNSANLIK…

Ayın bir yüzü aydınlık, bir yüzü karanlık
Benim adım insanlık
Her gönülde farklıdır yerim
Kiminde azdır, kiminde çoktur değerim

Kimi kaybetmiş çoktan, kimi arar durur hiç yoktan
Sorun değerimi, zalim eline düşenden
Kimi nasibini hiç almamış benden
Benim adım insanlık

Bir çocuğun saçını okşayan elim ben
Mazlumun gözündeki yaşı silenim ben
Talihsizin yüzüne gülenim ben
Benim adım insanlık

Bir baş, bir beden ile tarif edilmez cismim
Her ağza yakışmaz benim ismim
Yok, ise yerim, o yüreğin sonu ziyanlık
Benim adım insanlık

Bu dünyada hem yokluk var, hem varlık
Benim adım insanlık
Kini nefreti unutanım ben
Düşenin elinden tutanım ben

Kimi uzaktır Yaratandan
Bir de alır adımı ağzına, utanmadan
Bihaber günah ile sevaptan
Bir de bahseder insanlıktan

Vicdanın kapısını açanım ben
Yüreğe ışık saçanım ben
Öksüze, yetime el uzatanım ben
Benim adım insanlık

Merhamet ile gözden akan yaşım ben
Zulme eğilmeyen başım ben
Sevgiye, dostluğa kardaşım ben
Benim adım insanlık…


Gürsel İLERİ


YILDIRIM YORULMAZ [07/03/2009 16:37:34] (ID: #18736)
Ulu dağlar

Ulu Dağlar
Oldukça uzun zamandır
Gözlerim dağların doruklarında
Başı dumanlı mı dumanlı
Yamaçları meşe ağaçlı
Havasında kekik kokusu
Pınarında Zemzem’in nuru
Aklımda oralara gitmek var da
‘’Dur! ’’ diyen zincirlerim boynumda

Dile gelse ulu dağlar
Gel, dese gel!
Elimden tutsa da doruklara çıkarsa
Bir asa bir hırka yeter bana
Yanımda mutluluk da var ya
Asamla dikilsem yamaca
Tepeden baksam zalim Dünya’ya

Bir nara atsam
Aslanın kükreyişini andırsa
Zalimler fare deliğine kaçsa
Silahlar derin kuyularda yok olsa
Zincirler boynumda
Dağlar ise çok uzaklarda

YILDIRIM YORULMAZ

: ***Zehra ATASOY*** [07/03/2009 16:24:54] (ID: #18733)
ÖLME SEN

biliyorum
nasıl ki ben ömür boyu çocuk kalamadım
büyüdüm gittim annemin sıcacık kollarından
halbuki annem beni sınırsız ve karşılıksız sevmişti
sende öyle kayıp gittin arkana bakmadan
yüreğim de büyüttüğüm sevdamın kollarından
sormuyorum bile bu ne işti nasıl işti...

biliyorum
nasıl ki tutamadık zamanı
kendi ahengin de
kayıp gitti avuçlarımız arasından
sen de öyle kayıp gittin gizlice
gönlümün arka kapısından...

biliyorum
nasılki kuşlar
ömür boyu tünemedi yuvasında
sende bir gün uçup gittin
aşk denen bu gönül kavgasında...

bunları bile bile sevdim seni ben
sen aşkı bilsen ne çıkar
ya da ne çıkar aşkı bilmesen
sen taze sevdaların kadını
ne çıkar benim için ölmesen

ve inadına hiç kızmadı annem
hala beni yine çok seviyor
zaman ahengini hiç bozmadı
kuşlarsa bazen yuvasına dönüyor...

ve ben inadına yaşatıyorum yüreğim de seni
ellerim varmadı kilit vuramadım
dönüp bakmadan
çekip gittiğin arka kapı hala açık
hala seviyorum seni ben

ne çıkar seni bu denli sevdiğimi bilsen
ya da ne çıkar ki hala sevdiğimi hiç bilmesen
bir yerler de yaşadığını bilmekte güzel
ben yaşadığım sürece sen de
ölme
ölme sen!


Yakup Icik [06/03/2009 13:00:58] (ID: #18621)


Ben Gidince Senden ♥ ♥ ♥

Ben gidince hayatindan, sevgilim birtanem
Tüyden bulutlar saracak, ipinceden ruhumu
Kilcaldamarlarimdan sarilacak, hasretin sarmasik gibi
Ve güz gibi olacak yüzüm, bakislarim solacak
Kutuplardan yeller esecek, sensiz icimde buz gibi...

Ben gidince hayatindan, sevgilim birtanem
Yasiyor oldugumu sanma sakin, bil, yasamiyacagim
Sanki bagi bozulmus, kurak topraklar gibi
Ve inceden inceye, kendimi geciren düsüncelerle,
dert yanacagim agitlarimla sensizlige;

...Sen asla duymayacaksin bile...

(Almanya)
(29.01.2006)

Yakup Icik



Onur BİLGE [06/03/2009 12:59:55] (ID: #18620)

Ş E F A A T. Y A. R E S U L U L L A H! ..


.......................Şefkat Peygamberi’ne
………….............Şefaat umuduyla

Sıyrılıp yücelerden aşkla gülümseyerek
Yedi katlı göklerden şefkatle bakar mısın
Her şeye rağmen yine kıyasıya severek
Yıldırımca yakarak kalbime akar mısın

Nasıl anlatılır aşk içim dışım özümsün
Şiirlerce feryadım romanlarca sözümsün

Bürünerek yeşile sarılara allara
Firdevs’in kokusuyla berzahtan çıkar mısın
Kapkara topraklardan ağaçlara dallara
Süzülerek rengarenk çiçekler takar mısın

Bin bir bahar yaşatan en hüzünlü güzümsün
Şiirlerce feryadım romanlarca sözümsün

Kendimi kaybetmişim zifir gece ve adem
Karanlıkları yarıp art arda çakar mısın
Kâbe’yi gösterirken yüz sürdüğüm seccadem
Yolumu aydınlatıp şeytanı yakar mısın

Avuç avuç yakarış yaş süzülen yüzümsün
Şiirlerce feryadım romanlarca sözümsün

İçimin gurbetinde mesafeler eksilmez
Mecazi aşk putundan sütreyi yıkar mısın
Allah’ın rahmetinden asla ümit kesilmez
Ümmetine yardımdan gün gelir bıkar mısın

Ba's gününde umudum kan çanağı gözümsün
Şiirlerce feryadım romanlarca sözümsün

O Nur’u nakşetmişsin Onur’un yüreğine
Darda kaldığım zaman içimi sıkar mısın
Allah’ın izni ile bakarak gereğine
Şefaat-i Uzma’yla günahı yıkar mısın

Sırattaki yoldaşım dar anımda çözümsün
Şiirlerce feryadım romanlarca sözümsün

Onur BİLGE


Onur BİLGE [06/03/2009 12:59:08] (ID: #18619)
GÜLÜMSEYİN... :)))

Gariban bir adam olan Bekir'i, bir yerde verilen ziyafete davet etmişler. yemekten sonra, '
'Bekir, hadi yemek duasını sen yap bugün. Sen garibansın, duan daha çok kabul olur.''
demişler.
Bekir, ne kadar dua etmeyi bilmem dese de, hadi diye ısrar etmişler.
Bekir şöyle dua etmiş:

''Elhamdülillâh ekirin,
Garnı doydu Bekir'in,
Alacaklarım varsa getirin,
Borçlarım varsa helâl olsun! ''


akrep071977 (Bay) [05/03/2009 18:21:55] (ID: #18540)
CAN BABACIĞIMA
Hünkar yaylasında güneş ışırken
Turnam mektubumu var götür can babacığıma
Antalya denilen yerde ben üşürken
Benim bu halimi bildir can babacığıma

Deli günül düşmüş ağlar elinde
Başım döner askla sevda yelinde
Çekmeyen ne bilir hasret halinden
Benim bu halimi bildir can babacığıma

Alın yazısı mı bahtım karası
Çekilecek değil gönül yarası
Yine gelmiş ayrılığın sırası
Benim bu halimi bildir can babacığıma

Garibim gitmiyor gönlümden merak
Ben babamı görmesem dayanmaz bu yürek
Gidemem anama yollarım ırak
Benim bu halimi bildir can babacığıma

AKREP


GüLe MeFTûN (20) [05/03/2009 18:20:59] (ID: #18539)
Tabiptim! Tabibim Oldun’

Anlatıldığına göre, Hasan-ı Basri (ks) zamanında bir zatın kızı vardı. Çok ağlardı. Bu ağlamak onun gözünü görmez hale getirmişti. O zat Hasan-ı Basri’ye geldi ve:

- Kızımın yanına gel, ona bir şeyler söyle de ağlamasın, bana acısın, dedi. Hasan-ı Basri o kızın yanına gitti ve:

- Ağlama, babana acı! Deyince o kız şöyle dedi:

- Ey Üstad! Gözlerim iki halin dışında değil. Birincisi O’nu görmemek, O’nu görmedikten sonra, bana başkasını görmek ne gerek? Görmesin, daha iyi… Bir de O’nu görmek var. Eğer O’nu görmek bana bu halimle nasipse bir değil, binlerce göz O’na feda olsun. Onun için ağlarım.

Hasan-ı Basri kızı dinledikten sonra şöyle dedi:

- Seni tedaviye geldim, ben tedavi edildim, sana tabip olarak getirildim, ama sen tabibim oldun.




MUHAMMED BAZİT [04/03/2009 12:18:05] (ID: #18423)

Konu : [guldeste-siir-g..] ***UNUTMA***



YAPTIĞIN İYİLİĞİ UNUT,GÖRDÜĞÜN KÖTÜLÜĞÜUNUT,AMA HESAP GÜNÜNÜ UNUTMA.
GEZ,DOLAŞ,ÇOK YAŞA,AMA ÖLÜMÜ UNUTMA.
KAPI KAPI DOLAŞIP YARDIM DİLE,AMA ALLAH KAPISINI UNUTMA.
GAYEYE ULAŞMAK İÇİN HER KÖPRÜDEN GEÇ,AMA SIRATI UNUTMA.
ALLAH'A KULLUK İÇİN HER ÇAREYE BAŞVUR,AMA NAMAZI UNUTMA.
ALİMLER SOHBETİNDE BULUNUP İLİM KAP,AMA EDEBİ UNUTMA.
TARTI,ÖLÇÜ VE HÜKÜM SAHİBİ OL, AMA MİZANI UNUTMA.
ANA,BABA,EŞ VE EVLADI SEV,AMA RESULÜ EKREMİ UNUTMA.
HER ELİNE GEÇEN İÇİN ALLAH'A ŞÜKRET,AMA ANA VE BABAYI UNUTMA.
SEV,SEVİL,YARDIMCI OL.AMA MUHTAÇ OLDUĞUNU UNUTMA.
ALLAH'A KULLUK İÇİN HER ÇAREYE BAŞ VUR,AMA NAMAZI UNUTMA.
HER GEÇEN GÜN AYDIN OLSUN,AMA MEZARI UNUTMA.
SEVİNİP,ÜZÜLÜP AH VE OH DE,AMA ALLAH DEMEYİ UNUTMA.
YARABBİM BU GÜZEL SÖZLERE,RİAYET EDİP HAYATINA HAK VE ADALETÇE GÖNÜL VERENLERDEN EYLE BİZLERİ.AMİN....

ölüm gelip çatmadıkça hiçbir vakit geç değildir; en başından almak, rahmet kapısını çalmak için

MUHAMMED BAZİT



*MENEKŞE* (Bayan, 34) [04/03/2009 12:17:17] (ID: #18422)
Yusuf Hayaloğlu Bir Acayip Adam

01.Merhaba Nalan
02.Neylersin
03.Hangi Ayrılık
04.Bir İntihar Gibi
05.İşte Gidiyorum
06.Hayat Nedir Anne
07.Biz Üç Kişiydik
08.Bir Acayip Adam
09.Beni Düşün, Unutma
10.Dokunma Yanarsın

http://rapidshare.com/files/122508310/yusuf_hayaloglu__bir_acayip_adam.rar




Yusuf Hayaloğlu Kim Susturabilir

1. - Dokunma bana
2. - Anne Ben Ölüyorum
3. - Hangi ayrilik
4. - Hayat Nedir Anne
5. - Yuregim Kaniyor
6. - Beni Dusun Unutma
7. - Bir Acayip Adam
8. - Biz uc Kisiydik
9. - Dokunma Yanarsin
10. - Hangi Ayrilik
11. - istanbul acilar kralicesi
12. - kim susturabilir
13. - Merhaba Nalan
14. - Neylersin
15. - Bir Acayip Adam
16. - Biz uc Kisiydik

http://rapidshare.com/files/122508318/Yusuf_Hayaloglu__Kim_Susturabilir.rar



Yusuf Hayaloğlu Ah Ulan Rıza

ah ulan rıza
istanbul acılar kraliçesi
demek şimdi gidiyorsun
ayrılık hediyesi
asi bir küheylan
kim susturabilir
topal sevda
yüreğim kanıyor
incinen gurur

http://rapidshare.com/files/122508668/yusuf_hayaloglu-ah_ulan_r__305_za.rar








muberra53 (Bayan, 36) [04/03/2009 12:15:35] (ID: #18421)
Gözümden Akan O Yaş Sele Karıştı Gitti

Geceleri seni sorar, o parlak yıldızım
Kadahde seni arar,şarap tadında sızım
Yudum yudum içerken,kavuşmak edasıyla,
Kalbim o sevgiliye, hoşçakal vedasıyla,
............Gözümden akan o yaş,sele karıştı gitti
............İstemem artık gelmez ele karıştı gitti.

Nevruz şarabı tuttum,kadehlere firuze
Tövbeyi hıçla yuttum,gülşenlerde o göze
Gül dikenini aldım,saba rüzgarım geçti
Şevkle hülyaya daldım,gönlüm hicranı seçti
............Gözümden akan o yaş, sele karıştı gitti
............İstemem artık gelmez,ele karıştı gitti.

Ey saki dök içeyim,içip candan geçeyim
Altın köynek biçeyim,kara otağ seçeyim
O ay yüzlü çıkarsın,okunu hicran akmakta
Yarama tuz tıkasın,onun derdi yakmakta
...........Gözümden akan o yaş sele karıştı gitti
...........İstemem artık gelmez,ele karıştı gitti

Sevgili esir oldu, saçımdaki her tele
Zülüfleri geri ittim kondurmadım her güle
Alev alev yanmasın,gül bahçesinde ateş
Gönlüm ona konmasın,doğmasın ona güneş
............Gözümden akan o yaş,sele karıştı gitti
............İstemem artık gelmez,küle karıştı gitti.
............
...
................


Züleyha Özbay Bilgiç [04/03/2009 12:14:08] (ID: #18419)

***Bir Solgun Saatti Zaman-











Bir solgun saatti zaman;
çözemediğim kendimi,
kelimeler dile gelirdi
an be an..
ruhum tutsak,
kalemim suskun..
her anının başucunda;
bir gizli sitemdi zamana,
yazamadığım..



Bir solgun saatti zaman,
dualara sığındığım,
onca pişmanlığın tevbeye büründüğü,
ruhumu sürükleyen ıssız vakitlerde,
ellerim yüreğimle durmuştu tevbeye..
her katresinde nedamet gizliydi,
ıslatırdı seccademi,
yükselirdi Arş-ı Alâ’ya..
bir zümrüd-ü anka'nın kanadında,
inerdi tüm merhametiyle,
tevbelerimin incileri,
saçılırdı yeryüzüne,
meleklerin dualarında..
gün doğmaya adamışken kendini,
emir beklerken mahzun bakışlarında,
seher vaktinin, gizemi inerdi göklerden,
Rabbime her yakarışım;
İplik iplik süzülürdü,
gönül penceremden..
silerdim sitemkar dileklerimi,
duyduğum huzur yeterdi bana..



Bir solgun saatti zaman,
umutlar pembeye çalarken düşlerini,
Rabbime sunduğum;
tevbe çiçeklerim,
Bahara sermişti gülüşlerini..
ruhumun mevsiminde,
nedametimin incileriyle,
can suyu vermiştim onlara,
ve..
bırakmıştım öylece zamana..



Bir solgun saatti zaman,
hüznün buğusu sarmıştı dakikaları,
durdurabilir misiniz bir lahza zamanı,
baharda takılı kalır mı hiç yelkovan..





Züleyha Özbay Bilgiç








ilknur Aslan [04/03/2009 12:12:48] (ID: #18418)
gitti/masal bitti.


İçimin karanlık dehlizlerine doğru yola çıkmaya hazırlanıyorum.
Son periyoddayım ve uzatmaları oynuyorum.
Dayatılanları gördüm
Zorluklara göğüs gerdiğimi sandım.

Ama şimdi biliyorum ki/aldandım
Aldattım belkide kendimi pembe düşlerle.

İçimde ki ürkek çocuğun sessiz hıçkırışlarını içtim.
Su diye, kana kana...
Oysa bir yanılsamaydı bu.
Su sanıp içtiğim sessiz çığlıklardı.
Ve geç farkettim...

Kusmak istedim...bedelini ağır ödedim.
Ciğerlerimi söktüm çıkarabilmek adına
Kan kustum,olmadı.
Yüreğimi söktüm avuçlarına koydum/olmadı...
O küçük çocuk beni bağışlamadı.

Susmamalıydın/vaktinde ezdirmeyecektin beni dedi.
Şimdi artık çok geç! ! !
Yıllara yaymadan bir anda büyüttün beni! ! !
Zamanı geldiğinde,sindin köşene,
Mevsimler geldi geçti.
Ve unuttun beni köşende...



Şimdiyse; geldin...
Ama çok geç geldin...
İçim boşaldı.
Hayrım yok ki bundan sonra.
Ne sana,nede başkasına...
İbretlik bir hikaye olsun bu /
Hem sana hemde tüm insanlığa dedi...

Sessizce ciğerinin en içine kadar işleyen gözyaşlarını sildi.
O...gitti...

Ya ben onu dinlemek için geç kalmıştım.
Ya da o da benden daha çok korkaktı.
Ama sonuç...
Son bulunamadı...

O gitti
Bu bir masaldı başlayamadı.
Çok geç kalınmıştı...
Ve bir masal başlamadan sona erdi...

ilknur Aslan
Bu şiirin hikayesi:

yarın diye bir şey yokmuş bunu anladım
bu günümdeyse kulaklarımı tıkamadım.
Korkma! ! !
vakit senin zamanın
avazın çıktığı kadar bağır :)
Hey çocuk! ! ! seni susturmadım...








& Aşık Alemi & [04/03/2009 12:10:43] (ID: #18417)
HAYALOĞLUM DEMEYIN

Ben gidiyorum artık / ağlatmayın anamı
Diller de türkülerim / üşütmeden sevdamı
Kaç yüreğe ses oldum /sarar gibi yaramı
Hayaloğlum demeyin /özlediğin yarınlar

Kar mı oldum başına/ kurbanım gözyaşına
Bunca emek bu çaba/ gidermi hiç boşuna
Şimdi dağlarım yetim / varsın gün batışına
Hayaloğlum demeyin /özlediğin yarınlar

Her şafakta kan kızıl /gözlerim mavi güldü
Böyle demedim yazım /aradı beni buldu
En asi rüzğarlarım / hıçkırığa tutuldu
Hayaloğlum demeyin /özlediğin yarınlar

& Aşık Alemi &


Hayaloglunun anisina yazilmistir
Kendisine Allahtan rahmet yakinlarina sabir dilerim Mekani cennet olsun


SEVDAZAN® [02/03/2009 18:40:26] (ID: #18321)
ANLATAMADıM NE YAPTıMSA

Evirdim çevirdim kelimeleri,
Her yana devirdim kelimeleri,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Yutkunup her sefer baştan başladım,
Gönül ocağında umut haşladım,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Cemalin kul köle etti gözleri,
Yitirdim uğrunda cana özleri,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Kaç kalem adınla tükendi bitti,
Kaç mısra önümden akıp ta gitti
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Bildim ki güneşin ziyası sensin,
Öğrendim ömrümün dünyası sensin,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Aylara sığmıyor, sığmıyor yıla,
Ne gurbet tükendi, ne kaldı sıla,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Sensiz bir dakika bir asır gibi,
Sensiz yürek deli, ruh nasır gibi.
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Sevdamın yarasını kaşıyan sendin,
Cenneti dünyama taşıyan sendin,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Adını taç ettim ömrün başına,
Seninle erdim ben huzur yaşına,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

Evirip çevirip kelimeleri,
Her yana devirip kelimeleri,
Ne yaptımsa seni anlatamadım! ...

_______SEVDAZAN®
09 Mayıs 2007 Çarşamba / Lalegül

Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA®










kuzeyrüzgarı [27/02/2009 18:12:16] (ID: #18089)
Kuran Ahlakı Yoksa

Eyvah ki! , ne eyvah, zamana bakın?
Kemale ermemiş, dilde kemalat
Arşa postu serse,inan ma Sakın!
Ona lanet eder,arz ve semavat

Hücceti,delili, nefsiyle söyler
Kuranı; kalb ile,etmez kıraat
Mümüni; müminle,hasımkar eyler
Şeytani doyumdur,on da kanaat

Gerçeği görmeye, göze ne hacet
Ahlakı kuran sa! ,halle ısıtır
Kalbe indirdiyse! ,söze ne hacet
Şeksiz ayna gibi,gönle yansıtır

Tevazu müminin, edep sadağı
Yeter ki! okuyla,kalpleri vursun
Kindarlık şeytanın, savaş otağı
Kim ki! nefer ola, yazıklar olsun

Kimi Allah için, koşar çalışır
Kimi çamur atar, iftira taşır
Hamdi durduk yerde, san ma bulaşır
Hak eden zalimi,hakkıyla kaşır.

Hamdi Korkmaz

Ünal Beşkese [27/02/2009 18:11:20] (ID: #18088)
AH,O ŞEYTAN! ..
(Sayfa.1,sıra:15)

Dertler vardı yüreğimde;
Şeytan aldı götürdü,
Satamadı getirdi...

Bir de sevgi vardı yüreğimde;
Şeytan aldı götürdü,
Sattı,sattı; bitirdi...

Ünal Beşkese (27/02/2009)


Atıf Yolcu [27/02/2009 18:09:35] (ID: #18087)
Elveda

Bilirim gençliği, geçti ömrümün
Yaprağa elveda, dala elveda
Sararmış yaprağı kaldı gülümün
Genliğe elveda, düşe elveda

Ömür törpülendi, yel aldı gitti
Saçlarım siyahken bembeyaz bitti
Ben beni tanır iken, beni el etti
Rüzgar gibi geçen ömre elveda

Kimler geldi geçti hayat yolunda
Söylediğim türkü kaldı dilimde
Metal tabakamla tütün elimde
Yolcuya elveda yola elveda

Şimdi karanlığa itilen benim
Nerde eski sen, nede ben benim
Dalda yaprak gibi,titreyen elim
Hiç solmayan tene, yüze elveda

Gönül mazideki güzeli arar
Ben beni sormazdım el beni sorar
Kalbe hüzün çöker göze yaş dolar
Bülbül gibi öden dile elveda

Atıf Yolcu

Sibel Kılıç [27/02/2009 18:08:45] (ID: #18086)
& Kaderimsin &
Gönlümün mihmanı sanma kendini
Evvelden ahire tek sahibisin.
Kabına sığmaz hiç aşar bendini
Atıyorsa bu kalp sen sebebisin.

Aldanma gözümden akan yaşıma
Gözümde yaş olman gönlüme surur.
Hor görme bakıp ta eğik başıma
Divane aşıkta olur mu gurur.

Ne sözler ver bana ne yeminler et
İçten bir gülüşün bakışın yeter.
Gözüme başka göz değerse şayet
Duyacağım hicap ölümden beter.

Sararıp dökülür dalımdan hüzün
Seninle yeşerir içimde umut.
Nevbahara döner beraber her gün
Yeter ki daima ellerimi tut.


Sibel Kılıç




Tevhit (Bay, 53) [27/02/2009 18:08:02] (ID: #18085)


Banane

Bülbül feryat etmez, başka bir dalda
El bağında öten, dilden banane
Dereler coşmiyor, bulanık halde
Etrafını yıkan, selden banane

Lale boynun bükmüş, güle yalvarir
Şükürsüz abdallar, pula can verir
Haram zade kullar, mala ser verir
Dinini unutan, kelden banane

Dünyada çoğaldı, mezarlık soyan
Haram yiyip bir tek, yalak doyan
Yalakalık yapıp, el ayak yuyan
Soysuzluğu seven elden banane

Makasla yoldular, sırma saçları
Temelden çaldılar, ağır taşları
Cınbızla aldılar,çatma kaşları
Aslından unutan, candan banane








alirıza aslan [27/02/2009 18:07:09] (ID: #18084)
sevenlere canım kurban

Sevgi insan hocası dır
Ayrılık gönül molası
Sevmek yürek galası dır
Sevenlere canım kurban

Umut dostluğun piridir
Her zaman canlı diridir
Gerçek mavi rüya gridir
Bilenlere canım kurban

Hicranda gönül yarası
Ayrılık akıl karası
Sevgili ateş çırası
Görenlere canım kurban

Mutsuzluğu seçtilerse
Zor görünce kaçtılarsa
Boşa yardan gectilerse
Mutlulara canım kurban

Neşelenki gülsün yüzün
Işık saçsın iki gözün
Gittiğinde kalsın izin
Gülenlere canım kurban

alirıza aslan

Serkan Ökçe [27/02/2009 18:06:33] (ID: #18083)
Gözlerinin ucuyla
Dokundu gözlerime
Sitem eder gibi
Dudaklarından döküldü birkaç kelime
Döküldü gökyüzü
Döküldü yıldızlar üzerime

Gözlerinin ucuyla
Dokundu gözlerime
Veda eder gibi
Sokuldu acılarım
Sokuldu bir evlat gibi yüreğime

Soğuyan bir yeminin
Kuruyan güllerine
Çekip giderken
Teselli eder gibi kendini
Sürdü ellerini yüzüne
Gözlerinin ucuyla dokundu
Dokundu gözlerime…

Serkan Ökçe




Osman GENÇ [27/02/2009 18:05:27] (ID: #18081)
Hürriyet

Daha dün bir çocukken, uykusuz gecelerin,
Nurlu yüzüydü annem, kah ninni, kah masalla,
Şimdi ilk günkü gibi, anlamsız hecelerin,
Bittiği yer, son durak, bekler şimdi musalla.

Mahiyet belli değil, sırtım da yüküm ağır,
Muhakemede şimdi, hep yan yana zürriyet,
Allah, Allah de gönül, bu son tufanın bağır,
Hoş çakal bozuk nizam, selam sana hürriyet.

2009 Osman GENÇ




yanık sevdalar (Bay, 43) [27/02/2009 18:04:23] (ID: #18080)
sevenlere canım kurban

Sevgi insan hocası dır
Ayrılık gönül molası
Sevmek yürek galası dır
Sevenlere canım kurban

Umut dostluğun piridir
Her zaman canlı diridir
Gerçek mavi rüya gridir
Bilenlere canım kurban

Hicranda gönül yarası
Ayrılık akıl karası
Sevgili ateş çırası
Görenlere canım kurban

Mutsuzluğu seçtilerse
Zor görünce kaçtılarsa
Boşa yardan gectilerse
Mutlulara canım kurban

Neşelenki gülsün yüzün
Işık saçsın iki gözün
Gittiğinde kalsın izin
Gülenlere canım kurban

alirıza aslan

Kırmızı-Lale (Bayan, 26) [27/02/2009 18:03:09] (ID: #18079)
Ba's 3

Gece
Hece
Sancı
Çile

Sessizlikte murakabe sonrası
Masivadan görünen sima
Simada ki Tebessüm
Tebessüm ki, mütebessümlere İnşirah

Şahlanış! gökkubbeyi dağıtan bir şahlanış,
Bakışları bozbulanık riyakar kalblerin
Sessiz çığlık diyor bir münadi, şeytanlara inat
Şafak söktü çoktan, dinsede ızdırap
Geliyor kutsi Izdırap
Hazanda kutsi, hüzünde
Sancıda, ızdırapta
Yaşatma arzusuyla yaşayanlar
Yaşadıkça aşka varanlar
Aşkın umanında boğulanlar gibi
Hazan Hüzün Sancı
Olmalıydı
Olacaktır her daim
Tekmil çağının garipleri
Asrın muzdaripleri gibi
Alem yeniden yepyeniden
Sulh ile tebessüm çehreye bürünecek
Şafak söktü sökecek
Meyveler devşirecek bir çağa doğru
Doğuyor ufukta doğan güneşler
Gecede yıldızlar gelip geçtiler
Ve Zaman ışık zamanı
Karanlığı boğacak ışık helezonları.

14 kasım 2008
(adanmış ruhlara ithafen yazılmıştır)

Halil Karakaş




Alaaddin Uygun [27/02/2009 18:01:45] (ID: #18078)
Duygular

Sözler, gözler,sustu diller
Konuşan sadece duygular
Öyle bir fırtına esiyor ki
Gönüllerde harman oluyor

Bülbül dorukta şakıyor
Aşk susmuş duygular;
Duygular özde konuşuyor
Vuslat bu aşka akıyor

Seven iki kalp buluşuyor
Hasret bitmiş kavuşuyor
Duygular dile gelmiş hür
Sevdayı aşkı fısıldıyor

Alaaddin Uygun


okçuoğlu [27/02/2009 18:01:05] (ID: #18077)
çocukça aşk
---
seni özlemek geldi içimden
çocukluğumu özler gibi
babamın eve gelişini gözler gibi.
sobanın üstünde kızarmış ekmek
çaydanlıkta tıkırdayan çay
içmek geldi seni içimden
ohh çekerek yudum yudum.
ağlamak geldi içimden
hüngür hıçkırık çocukça
hiç bir neden olmasa bile
türlü kaprisler yaparak sana
karanlıktan korktumda yine
yatağında uyumak istedim
sokulup kedi gibi koynuna
sıcaklığını duymak istedim.
hadi evcilik oyna benimle
çamurdan köfteler yap bana
bu yaramaz bebeğine
ninniler söyle dizinde
haydi çocuklar gibi davran bana
hiç olmadığım kadar çocukca
çocukluğuma ver bütün bunları
farzet ki-
çocukça aşık olmak geldi içimden.


mecnun t. öztürk.




şeyrani [26/02/2009 16:46:46] (ID: #17900)
Nazar Eyle //

Adımı adının yanına yazdım
Göster cemalini bir nazar eyle
Sensiz bu dünyadan usandım bezdim
Satta şu canımı sat pazar eyle

Sensiz hayat bana kara zindandır
Her günüm her gecem ömre ziyandır
Yıkılan gönlümün evi virandır
Susuz gönüllere gir hazar eyle

Virane bahceden güller derilmez
Bağbanı olmayan bağa girilmez
Yüzünü görmeden hakka gidilmez
Azrail gelmeden gel hazır eyle

Şeyrani'nin sensin başının tacı
Dermansız derdinin sende ilacı
Kimseler acımaz bari sen acı
Yaralı gönlümü sar nâzır eyle

Atilla Ertuğrul

kenan yördan [26/02/2009 16:43:02] (ID: #17898)
Hiç Bınmedim Leylasız Trenlere..

Artık zevâl vakti, akşam oluyor;
Göklerin kapısı hâlâ aralık…
İnce bir sızıyla içim doluyor,
Her zaman sökmüyor gözükaralık.

Sanki bütün kuşlar dağlarla sözlü,
Sanki hepsinin de gözleri çakır…
Benim gördüklerim hep eylül yüzlü,
Ufuklar kıpkızıl yekpâre bakır.

Yüreğimde kişner en soylu atlar,
Toynak seslerinde dinginlik çok zor.
Biçimden biçime girer bulutlar,
Özlemin rengiyse hiç değişmiyor.

Düşlerimin burgacında dönüyor
İpek ve baharat yüklü bir kervan.
İçimdeki lâmba birden sönüyor
Deve kızıp kaçmış, şaşırmış sârbân.

Görünüp görünüp kaybolan kaçak
Çıkınında taşır totemlerini…
Bu mühürü söküp kapı açacak
Kim varsa söylesin biri yerini.

Karşımda bir çift göz, kavrulmuş badem,
Ansızın bıçaklar hassas yanımdan…
Aşkıma tanıktır çiçek seccadem,
Üstüme damlarken yürek yürek kan.

Sular kırılır da Leylâ kırılmaz;
Bir renk cümbüşüdür, kemiksiz ışık…
Gizemdir, ritimdir, bitimsiz ilkyaz
Ne canlar tanıdım Leylâ’ya âşık.

Gün batar her şeyi koynuna alır;
Şahlanan dağ, deli ırmak kadife…
Gün doğar, ne yüzü ne izi kalır,
Kalan salt imzasıdır Leylâ diye.

Beni böyle esrik / aylak görenler
Sanırlar ki işim bitmiş tastamam.
Yüreğimden geçer bütün trenler
Leylâ’sız dünyayı hiç umursamam.

Kural bu: acıma, vurunca düşür!
Sanki hiç sevmedin, kalem tutmadın.
Sabır burcundaki bayrağın üşür,
Morgda çıplak yatan hep senin adın.

Leylâ salınarak bahçeye iner,
Tavusa dönüşür her dokunduğu.
Kokusu yerlere, göklere siner
Havuzda yüzerken bir siyah kuğu.

Onun eşiğine yüz sürenlere
Kilitli kapılar bir bir açılır.
Hiç binmediğim Leyl...
................










Mustafa Hoşoğlu [26/02/2009 16:38:51] (ID: #17897)
Yeter

İstemem ezilmeni kul köle olma bana,
Gönül coşkusu ile seviyorum de yeter,
Seni ilk gördüğümde kalbimi verdim sana,
O gülen gözlerinle bir nazar eyle yeter.

Beraber yürüyelim,hicran değilse kader,
Sevgimiz aşka dönsün gelmesin elem,keder,
Kalbinde bir zerrecik yeri çok görme bana,
Aklına geldiğimde yüreğin çarpsın yeter.

Diyar diyar gezelim el ele tutuşarak,
Kendimizden geçelim göz göze bakışarak,
Hayatı süsleyelim hep aşktan konuşarak,
Bin ömür senin olsun,sen bir ömür ver yeter.

Bana aşkım,canım de dile benden güneşi,
Yoluna tüketeyim aldığım her nefesi,
Senin için bezendi bak şu gönül kafesi,
Al canım senin olsun,sen aşkını ver yeter.

Sen gönül bahçesinin reyhanısın,gülüsün,
Envay çeşit nazımsın,rengarenk sümbülümsün,
Kulağımda hoş seda kalbimin bülbülüsün,
Ben aşkınla yok oldum sen yanımda ol yeter.

Benden sual edersen:garip bir Hoşoğlu'yum,
Hasretinle çölleşen,yaşayan bir ölüyüm,
Sensiz yüreğim bomboş, tek seninle doluyum,
Fırtına ol diyemem,sevgini yağdır yeter.

Mustafa Hoşoğlu
20.02.2009

aynur eryılmaz gazeteci yazar antalya [26/02/2009 16:32:59] (ID: #17896)
Hayat ellerimizin arasından akıp gidiyor abi. Bu güzel yazınıza bir şiir eklemek isterim..

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.



Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar



Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.



Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.



Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.



Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.



Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

CAHİT SITKI TARANCI
Gültekin Akçay [20/02/2009 18:31:16] (ID: #16886)
Kış Yüreklim

Umutla beklediğimiz o yıl,
Sirenlerlerle geldi.
Güle çığ düştü sanki.
Tüm gönül yolları kapalı.
Tuz basıyor bağrıma,
Kahıryolları.
Şehre iniyor kabuslar.
Noel babalar soruyor seni.
Koyup elimi kalbime,
Ocakta yanıyor diyorum.
Ocaktır 'O' diyorum.
Dinlemiyorlar.
Atıyorlar seni geyik arabasına.
Ellerini bağlıyorlar kreponla.
Gönül nezaretinde sorgudasın.
Faili meçhul de değildim oysa.

Eledim yıktığın ocağın küllerini.
Yokluğunun bacası tütmez şimdi.
En kristal kar haliydi gözlerin.
Kardan kalelerle çevriliydi.
Buzdan yüreğin.
Bu cehennem kalbimde,
Çabuk eridin.
Karsuyu da değildin sen.
Yavaşça toprağıma süzülen.
Doruklarından devrilen
Bir çığdın giderken.

Bekle diyordum beni.
Hani bakacaktın kapıdan?
Hani mart gelecekti?
Kazma kürek yakacaktık bu sevdayı.
Oldu mu şimdi?

Haydi git, kış yüreklim, olsun varsın.
Sen eksik günlerde tutulduğum bir aysın.
Hangi kızağına bindin ki, şubatın,
Bu kadar kısa sürdü ayazın.

Gültekin Akçay










Ali Başol [18/02/2009 18:38:33] (ID: #16513)
^^^^^B e d e l ^^^^^

Bir mahşer kalabalığı şimdi yalnızlığım,
Bu kırık dökük düşlerden arta kalışım
Başlamadan biten rüyadan uyanışım
Deli bir sevda fırtınasının nişanıdır...
.......................Ben sevdanın askeriyim hasret bedelli,
.......................Yastığıma sildiğim göz yaşlarımdan belli..

Bu her sabah yalnızlığa uyanışlarım,
Yatağımı dolduran hayal kırıklıkları,
Bolca ölmüş umutlar,düş kırıntıları,
Hepside birer cilvesidir tecellimin..
......................Şimdi sevda adına ne varsa talan,
......................Enkaza dönmüş bir beden geriye kalan..

Hep sen gezineceksin yüreğimin yıkıntılarında,
Üstümden esen deli yeller söyleyecek türkümü.
Sana bolca yollanmamış mektuplar bırakıyorum,
Uyandığında okursun bi sabah çay içerken..
.......................Kim bilir belki özlem olurum içinde yüreğin kanar,
......................Yazılmamış olur sana böyle mektuplar,için yanar....

Boş ver sen kardelen yaşa hayatı gönlünce,
Suskunluğun çığlığı düşmesin gecelerine...
Sevmek bu çağda ütopya,yırt at karanlıkları,
Çık yaban sokaklarına gez,dolaş özgürce...
........................Bırak ben dönüyor olayım sevdamıza deli deli,
........................Nasıl olsa göz yaşıdır her kara sevdanın bedeli...

Ali Başol

HaZ (Bay, 50) [17/02/2009 13:00:49] (ID: #16301)
REVÂ MIDIR?

Hüzünlü bir cemredir yüreğimde uyuyan
Ölümlü bir cazibe uyandı usul usul
Bir dervişin ahıdır günahımla büyüyen
Ruhumun mahzeninde, sevdâlar kaldı yoksul

Siyah gülücüklerle hüzün yağar geceden
Sükût-u hayalimi kuşatırken ansızın
Bir Leyla ağıtına sitem düşer heceden
Kırmızı duygularla ellerimdedir sızın

Bu firak ağıdını vadiler boynu bükük
Bülbüllerden dinliyor nağmeler kırık, dökük

Esrarlı bir gecenin menekşe düşündeyim
Bir Zümrüdü Anka'nın yıllardır peşindeyim

Şehrâyin şarkıları düşlerimden inmiştir
Şimdi meczup umudun bendeki adı, hüzün
Gördüğüm her rüyada gözyaşım sevinmiştir
Mahzun bir çiçek gibi esrarlıdır gül yüzün

Ey kandilin isini ruhuma üfleyen yâr
Küflenmiş sokakların arkasına sakladın
Simsiyah gecelerde oldun mu hiç bahtiyâr?
Hicrana mahkûm ettin, gülmeye yasakladın

Bütün yitik duygular bir yokluğa akıyor
Yâkutî umutlarım hep yalnız bırakıyor

Kırmızıdır gözlerim hüzünlü yeşil, mahmur
İnmedi bu çöllere toprak kokulu yağmur…

Ben meczup duyguların dalında üşüyorum
Dertliyim, viraneyim, gözyaşlarım da nerde?
Bir Leylâ'nın elinde dillere düşüyorum
Divâneler arasın beni meyhanelerde
Çağır ordularını bu cinnet revâ mıdır?
Vur gönlümün boynunu öldürmek devâ mıdır?

Kurusun hücrelerim herkes veremdir desin
Küf kokan gözlerinde matemlere bürünsün
Bir Aslı'nın bahtında yanan Kerem’dir desin
Keremler od'a yansın, Mecnun çölde sürünsün

Çile ile beslenen hatıra bir çocuğum
Rüzgârın kollarında nisyana yolculuğum

Aynalarda giyindim göklerin siyahını
Gözlerindeki matem kuşansın silahını

Yusuf bakışlarıma gönlün boyun eğer mi?
Dokunma ki ruhumun bütün yarası k...
................

Necati OCAKCI [17/02/2009 13:00:07] (ID: #16300)
DİLLERE DÜŞTÜM

Ayrılık rüzgârı, beni sardı da
Tarifi imkânsız, hallere düştüm
İki şak eyledi, beni yardı da
Ak köpüklü, azgın, sellere düştüm.

Sevginin kutsalı; ahde vefadır
İhanet; en büyük, eza, cefadır
Seni sevmek, senin olmak, sefadır
Lâkin; senden uzak, illere düştüm.

Elden ele, hamur gibi yoğuran
Sersemletip; ora- bura savuran
Dağı taşı yıkıp; kasıp kavuran
Kar, tipi, fırtına, yellere düştüm.

Ne çileymiş be, çekip bitmeyen
Leşe konmuş, kuzgun gibi gitmeyen
Ne yapsam, ne etsem; çare etmeyen
Halden, dilden bilmez, ellere düştüm.

Böyle sevgi olmaz; kolsuz, kucaksız
Kendim ocakcıyken, kaldım ocaksız
Göz gözü görmeyen, uçsuz bucaksız
Susuz vahalara, çöllere düştüm.

Necati; unutmam deyip, anarken
Herkesler; bırakıp, gitti sanarken
Yakın çevrem bile; yerip, kınarken
Kem gözlü, şom ağız, dillere düştüm.

Necati OCAKCI

& Aşık Alemi & [17/02/2009 12:58:36] (ID: #16299)
Çıkar Yoluma***

Gözlerinden yaşlar düşer
Bakar yoluma yoluma
Yüreği elinde koşar
Çıkar yoluma yoluma

Gülüşu cihana değer
Başını da öne eğer
Gülüm mavileri giyer
Çıkar yoluma yoluma

Düşler kurar geze geze
Bakmaz gece ve gündüze
Kulak vermez denen söze
Çıkar yoluma yoluma

Torosların ceylanıdır
Aleminin Gül canıdır
Şu gönlümün sultanıdır
Çıkar yoluma yoluma

Içim yanar desem susar
Ne nazlanır ne de küser
Sanki seher yeli eser
Çıkar yoluma yoluma

Karacoglan tut elimi
Neylesin bilmez Alemi
Gör Hızırı De halimi
Çıkar yoluma yoluma......

& Aşık Alemi &

Altın Kelebekler [17/02/2009 12:57:53] (ID: #16298)
Medine Ziyareti

Muhammed bilgisayarını açıp karşısına geçti! Ekranda Mescidi Nebevi’nin şahane bir görüntüsü vardı ve Winamp’ta Mustafa Cihat’ın Adı Yok isimli eseri çalıyordu! Öylesine coşmuştu ki biran için kuş olup uçarak Mescidi Nebevi’ye ulaştı!

Mescidi Nebevi’de ise ustalar bazı bölümleri tamir etmeye çalışıyorlardı! Hani Anadolu insanının bir özelliği vardır ya! Allah için yapılan işlere hemen katılarak elinden gelen hizmeti yapmaya çalışarak oradaki ustalara tam bir teslimiyetle itaat ederler ya! Muhammed’de onun gibi hizmete hazır bir köle olduğunu haykırırcasına oradaki ustalara teslim olmuştu!

Efendimizin büyük hatırı vardı ya! Sanki oradaki tüm insanlar efendimizdi ve Muhammed onların gözünün içine bakıyordu verdikleri görevi aşk ile yerine getirebilmek için! Orada bu hali fark eden diğer insanların gözleri yaşarmıştı! Muhammed tuğlaları ve keresteleri taşımaya çalışırken ona yardımcı olmaya çalışıyorlardı! Bu sırada ise Medine şehrinde bir söylenti yayılmıştı! Efendimizin torunlarından olan bir seyyid tay yi mekân yaparak çok uzaklardan Medine’ye gelmiş ve çalışmalara katılarak aşk ile hizmet ediyordu!

Şehirdeki tüm veliler ve Salih insanlar akın akın Mescidi Nebevi’ye geliyorlardı! Çünkü o gece rüyalarında Mescidi Nebevi’de bir dolunay görünüyordu ve gökyüzündeki tüm yıldızlar birer beyaz güvercin olarak ona gelmişlerdi! Âşıklar bu rüyadan çok etkilenmişlerdi! Şüphe yoktu, zamanın kutbu ve tüm batıni ve zahiri İslam erlerinin lideriydi bu genç adam! Muhammed aşk ile hizmet etmeye çalışırken Umut Mürare’nin Güller Açmasada isimli eseri semayı kaplamıştı!

Ve Muhammed Mescidi Nebevi’deki tüm insanların ve Ümmeti Muhammed’in kıyamete kadar kölesi idi! İnsanlarına hizmet edebilme gayretinden eli ayağına dolaşıyor heyecan deryasının içinde hıçkırırcasına boşalan gözyaşlarına hâkim olamıyordu! Efendimizin kokusu kaplamıştı her yeri! Ve elleri Muhammed’in elinde, yüzü Muhammed’in yüzünde idi! Efendimizin gözleri ile bakıyordu sanki! Medine’li Salih insanlar hayranlıkla ve gözyaşları içinde Muhammed’i seyredip onunla birlikte hizmet etmeye çalışıyorlardı! Şimdiye kadar hiç onun gibi hizmet etme aşkı ile yanıp tutuşan birini görmemişlerdi! Hizmetini bildiği ayeti kerimeleri ve salâvatı Şerifeleri okuyarak dualarla yapıyordu! Ve hizmetini ise tüm Ümmeti Muhammed’e hediye edip sevabını da yine onlara bağışlıyordu! Onun bu mütevazı hali, ihlâsı ve büyük tevekkülü Medine’li insanları hayrete düşürüyordu!

Muhammed Cennet Bahçesinde namazını kılmayı ve Ümmeti Muhammed’in sonsuz saadeti ve de Birleşik İslam Devletleri’ni başarılı, ihtişamlı bir şekilde kurabilmeleri için dualar etmeyi ihmal etmedi! Ve Grup Kardelen’in Sevdamızsın Çeçenya isimli ezgisi ile birlikte gözyaşları içinde Medine’ye veda edip evine döndü!

Keşke hep oralarda yaşama imkânı olsaydı da efendimizin dizinin dibinden ayrılmasaydı! Bir Enes bir Zeyd bir Bilali Habeşi olsaydı! Olsaydı da rabbimizin rızasının peşine düşüp efendimizin kutlu yolunda kutlu İslam’a tüm gayretiyle hizmet etseydi ömrünün sonuna kadar!

Ama Medine ve Mekke’den uzaklarda yaşamak zorunda idi! Çünkü efendimizin Medine topraklarında yürüdüğü gibi yaşadığı şehirde yürümek onun Medine’de düşündüğü şeyleri yaşadığı şehirde düşünüp onun davasının sancaktarlığını coşku ile yaşadığı topraklarda devam ettirmek zorunda idi!

Yaşadığı topraklarda efendimizin hayalini kurduğu şeylerin hayalini kurmak, onun umut ettiği şeyleri umut etmek, onun kızdığı şeylere kızmak, onun sevdiği şeyleri sevmek ve İslam’a hizmetinin aynısını yapmak zorunda idi!

O gece rüyasında yaşadığı şehir Mekke şehrine dönüşmüştü ve her zaman namazlarımı kıldığı camii ise Kâbe olmuştu! Beş vakit namazını Kâbe’de kılıyor ve yaşadığı topraklarda Muhammed aleyhisselam olarak yürüyordu! Bir ses ona diyordu ki;

—Mesele Mekke ve Medine’de yaşamak değil! Mesele Muhammed aleyhisselamın oralarda yaşadığı gibi insanların kendi vatanlarında yaşamasıdır!

Ve Muhammed’in ülkesinde Ebu Cehil’ler, Firavunlar, Ebu Lehep’ler doluydu! Ve “elhamdülillah bende müslümanım” diyen insanlardı bunlar vede “elhamdülillah bende müslümanım” diyen insanlar tarafından desteklenerek, çeteler kurup ülkenin çeşitli makamlarında kadrolaşarak siyasi, ekonomik ve kültürel terör rüzgârları estirerek insanlığın sonsuzluğa uzanan hayat yollarını sonsuz azap ile dolu karanlıklara çeviriyorlardı…

Muhammed sırtını kaplamış olan müthiş ağrı ile uyandığında Yusuf Meral’in Yüreğine Al Beni Yar isimli eseri çalıyordu bilgisayarında! Gözlerini ovuşturdu ve saçlarını kaşıyıp şöyle bir gerindi! Sonra uyuya kaldığı sandalyesine yeniden oturdu. Bilgisayarının ekranında Muhteşem güzelliği ile Mescidi Nebevi’nin görüntüsü hâlâ duruyordu! Ve Muhammed hâlâ kutsal toprakların hasretini yüreğinin ta derinliklerinde hissedip anlatılamaz sevda yangınlarının içinde başka manevi âlemlere dalıp gidiyordu!

Enes Muhammed


Enver Bilgiç [17/02/2009 12:57:08] (ID: #16297)


Kızılca Kıyamet

Ayrılık acısı ölümden de beter
Beni dertlere sardı bu felaket
Deli gönlüm uslanmaz,artık yeter
Belki öbür dünyada biter hasret.

Ortalık sisli puslu,renkler donuk
Gök kubbe yarıldı,kayboldu ufuk
Bolluk bereket idik,yokluk olduk
Benim kaderimmiş, bu acı sefalet.

Güneş ısıtmıyor,ışığı da sönük
Mevsim hazandır,dallar kırık dökük
Tükendi umutlar,geleceğe dönük
Ölmeden koptu kızılca kıyamet.

Enver Bilgiç



Cennet yeli*Fatimâ Hümeyrâ Kavak [17/02/2009 12:46:38] (ID: #16296)
Dost mu lazım?


Huzur mu lazım?
Merhem mi lazım?
Samimiyet mi lazım?
İhlas mı, uhuvvet mi lazım?
Can mı, canan mı, aşk mı lazım?
Hareket, kıpırtı ya da mevcelenme mi lazım?

Bir soru işareti de sen koy kalbine, bir soru işareti de sen yerleştir zihnine, bir soru işaretini sen çiz duvarlara, tabulara, setlere, alevlere, meydanlara, şehirlere, ülkelere, belki de uzaklarda “Allah” demeyi bilmeyen yüreklere! ... (Ünlem -! - değil, soru işareti -? -) ...



Komuta inceltme işareti gerekiyor
Sevgiye ve aşka iki nokta üst üste
Siyaha, beyaza, sarıya, kızıla virgül
Üretene konuşma
Hazırcıya, sözcük bölme çizgisi
Hakk'a ve haksızlığa soru işareti?
Evrensele parantez
Siyasete ünlem
Bilim, sanat ve yaşama üç nokta...
Savaş, sömürü, işkence ve ölüme nokta.

Sadece iyiyi, iyiliği ve güzelliği görmenin ebeden kazandıracağını öğrenmek, öğretmek ya da inkar etmek…

Muhabbetle kalın... Dualarınızda isimlerden önce, ümmete yer ayırınız...

...

Renkler ve Yaşam [17/02/2009 12:45:23] (ID: #16295)

UZAK LİMANLARA

Mavi denizlerde,
Süzülüp giden beyaz gemiler..
Sıkıldım bu tıklım-tıklım kentten,
Yüzüm gülmez, ruhum kapkara
Alın, beni de götürün uzak limanlara..

Uzak denizlere götürün
Dalıp gitmeliyim geceleri..
Gökyüzünde parlayan yıldızlara..
Yalnız kendi ruhumu dinlemeliyim,
Alın, beni de götürün uzak limanlara..

Usanç geldi, bitsin isterim..
Kulaklarımda zonklayan binlerce ses.
İstemem, kalmasın içimde bir heves! .
Mutlu yaşasın geride kalan herkes.
Alın, beni de götürün uzak limanlara..

Yabancı şarkılar olsun
Titresin duygusal telleri gitarın..
Başka bir gün olsun, benim için yarın.
Yabancısı olmalıyım, denizlerin dağların..
Alın, beni de götürün uzak limanlara..

Engin mavi denizlerde
Süzülerek giden beyaz gemiler,
Bitmez ki dertlerim, size nasıl söylediler?
Bu yalnızlığı bana bilmem neden verdiler! .
Alın, beni de götürün uzak limanlara..

04.Kasım.2007 / İst.


Veli BİLİCİ [17/02/2009 12:43:50] (ID: #16294)
Senin için doğmuşum,senin için yaşarım.
Bilmem olacak mıdır senin ile vuslatım?
Sıfıra sıfır gitti bu sene de hasatım,
Ses vermedin sesime naçar mısın sevgilim? ________Veli BİLİCİ


İsmail Uysal Özden Özgür [17/02/2009 12:43:08] (ID: #16293)
Çocuk,
Namaz kılacaktı,
Bir cuma günü.
Camiye girdi oturdu.
Yanındaki adama baktı.
Adam birden fırladı kalktı.
Eteğini üç kere öptü,
Önünden geçen başka bir adamın.
Birden aklına bir ayet geldi.
Dedi ki deş yaranı deş.
Ankebut suresi ayet yirmi beş.
Diyordu ki Hz. İbrahim;
siz,
Putlara tapmada.
Aranızda bir sevgi oluşturmada,
Çok mahirsiniz.
Putlarınız olamaz yaradana eş,
Aldanıyorsunuz siz.
Dediler:
Biz Allah'ı biliriz,
Putlar sevgililerimiz.
Düşündü çocuk.
Bu nasıl işti,
Yıl 2009,
Galiba putlar değişti.
Yeni putlar:
Para kadın şeyh şıh efendi.
Efendinin adı geçince yürekleri titrer.
El ayak etekler.
Allah adı geçende bir kıpırtı bile duymaz,
Yürekler.
Birbirlerine öyle bağlıdırlar ki esastan,
Aralarında bir sevgi oluşturmuşlar ki;
Dillere destan.
**************************
Ey insan!
İşte ALLAH
İşte KURAN
İşte Muazzez PEYGAMBER.
Haydin FELAHA,
ALLAH'A ALLAH'A...
****************************
Not:Sevgili kardeşler bu şiir serisi mevlanaya bir öykünmedir.Lütfen takdir belirtmeyin.Olumsuz eleştirileri her zaman belirtin.Teşekkür ederim.

Âşık Korhani [17/02/2009 12:41:22] (ID: #16292)
Oy verme Gardaş Oy Verme

Geliyor seçim zamanı.
Oy verme gardaş oy verme.
İyi düşün bu isyanı.
Oy verme gardaş oy verme.

Meydanlar da yatıyorlar.
Halka çalım satıyorlar.
Bir verip beş yutuyorlar.
Oy verme gardaş oy verme

Ne varsa satıp yuttular.
Meydanda göbek attılar.
Çiftçiye kafa tuttular.
Oy verme gardaş oy verme.

Ağ babalar erken sattı.
Esnaf kepenği kapattı.
Küçük esnaf zaten battı.
Oy verme gardaş oy verme.

Bunlar halka güvenmezler.
İşçi memuru sevmezler.
Emekliyi düşünmezler.
Oy verme gardaş oy verme.

Yahudi’yi dost eyledik.
Ermeni’ye gardaş dedik.
Türk’ü, Kürdü çoktan yerdik.
Oy verme gardaş oy verme.

Soyuna bak sopuna bak.
ABD'nin copuna bak.
Yahudi mi köküne bak.
Oy verme gardaş oy verme.

Param parça oldu ırak.
ABD’ye olduk çırak.
Şikâyete kime varak.
Oy verme gardaş oy verme.

Meşhur BOP'un eş başkanı.
Türkiye’nin Başbakanı.
Döktükleri müminin kanı.
Oy verme gardaş oy verme.

Filistin’e Irak’a bak.
Ekin biçmez orağa bak
Batılıya çırağa bak.
Oy verme gardaş oy verme.

Gazze döndü kan gölüne.
Neden ses çıkmaz zulüme.
Bebeler gitti ölüme.
Oy verme gardaş oy verme.

KORHANİ’ yim sitemkârım.
Arşa çıktı ahu-zarım
Yaralıyım yurttaşlarım.
Oy verme gardaş oy verme.

Âşık Korhani




Hamit Korken [17/02/2009 12:40:29] (ID: #16291)
Nefsi Muhasebe

Masum kelimeler gizlemez seni
Sözcükler ardına,saklanman boşa
Küçük bir ayrıntı, çözer şifreni
Mat ettim sanırken, gelirsin tuşa

Bir nokta, bir virgül,belki parantez
Akli mukayese, vicdani sentez
Kirlenmiş yüzünü,görünce herkez
Tüyleri yolunmuş, dönersin kuşa

Ne kadar sansan da,kendini zakir
Kalbe nüfus eder, usda ki zifir
Fikir eleğinden,dökülür zikir
Şeytanın elinde,olursun maşa

Sevgi ek! çoğalsın,gönül sermayen
Kalplerde yaşasın,beklentin, payen
Eğer hak rızası,olsaydı gayen
Baharı bilmeden, düşmezdin kışa

Şiir benim sevdam,zor bir sanaat
İnce işçilikli,kalbi icraaat
Doyumsuz açlığım,etmez kanaat
Şükre muhalefet,sanmayın haşa!

Ne umut simsarı,ne de tacirim
Bende sizler gibi, bir muhacirim
Belki vebalimden,azdır ecirim
Kanmayın nedamet,gizlenen yaşa

Kimine hançerdir,bazen sözlerim
Sevgimi sır gibi, kalpte gizlerim
Beni ele verir,mahcup gözlerim
Bir türlü söz geçmez,bu serkeş başa

Sevmek ayrı bir şey,söylemek ayrı
Dili seviyom der, yüreği gayrı
Böyle bir sevgiden, kim görmüş hayrı
Vicadanı körlenip,dönmüş se taşa

Hamit Korken










Ayşenur BULĞU [17/02/2009 12:39:23] (ID: #16290)
Benliğim



Ey benliğim ben deme sakın.
Kibrinde nice ruhlar karardı bakın.
İşlerinde ol Hakka yakın.
Doğru yolu bul, tevazu ile takın.

Halk içinde, hak için yaşa.
Nefsinde deme bey paşa.
Kul ayrımı, olmaz hâşâ.
Bak teneşirdeki naaş’a.

Biri doğarken biri ölür.
Yaşamın kervanı yürür.
Ne sömürül nede sömür.
İyilikle geçsin ömür.

17.02.2009
Ayşenur BULĞU


*MENEKŞE* (Bayan, 34) [17/02/2009 12:37:11] (ID: #16289)
dohtur beyyy :)))



Verdiğin perhize budur gayratım,
Bundan başka uyameyom dohtur bey!
Üç sepet yumurta sabah kahvaltım,
Teker teker sayameyom dohtur bey!
İki leğen pilav bir yayık ayran,
İ ster yaşlı olsun isterse yavan,
Yanına kesiyom beş kilo sovan,
Yeyom yeyom doyameyom dohtur bey!

Üç tencere bamya yerim birinci,
Yirmi tas su içip biraz koşinci,
Her yanım sökülür karnım şişinci,
Sağlam göynek giyemeyom dohtur bey!

Şinciye acımdan çoktan ölürdüm,
Sağolsun komşular gönderir dürüm,
Bir guzudan çok yiyemem, var sözüm,
Ayıp olur cayameyom dohtur bey!

Bazı az geliyo beş kasa hurma,
Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
Onuda mı yedin diye hiç sorma,
Utanıyom deyemeyom dohtur bey!

Günde iki çuval unum gidiyo,
Avradım her sabah ekmek ediyo,
Bir gazan fasille gönül ye deyo,
Artırmaya gıyameyom dohtur bey!

Senede gırk dönüm bostan ekerim,
Benden başka kimse yemesin derim,
Gavunu, garpuzu gabuklu yerim,
Aceleden soyameyom dohtur bey!

Bilmem bu işin sonu nere gider,
Buyumuş gısmetim, buyumuş gader,
Bir günde yediğim işte bu gader,
Daha fazla yiyemeyom dohtur bey!



CEMREDE (Bay, 49) [17/02/2009 12:34:46] (ID: #16288)
ELLERE GÖNÜL VERME
GÖZLERİM ÜSTÜNDE ANKARA

Nasıl yazgı nasıl kader
Bendin yıkan sele döndük
Gelen budar giden budar
Hazan vurmuş güle döndük
***
Emeği çar çur etmişiz
Yoksulluğu yar etmişiz
El âlemden ar etmişiz
Evimizde ele döndük
***
Küstü Hoca’nın gülüşü
Mevlana’nın gel deyişi
Şeyh Bedreddin’in ölüşü
Ot bitmeyen çöle döndük
***
Çiçeklerken yüreğimi
Sevdanın yedi rengi
Kinden kandan
Kanayan yürekten
Katledilen kentlerden
Çalınan emekten
Faili meçhul cinayetlerden
Karanlıklardan beslenip
İçimize sağılan
Param parça kırılıp dağılan
Geceye ve gündüze
Sâri gibi yayılan
Adı konulmamış korkulara
Yüreğe yuva kurmuş korkuluklara
Teslim olmuş sokaklar

***
Sırtımızda taşıdık
Deve hörgücünce
Habis bir ur gibi
Bin ton acıyı ömrümüzce
***
Dört yanımızı kuşatmış yasaklar
Ve her yasak
Bir zalimin günahını
Mazlumun bir ahını saklar
***
Saray avazıyla havlayarak
Karanlıkta sırtlan dişi gibi
Gülümserken ihanet
Güle diken olmuş
Pusu atar yollarına
Kin ve gıybet
***
Gözaltında ana kucağı
Baba ocağı
Ayıp görülür yasaklanır
Bir öpücüğün sıcağı
***
Yarıda kalmış
Kitaplar satılır sahaflarda
Kimi yanık
Belli ki yangınlardan kurtulmuş kimi
Solmuş sararmış
Kıran artığı belli ki
***
Yarısı yırtık
Müebbede mahkûm kitaplardan
Her sayfasında kan
Zalimin mührünü
İşkencenin ve zulmün izini
Mazlumun gözyaşını taşıyan
Saçma sapan tutanaklardan öğrendik
Faili meçhul cinayetlerin katilini
***
Oysa
İstemedik
Kan değsin ellerine sevdanın
İster miydik
Göğsünde yanardönerken
Yedi rengiyle evrenin
Kırılsın kanadı güvercinin
***
İster miydik
Dağlara düşsün sevdamız
Karabulutlar çöksün üstüne
Bahara durmuş
Güneşe uyanırken dünyamız
***
İster miydik
Adımız eşkıyaya
Adımız asiye
Adımız sakıncalıya çıksın
***
İster miydik
Sevdamız yüreğimizden alınsın
İster miydik
Düşlerimiz elimizden
Yavrumuz yuvamızdan çalınsın
***
İster miydik?

Yansın da harmanımız
Eli koynunda kalınsın
Hasada durmuşken tarlamız
***
İster miydik
Sevda türküleri yerine
Adımıza ağıtlar
Yâdımıza yakımlar yakılsın
İster miydik
Kanayan yüreğimizden
Parmak izimiz alınsın
***
Söyle bacım
Anam babam söyle
Buz gibi namluyu kucağında
Yavuklu yerine
Hangi yiğit yeğler
Söyle hele söyle
Bu ne iştir böyle
***
Kanar gülüşü dudaklarından
Bulanır gök mavisi gözleri
Çiğdemler öper yanaklarından
Bir kuş dolanır semah semah
İsyan eder de genç ölümlere
Yaşanmamış sevdalara
Bir çığlık olur umutlar
Eyvah
Eyvah düşer göklere
***
Söyle
Anam bacım söyle
O yiğidin yârini kim eğler
Söyle hele söyle
Bu ne yazgıdır böyle
***
Gözyaşıyla sular
Çiğnenen çiçekleri bulutlar
Nakışlamak varken
Sevdanın yedi rengiyle
Gözyaşı ıslatsın istemedik
Güllere dönüşmüş yüzüyle güzel
Işığa düşmüş gözüyle aydın
Kundaktaki bebeği
***
Gülüşü güle
Bakışı ateşe
Gönlü güneşe benzerken
Ülkemin oğulları kızları
Biz mi çürüttük kozasında kelebeği
***
Dedik ki
Sevgililer ayrılmasın
yere düşen
salkım taneleri gibi gibi
***
Avcılar vurmasın yuvada kekliği
Ana vurulup da yazıda
Yetim kalmasın yavru yuvada
Kalmasın sevdaları
Siyah beyaz resimlerde
Kazılmış ağaç gövdelerinde
Çürümesin çiçekler dallarında
Bahara karışsın
Fidanların gençlik gülüşleri
***
Dedik ki
Takılmasın umutları
Zümrüdü Anka’nın kanadına
Soğumasın öpücükler
Yârin yanağında
Hep sıcak kalsın
***
Kapanmasın kapılar
Köprüler yıkılmasın
Hep açılı bir kucak kalsın
***
Dedik ki
Can vermesin canlar darağacında
Gülücükleri solmasın dudağında
***
Yani sevgilim yani
Dedik ki
Ar etmesin fukaralıktan
Düşman karşısında
Şeytandan gayrı
Tüm yaratılmışların
Secde ettiği insan
***
Ülkem ki
Üşüse sonbahar
Sevinse bahar olur gözünde
Yeter ki bir tohum düşsün bağrına
Sevda semah durur gökyüzünde
Kızları
Salım salım salınan çınar
Oğulları bir deli rüzgâr olur
***
Bir adım at yeter ki
De ki bir ‘Merhaba! ’
Gözlerine sevdan düşer nehar olur
Her biri can verir yoluna
Kara sevdaya tutulur
Ya can
Ya da yar olur
***
Çaresizliğin
Naçarlığın
Yüreklerine lök gibi çöktüğü
Zulmün
Fukaralığın
Güz yaprakları gibi döktüğü
Oğulları ve kızlarıyla
Neden ve niçin kahrolur
***
Söyle anam babam söyle
Bu nasıl olur
Böyle yazgı
Böyle de kader mi olur..

***
Onlar ki
Duruşuyla destan yazar
Gözleri ak deniz mavisi
Gülüşleri Isparta’da gül tarlası
Saçları çukur ovada
Başağa durmuş buğday tarlası
Savrulur rüzgâr olur
***
Sevdası firari kalır yarınlara
Sevdası düşmüş dağlara
Adları yadigâr olur
Bir güzel ülke koymuşken
Hayallerinin orta yerine
Zehirli oklar saplanır
Düşlerinin can evine
Sevdaları bergüzar olur
***
Onlar ki
Dolaşık yolların uslusu
Sevdanın namuslusu
Onlar ki mazlumun,
Ezilmişin, sevdası
Yarım kalmış sevdaların
Çığlığı, sesiydiler
***
Onlar ki
Aç kalmışların nefsi
Esaretin kırılan kafesi
Düşenlerin son nefesiydiler
***
Onlar
Barışın
Kardeşliğin
Yarının
Yaşanılası düşüydüler
Onlar ki
Dünyanın gidişi
Baharın gelişi
Umudun gülüşüydüler
***
Yani bir tanem
Onlar kavuşum
Onlar devinim
Onlar eytişim
Onlar değişim
Onlar
Devrimin ateşiydiler
***
Her biri İsa
Her biri
Bir Musa kadar usta
Yarınlar güzel olsun diye
Sevdalar özgür olsun diye
Her biri bir havari olup
Işık taşıyıp karanlıklara
Yıldızladılar geceyi
***
Peki
Kırıp da kanadını
Kim attı kapımıza bu serçeyi
Kim boynunu bükük koydu
Kim soldurdu yüreklerde biten menekşeyi
Kim kararttı yüzümüzde
Papatya gibi açan neşeyi
Hangi kahpe geçirdi
Bileklerimize bu kelepçeyi
***
Oysa
Kesildikçe fışkıran köklerimizle
Kırıldıkça çoğalan üretkenliğimizle
Ay doğmuş gibi gülüşlerimizle
Ne kadar da sevdalıyız hayata

***
Oysa
Dört güvercin yuvalanmıştı
Dört gözüne kalbimizin
Sevişirdik odamıza giren ışıkla

***
Şeytanın aklına gelmezken
Ayetlerle çerçeveleyip
Yalan ve ihanet tohumlarını
Satır aralarına serptiler
Bir ders gibi okutuldu
Okulda mabette ve sokakta
Burç verdi kin ve nefret

***
Diyorlar ki eğil
Dinden
Yerlerde sürünür insanı kamil
İmandan çıkmamak elde değil
***
Alkışlayıp soysuzluğu
Mayınlandı yollarımız
Sağ göz düşman edildi sol göze
Onun için böyle şaşı ve
Hasım bakar gözlerimiz
***
Fesat fidanına
Can suyu oldu akan kanımız
Siğil gibi
Ur gibi uç verdi sevgisizlik
Onun için kan damlar kalemimiz
Kin eker dillerimiz
***
Hoyratlığın önünde
Diz çöktürüldü
Ar namus
Ve sevgimiz
Utancından yere girer
Töremiz terbiyemiz
Tarihimiz
Ve milletimiz
***

Pazara çıkarılıp
Haraç mezat satıldı
Harami ellere düştü sevgi ve aşk

İpinden kemendinden kurtulup
Özgürlüğünü ilan etti gecenin hırsızları

Adı konulmamış korkulara teslim yüreğimiz
Onun için böyle düşmandır
Onun için böyle huysuzdur ellerimiz
Dost sesine hasretken
Neden ürperir yüreğimiz
****
Diyorlar ki eğil
Bu nasıl yazgı
Bunası kader
Dinden
İmandan çıkmamak elde değil

****
Ama tadı kaçsa da hayatın
Gülleri solsa da sevdanın
Bir şiir asılı kalmış gibi
Gökkuşağının orta yerinde
Yalanlar çerçevelense de
Kutsal sözler içinde

Bir umut uç verir
Bir tohum çimlenir
Toprağın can evinde
Açacak elbet
Açacak günün birinde

***

Düşün ki
Bu topraklarda sevmiş
Mevlana Hacı Bektaşi Veli
Ferhat ile Şirin Şeyh Bedrettin
Bu toprağın sevdasına yanıp
Hapislerinde yatmış Nazım
Şu yaylagüzellerine sevdalanmış
Türkü yakıp söylemiş Karacaoğlan
Bu topraklarda gülmüş Hoca Nasreddin
Bu toprağın oğlu Sinoplu Diyojen
Bu toprağın kızı Nene Hatun
Troya’lı Helen
Bu topraklarda ölmüş Pir Sultan

****
Taa Orta Asyalardayken biz
Adını güzelliğini duymuşuz
Vurulmuşuz gönül koymuşuz
Iraklardan gelip
Yapışıp emmişiz memesinden kana kana
***
Sevdasıyla mührünü vurmuşuz Alparslan
Mührünü vurmuş
Çıngı saçan atlarının nalıyla
Fatih, Yavuz, Kanuni bir nice sultan
Ve Anadolu demişiz adına
****
Daha dün
Dumanı üstünde henüz
Kuvvayi Milliye Çanakkale Sakarya
Devrimleriyle şaha kaldırmış
Gazi Mustafa Kemal Başkomutan
Bu topraklarda yazılmış bir nice destan
***
Hanıyla hamamıyla
Göğe uzanan minareleriyle
Mührünü vurmuş Koca Sinan

***
Yerden göğe
Gönülden gönüle
köprüler kurmuş
Bir nice aşık
Bir nice ozan

**
Masalı ve ninnisiyle
Eğin Türküsü
Ney üfleyen nefesiyle
Halay dönen
Horon tepen
Dadaşı efesiyle
Mührünü vurmuş bir nice insan

***
Oğlum kızım eşim yoldaşım
Bir tanem güzel kardeşim
Sevdalara kapama yüreğini
Öldürme içindeki keşişi
Tüm acılara inat
Yitirme yaşamından gülüşü
Yollara
Dağlara düşür yüreğindeki dervişi

**
Usul usul anlat
İnsan olmanın emek
İnsan olmanın nefsini erteleyebilmek
İnsan olmanın dünü bugünü yarını
Gideni geleni gelmekte olanı
Görmek olduğunu
***
Usul usul anlat
İnsan olmanın vermek
İnsanın olmanın alıç gibi dökülmek
İnsan olmanın
Hesapsız kitapsız sevmek olduğunu

***
Satılmışım
Sırtlanların önüne atılmışım
Utanırım ar ederim fukaralığıma
Vurgun yemişim öz dölümden
Yüreğimde koskoca bir yara
***
Bakma öyle sessiz
Bakma öyle susta kaldığıma
Bakma öyle ele elemete karşı
Kan kusup kızılcık şerbeti dediğime

***
Bakma öyle kuytularda
Bakma öyle geceleri
Bakma öyle gizli gizli ağladığıma
Yüreğimde bir kara sevda
Yüreğim yanan bir çıra

***
Susta değil pustayım
Kara karanlıkta
Kara sacın üzerinde
Kara karıncayı görürken ben
Söz geçiremem
Cehalete
Kör yalana

***
İmrenirim ellere
Su geçmez boğazımdan
Tuz basma yüreğime
Yüreğim paramparça
Yüreğim kapkara

***
Ellere gönül verme
Gözlerim üstünde Ankara

Mahmut NAZİK 2006 MERSİN

yanık sevdalar [17/02/2009 12:33:09] (ID: #16287)
Kafkas Kartalı Cennetmekan İmam Şamil rahmet ve özlemle anıyoruz...
----------
Büyük Kafkas kahramanı, âlim ve veli mücahitlerden Şeyh Şamil’i, vefat yıldönümünde dualarla anıyoruz...

Şeyh Şamil, Rusların, Kafkasya’da ortadan kaldırmak istediği İslâm’ı tekrar yaymak için uğraşan ve düzenli Rus ordularını dize getiren büyük bir mücahitti.

BAĞDAT’TA İLİM ÖĞRENDİ
Küçük yaşından itibaren ilim tahsil edip âlim olması için, zamanın en büyük ulemalarından ders alan Şeyh Şamil, 30 yaşına kadar; tefsir, hâdis, fıkıh ilimlerini, edebiyat, tarih ve fen bilgilerini öğrenerek, büyük bir âlim, gönül sahibi bir veli oldu. Bağdat’a gidip, Mevlâna Hâlid hazretlerinden ders aldı.

25 YIL CİHAD ETTİ
Şamil, Rusların, Kafkasya’daki Müslüman Türkleri esaret altına almak ve İslâmiyeti yok etmek için bütün güçleri ile uğraştığını görünce cihâd aşkıyla ortaya atıldı. Kafkasya’da yaşayan Türkler, onu başlarına imam seçtiler. İmam Şamil, daha önce Rusların esaretini kabul etmiş kabileleri de saflarına katarak, düzenli küçük bir ordu kurdu. Bu küçük ordusuyla 25 sene, İslâmiyet’i yok etmek ve Müslümanları ortadan kaldırmak isteyen Ruslara kan kusturdu. Nice generallerini harp meydanlarında öldürüp, nicelerini de küçük düşürdü. Eşsiz bir mücadele ile hayatını geçiren Şeyh Şâmil, 1870 yılında Medîne-i Münevvere’de vefât etti.

“SONUNU DÜŞÜNEN CESUR OLAMAZ”
Şeyh Şâmil, kısa zamanda kısmen de olsa nizamlı bir ordu ve mülkî teşkilâtı kurmaya muvaffak oldu. Tesirli hitâbetiyle halkı cezbediyor, Müslüman olarak yaşama aşkıyla yanan bu insanların kalblerine birer kıvılcım salıyordu. Tecrübeli ve değerli yardımcıları, vekîlleri, ordunun ve mülkî idârenin başına getirdi. Fayda sağlayanlara altın ve gümüşten yapılmış niş...
................

Halil Şakir Taşçıoğlu [17/02/2009 12:32:04] (ID: #16286)
Ateşimden Duman Tütmez

Öyle özledim ki seni, bir bilsen halim nedir?
Kış isterim sönmek için, döner döner yaz gelir.
Yanıyorum hasretinden, sorsan ahvalim nedir?
Mecnun ne ki,Kerem'i geç, Ferhat bana vız gelir...

Vuslatı bir denesek ya, aşk ile beşer gibi.
Anlatamam niyetini, sanki bana şer gibi...
Diyorlar ki, yollar dolu, meydanlar mahşer gibi,
Kimseleri görmez gözüm, her yer pek ıssız gelir.

Sen uzaktan el et öyle, eriyip akan benim.
Günlerce simsiyah ufka, kararıp bakan benim.
Deniz fenerleri gibi, durmadan çakan benim
Ateşimden duman tütmez, bedenim cansız gelir...

Antalya-2009/12

Halil Şakir Taşçıoğlu




Selami Tıraşlar-Elazığ [17/02/2009 12:24:52] (ID: #16285)


*******GÖNÜL SENİN Elinden!

Gönül senin elinden, düştüm belaya,
Bu kaçıncı gemidir, vurdun karaya,
İlle gözün dikmişsin, köşke saraya,
Küçük bir çadır yeter, mutluluk için.

Hep uzaklardan sevip, yola düşersin,
Olmamış yaraları, bulup deşersin,
Kimse ölümsüz değil, sende beşersin,
Can sağ olursa yeter, mutluluk için.

Aşkta kumar oynadın, hergün utuldun,
Geçen yıl ki beladan, zorla kurtuldun,
Uslanmadın bak işte, yine tutuldun,
Sade bir sevgi yeter, mutluluk için.

Bu sefer Gül getirdi, hayır diyemem,
Kaymaklı balı verdin, pilav yiyemem,
Siyah beyaz asil renk, gri giyemem,
Bir palazla çul yeter, mutluluk için

Selami Tıraşlar-Elazığ




Mehmet_Nacar (Bay, 63) [14/02/2009 14:02:49] (ID: #16105)
Ünlü Azeri Şairimiz Bahtiyar Vahapzade vefat etti.
Allah rahmet eylesin.

AZERBAYCAN-TÜRKİYE

Bir ananın iki oğlu,
Bir amalın iki qolu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan-Türkiye.

Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, ilimiz bir,
Eşkimiz bir, yolumuz bir
Azerbaycan-Türkiye.

Bir milletik, iki dövlet
Eyni arzu, eyni niyyet.
Her ikisi cümhuriyyet
Azerbaycan-Türkiye.

Birdir bizim her halımız—
Sevincimiz-melalımız.
Bayraklarda hilalımız
Azerbaycan-Türkiye.

Ana yurdda-yuva kurdum,
Ata yurda könül verdim.
Ana yurdum, ata yurdum
Azerbaycan-Türkiye.

20 м а r т ,1996.

Bahtiyar Vahapzade


Tevhit (Bay, 53) [14/02/2009 14:01:21] (ID: #16104)
Beni
Baş açık yalın gezenim
toprak ile örtün beni
Bazen bu candan bezerim
O an kabre itin beni

Kah yağmur olur yağarım
Kah sular gibi çağlarım
Kah i gönlümü dağlarım
Aşk oduna atın beni

Dert cefaya attı beni
Her gelen yol etti beni
Can verdiğim sattı beni
Yara köle edin beni

Aklı olan ele kanmaz
Çok yara çor olup yanmaz
Her çiçeye arı konmaz
Bir sarrafa katın beni


Kenan YÖRDAN. [14/02/2009 14:00:28] (ID: #16103)
Kemiğim Ben...

Sığındığım limanı yıkanlar,
Et kemik değilim ben....
Bu bağbozumu hülyalarıma
Yalanlarıyla sızanlar,
size karşı bilin ki;
cansız, ruhsuz kemiğim ben! ...
***
Olmayan ham düşlerimi,
Köpekler gibi ısırarak.
Kanattınız gözbebeklerinden...
Şimdi oturup halime gülün..
Gücünüz yeter,
hadi gelin de öldürün...
***
Yalnızlığım maskaralığınıza,
Belki biraz malzeme olur diye,
Bilin ki;
Bıraktım size hediye....
***
Sığındığım limanı yıkanlar,
Et kemik değilim ben....
Bu bağbozumu hülyalarıma
Yalanlarıyla sızanlar,
size karşı bilin ki;
cansız, ruhsuz kemiğim ben! ...

Ekim sendromu...2007.
istanbul.
Kenan YÖRDAN.


A.küçük28 [14/02/2009 13:59:12] (ID: #16101)
Allah hu
Hiç yoklukta var olan
Ölmeyen canlı duran
Alemin rabbi olan
Allah hu allah hu.

O ezel ebed olan
Ortağı bulunmayan
O birdir,bir tek olan
Allah hu allah hu.

Ayı güneşi veren
Semayı kandil eden
Şu boşlukta döndüren
Allah hu allah hu.

Ol dedimi var eden
Esmasını bildiren
O.hiç eksiksiz bilen
Allah hu allah hu.

Gökten yağmur indiren
Hem öldürüp dirilten
Şu dilleri söyleten
Allah hu allah hu

Şu alem renk cümmüşü
Renklere bürünüşü
Hak söyler görünüşü
Allah hu allah hu

Can yok iken can veren
Canı canda var eden
Canı canla besleyen
Allah hu allah hu

Cana beden giydiren
Türlü duygular veren
Hem ağlatıp güldüren
Allah hu allah hu.

Bildirdi kur'anıyla
Öğretti resuluyla
Noksansız sıfatıyla
Allah hu allah hu....


A.küçük28




Ali Arif Biçici [14/02/2009 13:58:00] (ID: #16100)
Bu Aşk

Bu aşk'ın
Başı dik
Alnı açık
Yüzü aktır

Ölümden hiç korkmaz
Aşk bende bir başka yaşar

Kapattığı sayfalar lekesiz
Gönlü paktır

Açtığı her sayfa
Aşk'a doğar, aşk'a yaşar

Ölüm kaçar
Aşk kovalar
Aşk tutar
Ölüm korkar

Hayattan hiç bıkmaz
Aşk bende bir başka yaşar

Her nefes bir umut, süphesiz
İlâhı Hak'tır

Attığı her adım
Aşk'a yürür, aşk'a koşar

Umut saklanır
Aşk arar
Aşk bulur
Umut doğar

Kafaya hiç takmaz
Aşk bende bir başka yaşar

Her dert bir şifâ, reçetesiz
Dermanı Tek'tir

Yuttuğu her iksir
Aşk'a akar, aşk'a coşar

Bu aşkın
Odunu aşk
Kömürü aşk
Közü aşk'tır

Boş yere hiç yakmaz
Aşk bende bir başka yaşar

Ateşli bir ocaktır, tarifesiz
Yemeği yektir

Astığı her kazan
Aşk'a dolar, aşk'a taşar

Ben doğar,
Aşk doğar
Ben ölür
Aşk yaşar

Başka doğar, başka yaşar
Aşk bende bir başka yaşar
Aşk'a doğar, aşk'a yaşar

Ali Arif Biçici








**Rukiye AYDIN** [14/02/2009 13:56:54] (ID: #16099)
Uyan Artık Yiğidim

Istırâbdır yiğidim azığımız, hicrandır
Mirasımız mahkûmdur, mahzundur, perişandır
Gene de ye’se düşme yiğidim; imtihandır
Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır

,
Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı
Ufka bir bak, ilerle; inkılâba az kaldı.


Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor
Bin yüzlü Ebrehe’ ler, kara filler geliyor
Şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor
İbrahim bahçesinden taze güller geliyor

Âlemde, duyulacak kutlu bir âvaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.

Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar
Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar
Toprağın sinesinde umut var, heyecan var
Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar.


Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.


Gözlerin âyet âyet büyüyen bir bebektir
Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir
Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir
O bir İnsan-ı Kâmil, mücella bir dilektir


O’ ndan bize ebedi sürecek bir haz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.


Bulanık akan sular durulacak yeniden
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden
Saâdet menziline varılacak yeniden
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden


Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; i...
................


OsmanGenç (Bay, 45) [14/02/2009 13:55:25] (ID: #16098)
ALLAHÜ EKBER

Allah'a yücelen ulu bir yolun
İlkin pillesidir Allahü Ekber
Hakk'ı donanların yüzüne değmiş
Hakk'ın sillesidir Allahü Ekber

Göklerin nidası yücelip yerden
Daim halâs eder hayırı şerden.
Kudret-i Kâmil'in minarelerden
Gelen neğmesidir Allahü Ekber.

Mekâna, zamana devre o, sultan,
O'dur hakikate kapılar açan.
Müminlik yolunda kalbe nur saçan,
İman şûlesidir Allahü Ekber.

Odundan eriyer sine dağları,
Işığa bürüyor karanlıkları.
Donmuş ümitleri, batmış hakları,
Bir anda ısıtır Allahü Ekber.

Dünyanın ezeli borçludur ona,
O bir penceredir evelden sona.
Görünmez dünyanın var olduğuna,
İnam müjdesidir Allahü Ekber,

O'dur eğriliğe düzün hamlesi,
Pehmin ilk nitası, âhir cümlesi.
Allah'ın sesidir vicdanın sesi,
Vicdanın sesidir, Allahü Ekber.

Bhatiyar VAHAPZADE

Menekşe Gülay [14/02/2009 13:54:08] (ID: #16096)
Son Fasıl

Bir ömür geç kaldı sana,
Geç tanıştı verdiğin bu aşkla,
Şarkının namelerine gizlenen aşkım,
Sonunda çıktı ortaya,
Gülleri ağlattık,
Bülbüller bile yandı aşkımıza,


Son fasıldı yüreğime işleyen,
Seni hayallerimde gizliyen,
Kalbimi ortasından ikiye bölen,
Yaz günü kar yağmaz mı sevdiğim,
Yüreğimde seni yaşatırken,
Hep seninle yaşarken.


Arkanda kalan yaralı yüreğimdi,
Hüzünleri bıraktın bana gittin,
Sevdanı bıraktın canını bıraktın,
Yüreğini bıraktın sevdiğim,
Aşk kapımı çalmadan kucakladı,
Yüreğimse yüreğinde tutuklu kaldı.


Özledim seni çok özledim bitanem,
Gözlerim aşk damlalarıyla doldu,
Yüreğimde dinmeyen bir sızı,
Hep seni bana hatırlatıyor,
Çöl ortasında kalmış gibiyim,
Suya hasret bir de sana sevdiğim.


Bırakma sevgimi hiç arkanda,
Koy yüreğimi yüreğine senin olsun,
Ver aşkını bana hep ben de dursun,
Yandıkça yansın gönlüm, yansın sevdana,
Aşk olsun mekanımız sevda damımız,
Yeter ki biz de kalsın aşkımız.

Menekşe Gülay








Tevhit (Bay, 53) [14/02/2009 13:53:21] (ID: #16094)
Gizli sorular

Îmân deryâsına aşk ile dalsam
Gönlüme set olir gizli sorular
Tefekkür bağında bir nebze gülsem
Gönlüme set olir gizli sorular

Vuslata erişip bir nebze gülsem
Nesnede zerrede öz yâri görsem
Güllerin râhında az mutlu olsam
Gönlüme set olir gizli sorular

Nûr u ateşinde yanmamız gerek
aşkı ile zikrile olmamız gerek
Kul olmaksa amaç başka ne gerek
Gönlüme set olir gizli sorular

Sen Hâlık’sın sırrı hikmeti yüce
Bendeki bu sözler sade bir hece
Kudretine ispat gündüz ve gece
Gönlüme set olir gizli sorular


Hasan Konç [14/02/2009 13:52:23] (ID: #16093)
Hainlere Karşı Yutkunmak Olmaz

Öteyi kuşatsın tutkun dileğin
Zulüm karşısında kalksın bileğin
Namert kadar yoksa şayet yüreğin
Düştüğün ahvale yakınmak olmaz

Hilekârlar kapmışsa her limanı
Çirkeflikler kirletmişse ummanı
Fareler talana kalksa harmanı
Oturup miskince bakınmak olmaz

Hâkikati ara bul neredeyse
Arifle hasbıhal kıl neredeyse
Eğer mukaddesat tehlikedeyse
Gözünü budaktan sakınmak olmaz

Vatan bayrak Kuran değerlerimiz
Dokunursan yanar ciğerlerimiz
Binine bedeldir bir neferimiz
Hainlere karşı yutkunmak olmaz



Nurullah Genç [14/02/2009 13:51:06] (ID: #16092)


Ölümcül Bir Hülyadır

Hülya tatlı bir andır
Süzülür dibine selvi ağaçlarının
Zambakların, sevda çimenlerinin.
Dağlarda duman duman tütüyor sıla
Sıla da garibin omuzlarına
Güvercin gibi konan
Sadağında mumçiçeği serzeniş
Mızrakları cazibesiyle kıran
Saçları darmadağın
Bitişik bir hicrandır.
Ne fettan sarayların
Bitişik cilvekar yalnızlığı
Ne de bezirganları küçümseyen sultandır.
Gezinir içimizde hülya tatlı bir andır.
Ne gün başımı alıp gitsen karanlıklara
Çıkıyor bir köşeden karşıma kelebekler
Onlar da bir derbeder gibi mahrum öteden
Onlar da tanyerine bakıp hülyayı bekler.
Beyhude hekimlerin ülkesinde bir şehir
Çıkmaz sokaklarını düşlerimize açan
Bir sahura yıldızı gibi göklerde uçan
Köpüksüz anıların sihriyle akan nehir
Varlığı bestenigar, yokluğun deniz gibi
Gönül,safkan bir vefa atlasında şahlanır.
Asil fırtınalarda kaybolan bir iz gibi
Çölde aşk suretinde bir ahu peydahlanır.
Kum,yaldızlı giysiler içinde meşhur güzel
Ay öper eğilerek çölün yanaklarını
Ufukların delisi, soluk bir deniz gibi
Bir sayeban altında yürür hazinesine
Kah takılır uzaktan bir belanın sesine
Kah yüzü yıldızlara benzeyen bir rüyadır.
Bin tepede bayrağı dalgalanır Leyla'nın
Oysa aşk,karanlıkta ölümcül bir hülyadır.

Nurullah Genç


veli velioglu- [14/02/2009 13:50:06] (ID: #16090)
MÜSLÜMAN RAHİP, RAHİBE HAYATI YAŞAMAZ.



*****
- Said Nursi bu Ümmetin içine birde evlenmeme hurafesini sokarak Hıristiyanların rahip ve rahibe hayatını bu ümmetin içine soktu. Birçok nurcu lider ve nur talebesi Hz. Peygamberin evlenme sünnetinden yüz çevirip, üstatlarının batıl yoluna(dinine) girerek evlenmeyip rahip ve rahibe hayatını kendilerine din edindiler.

Bu iddiaların Risale-i Nurlardaki kaynakları:
(ABD’de himaye edilen nurcu liderden, nur medreselerindeki abi ve ablalar bunlar evlenmeyerek rahip ve rahibe hayatı yaşamaktalar. Bunlar evlenme sünnetine yüz çevirip Üstatları’nın batıl yolunu yol edinmişler. Kör olmayan herkese canlı kaynaklar.)

İslam fıtrat dinidir Evliliği esas alır. Bazıları Fuhuş ve zinayı hayat tarzı olarak benimsedikleri için bu tipler evlilikten uzak dururlar. Allah’ın, Resulü’nün, Meleklerin ve Müminlerin laneti bu fuhuş ve zina ehlinin üzerinedir.

Cenabı hak buyuruyor ki:
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.(İsra Suresi 32)

Onlar, Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. (Furkan Suresi:68-69)

Bazıları da ibadet, hizmet gibi sebeplerle evliliği terk ederler bunlarda Hıristiyan Rahip ve Rahibeleri gibi bir hayat tarzı benimserler. Oysa Cenabı Hak Hıristiyanların uydurdukları evlenmeme âdetinden dolayı onları kınıyor. Bunun Allah’ın bir emri olmadığını bize haber veriyor.

Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik, ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. (Hadid Suresi: 27)

Oysa İslam evlenmemeyi harama şerre yakın olarak vasıflandırıp bundan Müslümanları men ediyor,

Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
“Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” (Buhari. Nikah: 1)
“Sünnetimi yaşatan beni sevmiş olur, beni seven de cennette benimle beraberdir.” (Tirmizi, İlim: 16)
“Altı kişiye ben, Allah ve duâsı makbul olunmuş her peygamber lânet ettik… (Bunlardan biri) Sünnetimi terk edenler.” (Tirmizi C/4. Sf: 457)

Bu hadislerde peygamberlerin sünnetlerinden biri olan evlenme sünnetini terk edenler lanetlenip kınanırken, Bakınız Allah ve Resulü Müslümanların evlenmesini hatta çok eşle evlenmesini nasıl teşvik ediyor.

Nisa suresi Ayet:3 de Şöyle buyuruyor
”Eğer yetim(kız) lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Şayet (yine de) adalet yapamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin.) Bu sapmamanıza daha yakındır.” (Nisa Suresi: 3)

Allah’ın Resulü şöyle buyuruyor:
“…Ey gençler topluluğu, sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan en iyi saklar ve fercide en iyi korur. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç onun için bir kalkandır.” Buyurdu (Buhari, 5066 – Müslim, 1401 – Nesai, 2238 – Tirmizi, 1081 – Darimi, 2/132 – Ahmed, 1/424-432 – Albani, 1781,el-irva da)
Bu konuda Allah’ın resulü insanları evlenmeye teşvik etmiş ve Allah’ın evlenenlere yardım edeceğini o kimselere müjdelemiştir. Allah’ın Resulü şöyle buyurmuştur; “Üç kişi var ki, onlara yardım etmek Allah’ın kendi üzerine aldığı bir haktır. Allah yolunda cihat eden mücahit, iffetli olmak isteğiyle evlenen kimse ve (kendi bedelini) ödemek isteğiyle anlaşma yapan köledir.” Buyurdu. (Nesai,3120 -3218 – Tirmizi, 1655 – İbni Mace, 2518 – Ahmed, 2/151-437)

Ve yine Said bin Cubeyr İbni Abbas (RA) şöyle buyurmuştur. “ İbni Abbas bana “evlendin mi? ” dedi. Ben “hayır” evlenmedim” dedim. İbni Abbas “Evlen çünkü bu ümmetin en hayırlısı kadınları çok olandır dedi” (Buhari, 5069)
Allah’ın resulü de evlenip çoluk çocuk sahibi olmayı şu hadisi ile pekiştirmiştir ki; çok çoluk, çocuk sahibi olmak için elbette çok eşle evlenmek daha uygundur;
Ma’kıl bin Yesar şöyle dedi; ” Resulullah “Sizler kocalarına sevgi besleyen ve çocuk doğuran kadınlarla evlenin. Çünkü ben (geçmiş) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm” buyurdu” (Ebu Davud,2050 – Nesai,3227 – İbni Hibban, 1229 da mevarid de – Hakim, 2/162)
Bu hakikatlerden nurculuk dinine mensup nurlu (!) beyler ve hanımlar rahip ve rahibe hayatı terk edip önce İslam dinine mensup birer Müslüman olup, sonra helal eşler edinirler mi acaba?








Osman Öcal [14/02/2009 13:48:44] (ID: #16089)
Susuzum Çöl Vahasız

Civanım nazlı maral, gamzelerin kurda gezer,
Kadehim mey doludur, düşlerimiz barda gezer.

Deme sen gönlü muhannet, susuzum çöl vahasız,
Dikeninden nasibim, vay bu gönül yârde gezer.

Tanışımdır sakiler, dost kapımız meyhaneler,
Yaralanmış yüreğim, harlanarak narda gezer.

Tasalardan sanığım, güç tükenir gamlı zaman,
Severek saldı alev, lav savurur korda gezer.

Seherin yıldızı sönmüş, bade sunmaz geceler,
Kara gözlüm, çaresiz bülbüle bak zarda gezer.

Kaderim kamçı yemiş, terse dolanmış düğümü,
Çözeceksen hadi çöz, kan çekilir darda gezer.

Osman Öcal

fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün


Fatima Humeyra Kavak [14/02/2009 13:47:14] (ID: #16087)
♥ Yüregimde Menba-i Aşk... Sevgilim...







Seyr-ü lahzada;
dipsiz enginlere gözlerim dalar
gökyüzünde uçan turnalarda bir telaş bir melâl
çok uzaklarda alev alev kızıl top
ve yaslı bir bulut yanar
zikre bürünür ruhum olur ayan,
her kanat cırpışımda asumân
iliklerime kadar, mavi tülden kor yağar
bast-ı zaman; sana uçarım
tutuşur kanatlarım
yüregimde tiz bir sızı, bin figân irkilirim
küllerimden aşka susamış bir kaknüs dogar
her figânımda; tekrar tekrar dirilirim

inat ettin sen; çekip gittin ya
bir lâtif gül goncası kokladığım zamandasın
gül-i ranâ şebnemlerimi ıslak gözyaşlarıma karıştırdım
yağmurun sesinde usulca kemâl-e erdi özlemlerim
bir buğu oldu dudaklarımda senin y/adın
ruhumda en koyu en derin halvet;
cüş olan duygularımda, sakladığımsın

ömrümün ummanında yalnız sen!
sensin firûze edasında yüzen
hayatımı zehir ettim ben, ya sen?
beyan oldu, meyl etti beyza düşlerime
n'olursun inat etme, 'saydam' ulvi düşlerime gel
eman vermedin; oysa inatla ben seni bekledim
ecel gibi silinmez yazğımsın
coştukça aşkla fıskiyeler
yüreğimde ''Menba-i Aşk'' sevgilim...



13.2.2008 13:37

Aklın yetmediginde; cevabım yürek yelkeninde
Acıların yerine, sevinçler tekerrür etse; ahh keşke...

Etme gümân; bir anlık vermedim megil, ölümüne!
Ben seni bir gün degil; ömürlük sevdim... Sevgilim...

Fatimâ Hümeyrâ Kavak

***

Sözlük

Menba=kaynak
Seyr-ü lahza=seyir anı görülen,ibretle seyredilen
Bast-ı zaman=bir saniyesi,binler saaata mukabil,zaman üstü zaman
Melal=sıkıntı,bezginlik
Kaknüs=Mitolojide sevdâli bir aşk kuşu
Güman=Zan,Şüphe,sanmak
Kemal=Kamillik,olgunlaşma,olgunluk
Zikir=hatırlamak,çok anmak
Eman=Af ve yardım dileme,emin olma
Halvet=Yanlızlık,tek başına kalmak,gizlilik,tenhaya çekilme
Cüş=coşmak,sığmamak,taşmak
Ayan=O'nda(c c) hiçbir şeyin,gizli olmama hali
Beyan=İzahat,açıklama,öğretme,anlatma


Fatima Humeyra Kavak


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiirin hikayesi:







yanık sevdalar [14/02/2009 13:44:40] (ID: #16086)


AYNI DEĞİL (ŞİİR)
Ardından yürümüş binlerce alay,
O'nda mana bulmuş yıldız ile ay,
Dikmeye dikelim, demesi kolay,
Bayrak aynı bayrak, burç aynı değil.

İmanla atılmış yurdun temeli,
Değsin diye değil namahrem eli.
Artık hainleri herkes görmeli,
Temel aynı temel, harç aynı değil.

İnsanın elinden değişmiş devir,
Fikirler kin kokar,emellerde kir,
Bakışlarda nefret,dillerde zehir,
Lisan aynı lisan, söz aynı değil.

Ne için akmakta müslüman kanı,
Sor tarihe desin dostu, düşmanı.
Adalet babında tanı insanı,
Düşman aynı düşman, dost aynı değil.

İman ki, yıkılmaz büyük bir kale,
Gönüller fetheden sönmez meşale,
Varlığın özünde sığmaz hayele,
İman aynı iman, kul aynı değil.

Hala silinmemiş tarihin izi,
Taşımış bu güne getirmiş bizi.
Adadık ellere tüm sevgimizi,
Kabuk aynı kabuk, öz aynı değil.

Kimisi özünden almış hızını,
Kimisi ellerin çekmiş nazını,
Kimide sokağa salmış kızını,
Millet aynı millet, yol aynı değil.

Adnan Özkan Tüm Osmanlı torunlarına selamlar, saygılar...








kayıp-biri // ESMA ÖZAN [14/02/2009 13:43:08] (ID: #16085)
Elveda

Diyorum;
Sefası bitti ömrümün,
Şimdi dağa çıkarım, düze elveda.
Düze duman çöker, düze kar yağar,
Bahara elveda, yaza elveda...

Bahtiyar;
Derinde sızlayıp yaran,
Kalbini dağlayıp üzer herzaman.
Göze hüzün çöker, göze yaş dolar,
Sevince elveda, düşe elveda...

Şimdi özkökünden süzülen benim,
Özge budaklara dizilen benim,
Şimdi ne sen sensin ne de ben benim,
Biz ki biz değiliz bize elveda.

Bahtiyar VAHABZADE




Sahra_can (D.A) [14/02/2009 13:41:52] (ID: #16084)


merhaba şiir dostları...hece ölçüsüyle yazdığım ilk şiirim beğenilerinize...

-EY YAR-


Ey gönül deryamda yelken açan yar
Uzatma sevdamın eylül hüznünü
Deniz gözlerine uzak bakışlar
Dil fakir söylemez, anla sözümü

Yanan gönlünde çağlar akarım
Ne olur üzülme Ey Lütüfkar
Gündüz sensin, akşamlar dert ve gam
Kalbim sana meftun,çarem sen yar.

13.02.2009

Sahra_can (D.A)



namsız şair (Bay, 32) [14/02/2009 13:41:04] (ID: #16082)
Seni Seviyorum

Ne olursan ol
Nerede olursan ol
Ne olursa olsun
Seni çok seviyorum
Ve aklında bulunsun
Seni her zaman seveceğim

Yavuz Uzunyurt
Bilal Özcan [12/02/2009 17:24:54] (ID: #15920)
Dilimde ah u zar, gönlümde alev alev yanan har,
Yalnızlık oldu bana yar, var gelme ey sevgili yar!
Nar-ı cehennem bile yakmaz senin yaktığın kadar,
Gündüzler gündüzlere sığmaz, gecelerse bana dar.

................................


Bilal Özcan








NURCAN AVCI [12/02/2009 17:23:09] (ID: #15919)
AMENNA


Benliğim ateşlerde bir kuytu şehirdeyim
Sana uzanmak için koşsam nefesim yetmez
Dalgalar savuruyor bir hırçın nehirdeyim
Toplasam özgürlüğü gönül kafesim yetmez
-Yitik bir viraneyim halimi yalnız sen gör
-Toz duman oldu yürek gönlümü bir tek sen ör

Kalbimi avutamam geceler kara zindan
Kuyular bana ölüm atılırda çıkamam
Yusuf’u kaybedeli Kenan illeri viran
Heceler bana zulüm sönmüş dilim yakamam
-Lâl olmuş şu dillerim bir tek sana açılsın
-Rahmetinin kudreti şu acize saçılsın

Bir kırık ezgi içim notaları tarumar
Kaç hüzün biriktirdim, kaç hançer yedi sîret?
Kelimelerim dökük onarılmaz bu hasar
Kaç limandan kovuldum, kaç şamar yedi sûret?
-Gücüm yok mecalsizim bir tek sende dermanım
-Bu hırçın dalgalarda yalnız sensin limanım

Sükûtum göğü deldi duyan yok feryadımı
Karanlık denizlerde hayallerim savruldu
Öyle şeyler gördüm ki tez unuttum adımı
Kayıp viran şehirde bakışlarım kavruldu
-Milyonların içinde sensin halimi bilen
-Kötülüğe meyletsem sensin affedip silen

Bu hayat denizinde sürüklenip giderken
Dallar koyar önüme tutunmazsam suç bende
Cümle hatalarımla cana eza ederken
Hatamı affeder hep, utanmazsam suç bende
-Kapına geldim Rabbim ne verirsen amenna
-Ellerimi bırakma her dem muhtacım sana

NURCAN AVCI


yanıkkerem [12/02/2009 17:19:25] (ID: #15917)
Derd-i aşk-ı meydane sal görelim
Yan ki gönül avare kal görelim
Kime kalmış sevgilinin vuslatı
Bu dert ile hicrane kal görelim

Hicran tutmuş elimizden yar diye
Yar görünmez gözümüz bakar niye
Olmayacak bir hayale düş oldum
Baktıkça yanar sinemiz nar diye

Dem bu demdir dostlar gülüp geçelim
Gam şerbetin vuslat diye içelim
Yar nikabı gönlümüze süs olsun
Dalıp seyre can-ı tenden seçelim

yanıkkerem
Enver Bilgiç [12/02/2009 17:17:44] (ID: #15916)
Kızma ana -1-

Anam arıyor yavuklu kız bana
Zor beğeniyom diye kızma ana
Şöyle olsa bol kaymaklı dızmana
Yemek seçiyom diye kızma ana

Sevdiğimi eller aldı kor bana
Kader böyleymiş hayıra yor ana
Her güzele talip olma sor bana
Yar bulamıyom diye kızma ana

Çobanım diye bakarlar hor bana
Sorun beni dağa,taşa,ormana
Alemin sözleri gelir zor bana
Seni üzüyom diye kızma ana

Enver Bilgiç

tevhit 58 [10/02/2009 12:52:05] (ID: #15699)
Kalmadı

Yaşlandım yoruldum, ruhen kocaldım
Artık ğam çekecek,halim kalmadı
Zaten ömrü bile, haktan borç aldım
Artık dem dökecek,gülüm kalmadı

Fer çekildi iki, dizim titriyor
Ayağımı atsam,kolum gitmiyor
Azıcık hız yapsam, nefes yetmiyor
Bu canı taşıyan, belim kalmadı

Kervanı yükleyen, elden göçiyor
Bu cark böyle geldi, böyle döniyor
Gel emri alanın, nuru söniyor
Daha gül derecek, elim kalmadı

Tarlayı belledim, mahsulü ektim
Bağımı derledim,tohumu septim
Hayattan usandım,elimi çektim
Yarla paylaşacak, ömrüm kalmadı








Süleyman KARACABEY [10/02/2009 12:50:39] (ID: #15698)
İSTEMEM SENİ.

Vefalı yüreğimde nankörün yoktur yeri
Kam olsan damarımda keser atarım seni

Sevdamı görmeyenin kalbimde yoktur yeri
Canuma can katsanda siler atarım seni.

Şu yanan yüreğime çağlayan ırmak olsan
Serinliğine kanıp bir yudum içmem seni

Soğuk gecelerime saf ipekten sim olsan
Yorgan diye çekip üzerime örtmem seni

Yaralardan bin yara daim açtın da bana
Merhemim olsan yaram üstüne sürmem seni.

Güneş olsan göğümde ısıtsan dünyamı
Ter ter olup göğsümden boşa salarım seni.

Donsa dünyam ayazdan buz tutsa ellerim
Yalanların unutup ocakta yakmam seni.

Karanlığa ram olsam gecelerde kaybolsam
Gündüzler adın olsa inan istemem seni.

Nâr’ın içinde yanan şu gönlümün dağında
Muhtaç olsam yağmura yağma istemem seni.

Daralsa ciğerlerim ecel gelse yanıma
Nefes olsan ruhuma bir an solumam seni.

Zindanlara atılıp esir düşse bedenim
Özgürlük yolun olsa inan teperim seni.

Süleyman KARACABEY

Halil Şakir Taşçıoğlu [10/02/2009 12:49:38] (ID: #15697)
Bizim Eller

Ereğli'den çıktım, soğuk kış günü..
Geçim derdi dedim, düştüm yollara.
Rahvan, tırıs, dörtnal, sonra eşkini,
Meydan okuyordum, esen yellere...

Gözüm saçaklardan buz sayıyordu
Yollar sa, altımdan hep kayıyordu..
Köylüler mangala köz koyuyordu,
Benziyordu her yer, beyaz çöllere...

Konya üstü vardım, Seydişehir'e
Akseki'ye çıktım ya birdenbire.
Keskin virajlara hep gire gire,
Baktım imrenerek şanslı kullara...

Gözümde canlandı Konya yöresi.
O bozkırlar nere, bura neresi?
Gördüğüm yerler hep, cennet deresi
Kışın dolmuş kalmış, çiçek dallara...

Yürü dedim gönül, daha neler var!
Ayrılığa türlü bahaneler var..
Zümrüt yamaçlarda, ne haneler var
Olmalı buralar, destan dillere...

Kıvrım kıvrım aktı, gurbetin yolu,
Dağları yemyeşil ormanla dolu.
Çok geride kaldı Alacabel'i
Benzettim heryeri ben masallara...

Manavgat, Serik, derken Antalya..
Karakışta açmış zakkum, manolya.
Yorulan zihnimle kurdum da hülya,
Kendimi bıraktım, o kumsallara...

Toroslarda nice yaylalar buldum.
Ereğli'ye burdan, çok gidip geldim
Ayrılıklar burktu, dopdolu oldum...
Hep selam gönderdim, bizim ellere.


Antalya-2009/11

Rahvan: atın koşaradım gidişi.
Tırıs: kısa adımlarla hızlı gidiş.
Eşkin: hızlı gidiş.
Dörtnal: En hızlı koşu.

Halil Şakir Taşçıoğlu

A.küçük28 [10/02/2009 12:47:52] (ID: #15696)


Selamınaleyküm. gönlünüzün nuru, kaleminizin mürekkebi tükenmesin. selam ve dua ile. A.küçük28

Sen rahmansın ben kapında bir geda
Beni resulümden ayırma Huda
Bu ömrümün çoğu,geçti beyhude
Bundan sonra ayık,gez sen dediler..



Rukiye AYDIN** [10/02/2009 12:46:03] (ID: #15695)
Dargınım, bulut bulut rahmete gebe gözlerim
Suya hasret çöllere yağamayışıma dargınım…
Zindan karanlığa mahkum fikirler,,
Destan destan doğamayışıma dargınım
Çığlık çığlığa düşerken zaman ellerimden,,
Dökülüp dağılan doğrularımsa,,,
Taş,beton yüreğime dargınım
Uçurumun kenarında titrer değerlerim
Ha itti ha itecek gölgelere dargınım,,
Yıldız yıldız umutlarım kanadından kan damlar
Bakmadan gözlerine,vuran mısralara dargınım,,
Kanar elim ayağım gök ve yer gece işkencesinde
Gelmeyen sabaha karanlık göyüme dargınım
Sonbir yakarış durur umut penceresinde
Gülümü solduran ayaza dargınım
Matem rüzgarı dokunur kapanan kirpiklerime
Son göreve davetli, gelmeyen meleye dargınım

R.A.

mürsel namlı [10/02/2009 12:44:01] (ID: #15694)

Her Şeyde İzin Var Baba Tadında…

Varlığın sonunda yokluğa doğdu,
Karardı gökyüzüm mavilik iken…
Bahçemde karanfil, nergis, gül soldu,
Şimdi ellerime batıyor diken…

Acılar zamanla kaybolur diyen,
Bilgenin sözleri kaldı yanımda.
Acılar ejderha, beynimi yiyen,
Soluk alıyor hep sanki canımda…

Küheylan düz yolda çatladı gel gör,
Kısrağını cinler sürdü her yerde…
Bakan uzuvlarım görmeyen bir kör,
Tozpembe hatıram, hayalim nerde? ..

Mağara içinde sıkışan gönül,
Nefes alamıyor eskisi gibi…
Avuçlarımda kalan bir avuç kül,
Azrail’in yaklaşan sesi gibi…

Ardından ne kadar aradım bilsen,
Seni bulamadım hayat yolunda…
Halimi bir defa gelip te görsen,
Her şeyde izin var baba tadında…

26.09.2006; Salı. İstanbul…
Kenan YÖRDAN…

KENAN TUNÇ [10/02/2009 12:36:56] (ID: #15690)
Ulu Hakanı ölüm yıldönümünde (vefat tarihi 10 şubat 1918) rahmetle anıyoruz...http://web67.blogcu.com/

ABDÜLHAMİT HAN!

Duyarmısın sesimi bilmem ki
Bağırsam avazım çıktığı kadar
Gel desem gelirmisin ey koca Sultan
Çıkarmısın yeniden ortaya
Eğer varsa bir yolun,imkanın
Gel artık ne olur,bekletme bizi
Geç önümüze ey zalimlerin korkulu rüyası
Cennet mekan Abdülhamit han....

Varlığında yok olan sinekler
Yokluğunda binler doğurdu
Sen vermedin,satmadın ama
Sensizlik mahvetti o mübarek yurdu!

Bugün filistinde feryadımız var
Her gün artıyor kat kat acımız
Alem-i İslam kan ağlıyor
Kan ağlıyor kardeşimiz,bacımız
Sana çok muhtacız bugün inan
Neredesin gel artık ne olur
Çık ortaya Ulu Hakan,
Cennet mekan Abdülhamit han...

KENAN TUNÇ

seyithan namlı antalya [10/02/2009 12:35:03] (ID: #15689)
İSTİKLAL MARŞIMIZ VE AÇIKLAMASI



İstiklal Marşı ve Açıklaması
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim, milletimindir ancak.

Mehmet Akif, Türk milletine cesaret ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için, şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hak’a tapan milletimin istiklal!

Şair, ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş, yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak, öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca, edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü, Türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp, göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı için özgürlük onun hakkıdır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaştım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarim.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Şair “ben” diyor.(Ancak kastettiği mana aslında bizdir Türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet! ” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan Avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında Avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair batıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak Avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken Mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakin.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canini feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaat ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.

Bastığın yerleri “toprak! ” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Şair Türk ordusuna vatanin kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatani dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanimiz üzerindedir.

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar Türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşim,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizin de ruhları şad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Artık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitlerimizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.

Mehmet Akif ERSOY




suat sert ankara [10/02/2009 12:31:02] (ID: #15686)
nedir

Aşk ile yanmayan gönül bilirmi?
Maksadı mecnun mu yoksa mevla mı?
Maşukun halini aşık bilir mi?
Maksadı vuslat mı yoksa cüda mı?

Bakıp yücelere seyre dalarım,
Çiçekler böcekler bade nuş eder.
Süleyman tahtını hayra yorarım,
Gördüğüm hülyalar gönlüm hoş eder.

Zahide sorarım aşık var mıdır?
Harabet ehlinin gönlü küllenmiş
Aşığın çilesi aşikâr mıdır?
Coşkun seda ile hakka güllenmiş.

Hakikat deryası çile değil mi?
Uslanır günahkâr durgun emeli
Geçilmez yolları hile değil mi?
Varamaz vuslata solgun kemali.

Ey kadir-ü kayyum hazreti mevlam
Göster bana aşkı,köre düşürme
Habibin aşkına hazreti mevlam
Yanmışım aşkından hara düşürme.

Melahat Temur


Ali Özen [10/02/2009 12:26:40] (ID: #15684)
***Yaşamak Yoksul ve Sabırlı Düşer Gecelerime

Seslensem maviliğine,
bilirsin ölümsüzlüğünü.
Çizsem aydınlığın rengini gözlerine.
Yaşamak sabırlı ve yoksul düşer gecelerime.
Bilir misin,
çabuk tükenir misin?
Kendini bir su gibi sevgime verir misin?
Söyle söyle sevgili benimle gelir misin?


Her gece,
seni ararım
gözlerini.
Aydınlığa ulaşan o güzelim bilincini.
Saran ve kucaklayan
yaşatan sesini.
Damarlarımda dolaşan ışığını ararım.
Kokunu, soluğunu, sıcaklığını.
Yüreğimi kanatan okşayışını ararım.
Her gece seni ararım nerde sesin?
Seslen ki yeni umutlar yeşerteyim.
2

İşte hep böyle geceleri
Deli fışkın bir ayrılık,
gelir bağrıma oturur
Yalnızlığın sarkacı saatlere uzanır
Bir ince sevdaya oyalı yangınlığımla
Ben senden sonra sen yaşarım
Bilir misin,
Söyle söyle sevgili benimle gelir misin?

Ben hep böyle geceleri
Umut döllerim işte
sebep bilirim seni.
Söyle söyle yüreğimin güzel serçesi.
Doyumsuz bir şarkının sonsuzluğu için.
Sonsuz bir şarkının doyumsuzluğu için.
Kendini bir ezgi gibi sevgime verir misin?
Güneşe benimle sen de gelir misin?

Ali Özen

Ali Özen [10/02/2009 12:23:44] (ID: #15681)
***Yüreğim Yangın Yerim

Yüreğim yangın yerim.
Her acıyla tutuşur/
durmadan yanar.
Dolaşır halkın içinde mahzun kanatlı.
Savurur kendini yerden yere,
/ esin olur şiirlere.
Şimşektir o, çakar zalimin yüreğine.


Bazı...
Asi bir ırmak olur
Bazı
Yaralı bir ceylan gibi ürkek...
Dillerde türküdür /gönüllerde umut.
Yakamozlarla parıldayan renk cümbüşüdür.
Bazı
Yağmur olur
/ serpilir yüreklere



Acılı insanların dostudur o.
Sevgi ülkesine yelken açar durmadan.
Tüm belalar gelse de üstüne
Hiç bir zaman ihanet etmez sevdiğine.


Yüreğim yangın yerim...
Her sevdayla taçlanır.
/ İçin için kanar
Mutlaka
Halkın gönlüne damla damla akar.

Ali Özen

Menekşe Gülay [10/02/2009 12:20:28] (ID: #15679)
GÜNAYDINNN-AŞK ÇEŞMESİ



HAYAT YAŞANDIĞI KADAR VARDIR.
GERİSİ YA HAFIZALARDAKİ HATIRA YA HAYALLERDEKİ ÜMİTTİR.
HÜSRANI İSE BİRTEK YERDE KABUL EDİYORUM. YAŞAMAK VARKEN YAŞAYAMAMIŞ OLMAKTA.
UÇSUZ BUCAKSIZ GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPAN MARTILARIN. SONSUZ HUZURUNU ANLATAN DENİZİN
MAVİLİĞİNDE GÖRDÜKLERİ... KENDİ YANSIMALARI KADAR EŞSİZ HAYAT.....
GÜLÜMSEDİKÇE VE UMUT ETTİKÇE YAŞAMAYA DEĞER ne diyorsunuz. hele sevdikçe sevildikçe bir başka bakıyoruz hayata.
Güzel ve neşeli bir gün sizinle, şiirsel saatleri ise, saat iki de RADYO TURUNCU da hep birlikte yaşayalım. Şiirlerinizle bekleniyorsunuz. Sevgiyle kalın. İyi günler.

www.radyoturuncu.com

Aşk Çeşmesi

hani hatırlıyor musun o çeşmeyi..
su doldurmaya gittiğimde görüyordum seni.
çeşme sanki, simgemiz olmuştu bizim.
hergün aynı saatte, seninle birlikte..
çeşme akardı gürül, gürül kaynaktan gelirdi suyu.
ellerinden içirirdin suyu, yüzüm ise kıpkırmızı.
utanırdım sana bakmaya,
göz göze gelirdik çünki.
aşk girmişti kalbimize, çıkmayacak gibi.
bir sevgi yeşeriyordu kalıcıydı sanki.
hayat bir başka güzeldi o günlerde.
her gece dua ederdim seni göreyim diye.
sevmek benim de hakkımdı yaşamalıydım
seninle
aşkımız dillere destandı köyün dilinde.
söz, nişan, düğün derken birlikteydik işte.
sımsıkı sarılmıştık sanki birbirimize.
hayatımda mutluluğum, sevgilim, eşimdin.
herşeyden çok sevdiğim sen, benimdin.
aniden gelen mektupla, askere çağırılmıştın şimdi.
yiyemez içemez olmuştum
nasıl yapacaktım sensiz.
ama askerlik bir şerefti senin için.
vatan borcuydu bitecekti bizim için.
sevgimi kalbimde götürüyordun o yere.
ruhum ise, seninle birlikte..
bir zaman sonra haberin geldi.
şehit olmuştun birliğinle..
yıkılmıştım bitmişti herşey, benim için.
şehit eşi olmakta bir şerefti.
ama sensizlik çok acıydı.
hâlâ o çeşmenin başına giderim.
gözümün yaşı dinmez çaresizim.
aşk çeşmesi koymuştuk ismini.
ama sensiz neye yarar aşk..
hiçbir zaman seni unutmayacağım.
çünki sen her zaman benimsin.
aşk çeşmesinde birlikte, el ele..

Menekşe Gülay


SAYF:2-34 ŞİİR




mübeccell/Zeynep Ünalan [10/02/2009 12:19:06] (ID: #15678)
Muhabbet Bağında Güller ♥


Muhabbet bağından güller dermeye
Bir ahû gönlümü yakar da gider
Aht ettim yoluna ömrü sermeye
Aşk gönül dağından akar da gider____Ayak Dörtlügü Fatımâ Hümeyrâ Kavak
1.
Bir gül ki açılmış gonca gül demem
Bir tül ki saçılmış esen yel demem
Bir çöl ki vehada yakan zul demem
Zincirsiz köleyim çeker de gider______Fatımâ Hümeyrâ Kavak
2.
Hakîkat nûruyla durur ne çâre
Gözleri bir hançer vurur ne çâre
Aşkıyla gül tenim kurur ne çâre
Nazlâ dudağını büker de gider_______Fatımâ Hümeyrâ Kavak
3.
Gül yüreğim gül ki son bulsun hazan
İsyan etme bil ki Hûda'dır yazan
Kin yakışmaz sana, olma hiç kızan
Doğan gün kahrını söker de gider_____Saadet Ün
4.
Muhabbet bağının suyu kurumuş.
Kuyudan su çekmek ne de zorumuş,
Sevgisi yalanmış bakış horumuş,
Dilber beni nara yakar da gider_______Şehri Karakaya
5.
Gönül bahcesinde açan gül idim
Yâr yüzüne bakıp bakıp eridim
O yârın sevdiği evvel ben idim
O yâr yüreğimi söker de gider_______Şeyrani..
6.
Muhabbet bağında sevdamız gezer
Ürkek ceylan gibi bakarda gizler
Dil sölemesede göz belli eder
Aşkın nur dağından aşar da gider_____nurdagindan

Ayhan IŞIN [10/02/2009 12:17:17] (ID: #15677)
Eski bir dostumdan...İsmet Nadir ATASOY



“TÜRKÜLERİMİ İSTİYORUM”

Türkiye’nin neresine giderseniz gidiniz, hangi belgeye ulaşırsanız ulaşınız, hangi kitabı okursanız okuyunuz; efelerle ilgili olarak bulacağınız, ulaşacağınız sonuç değişmez, aynıdır: “Efelerin hepsi Aydınlıdır…” Bir Aydınlı olarak bu sonuç, bu söylem beni her zaman duygulandırmış, gururlandırmıştır. Ne zaman bu konu açılsa alnım yukarıda ve başım hep dimdik durmuştur… ve doğrudur. Efelerin hepsi de Aydınlıdır. Efe, Türkiye genelinde bir tanımı yapıldığında, Türkiye’nin neresine giderseniz gidiniz hep: “Batı Anadolu Yiğidi…” olarak ifade edilmiştir, elan edilmektedir de. Güzel yurdumuzun batı bölgesinin merkezine baktığımızda da o merkezin hak ortasında Güzel Aydın’ımızı görmekteyiz. Osmanlı İmparatorluğu idare sisteminde Aydın’ın vilayet merkezi; İzmir, Manisa, Denizli ve Muğla sancaklarının (ilçe) Aydın’a bağlı olduğu düşünüldüğünde bu sözün ne denli doğru olduğu görülecektir sanırım. Evet; “Efelerin Hepsi Aydınlıdır…”
Peki, nedendir Aydın’dan pek az türkü anons edilir, pek az türkü söylenir. TRT’nin repertuarlarına baktığımızda Zeybek formunda söylenen türkülerin içinde Aydın’dan çok az türkü vardır. Haydi, şöyle bir düşünün… Aydın’dan bir çırpıda kaç türküyü ardı ardına sular seller gibi sayabilirsiniz? Üç, beş, on… Yoksa Aydın bu konuda cezalandırılmakta mıdır? Efeler Diyarının türküleri iki elin parmakları kadar az mıdır? “Pınarbaşı’na doğan ayın, günün ve al kanlara boyanan Trablus kuşağının…” ezgisi ne zamandan beri “Çökertme” formunda söylenir olmuştur.
Aydın İline bağlı bir de Atça Beldesi vardır. İnsanlar yaşar Atça’da; kararlı, suskun, ezilmiş, hırpalanmış, az konuşan, öz konuşan insanların yaşadığı bir beldedir Atça. Renkli geçmişi ve geleceğe karşı duruşuyla bir abide gibidir Atçalı. Atça’nın yıllar öncesinden bugüne yaşadığı süreç, Aydınoğlu Beyliğinden Osmanlı İmparatorluğuna, Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine uzanan sürecin ta kendisidir. Ovada pamuk neyse dağdaki zeytin odur Atçalı için. Atçalı, ne kadar düzde çiftçi ve okuryazarsa, dağda da o kadar Atçalı Kel Mehmet Efe’dir. Arşivler karıştırıldığında Atçalı Kel Mehmet Efe ili ilgili türkülere rastlanır. Ancak nedendir bilinmez bu türküler repertuarlarda görünmez, müzik programlarında yer almaz bir türlü.
İşte benim repertuarlarda yer almasını istediğim türkülerim. Ve bu güzelim türküleri dinlemek için daha ne kadar bekleyeceğim. İşte Atçalı Kel Mehmet Efe üzerine yakılan, güftesi olup da bestesini bir türlü duyamadığım türkülerin birincisi:

ATÇALI KEL MEHMET EFE

Aydın dağlarında gezerim gayri
Yazıldı fermanım okundu gayri
Aldım martinimi çıktım dağlara
Dünya bir olsa tutulmam gayri

Atçalı Mehmet’im bilsinler beni
Yoksulun yanında görsünler beni
Koyarım bu yola tatlı canımı
Dünya bir olsa tutulmam gayri

On iki yaşımda binerdim taya
Minnet etmezdim paşaya beye
Bizi yaman bildirmişler devlete
Dünya bir olsa tutulmam gayri (*)

Atçalı Kel Mehmet Efe üzerine yakılan, yine güftesi olup da bestesini bir türlü duyamadığım türkülerin ikincisi:

Atçalının aman aman zeybekleri efem de oynasın
Atçalıyı vuran aman gençliğine efem de doymasın
Kör olası aman aman müfrezeci efem de onmasın

Hey gidi zeybek aman aman nasıl da gıydın efem de canına
Gahpe de Osman aman aman yakışır mı efem de şanına

Duman durdu aman aman şu dağların efem de başına
Gahpe de Osman aman aman bakmıyor mu efem de yaşına
Şu gençlikte aman aman neler geldi efem de başına

Hey gidi zeybek aman aman ateş verdin efem de dumana
Ah güven olmaz aman aman gahpe de olmuş efem de Osman’a (**)

Bu türküler gökten inmedi, vardı bu türküler; çalınıyor, söyleniyordu yörede. Peki, şimdi neden repertuarlarda yok, TRT’nin hazırladığı programlarda, neden dinleyemiyoruz türkülerimizi? Yoksa bu türküler, bir zamanlar Dolmabahçe Sarayının izbe mahzenlerinde kaderlerine terkedilmiş tarihi eserler gibi TRT raflarının bir köşesinde sıkışıp kaldı da çıkamıyor mu dışarı? Efe ve zeybeklere ait oyun, türkü ve bunlara özgü yiğitlik hikâyeleri, yöremiz folklorunun temelini oluşturmaktadır.
Ben Atçalıyım;
“TÜRKÜLERİMİ İSTİYORUM…”

KAYNAKLAR:

* Türkü Dostları Sitesi, Aydın Yöresi Türküleri, Anonim, Gönderen: Evren SEÇKAL.

** AVCI Ali Haydar, Atçalı Kel Mehmet İsyanı (Aydın İhtilali 1829-1830) , İstanbul E Yayınları, 2004.




gül e [10/02/2009 12:14:53] (ID: #15675)
Allah'ın Boyası...
----------
Nedir bu Allah'in boyasi? Iste bir söz harikasi..Muhtesem bir benzetme..Kisa bir kelam ile muazzam bir hakikat..
Kur'an da benzerlerine siklikla rastladigimiz bu ifade ile tarzi mü'minleri onurlandirmakta..Allah'in kendisine iman ettigini söyleyen kullarinin üzerinde görmek istedigi bir renktir.O renk insanin hayatinada
ne kadar izleniliyorsa, Islam o kisinin hayatinda o kadar var demektir.Nasil dogadaki renkler isikle buluntugunda renklerin nitelikleri ortaya cikiyorsa, hayatin islam ve akidesi ile birlestiginde insanin uzerindede imanin guzellliklerini görebilmekteyiz.
Günes nasil esyanin orjinal renklerini ortaya cikartiyorsa, islamda insanda gercek renkleri ortaya cikarmaktadir.


Bu bir anlamda insanin boyasidir.Boyasini nereden almis, ona bu boyayi kim sürmüs? Boya sürülmüs ise, o acaba hangi anlayisin, hangi guc odaginin, hangi ideolojinin, hangi zihniyetin boyasi?

Kur'an insanlarin hangi boya ile boyanmalarini en guzel sekilde acikliyor.Hangi boyanin insanin taa iliklerine kadar sinmesini harika bir benzetmeyle ortaya koyuyor.

'Allah'in boyasi...Allah'in (boyasindan) daha güzel boyasi olan kimdir? Biz yanlizca O'na ibadet ederiz..' (Bakara 138)

Allah’ın boyası “fitrat”tir, yani yaratilisindan gelir.. Fitratin boyasi dogal boyadir, o boyanin üzerine sürülen tüm boyalar sunidir..
Cünkü o, kullarini imanla boyar ve onunla onlara bulasmis olabilecek inkarin kirlerini ve sirkin pisliklerini temizler. Biz, bu büyük nimeti bize bahseden Allah'a sükretmek icin ibadet ederiz. Kulun isi ibadet olunca, kendini güzel bir boya ile süslemis olur ki, o boya da ona bir leke getirmeyip, bilakis onu güzellest...
................

hüzzamm [09/02/2009 15:31:58] (ID: #15601)
**DUA**



Dergahında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kulların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm; halime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve ahirette beni rüsvay eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni derde maruz bıraktın, imtihanlarına karşı sabırlı olamadım. Buna rağmen beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocaladığımı gördüğün halde beni rezilliğe düçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım; kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlası gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.Ellerimi indirirken, arz u semayı yüzü suyu hürmetine yarattığın Kainatın İftihar Tablosu Hazreti Ahmed ü Mahmud u Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashabına bir kere daha salât ü selam ediyor, iki salât ü selam arasına sıkıştırılmış niyazların reddolunmayacağı ümidiyle dualarımın kabulunü bekliyorum, Rabbim! amin



Abdurrahim Karakoç [09/02/2009 15:28:58] (ID: #15600)
Mihriban(Aşk)

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz, sonra söz ve sonra hile...
Sevilen, seveni düşürür dile
Seneler, asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama
Aşk deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne...
Şaştım kara bahtın tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı...
Çözemedim... Çözülmüyor Mihriban.

Vur Emri(sh.80)

Abdurrahim Karakoç

Canan Ereren [09/02/2009 15:26:59] (ID: #15599)
Güneşim olmalısın dünyama

Sen,
Benim sesim olmalısın,
Sustuğumda konuşan,
Nefesim olmalısın,
Tıkandığımda nefes aldıran,
Ellerim olmalısın,
Üşüdüğümde ellerimi tutan,
Gözyaşım olmalısın,
Ağladığımda yağan,
Sen....
Sen,
Gülüşüm olmalısın bakışlarıma,
Yürüyüşüm olmalısın ayaklarıma,
Güneşim olmalısın dünyama.
Canan Ereren
mihriban seda [09/02/2009 15:24:22] (ID: #15597)
SENSİZLİK.



Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül
olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. VE YİNE BİLİRİM Kİ SEVDİKLERİMİZE BİR GÜLÜN KENDİNİ DEGİLDE GÜL GİBİ Bİ YÜREGİ VEREBİLMEYİ..? ?
Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.
Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin SEN SICAKYÜREGİM..
İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.
İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....
Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm.
SENİDE BEKLETTİN TERMİNALLERDE? ? ?
Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete....


mihriban seda [09/02/2009 15:23:26] (ID: #15596)
SENSİZLİK.



Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül
olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. VE YİNE BİLİRİM Kİ SEVDİKLERİMİZE BİR GÜLÜN KENDİNİ DEGİLDE GÜL GİBİ Bİ YÜREGİ VEREBİLMEYİ..? ?
Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.
Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin SEN SICAKYÜREGİM..
İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.
İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....
Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm.
SENİDE BEKLETTİN TERMİNALLERDE? ? ?
Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete....


Kenan YÖRDAN. [09/02/2009 15:21:15] (ID: #15595)


Ölümü Yanıma Bırak....

Solgun resimlerin, sürdüğü liman,
Beni ölümlere, çağırıyor bak! ..
Hasretine inat bitmeyen sevdan,
Anladım anladım bana çok ırak! ...

Celladım ipimi, alıp kaçınca,
Vardım kapısına,çaldım usulca,
Geceye karanlık hakim olunca,
'Gel! ' dedim, ölümü yanıma bırak! ...

Beni anlamadı, sürdüğüm sevda,
Hep uzak illerde, gördüğüm sevda,
Uğrunda tükenip, öldüğüm sevda,
Bana sunduğu şey, bir avuç toprak! ...


Ekim 2007; İstanbul.

Kenan YÖRDAN.








Adnan Özkan (yANIK SEVDALAR) [09/02/2009 15:19:37] (ID: #15594)
MERHAMET YENİ ŞİİRİM)



MERHAMET (YENİ ŞİİRİM)
Uçuk dudakların bağırlarında,
Açmanı bekledim bir ömür boyu.
Üç günlük bebeğin yarınlarında,
Yitirdik mi dersin, biz bu duyguyu.

Solarken bahara ermeden güller,
Hasrete doymuşken yanık gönüller,
Neden ses vermiyor, susmuş bülbüller
Zilletin bağrında tattık korkuyu..

Rabbim nasip ederde tamamlarsam bu şiiri devamıyla birlikte tekrar yayınlatacağım. en büyük teşvikimiz takdirlerinizdir.bu konuda bizi yalnız bırakmayan tün Osmanlı Torunlarına selamlar...

Adnan Özkan (yANIK SEVDALAR)


Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA® [09/02/2009 15:17:28] (ID: #15593)
ANLAMIYOR / ANLAR BİR GÜN

________Geçti yazlar geçti kışlar,
________Güzler halden anlamıyor,
________Çaresiz kaldı bakışlar,
________Yüzler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Yazlar kışlar geçse bile,
Güzler halden anlar bir gün,
Ruh kendinden geçse bile
Yüzler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Alan alsın bana cephe
________İnceldiği yerden kopa
________Geçtim nice dere tepe
________Düzler halden anlamıyor..-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Kim cephe alırsa alsın,
Umutlar hep sana kalsın,
Dağlar göller şahit olsun,
Düzler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Yorgun düşmez gönül eri,
________Bir kemik kalsa bir deri,
________Gider ama dönmez geri,
________Dizler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Yorgunluk sana yakışmaz,
Kemikle deri çakışmaz,
Kol bacakla hiç bakışmaz,
Dizler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Yürek name, gönül ezgi,
________Kader değişmeyen yazgı,
________Yüzlerimde çizgi çizgi
________İzler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Yürek ezgiler okusun,
Kader hep çile dokusun,
İster kısa ister uzun,
İzler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Yanar bu yüreğim sızlar,
________Nedir bu sitemler nazlar
________Şarkılar şiirler sözler,
________Sazlar halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Geçer yürekte ki yangın,
Sitem, isyan değil dengin,
Mısralar notalar zengin,
Sazlar halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________İncitmeye sakındığım,
________Niyaz edip yakındığım
________Medet diye bakındığım,
________Gözler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Bakışında bir fer olsun,
Duaların nefer olsun,
Beklediğin zafer olsun,
Gözler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Dudak bizim, dil yabancı,
________Bahçe bizim, gül yabancı,
________Ocak bizim, kül yabancı,
________Közler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Dudak senin, dil senindir,
Lale, sümbül, gül senindir...
Ocak, ateş, kül senindir
Közler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®

________Gücendirdi eşi dostu,
________Ne söyledi nede sustu,
________Her kelime bir namustu,
________Sözler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Barış olur dostun eşin,
Susmakla olmasın işin
Bak ne diyor şu kardeşin
Sözler halden anlar bir gün...

________Geçti ömür vade doldu,
________Güllerim dalında soldu,
________Elbiseler kefen oldu,
________Bezler halden anlamıyor...-K-A-R-D-A-N-A-D-A-M-
Ömür biter, ecel gelir,
Çaba veren, çare bulur,
Bu dost sana kurban olur,
Özler halden anlar bir gün...__SEVDAZAN®


Anlar Birgün: __SEVDAZAN- 15 Kasım 2008 Ctesi
Anlamıyor: -K-a-r-d-a-n-a-d-a-M-__ 19 Eylül 2008

Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA®




Menekşe Gü... [09/02/2009 15:15:17] (ID: #15592)

Solan Bir Çiçek Bıraktın

arkana bakmadan gittin
bıraktın beni.
oysa dudakların değmemişti
dudaklarıma..
sıcaklığını hissetmemiştim
tenim de.
kokun işlememişti bedenime.
seni ben de bırakıp gittin.
özlem dolu yüreğimse,
hâlâ ben de..
bir rüya gibiydin
bir an da kayboldun.
bir varmış bir yokmuş gibi,
gerçek miydi aşkın.
yoksa..serap mı..
karşımda masmavi deniz
martılar çığlık çığlığa..
güvercinler ise ayağımın dibinde.
benimse aklım, hep sen de.
dalgalar coşku içersinde
kalbimse med cezir de.
bir yarış var içimde
anlayamadığım.
düşündüğümde her yol
sana çıkıyor
kavrayamadığım.
tek bildiğim seni sevdiğim.
seninle var olduğum.
uzaktan el sallarken sevgiye,
aşk aniden girdi kalbime..
bir de sıraya kattı özlemleri.
ne aşkmış bu, mahvetti
beni de.
solan bir çiçek bıraktın arkanda.
bak kalmadım kurudum dalımda.
sen gittin gideli
biçareyim buralarda.
ya temelli git.
ya da beni bırak yalnızlığımla.

Menekşe Gü...

Mehmet Salih Aparı [09/02/2009 15:14:16] (ID: #15591)

Cenup Rüzgarı



Söylesinler artık umudun şarkısını
Domino taşları gibi sıralı
Avutamaz seni kuşların sesi
Düşlüyorum kopuk tellerde sesini

Suskunluğumun deldiği dağlar
Ufukta görünüp çağırdı
Gün doğuşu ve poyraz
Sonrası gün batı,rüzgar gülü

Ruhumu çelen cenup rüzgarı
Üfler durmadan yüzüme
Soluğumu soluğunda his eden
Tükenip giden gecelerde

Gönlümü verdim, yüreğine
Yırtıyor geceleri şafak
Boyadı gök, yüzünü sevinçin rengi
Yıkıyorum denizde gözlerimi


Mehmet Salih Aparı


Aşık KORHANİ [09/02/2009 15:11:04] (ID: #15590)

Özümde Niğde

Anamın atamın kadim yurdusun.
Burcu burcu tüten gözüm de Niğde.
Hasretinle yandım, gönül derdimsin.
Ateşin küllenmez özümde Niğde

Ayrı düştüm yaranımdan dostumdan.
Hasretin boranı geçti üstümden.
Kayardı bağının gül-ü destinden
Muhabbet mest olur sözümde Niğde.

Kadimden liva’ydın ve de sancaktın.
Hüdavend Hatuna tüten ocaktın.
Yüz altmış köy idin, seksen bucaktın.
Başkent gibi il’sin gözüm de Niğde

Paşa bağlarında dost muhabbeti.
Erenler oturmuş içer şerbeti.
İlimle irfanla dolu sepeti.
Dertli dertli inler sazımda Niğde

Tepe bağlarında şölen kurulur.
Seven gönül sevdiğine sarılır
Yandım hasretinle içim burulur.
Burcu burcu kokar yazında de Niğde.

Mürşidim Gül baba, pirim Kuddusi.
Gönül erlerinin yoktur ki nesi.
Onlardan almışım ben bu nefesi.
Âşık gergefinin bezinde Niğde

Hasretinle saydım seneyi ayı.
Âşıklar ceminde gördüm Oktay’ı.
Çok deli akardı Melendiz çayı.
İlkbahar ayında güzün de Niğde.

Gezdim ulu Bor’u Altunhisarı.
Çiftlik Ulukışla çekiyor zarı.
Çamardı da yaşan her dem baharı.
Erenler ceminin fazında Niğde

Ulukışla Çiftehan’ın yaylası.
Bizim elden çıkar yiğidin hası.
Aydınlar kentidir haklı havası.
Yanıyor âşıklar közünde Niğde.

Niğde için koyar meydana seri.
Anmadan geçemem Osman ÜÇERİ.
Hukukun üstadı folklorun eri.
Vakar ve dürüstlük sözünde Niğde

Yaralıdır susmaz âşığın sazı.
Gönülden geliyor bunca avazı.
Bol yetişir elma ile kirazı.
Göçmen yaylasıdır bazında Niğde.

KORHANİ’yim Niğde benim vatanım.
Yoktur haksızlığa çanak tutanım.
Bulunmaz ki bu vatanı satanım.
Yüce ATATÜRK’ ün izinde Niğde.

Aşık KORHANİ

/

Kenan YÖRDAN. [09/02/2009 15:08:30] (ID: #15589)
Ölümü Yanıma Bırak....

Solgun resimlerin, sürdüğü liman,
Beni ölümlere, çağırıyor bak! ..
Hasretine inat bitmeyen sevdan,
Anladım anladım bana çok ırak! ...

Celladım ipimi, alıp kaçınca,
Vardım kapısına,çaldım usulca,
Geceye karanlık hakim olunca,
'Gel! ' dedim, ölümü yanıma bırak! ...

Beni anlamadı, sürdüğüm sevda,
Hep uzak illerde, gördüğüm sevda,
Uğrunda tükenip, öldüğüm sevda,
Bana sunduğu şey, bir avuç toprak! ...


Ekim 2007; İstanbul.

Kenan YÖRDAN.

Kenan YÖRDAN. [09/02/2009 15:07:48] (ID: #15588)
Ölümü Yanıma Bırak....

Solgun resimlerin, sürdüğü liman,
Beni ölümlere, çağırıyor bak! ..
Hasretine inat bitmeyen sevdan,
Anladım anladım bana çok ırak! ...

Celladım ipimi, alıp kaçınca,
Vardım kapısına,çaldım usulca,
Geceye karanlık hakim olunca,
'Gel! ' dedim, ölümü yanıma bırak! ...

Beni anlamadı, sürdüğüm sevda,
Hep uzak illerde, gördüğüm sevda,
Uğrunda tükenip, öldüğüm sevda,
Bana sunduğu şey, bir avuç toprak! ...


Ekim 2007; İstanbul.

Kenan YÖRDAN.

uzaklar 10 ( [09/02/2009 15:05:55] (ID: #15587)
Hayat!

Anlatılacak bir hayatım olmadı hiç
Romanlara, konu olacak,
Şairlere ilham olacak,
Şöyle sıralanacak dizelerce
Öylesine bir hayat yaşadım
Oysa ne çok isterdim!
Dolu dolu yaşamayı,
Gülerken ağlamayı,
Delicesine bir kıza vrulup,
Aşk aşk diye yanmayı.
Hep seyretmekle yetindim
Yıllar önce bırakmıştım
Birisi için şiir yazmayı
Ve geçen zamanı yükenirken yıllarım
Önümden koskoca bir hayat geçtide
Ben bir el bile sallayamadım ardından
Arkasından bakakaldım öylece
Son istesyondan geçen
Son trene bakar gibi
Katar oldu geçti önümden hayat
Hayat koskocaman bir filmdi
ben fragmanları ile yetindim
Yolum hep karlı dağlara düştü
Hiç bahar açmadı bana
Hiç kuşlarım olmadı benim
Hiç oyuncağımın olmadığı gibi
Beni saran sevgilim hiç olmadı
Şiirler yazdığım hayat
Hep boynu bükük bıraktı beni
Böylece, oırtada, yalnız, birbaşına
Terk edilmiş yetim çocuklar gibi.

Hamza Görgülü

kayıp-biri // ESMA ÖZAN [07/02/2009 14:51:35] (ID: #15437)
Bayrağım

Doldurdun gönlümüzü sevgi verdin cömertçe
Yıldızın hilalinle sarıverdin yiğitçe
Yaklaşırsa hainler gül yüzüne namertçe
Sana uzanan eli kıracağım bayrağım

Işıltısı sen oldun en güzel hayallerin
Cevabını sen verdin vatansız gafillerin
Düşmana çelikten sert dosta şefkat hallerin
Yarama merhem diye saracağım bayrağım

Dalga dalga şahlanan mukaddes vatanımsın
Damarımdaki kanım en kutlu destanımsın
Canımdan daha aziz biricik sultanımsın
İncitenlerden hesap soracağım bayrağım

Senin ardından bu can daima koşacaktır
Sevdamız birgün değil ebet yaşayacaktır
Dillerde söylenecek çağları aşacaktır
inan verdiğim sözde duracağım bayrağım

Sana kem bakan alçak düşünsün bir kez daha
Şehadet arzularım çıkmasam da sabaha
Bu kutsal emaneti mülk sahibi Allaha
Uğrunda seve seve vereceğim bayrağım

Hasan Konç

rahimekaya [07/02/2009 14:49:25] (ID: #15436)
Bürünürdü Tek Renge Kâinat 'Sen Olmasan' (Buluşma–03)



Saygıdeğer arkadaşlarım,
yeni şiirimle selamlarım
Saygılarımla

***

Bürünürdü Tek Renge Kâinat 'Sen Olmasan' (Buluşma–03)

Temmuzda kış geldi üşürüm harda
Gülüm boynun büktü gün pare pare
Yetiş karagözlüm can ahuzarda
Sür elini özüm em pare pare

Büründü tek rengi kâinat
Renksiz
Ne fırça ne tuval
Yetersiz materyal
Anlamsızlığın koynunda
Umut düş arpa boyunda
Sen olmasan

Sormadan atarlar kara kuyuya
Zindanlar yar olur ışıklar düşman
Ödül verdim sanır asi huyuma
Sen doğdun gönlüme karanlık pişman

Anlamsız mekân yitik zaman
Dün bu gün yarın
Yokluklara sarınmış derinden bir aman
Offf aman

Bir sigara yakıp bağdaş kurup oturursan
Buzlu aslan sütü birde yanına
Satsam anasını olmayan anlamların
Gelmiş geçmiş zamanların
Ey vahhh gençliğim ey vahhh

“Bu ne hasret bu ne ızdırap”

Yaşamım yazılmış kara buluta
Yollar engebeli tuzaklar hayın
Varsın tarih acı yazsın şubata
Geçtiğim ormanlar meşe ve kayın

Varlığım varlığında yazılı
Güneşim gücüm kara sevdam
Yüreğimi aşkıyla yakan adam
Şiirlerim seni yazar
Her harf ben olurum sana coşan

Barışın güvercini
Martının çığlığı
Zirvenin kartalı
Süzülen dağdan ovaya
Denizden gökyüzüne
Çifte kanatları sen olan

Bir Kızılderili küheylanı
Asi ve asil dörtnala koştuğum
Sen varsın ya sol yanımda
Ateşte yanarım
Okyanusa dalarım
Semaya kanatlanırım

Koşan, yorulan, yanan ben
Dörtnala yanımda koşturduğum sen

Sen benim sevda benim
Acım sevincim benim
Duygudan duyguya karışmışım
Kime ne

Sonsuza açılan kapıda ömür
Ruh perişan olur, beden usanmış
Sevgi varsa döner akkora kömür
Umuda fırlar gönül ışık kuşanmış

Sen olmasan
Anlamsızdı mekân yitikti zaman
Dün bu gün yarın
Yokluklara sarınmış derinden bir of
Bürünürdü tek renge kâinat
Ne fırça ne tuval
Yetersiz gelirdi materyal

Varsın ya
Bin derdim bin bir olsa ne olur
Şahlanırım yaşama
Koştuğum sen olduktan sonra

6.Şubat.2009








A.küçük28 [07/02/2009 14:47:56] (ID: #15435)
Çilesiz aşk



Çilesiz aşk
Çilesiz aşkına kurban olduğum
Cemalin nuruna doyamıyorum
Tertemiz sevdanla yuğurulduğum
Kaldırıp başımı göremiyorum.

Kaşların yay gibi başında tacın
Bilmezsin yorulmak,yokmudur acın
Bu yol üzerinde sana muhtacım
Uzanıp elini öpemiyorum.

Yokluğun ızdırap varlığın neşe
Hak yolun kaybeden düşer ateşe
Bir garibim aklım ermez bu işe
Seni yar eyledim başka bilemiyorum.

Bu korun ateşin senden almışam
Sizi dost bilirim,dost anlamışam
Sürünür dururum düçar kalmışam
Çırpınır,çırpınır. üçamıyorum.

Yanar ateş duman çıkmaz bacadan
Nasip eylemiş bize yüce yaradan
Düşmüşem yerlere kaldır bağrımdan
Vuslata erecek yol bilemiyorum.

Bir haykırsam duyulurmu feryadım
Durmuyor zamanlar yaklaştırır her adım
İçimde kor ateş çeker damarım
Ey kılavuzum yolum bulamıyorum..


A.küçük28



ALYA71 (Bayan, 37) [07/02/2009 14:46:21] (ID: #15433)
GÜLE Elveda!

Baktın sevgi yetmedi, gül mutlu değil,
Bırak dalında kalsın, önünde eğil,
Senin olmayan güle, vermişsen meyil,
Olmayınca tek çare, güle elveda.

Benim suçum olmadı, sevmekten başka,
Goncayken gülümsedi, düşürdü aşka,
Çok isterdim o beni, sevseydi keşke,
Sevmeyince tek çare, güle elveda.

Gülün de suçu yoktur, doğrusu böyle,
Dostlara ayrılığı, dedi sen söyle,
Boşuna ağlayıp ta, durma hiç öyle,
Gelmeyince tek çare, güle elveda.

Gönül bahçemde gülün, yeri boş kalsın,
Hayatımda sevdiğim, en büyük yarsın,
Ayrılsakda biz dostuz, iyiki varsın,
Gitmeyince tek çare, güle elveda.

selami Tıraşlar -Elazığ
04.02.2009

Sibel Kılıç [07/02/2009 14:44:47] (ID: #15431)
& Gönül &
Neler çektim gönül senin elinden
Kaç vefasız kula sattın sen beni.
Sevda türküleri düşmez dilinden
Nice kör kuyuya attın sen beni.

Atlas libas değil ateşten gömlek
Kulak ver sesime özüm kavrulur.
Giydirme eynime çıkartmaz felek
Diyardan diyara külüm savrulur.

Bu kaçıncı hasret üstüme çöken
Lutfeyle keremin dellenme gönül.
Bir yaman ayrılık belimi büken
Bir de sen meçhule yollanma gönül.

Bilirim sözümün yoktur kıymeti
Yatağı bellidir taşsada nehir.
Çarptıkça bu yürek çıkmaz hasleti
Atmasın o vakit, bitsin bu ömür.


Sibel Kılıç

old (Bay, 72) [07/02/2009 14:43:44] (ID: #15430)
NASİHAT (Kendime)
(Sayfa:12.sıra:229)

Beynine emretmelisin;
Karar verirken
Sadece aklını ve mantığını dinlemesin!
Davranışlarında
Önsezilerine,içgüdülerine
Ve hislerine de yer vermelisin.
Çünki sen,
Metâl parçalarıyla çiplerden oluşan
Ve bilgisayarla yönetilen
Bir robot değilsin.

Sevecek,sevilecek
Gülecek,ağlayacaksın.
Bazen hatalar yapacak,
Pişman da olacaksın.
Çünki;
SEN BİR İNSANSIN! ...

Ünal Beşkese (2006)
asuman soydan atasayar [07/02/2009 14:42:11] (ID: #15429)
Sesleniş

Günlerce yollara baktım durdum,
Kimdir,
O nasıldır diye,
Rüzgarlara sordum,
Cevap alamadan bekledim yoruldum,
Günlerce aynı soruyu tekrarlayıp durdum.
Ne haber vardı,
Ne bir sesleniş,
Ne bir gülümseyiş,
Ne de bir geliş,
Günlerce yollara baktım durdum,
Cevap alamadım,
Yoruldum.

(sene 1968)

Canan Ereren

Osman Öcal [07/02/2009 14:40:09] (ID: #15428)
Hak Bildiğin Yolda Ölmeli Derim

Beşeri âlemde bir dost ararsan,
Mey olup kadehe dolmalı derim.
Canına can olup, merhem sorarsan,
Can verip canından bulmalı derim.

Arkanda durandır en zor zamanda,
Kaybetsen yolunu bulur dumanda,
Düşersen dal olur tutar ummanda,
Bulursan ömürlük kalmalı derim.

İnsandır, harama çözmez kuşağı,
Üç yüz altmış beş gün verir başağı,
Gururun, töhmetin olmaz uşağı,
Gönül deryasına dalmalı derim.

Arama cehdinde olunmaz geda,
Varım diyen varsa yükselsin nida,
Kurbanım yoluna canımız feda,
Ufaktan bir selam salmalı derim.

Menfaat közünde yanmışsa yürek,
Dikersen bahçene devrilir herek,
Hezan yap bel verir dayanmaz direk,
Daha yeşermeden solmalı derim.

Nicesini gördük kaleme gelmez,
Bire on almazsa yüzüne gülmez,
Her yüze gülen de kadrini bilmez,
Ayrığı kökünden yolmalı derim.

Hayat girdabına kapılan nefer,
Vuslatî der zora koştun bu sefer,
Dostun olmasa da senindir zafer,
Hak bildiğin yolda ölmeli derim.

Osman Öcal

Aşık KORHANİ [07/02/2009 14:38:35] (ID: #15427)
Savurdu Beni

Şu zalim feleğin ettiklerine
Kuru yaprak gibi savurdu beni.
Nazlı yâr elinden çektiklerime
Esti deli rüzgâr ayırdı beni.

Yaz bahar ayında dosta giderken.
Yolarımız boran kış oldu erken.
Hasretim o yâre kavuştum derken.
Gurbet elden ele, savurdu beni.

Aklım ermez oldu yârin işine.
Her nereye gitsem geldi peşime.
Bazen hayaline bazen düşüne.
Yaktı Kerem gibi kavurdu beni.

KORHANİ’yim çile verdi dert verdi.
Dermansız dertleri bana sert verdi.
Yârinen ektiğim tarla kıt verdi.
Derman diye diye çağırdı beni.
Aşık KORHANİ




Dost Şeref [07/02/2009 14:37:15] (ID: #15426)
Vicdanı karanlık ruhu karanlık

İnsan bilgisinde sınırlı hanem
Vicdanı karanlık ruhu karanlık
Sahibi olduğum bilgi hazinem
Vicdanı karanlık ruhu karanlık

Zaman olduk mevsimlere karıştık
Bilim varken cehaletle yarıştık
İklimler yer değiştirdi şaşırdık
Vicdanı karanlık ruhu karanlık

Talancı dilenci soygun tayfası
Yalancı pilancı haram sofrası
Yozlaşma kültürü asrın modası
Vicdanı karanlık ruhu karanlık

Bir sevda misali mevsimler olduk
Dost Şeref”im sevgilerde bulunduk
Tarih boyu cehaletle yoğrulduk
Vicdanı karanlık ruhu karanlık

06/02/2009
Dost Şeref

Ayyıldız ve Gül [07/02/2009 14:34:49] (ID: #15425)
DEĞİŞMEDİM

Bir zamanlar,
Özlem türküleri gibi söylüyordum seni.
Naatlar gibi okuyordum,sessizce ismini.
Ninniler gibi fısıldıyordum,yüreğime hasretini.
Soğuk su gibi içiyordum,yandığımda gülüşlerini.
Gülü koklar gibi kokluyordum, tenini.
Çiçek toplar gibi topluyordum,sevgini.
Tüm sesleri sesine benzetiyor,kulak kabartıyordum.
Hep bana sesleniyorsun,sanıyordum.
Yıllar geçti,uzun yıllar güzel gözlüm.
Ben hep aynıyım bu yüreğimle,
Hiç değişmedim,ya sen…

M.gür...

Mehmet Oruç [07/02/2009 14:32:34] (ID: #15424)
'Nefsin esiri değilim'



Hazreti Ali, Hendek Savaşında, bir düşman askerini alt edip, yere yatırdı. Kılıcını çekti. Tam vuracağı zaman, düşman askeri yüzüne tükürdü.

Hazreti Ali kılıcını kınına koydu. Onunla savaşmaktan vazgeçti. Ölümünü bekleyen kimse, bu işten bir şey anlamadı. Hayretle kendisine sordu:

- Kılıcını çekmiştin. Beni öldürmene hiçbir engel yokken neden vazgeçtin? Öfken birden yatıştı.
Hazreti Ali şöyle cevap verdi:

- Ben kılıcımı Allah için vuruyordum. Ben Allah'ın Arslanıyım. Nefsin esiri değilim. Benim şahsıma karşı yaptığın hareketten sonra seni öldürseydim, nefsim için öldürmüş olabilirdim. Hâlbuki her yaptığımı için yapmam lazımdır. Ben saman çöpü değilim. Hilm, yumuşaklık, sabır, adalet dağıyım. Kasırga nasıl olur da, bu dağı yerinden oynatabilir. O sadece saman çöpünü uçurabilir. Öfke, padişahlara padişahtır. Fakat bizim kölemizdir. Ben öfkeye de gem vurmuşum...

Şu dört hasleti kendisinde bulunduramayan kimseye akıllı ve ilim sahibi denmez. Birincisi; korkusu. Bütün hayır ve fazîletlerin başı budur. İkincisi; güzel bir hayâ (utanma duygusu) . Asâlet bununla anlaşılır. Üçüncüsü; hilm (yumuşaklık) . Dördüncüsü; emri altında bulunanlara cömertlik yapmak.

Abdullah ibni Abbâs’a bir kimse sövdü. Buna karşılık olarak, bir ihtiyâcın varsa, sana yardım edeyim, buyurdu. Adamcağız başını öne eğerek ve utanarak özür diledi.

Hazreti Hüseyin’in oğlu Zeynel Âbidîn hazretlerine bir kimse sövdü. Elbisesini çıkarıp ona hediye eyledi. Îsâ aleyhisselâm, Yahûdîlerin yanından geçerken, kendisine çok kötü şeyler söylediler. Onlara iyi ve tatlı cevaplar verdi. “Onlar, sana kötülük yapıyor, sen onlara iyi söylüyorsun” dediklerinde, “Herkes, başkasına, yanında bulunandan verir” buyurdu.

Halîm selîm kimse, dâimâ neşeli, rahat olur. Kendisini herkes sever, medheder. Öfkelenince “ümmağfir li-zenbi ve ezhib gayza kalbi ve ecirni mineşşeytan=Ya Rabbi! Günahımı af eyle. Beni kalbimdeki öfkeden ve şeytanın vesvesesinden kurtar” diye dua ederek, öfkeden uzak kalmalıdır.


Mehmet Oruç









Hz.MuHaMMeDiN GüLLeRi adlı gruba gönderilmiş olan bu mesaj, grup

Kenan YÖRDAN [07/02/2009 14:26:32] (ID: #15423)


Hüzne Dokundu Gözlerim... **Yeni ŞiiRiM**

Zamansız dokunur gözlerim hüznün…
Can yakan o soğuk, mermer yüzüne.
Sıkıntılı düşler, düşerken üzgün,
Kar yağmıştır yokuşuna düzüne…

İhtilal başlatır şimdi kumandan,
Karşı tepelerden doğmadan güneş..
Geçilmez bulvarlar, kandan dumandan,
Ve bir yangın çöker cehenneme eş! ...

Gönül şehri esir düşen bir kale,
Misali sallarken beyaz mendili,
Solmaya mahkumdur; gül, nergis, lale…
Vurdular mendili sallayan eli…

7.02.09. Kenan YÖRDAN



Safet Kuramaz [07/02/2009 14:25:17] (ID: #15422)
Türk'sen Eğer...

Osmanlının faturasını ödüyoruz lafı masal oldu artık...
Silkin Türk kardeşim...
Hesap verilecek bir şeyimiz yok... Sen ne kadar Osmanlı oldun?
Bir Fatih yetiştirdin mi?
Bir Kanuni ki, Fransa’da fitne çıkmış yok et diyor etmezsen seni yerle bir ederim askerimle...
Fransa kralı tir tir titriyor...
Asrımıza böyle kanuni yetiştirdin mi?
Çalışmamışsın...
Kahvelerde, internette boş vakit çalmalara devam etmişsin...
Sürekli şikâyettesin!
Yâda bel altında mirasyedi vicdan rahatlığı yaşayan sen değil misin?

Türk olmak düşünmektir… Çalışmaktır!
Tarihine sahip çıkmaktır...
Geri kalmış ezikliği ile köşelere sinmek değildir!
Sen eğer Osmanlı kadar eser bırakmışsan, o zaman Osmanlı’yı eleştirmezsin...
O kadar fitne,
O kadar hile,
O kadar dile,
Düşmüş bir Yahudi cümlesi çökertti Osmanlı’yı!
Osmanlı, saltanat düşünmedi...
Dinine sahiplenmek için fitneye baş kaldırmak istedi!
O kadar zayıftı ki...
O kadar kayıptı ki...
Aldılar kopardılar o küfürler ki...
Hala kendimize gelemedik!
Haçlı zihniyetini yenemedik…

Eğer Türk’sen,
Sev tarihini… Kusurlar olmuştur de ve yücel içindeki kalmış kırıntılarla!
Bende kusursuz değilim de!
Millet olmanın birleştirici güzelliğine söğütten başla...
İlk birleşme oradan başlasın “Sevgi mitingi! ”
Kalkınış ve yücelişte “Osmanlı dengi...”
Biz hem güçlüyüz
Hem asiliz...
Küfür hala unutmadı ve biliyor...
Neden hala bunun farkında değiliz!

Olacağız ama!

Safet Kuramaz








Sibel Kılıç [07/02/2009 14:23:46] (ID: #15421)
HAZİN BİR AŞK BESTESİ



& Hazin Bir Aşk Bestesi &
Hazin bir aşk bestesiydin,
Dudağımda yarım kalan.
Yazılmamış bir güfteydin,
Kalemimde mahkum olan.

Gonca gülün şebnemisin
Sen gönlümün elemisin
Bu ömrümün son demisin
Yüreğime ateş salan.

Yar aşkına oldum düçar
Kara sevda ömre zarar
Senden bana tek yadigar
Çerçevemde şimdi solan.

Sazımdaki kırık mızrap
Dertle inler duyar hicap
Sol yanımda saklı azap
Katre katre ömrü çalan.

Kimselere etmem sitem
Dilimdeki yalnız özlem
Deli gönül tutma matem
Gerçek aşkı azdır bulan.


Sibel Kılıç




Menekşe Gülay [07/02/2009 14:22:20] (ID: #15420)
MERHABALAR-YOLUN AÇIK OLSUN



Dostlar vardır bir selamla yetinir yürekleri uzaktır senden. Yalnızca saygı
çerçevesinde selamlaşırsın. Dostlar vardır sıcaklığını yüreğinde hissedersin
konuşması ayrı bir lezzettir. Yokluğunda ararsın.
Bir de can dostlar vardır. Artık senin vazgeçilmezin olmuştur. Bir dakikalık yokluğu
canına işler. Acısını, sevincini yüreğinde yaşarsın. Bir sevgi fırtınası içinde
gizlidir. Artık yüreğinin vazgeçilmezi olmuştur. Yediğin her lokmada aklından çıkmaz.
Güzel yaşadığın anları onunla yaşarsın. Yüreğin bir, sanki ikiz ruhun olmuştur.
Bizler çoğumuz antolojide seneleri devirdik can dostu olduk.
Üzüntüler üzüntümüz.
Sevinçlerimiz bayram havasında esiyor. Tüm can dostlarıma selam olsun. Güzel ve neşeli bir haftasonu sizlerle olsun. Sevgiyle kalın. İyi günler.

Yolun Açık Olsun

Eskiden kavuşmak ümitti şimdiyse hâyal,
Unutabilir miyim seni, bu kadar kolay,
Yıllarca aynı beden de candık seninle,
Sevdik sevildik yüreğimizde ki közle,
Öyle yandık ki durmadı gözyaşlarımız,
Geride kalansa yalnızca anılarımız.



Süratle gökyüzünden bir yıldız kaydı,
Etkiledi kaderimi, aldı sevdiğimi,
Bir sevda masalıydı uyandım şimdi,
Gerçekler su yüzünde, sense hayallerde,
Sevmek bu kadar ucuz muydu, söylesene,
Acımayan yıllara, söyleyecek ne var.



Bu seni son özleyişim son bekleyişim,
Duvarda ki saat durdu yüreğimse suskun,
Yağmurlar yağmıyor artık gözyaşlarım üzgün,
Oysa aşkı, sevdayı sığdırmıştın hayatıma,
Günlerime heyecan katmıştın aşkınla,
Geride kaldı hepsi, olsun ben de unutacağım ya.



Aldattığını sandın aldanan sendin aslında,
Gözümde küçüldün yok oldun bitti bu aşk da,
Farkına vardığında olmayacağım yanında,
Ağlasan da inlesen de,
Biten biter giden gider,
Dönülmez akşamlara sığınır bu sevda.



Bir sonbahar rüzgârıydı estikçe esti,
Gözümde ki yaşları sildi süpürdü,
Sensizlik yok beklemek hiç yok artık,
Sevgim yine yüreğimde, kalmadı sanma,
Ama sana değil, Bir başka aşka,
Yolun açık olsun ne diyeyim eyvallah.

Menekşe Gülay












Canan Ereren [06/02/2009 13:41:12] (ID: #15342)


Sesleniş

Günlerce yollara baktım durdum,
Kimdir,
O nasıldır diye,
Rüzgarlara sordum,
Cevap alamadan bekledim yoruldum,
Günlerce aynı soruyu tekrarlayıp durdum.
Ne haber vardı,
Ne bir sesleniş,
Ne bir gülümseyiş,
Ne de bir geliş,
Günlerce yollara baktım durdum,
Cevap alamadım,
Yoruldum.

(sene 1968)

Canan Ereren


Gölbaşı&Keçiörenli / Hüseyin Bacanak [06/02/2009 13:40:08] (ID: #15341)
Duama katılırmısınız? ..Cumanız mubarek olsun


Yücelerden Yüce Rabbim! Bütün mal ve mansıp sahipleri kapılarını sürmelediler. Sen’in yüce dergahının kapısı ise asla kapanmaz ve dilekte bulunanlara her zaman açıktır.
Ya Rabbî, Ya İlahî! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Sen ise, ey Rabbim, Hayy’sın, Kayyûm’sun; uykudan, uyuklamadan sonsuz defa münezzeh ve müberrâsın.
Ya Rab! Gece, karanlığıyla mevcûdâtın üzerini örtünce döşekler de seriliverdi ve sevenler sevdikleriyle başbaşa kaldılar. Sen, Sen’in yolunda, Sana ulaşma istikametinde cehd ü gayret içinde bulunanların biricik sevgilisi, (benim gibi) yalnızlık gurbetine maruz kalanların da yegane enîsisin!
Ya İlâhî! Ulu dergâhına sığınan bu kimsesiz kulunu kapından kovacak olursan ben gidip hangi kapıya iltica edebilirim ki! İlâhî! Yakınlığından mahrum edersen beni, o zaman ben kimin yakınlığını umabilirim ki! İlâhî! Şayet Sen bana azap etmeyi murad buyurursan, ben biliyorum ki, cezalandırılmaya fazlasıyla müstehakım! Fakat affınla sarıp sarmalarsan, o da Sen’in lütfun ve keremindir.
Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Sen’i bulduklarında Sen’den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen’in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkarlar da “Tevbe, ya Rabbi! ” deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir.
Ey affı güzel Rabbim! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yaln...

HOŞOĞLU [06/02/2009 13:39:02] (ID: #15340)

Boyanmak istiyorum anlaşılmamak için,
Sahte bakan gözleri aldatmaktan ne çıkar,
Görmek için bakan yok bakar görünmek için,
Hep menfaat peşinde,herkesin yolu çıkar.

Nasılsa inanan yok gözlerin gördüğüne,
Karşısında erisen saygı duymaz sevgine,
Erimeni seyreder vicdanı sızlamadan,
Sebebi o olsa da pay çıkarmaz kendine.

Bazı kalpler aşıktır nefsi izhara engel,
Yoluna düşecekken takar boynuna çengel,
Diliyle haykıracak lal oluverir birden,
Gururu der bana ne,ben ukalayım sen gel.

Seviyorum dedikçe vefasız biner naza,
Başlar oyalamaya yok bahara,yok yaza,
İstekleri tükenmez yok aza kanaati,
Ac gözünü görenler durmadan verir gaza.

Zamane anlayışı:Gördüğüne inanma,
Bırak inlesin dursun hiç bir feryada kanma!
Ağlayanı gülen bil güleni de ağlayan,
Her aman dileyeni sakın derdi var sanma.

Rağbet takiyedeyse sen de bak takiyene,
Böyle bildir haddini,haddini bilmeyene,
Samimi olmayanla ne durup uğraşırsın,
Sen de gözünü kapa bakıp da görmeyene.

Baktın adet edinmiş yalan üzre sohbeti,
Bırak kendi haline hemen sunma hiddeti,
İsteyen orta alsın isteyen kıvamında,
Sen de doldur kaseye nabza göre şerbeti.

Kimin ne mal olduğu her kesimce bilinsin,
Silleni her fırsatta ensesinde hissetsin,
Sürü kime denirmiş yakinen anlamalı,
Tak çelmeyi sürünsün,ta ki, kendine gelsin.

Nefsin çizdiği hedef tuzak,aldatmacadır,
Muhtaç değilim demek tamamen safsatadır,
Büyük görünenlere sen daha büyük görün,
Gururun karşısında gurur bir sadakadır.

Bu gerçek karşısında ölmüş olsan bin kere,
Sahte gözlerden sakla belli etme bir kere,
Aczini görmesinler, güldürme yüzlerini,
Vakarlı ol,dik yürü,göğsünü gere gere.

Bir ses diyor bana ki, dilenme kuldan aman
Kendi kudreti neki sana bahşetsin derman,
O da zavallı,aciz, senin gibi ölümlü!
Senin neyine yetmez Ol Halikul Ol Rahman.










Özcan İşler [06/02/2009 13:37:08] (ID: #15339)
İslâm İçin ’Barış Barış’ Diyecek

İnsanlar, İslâmla şereflendikce,
Savaşlar bitecek, barış gelecek.
Vicdanlar ağarıp, dile geldikce,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Ne ezen kalırsa, ne çile çeken,
Dünya Cennetinde bulunmaz diken,
Horlanmış milyonlar, şükür ederken,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Kalp kuytularına hak nur varınca,
Adalet herkesi eşit sarınca,
Fillerden, hakkını alan karınca,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Her yeri saracak, bir ilahi ses,
Sağır dinleyecek, almadan nefes,
Kur’an çağrısına katılıp herkes,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Camîde saf tutup, kılarken namaz,
Zenginlik, fakirlik, ırk, renk aranmaz,
Gönüller haykırır, diller susamaz,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Tanrı ailesi, yorgun yahova,
Bitkisel hayatta, yaşamaz daha,
İnsan ilahlardan dönüp, Allah’a,
İslâm için, ’barış barış’ diyecek.

Özcan İşler








şeyrani [06/02/2009 13:30:58] (ID: #15338)
Beyan Eyledim //

Bir derdim var yüce,yüceden yüce
Sorsalar derdimi mukaddes hece
Yıllardır çekerim inceden ince
O Ulu Settarâ beyan eyledim

Gönüller sultanı hakkın habibi
Ne zaman gelecek dostun tabibi
Bir benmiyim bunca derdin sahibi
Şâhlar Şâhı Yârâ beyan eyledim

Her yanımı sarmış galizden galiz
Haramı helali bilmeden yeriz
Doğrular dürüstler olmuşlar keriz
İsrafile Surâ beyen eyledim

Bilmemki kimindir bu zaman asır
Sayki müslümanlar burada esir
Kimindir bu roman kimin bu nesir
Musa ile Turâ beyan eyledim

Şeyraninin bir adıda bezzârdır
Ne kadar yaşarsa sonu mezârdır
Dünyada arzusu barış, hazârdır
En son gelen, Nurâ beyan eyledi

Atilla Ertuğrul

mustafa kılıc kırşehir [06/02/2009 11:55:53] (ID: #15333)
Aıds Hastalığı

Durağınız meyhane içkiler şarap olsun
AIDS denen hastalık o ilâhi bir ceza
Yıllanmış olmalı ki ciğerler harap olsun
AİDS denen hastalık o ilahi bir ceza

Nefsine uyanların budur işte emeli
Hayır öğüt verene 'Boş verin siz' demeli
Fırsat ele geçmişken her naneyi yemeli
AIDS denen hastalık o ilahi bir ceza

Nerede görürseniz karalayın akları
Çapkınlıklar yapmaya doldurun sokakları
Engel olan olusa deyin ' İnsan Hakları'
AIDS denen hastalık o ilahi bir ceza

Dost ararsan İSMETİ ayağın izine bak
Cahillerden uzak dur âlimin yüzüne bak
Onlar yanlış söylemez kulak ver sözüne bak
AIDS denen hastalık o ilahi bir ceza

Aşık İsmeti Sivas

saolasın ismet amca ibretlik bir şiir yüksek saygılar...



FERİDE BEKTAŞ [06/02/2009 11:45:21] (ID: #15330)
BU MÜBAREK GÜN HÜRMETİNE; ZİLLET ALTINDA KALAN MÜSLÜMAN ALEMİNİN VE TÜM İNSANLARIN AYDINLIĞA ERİŞMESİNİ YÜCE ALLAH'TAN DİLERİM.
GÖNÜLDAŞLARIMIN DA YÜREĞİNDE VARSA SIKINTILARININ YOK OLMASINI VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİN,EBEDİYETE İNTİKAL ETMİŞ YAKINLARIMIZIN MEKANLARI CENNET OLMASINI DİLİYORUM.AMİN.


Alaaddin Uygun [06/02/2009 11:43:23] (ID: #15329)
merhaba dostlar sizleri Kömür diyarı Kütahya Tavşanlı TKİ Linyit kömür işletmelerinden selamlıyor,,saygılar sunuyorum
SON YOLCULUK
Yıkık bir harabe bedenim
Kördüğüm olmuş sende benliğim
Belli değil, yaşamıyım ölümüyüm
Gözümün ferini almış güzelliğin
Ya işte güzelim ben............Alaaddin Uygun


Cennet yeli*Fatimâ Hümeyrâ Kavak (Bayan, 25) [02/02/2009 19:54:08] (ID: #15081)


--- ♥ ÇöL OLDU GÖNLÜM



Aşkımda, şuurum; verâ peşinde.
Nazlı şeydâ bülbül, dil oldu gönlüm.
Sevdânın elemi, kor ateşinde.
Yandı hicran-ı aşk, çöl oldu gönlüm! ..

Öyle bir hülya ki; gerçek tadında
Dilimde hecesin, sevdâ adında
Bu feryâd, bu figân; yanar yadımda
Alevleri sönmüş, kül oldu gönlüm! ..

Viran olmuş yurdum, gönlüm perişan
Gözlerimde keder, kalbimde nişan
Ufkumda hicransın, öz demde pişan
Hazan vurmuş dalda, gül oldu gönlüm! ..

Kalbim hafakânda; hicab ar ekler
Bir nebzecik olsun, tebessüm bekler
Sevdâya tutulmuş, yüreğim tekler
Kasavet çektikçe, zûl oldu gönlüm! ..

Paha biçilemez; ömre değersin
Dudağını büküp, başın eğersin
Sana benim kadar, kim değer versin?
Yandı kalp gözlerim, mil oldu gönlüm! ..

Gençlik çağı geçer; nihavent fasıl
Ömür kısa; ukba sonsuz, bî-hasıl
Geçer son demlerim, neylerim nasıl
Dönüşü olmayan, yol oldu gönlüm! ..

Gülümse kadere; pak tut sineni
Temizle kalbini, Mevla'nın emri
Ne olsa da buzlar, tutar zemheri
Serdim seccademi, çul oldu gönlüm! ..

Sevgi doldur kalbe, olma bedniyet.
Tadına doyulmaz, pâk masumiyet.
Tevekkül eyle sev, ol halis niyet.
Umman-ı aşkıyla, dol oldu gönlüm! ..

Yâr diye gül açtım, yürek dağladım
Karanlık gecemi, güne bağladım
Bülbül dalda ben bahçede ağladım
Ateş-i sevdânla, tül oldu gönlüm! ..

Hiç mi sevmiyorsun yok mu davetin
Hülyalı sevgimde yâr darâvetin
Unuttun gittin bak, yok sadâkatin
Rüzgar olup esen, tul oldu gönlüm! ..

Ben atına binen; bencillik eder
Ben ben diye diye, düşüyor keder
Benlik duyan canlar, oluyor heder
Toprak oldu beden, kil oldu gönlüm! ..

Ahû gözlü ceylân, kirpiği oktur
Açar çiçek çiçek, seveni çoktur
Munis güzel huylu düşmanı yoktur
Şimdi yaban elde, yel oldu gönlüm! ..

Canlar imtihanda târik-i dünya
Tebdili mekanda ümid kumpanya
Mâvera yolunda saadet hülya
Arzuyla Mevlâ'ya kul oldu gönlüm! ..

Yüce dağ başında açıyor çiçek
Düşlerim sonunda oluyor gerçek
Pınardan bir tas su doldur ver içek
Bir çift kuğu yüzen, göl oldu gönlüm! ..


Tarih: 25.02.2008
Fatimâ Hümeyrâ Kavak


Hüznün Adresi**İHSAN GÜRBÜZ** (Bay, 51) [02/02/2009 19:50:20] (ID: #15080)
YANGININDA KÖZ OLDUM BU SEVDANIN

Yıllar yılı yürüdüm hep peşinden,
Yollarında iz oldum bu sevdanın…
Benimle yoğruldu ta en başından,
Hamurunda öz oldum bu sevdanın…

Bazen durgunlaştı, bazen çağladı,
Kördüğümle kendisine bağladı,
Ağlattı durmadan, hem de ağladı
Gözyaşında tuz oldum bu sevdanın…

Bazen düze indim, bazen yüceldim,
Bazen çölü aştım, bazen dağ deldim.
Aşk denince akıllara ben geldim
Şiirinde söz oldum bu sevdanın…

Hor görüldüm, hırpalandım, itildim,
Suçlu oldum, zindanlara atıldım,
Mutlu oldum, halaylara katıldım,
Türküsüne saz oldum bu sevdanın…

Bir kukla misali oynatır durur,
Bıkınca yerlerden yerlere vurur,
Bilmem böyle hayat ne kadar yürür?
Elinde bir koz oldum bu sevdanın…

Nem almış bir duvar gibi devrildim,
Güneşinde başak gibi kavruldum,
Hazan geldi, yapraklarla savruldum
Rüzgarında toz oldum bu sevdanın…

Geçmişim is tutmuş, yarınım puslu,
Hayallerim donmuş, umutlar sisli.
Beni bağışlasın Kerem’le Aslı.
Yangınında köz oldum bu sevdanın…

(21.01.2009 – Alanya)




namsız şair (Bay, 32) [02/02/2009 19:48:26] (ID: #15079)


Bensiz Nerelere Gidiyorsun

Bu kadar kısamı sürecekti mutluluğumuz
Görülmediki hiç bu kadar ayrı kaldığımız
Bir birimizden ayrı kalmakmı olacaktı sonumuz
Bensiz nerelere gidiyorsun

Güzel duygular hep kısa sürdü bende
En güzel duyguları yaşadım sende
Bütün arzular kaldı içimde
Bensiz nerelere gidiyorsun

Sönmeyecek kalbimdeki volkan
Seni bende yaşatacak sevdan
Gitsende buralaradan çıkmayacaksın dünyamdan
Bensiz nerelere gidiyorsun

Boğazıma düğümlendi bütün kelimeler
Gözlerimden sana akıyor seller
Meğer bu kadar acı imiş gerçekler
Bensiz nerelere gidiyorsun

Sen gidiyorsun ve ben hiç bir şey yapamıyorum
ALLAH 'ım ne olur bir mucize sana sığınıyorum
Bu kadar çaresiz olurmu bir insan bilmiyorum
Bensiz nerelere gidiyorsun

Ellerimi sımsıkı tutmayacakmısın
Ellerini saçlarımda dolaştırmayacakmısın
Gözlerimdeki yaşları silmeyecekmisin
Bensiz nerelere gidiyorsun

Yavuz Uzunyurt








Gönderen: HOŞOĞLU [02/02/2009 19:45:51] (ID: #15078)
Kahpe Siyonizm!

Ne petroldü ne silah Irak Halkının sucu,
Tüm dünya biliyordu yoktu böyle bir gücü,
Irakta kan akıtan Siyonizmin kiniydi,
Babil ve Ninova'nın alınmalıydı öcü.

Gazze cehennemi de bu tarihin sorgusu,
Ne güvenlik tehdidi ne de füze korkusu,
Yahudi kasem etti mü'min kanı emmeye,
Tüm küfür tevhit edip oldu kalleş ordusu.

Canavar demek yanlış tümü vahşi,insafsız,
Timsah göz yaşlarıyla hep aldadır kitapsız,
Masumluk pazarlayıp zalimliğini gizler,
Fitne eker,kin kusar leş kargası,şerefsiz!

Lanetli birer cani yahudi denen itler,
İşleri fitne-fesat,kan,göz yaşı,dehditler,
Uslanmaz ve ders almaz fırsat düşkünü kahpe,
Yerden göğe haklıydı zalim bilinen Hitler.

Tepkisiz oturursak bu vahşetler durulmaz,
Öldürmek imanıdır ondan aman onulmaz,
Kıyama kalkmadıkça çok daha üzülürüz,
Kahpenin ibadeti,niye diye sorulmaz.

Arap Halkını bilmem,yöneticiler Mason,
Tümü cibiliyetsiz,isimleri de fason,
Akaitleri petrol,dinleri yeşil Dolar,
Kimi Bush'un uşağı,kimi batıya garson.

Yardım gelmesin diye Mübarek kapı kapar,
Kral keyfini bozmaz zevk-u safaya tapar,
Dünya hayatı kısa rahatsız olmak niye?
Sessizliğine bakma içinden bayram yapar.

Uzun söze gerek yok bunu hep yapacaklar,
Uykudan uyanmazsak çok hesap soracaklar,
Daha nice bebeği,nice günahsızları,
Batılı hakim için kahpece vuracaklar.

İktidar allah'ındır,verir istediğine,
Vermesini bilen Hak geri de alır yine,
Golyat'ı öldüren taş Bushları öldürmez mi?
Kimdir hesap soracak Alemin sahibine?

Allah'ın sözü vardır:Unutmaz mazlumları,
Tekrar görevlendirir kudretli insanları,
Uykuda görünsek de uyanışımız yakın,
İşareti bekliyor şu Nuh'...


Gönderen: HOŞOĞLU
Alan: (grup üzerinden) 954turgut
Tarih: 31.01.2009 20:53:00
Konu: Yn: [osmanli-torunla..] (Kahpe Siyonizm) adlı şiirimle hayırlı geceler
----------

................










& Aşık Alemi & .Derleme [02/02/2009 19:43:05] (ID: #15077)
Dünya Bana Dar Geliyor***


Dünya bana dar geliyor
Bu olanlar ar geliyor
Yaz mı gördüm kar geliyor
.......Anam Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Vurmaz deme el vuruyor
.......Aman Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Dokunma dur dur yarama
Saplı bıçağı sırtıma
Ölmek gitmezdi ağrıma
.......Anam Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Vurmaz deme el vuruyor
.......Aman Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Dağlarım da ben şahindim
Felek gördü ya sevindim
Sustum sanır ki çekindim
.......Anam Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Vurmaz deme el vuruyor
.......Aman Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Hesap çıktı yıllarıma
Sayıldı yaşadığıma
Ben ağlarım sen ağlama
.......Anam Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

Vurmaz deme el vuruyor
.......Aman Kardaşım Yusuf
.......Yaman Kardaşım Yusuf

& Aşık Alemi & .Derleme










dağlarınoğlu/Bahri GÖREN [02/02/2009 19:34:06] (ID: #15076)
Bir Fidan Devriliyor

Ürkütücü gök gürültüsü eşliğinde,
Sinsice düşüyor kor damlaları.
Papatyalar gelinciğe dönüyor,
Al al oluyor, çakıl taşları.
Fidanlar devriliyor kara toprağa,
Bir can düşüyor, binlercesi üşüyor.
Siyah hüzün kaplıyor benliğimi,
Beklenen gelecek sonsuzluğa yürüyor.
Güneşin son ışıkları,
Süzülürken gözbebeğinden,
Huzurlu gülümsemeyle dudağından,
Kelime-i şahadet su gibi akıyor.
Kuş uçuşu mesafeden ulaşınca kara haber,
Mahalleyi gül kokusu sarıyor.
Bir damla gözyaşı, bir tutam isyan,
Bir ana hıçkırıklarını yutuyor.
Ve binlerce fidan devriliyor

Zehra Atasoy


sairyusuf//Yusuf değirmenci [02/02/2009 19:33:03] (ID: #15075)
Sormadın Gülüm

Ağlayıp dururdum gönül bağın da
Gözümde yaşları sormadın gülüm
Kul köle olmuştum ben bu çağım da
Yürekte yangını sormadın gülüm
***
Bir sözün bin kelam olur dilim de
Sevdanın ateşi yanar gönlüm de
Bakışın selamdır benim serim de
Gönlüm de sevdayı sormadın gülüm
***
Senden gayrısını görmedi gözüm
Lal olan dilim de suskundu sözüm
Gezdiğin yerlerde yanardı közüm
Vakitsiz gezdiğim sormadın gönül
***
Sevdanla akardı damarda kanım
Sabrım da büyüttüm yaranı canım
Felce uğramıştı benim sol yanım
Beden de depremi sormadın gönül
***
Ruhide gözyaşı sel olup akar
Uslanmayan gönül yoluna bakar
Hasret ateşini için de yakar
İsminle yandığım sormadın gönül
09.01.2009/OLTU

Ruhi Hatunoğlu

Mustafa AYVALI [02/02/2009 19:31:25] (ID: #15074)


Ses olmaya çalıştığım şiirimi şiire gönül veren saygıdeğer şair dost ve şiir sevdalısı yüreklerle palaşmak istedim. En kalbi selam ve saygılarımla efendim.

Gelincik

Geçip gidiyor yıllar, daha dündü yedisi.
Kuşattı gündönümü, adım adım gelincik.
İklime zulüm eden çarkıfelek kadısı,
Atmış ömrü zindana sezemedim gelincik.

Müjdenin nuru gibi, kaç leyli bahar önce
O civanmert köylünün yazgısına düşünce.
Hayali resmettim de gönle inceden ince,
Dünyanın tuvaline çizemedim gelincik.

Zaman kotalarını namlusuna sürerken,
Yorulmadı dalgalar, umudumu döverken.
Geldik de gidiyoruz, daha vakit çok! Derken.
Ertelenmiş düşleri yazamadım gelincik.

Depreşiyor anılar, iklimim dönmüş kışa.
Sürgündeki ömrümü kim vurduysa yokuşa,
Gezip vahasız çölde, geldim de bunca yaşa
Cana can türabında gezemedim gelincik.

Göçmen kuşlar geçiyor, kararan gökyüzünden
Yuvaya ağıt düşmüş, her faninin sazından
Bir ipeğin ağında mey de çengi yüzünden,
Feleğin oyununu bozamadım gelincik.

Söz geçmez bundan böyle müşahide, kefile
Gemi kalkmış rıhtımdan, binmem demek nafile
Çatladı efkârından, tende yürek ah ile
Şu âlemin sırrını çözemedim gelincik.

Mustafa AYVALI
17 Haziran 2008
Amasya

www.mustafaayvali.com










Necati Ocakcı [02/02/2009 19:29:05] (ID: #15073)
Gönderen: Necati Ocakcı
Alan: (grup üzerinden) sairyusuf//Yusuf değirmenci
Tarih: 02.02.2009 19:05:00
Konu: [dikensiz-guller] Bedel - şiir - Necati Ocakcı
----------
BEDEL

Acıları doldurup, bir çıkının içine
Bohçalayıp savursam, konduğu yer çöl olur
Kula madik atanlar, sürülürler Maçin’e*
Gidip de gelmeyenin, köyü, kenti el olur.

Yapanın her yaptığı, kâr kalırsa yanına
Onuru olanların, çok dokunur kanına
Çeker isyan bayrağı, tak ederse canına
Uyur- gezer akarken, yakıp yıkan sel olur.

Fitilleri bitince, körelip de sönerler
Çıktıkları yerlerden, tepe- taklak inerler
El açıp yalvarıp da, dilenciye dönerler
Düştükleri durumlar, ona buna dil olur.

Aslanların yatağı, tilkilere yurt oldu
Zamanenin fendiyle, hep çakallar kurt oldu
Güya kazandıkları, yutkunurken dert oldu
Ateşlerde yananlar, duman olur, kül olur.

Yıllanmış hesapları, koysun insan önüne
Kendini sorgularken, baksın öbür yönüne
Ölçsün, biçsin, düşünsün; boyu, posu, enine
Haddini bilmeyene, aydınlıklar zul olur.

Kanunla, maddelerle, arz etseler zatıma
Çalıp, çırpıp, soyanlar, ulaşamaz bitime*
Nasıl anlatacaklar, bunu orda* yetime
Ebedî yolculukta; çekle senet, pul olur.

Necati; kul hakkını, yemeyeni alkışta
Zulmü abad* edene, hayır vardır kalkışta*
Hak; sadece yerde değil, gökte uçan her kuşta
Sevip de sevilene, diken bile gül olur.

Necati Ocakcı
01.02.2009

şeyrani [02/02/2009 19:27:26] (ID: #15072)
Bu Can Kurban Bilesin ///

Hey adem oğlu bil kendini tanı
Zalim nefsin sana düşman bilesin
Bin kere tövbe et kurtar şu canı
Ömür geçer gider zaman bilesin

İstersen dönde bak hele geriye
Kimi fitne fesat kaldı hediye
İnsanda kin,haset,inkâr nediye
Böyle gitmez döner devran bilesin

Bütün servetini sürsen pazara
Mutlaka bir gün girersin mezara
Eğer mevki makam varsa kazârâ
Aldatır para pul şeytan bilesin

Efendim şefeât bize ne olur
Yanâr ciğerlerim yanâr kavrulur
Merhamet etmesen halim ne olur
Senin yoluna bu can kurban bilesin

Şeyranide kurban olsun yoluna
Hak rahmet etsin bu aciz kuluna
Yaş elli beş geldik yolun sonuna
Bu sefil kul sana hayran bilesin

Atilla Ertuğrul


Serkan Erarslan [02/02/2009 18:46:00] (ID: #15065)
SUNAYI DA DELİ GÖNÜL SUNAYI

Sunayı da deli gönül sunayı
Ben yoluna terk eyledim sılayı
Armağan gönderdim telli turnayı
İner gider bir gözleri sürmeli

Sabahtan uğradım yarin yurduna
Dayanılmaz firkatine derdine
Yıkılası karlı dağın ardına
Aşar gider bir gözleri sürmeli

Ateş yanmayınca duman mı tüter
Ak gerdan üstünde çimen mi biter
Vakti gelmeyince bülbül mü öter
Öter gider bir gözleri sürmeli

Karacaoğlan kapınıza kul gibi
Gönül küsüverse ince kıl gibi
Seherde açılmış gonca gül gibi
Kokar gider bir gözleri sürmeli

KARACAOĞLAN




sezsiz-çığlık [30/01/2009 13:27:05] (ID: #14754)


HER KESİN BU GÜZEL GÜNDEN NASİBİNİ ALMASINI TEMENNİSİYLE CUMANIZ MÜBAREK OLSUN.

Peygamberimiz 'sallallahü aleyhi ve sellem' çeşidli hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki: (Bir müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları afvolur ve her adımı için sevâb verilir.) (Cuma namazı kılmayanların kalblerini Allahü teâlâ mühürler. Gâfil olurlar) . (Günlerin en kıymetlisi Cumadır. Cuma günü, bayram günlerinden ve Aşûre gününden daha kıymetlidir. Cuma, dünyada ve Cennette mü'minlerin bayramıdır) . (Bir kimse, mâni yok iken, üç Cuma namazı kılmazsa, Allahü teâlâ, kalbini mühürler. Ya'nî iyilik yapmaz olur) . (Cuma namazından sonra bir an vardır ki, mü'minin o anda ettiği düâ red olmaz) . (Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu'avvizeteyn okuyanı Allahü teâlâ, bir hafta kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur) . (Cumartesi günleri yahudilere, Pazar günleri nasaraya [hıristiyanlara] verildiği gibi, Cuma günü de Müslümanlara verildi. Bu gün, Müslümanlara hayr, bereket, iyilik vardır) . Cuma günü yapılan ibâdetlere, başka günde yapılanların, en az iki katı sevâb verilir. Cuma günü işlenen günahlar da iki kat yazılır. Cuma günü, ruhlar toplanır ve birbirleriyle tanışırlar. Kabirler ziyaret edilir. Bu günde kabir azâbı durdurulur. Bazı âlimlere göre, mü'minin azâbı artık başlamaz. Kâfirin, Cuma ve Ramazanda yapılmamak üzere, kıyâmete kadar sürer. Bu gün ve gecesinde ölen mü'minler, kabir azâbı çekmez. Cehennem, Cuma günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselâm, Cuma günü yaratıldı. Cuma günü Cennetten çıkarıldı. Cennettekiler, Allahü teâlâyı Cuma günleri göreceklerdir.


Cuma günü, Müslümanlar için bir bayramdır. Onun için Perşembe akşamından itibaren Cuma hazırlığı yapmak, çoluğunu, çocuğunu yıkayıp temizlemek, tırnaklarını kesmek, Cuma için yıkanmak İslâm âdâb ve ahlakındadır. Câmiye giderken temiz elbiselerini giymek, güzel kokular sürünmek de böyledir. Bunlara çok dikkat etmek lâzımdır. Hz. Peygamber (s.a.s) bunlara çok önem vermiştir. Her Cumâ günü Cumâ için gusletmenin fazîleti hakkında Peygamberimizin emir ve tavsiyeleri pek çoktur.


Allahü teâlâ, Cuma sûresi sonundaki âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki, (Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezânı okunduğu vakit hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camie koşunuz! Alışverişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, siz e başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızık bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız ki, kurtulabilesiniz!)








Fatima Humeyra Kavak [30/01/2009 13:23:32] (ID: #14753)


ÇöL OLDU GÖNLÜM



Aşkımda, şuurum; verâ peşinde.
Nazlı şeydâ bülbül, dil oldu gönlüm.
Sevdânın elemi, kor ateşinde.
Yandı hicran-ı aşk, çöl oldu gönlüm! ..

Öyle bir hülya ki; gerçek tadında
Dilimde hecesin, sevdâ adında
Bu feryâd, bu figân; yanar yadımda
Alevleri sönmüş, kül oldu gönlüm! ..

Viran olmuş yurdum, gönlüm perişan
Gözlerimde keder, kalbimde nişan
Ufkumda hicransın, öz demde pişan
Hazan vurmuş dalda, gül oldu gönlüm! ..

Kalbim hafakânda; hicab ar ekler
Bir nebzecik olsun, tebessüm bekler
Sevdâya tutulmuş, yüreğim tekler
Kasavet çektikçe, zûl oldu gönlüm! ..

Paha biçilemez; ömre değersin
Dudağını büküp, başın eğersin
Sana benim kadar, kim değer versin?
Yandı kalp gözlerim, mil oldu gönlüm! ..

Gençlik çağı geçer; nihavent fasıl
Ömür kısa; ukba sonsuz, bî-hasıl
Geçer son demlerim, neylerim nasıl
Dönüşü olmayan, yol oldu gönlüm! ..

Gülümse kadere; pak tut sineni
Temizle kalbini, Mevla'nın emri
Ne olsa da buzlar, tutar zemheri
Serdim seccademi, çul oldu gönlüm! ..

Sevgi doldur kalbe, olma bedniyet.
Tadına doyulmaz, pâk masumiyet.
Tevekkül eyle sev, ol halis niyet.
Umman-ı aşkıyla, dol oldu gönlüm! ..

Yâr diye gül açtım, yürek dağladım
Karanlık gecemi, güne bağladım
Bülbül dalda ben bahçede ağladım
Ateş-i sevdânla, tül oldu gönlüm! ..

Hiç mi sevmiyorsun yok mu davetin
Hülyalı sevgimde yâr darâvetin
Unuttun gittin bak, yok sadâkatin
Rüzgar olup esen, tul oldu gönlüm! ..

Ben atına binen; bencillik eder
Ben ben diye diye, düşüyor keder
Benlik duyan canlar, oluyor heder
Toprak oldu beden, kil oldu gönlüm! ..

Ahû gözlü ceylân, kirpiği oktur
Açar çiçek çiçek, seveni çoktur
Munis güzel huylu düşmanı yoktur
Şimdi yaban elde, yel oldu gönlüm! ..

Canlar imtihanda târik-i dünya
Tebdili mekanda ümid kumpanya
Mâvera yolunda saadet hülya
Arzuyla Mevlâ'ya kul oldu gönlüm! ..

Yüce dağ başında açıyor çiçek
Düşlerim sonunda oluyor gerçek
Pınardan bir tas su doldur ver içek
Bir çift kuğu yüzen, göl oldu gönlüm! ..


Tarih: 25.02.2008
Fatimâ Hümeyrâ Kavak

Osmanlica Sözlük

Şuur: Anlayış, idrak. Vicdan. Hiss-i zâhirle duymak. Nefsin mânâya ilk vusul mertebeleridir. Kendi varlığından haberi olma. * Bir şeyi hoşça tanıma. * İnceliklerini iyice idrak etme.
Vera':Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
Pişan:En ön, en ileri.
Tul:* Ömür ve hayat. * Uzamak. * Zaman çokluğu bolluk.
Daravet: Adet, alışıklık, alışkanlık.
Bî-hasıl:Ebedî, sonsuz, nihayetsiz, bâki
Târik-i dünya: Hevâ ve hevesi terkeden. Dünyanın fâni olan cihetini terkedip Allah rızası yolunda olan.
Kumpanya: Cemaat, zümre.


Şiirim hakkında en begendigim yorum...

Şiir: 1104567 - ♥ ÇöL OLDU GÖNLÜM
Yazan: Derya*Deniz*/D.Sezer

Can'ımla görüşüp hasret giderdik
Dostluk bahçesinden ak güller derdik
Anı olsun diye hediye verdik
Sevgi köprüsüne yol oldu gönlüm.............Derya Sezer

Mevlâm diler ise olmaz oluyor
Diyâr- ı gurbette can'ı buluyor
Kızımla buluştum yüzüm gülüyor :)
Gül sîmânı görünce gül oldu gönlüm.........Derya Sezer

Bitanem o harika gül yüreğini zaten tanıyordum, gül yüzünü de görmek, ömrümce unutamayacağım bir an'dı benim için.. Seni ve seni böylesine güzel yetiştiren saygın ve çok muhterem bir hanımefendi olan anneciğini yakından tanımak çok ama çook güzeldi..Gülen yüzün hiç solmasın diliyorum :)

Şiirine gelince; yine mükemmel bir hece şiiri dökülmüş güzel yüreğinden ve gül saçan kaleminden..Gönlün çöl değil, çölde bir vaha gibi yemyeşil, taptaze umutlarla dolu olsun her daim..
Gönülden ve tam puanla kutluyorum.

************
Öncelikle bizleri Almanya'da buluşturan, kavuşturan Rabbim'e şükürler olsun.
Seni tanımak gül yüreginden güller dermek gül yüzüne bakmak çok huzur vericiydi deryanın eşsiz incisi, seni tanımaktan onurluyum...
Kızın Aslı kardeşimi tanımak bana dünyanın en güzel hediyesi oldu...
Seni şimdiden çook özledim... Birdahaki sefere Allah'ın izni ile İstanbul'da buluşuruz gül yürekli ablam...Güldeste'nin gülüne sonsuz sevgiler :))


Dost yüreklerden dökülen dörtlükler...

***TEŞEKKÜRLER***

Kalemi kullanan ele el versem
Korkarım der bana 'hadi be! ' sersem
Şamarı surata aniden yersem
Bendeki ozanlık çul oldu gönlüm

Bu işi bilenler biliyor vallah
Bu güzel gönülü korusun Allah
'Sus konuşma hadi de şimdi yallah'
Dizdiğim mısralar pul oldu gönlüm

Kalemi kapıp ta şair olanda
Şiir deryasında yaya kalanda
'Çöl oldu gönlüm’ü' örnek alanda
Fahrettin Kavak’ta yel oldu gönlüm.........Fahrettin DÖNMEZ

Ayağım hissemez gönül kavrulur
Yolum mu kayboldu kum mu savrulur
Gölgeden hayale adres sorulur
Mektubun zarfında pul oldu gönül............Ahmet Yazıcıoğlu

Sana amâdedir gönül sarayım
Himmet eyle huzuruna varayım
Aşkın ateşiyle yanar yüreğim
Habib-i Rahman'a Kul oldu gönlüm.........Seyfeddin Karahocagil

Can'ımla görüşüp hasret giderdik
Dostluk bahçesinden ak güller derdik
Anı olsun diye hediye verdik
Sevgi köprüsüne yol oldu gönlüm.............Derya Sezer

Mevlâm diler ise olmaz oluyor
Diyâr- ı gurbette can'ı buluyor
Kızımla buluştum yüzüm gülüyor :)
Gül sîmânı görünce gül oldu gönlüm.........Derya Sezer




Fatima Humeyra Kavak










Esmâ-ül Hüsnâ İle Dua [30/01/2009 13:21:40] (ID: #14752)
Esmâ-ül Hüsnâ İle Dua
----------
Hayirli Cum'a lar Asik Erguvani...Rabbim duanin sirrina eren kullarindan eylesin...


Esmâ-ül Hüsnâ İle Dua


(Bu dualar zamanın müsait olmasına veya arzuya göre günde 11, 21... 101 defa okunur. Ancak buna başlamadan evvel Esmâ-ul Hüsnâ’nın tamamı okunmalı ve sonra bu dualara başlanılmalıdır. Esmâ’ları okumadan önce de şu duanın okunması çok güzeldir: Allahumme innî es’elüke bi cemî’i esmâikel husnâ küllihe, mâ alimne minhü ve mâ lâ na’lem. Ve es’elüke bismikel azîmil ekberillezî men deâke bihi ecebtehü ve eşhedü biennehü Hüvallahullezî lâ ilâhe illâ Hû)


Mutluluk için: Yâ Rezzâku, yâ Latîf
*

Küfürden korunmak için: Yâ Rezzâku, yâ Kahhâr
*

Mahrûmiyetten kurtulmak için: Yâ Rezzâku, yâ Rahîm
*

Günah arzusu, zulüm ve nifaktan korunmak için: Yâ Vehhâbu, yâ Rezzâku, yâ Fettâh
*

Sevgi kapısını açmak için ve her işin başında: Yâ Allahu, yâ Fettâh
*

Meleklerin ve sâlihlerin yardımı; bolluk, rızık, galibiyet, korunmak, bereketsizliğin kalkması ve habîs ruhlardan korunmak için: Yâ Kâbidu, yâ Bâsitu, yâ Hâfıdu, yâ Râfi’
*

Dilek ve mağfiret için: Yâ Alîmu, yâ Semî’u, yâ Basîr
*

Nefse galip gelmek için: Yâ Hakemu, yâ Adlu, yâ Latîf
*

Cinlerden korunmak için: Yâ Ğaffâru, yâ Settâr
*

Tecellîlere kavuşmak ve mükemmel insan olmak için: Yâ Ğafûru, yâ Settâru, yâ Aliyyu, yâ Şekûru, yâ Kebîr
*

Şefkat denizinin kapısını açmak için: Yâ Mucîbu, yâ Rahîm
*

Rahmet kapılarının açılması için: Yâ Mevlâ, yâ Mucîbu, yâ Vâsi’
*

Nefs ve şeytanı yenmek, itikadı güçlendirmek, zulüm ve şerlerden korunmak, kin ve hasetçilerinin duygularını izâle etmek ve ibâdetlerden lezzet almak için: Yâ Hakîmu, yâ Vedûd ve Yâ Me...
................










dededenizyildizi [27/01/2009 13:09:36] (ID: #14438)
cEnNeT...

şimdi gözyaşlarım süzülüyor
yanaklarımdan
seccademin üstüne
ellerim duaya kalkmış
melekler insin diye yer yüzüne
ne çok ihtiyacımız var ah.! !
meleklerin yardımına ne çok
ama bir imtihan dünyası işte burası
herkes
kendi bulacak yolunu
ve bulan da bulduracak
boş durmayacak
cennet böyle kazanılır ancak.
mahşer günü herkese hesap sorulacak
iyiyle kötü
belli olacak
günahkarlar yanacak
iyiler cennetlik olacak
dolaşacak cennetin bahçelerinde
imtihanını iyi verenler sadece
cennet,böyle kazanılır ancak

...deniz yıldızı.............

Hasibe Atış




Ayyıldız ve Gül [27/01/2009 13:07:57] (ID: #14437)
HUZURLU SABAHLAR GÜLDESTE'LER :)


ETME! ..


Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun.. Etme!
Başka Bir Yâr Başka Bir Dosta Meylediyorsun.. Etme!

Sen Yadeller Dünyasında Ne Arıyorsun Yabancı
Hangi Hasta Gönüllüyü Kasdediyorsun.. Etme!

Çalma Bizi Bizden, Gitme Bizden O Ellere Doğru
Çalınmış Başkalarına Nazar Ediyorsun.. Etme!

Ey Ay Felek Harap Olmuş Alt Üst Olmuş Senin İçin
Bizi Öyle Harap Öyle Alt Üst Ediyorsun.. Etme!

Ey Makamı Var İle Yokun Üzerinde Olan (Kişi)
Sen Varlık Sahasını Öyle Terk Ediyorsun.. Etme!

Sen Yüz Çevirecek Olsan Ay Kapkara Olur Gamdan
Sen Ayında Evini Yıkmaya Kastediyorsun.. Etme!

Bizim Dudağımız Kurur Sen Kuruyacak Olsan
Gözlerimizi Öyle Yaş Dolu Ediyorsun.. Etme!

Aşıklarla Başa Çıkacak Gücün Yoksa Eğer
Aşka Öyleyse Ne Diye Hayret Ediyorsun.. Etme!

Ey Cennetin ve Cehennemin Elinde Olduğu (Kişi)
Bize Cenneti Öyle Cehennem Ediyorsun.. Etme!

Şekerliğimin İçinde Zehir Olsan Dokunmaz Bize
Sen Zehri Şeker, Şekeri Zehrediyorsun.. Etme!

Harama Bulaşan Gözüm Güzelliğinin Hırsızı
Ey Hırsızlığa da Değen, Hırsızlık Ediyorsun.. Etme!

İsyan Et Ey Arkadaşım Söz Söyleyecek An Değil
Aşkın Baygınlığıyle Ne Diye Meşk Ediyorsun.. Etme!



Hz.MEVLANA




engin namlı zonguldak [27/01/2009 12:53:05] (ID: #14435)
Geldik Şimdi Gidiyoruz

Şu dünyanın ocağına
Geldik şimdi gidiyoruz
Yandık tüttük sıcağına
Yıldık şimdi gidiyoruz.

Zaten insan oğlu gammaz
Derdi hali ile komaz
Yedi kıble ile namaz
Kıldık şimdi gidiyoruz.

Huyumuzun belgesine
Boyumuzun bölgesine
Nefsimizin ılgasına
Yeldik şimdi gidiyoruz.

Gönlüm dertli yare gider
Yolun yanı dere gider
Düşen ordan nere gider
Bildik şimdi gidiyoruz.

Aşık İsmeti Sivas


derya namlı kahramanmaraş [27/01/2009 12:51:51] (ID: #14434)
Filistinli

Üzülerek bakarım inan ki canım size
Âh yerde kalmayacak Filistinli kardeşim
Döktüğünüz gözyaşı sel oldu geldi bize
Ağlatan gülmeyecek Filistinli kardeşim

Kim bilir ki zulümden kaçınız telef oldu
Yurdunuza işğalci zalimler varıp doldu
Ölenlerin sayısı belki binleri buldu
Şehitler ölmeyecek Filistinli kardeşim

İSMETİ'yim dönüp de şöyle baksam o yana
Şahit oldum canlara acımadan kıyana
Hakla batıl savaşır ta Adem'den bu yana
Asla son bulmayacak Filistinli kardeşim

Aşık İsmeti Sivas


Rukiye AYDIN** [27/01/2009 12:36:15] (ID: #14433)
SADİ ŞİRAZİDEN


* Konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizler, dilini tutamayan kimseden daha üstündür.

* Ağızda dil nedir, a akıl sahibi? Hünerli kimsenin hazine anahtarı değil mi? İçerdeki cevahirci midir, çerçi midir, kapı kapalı iken kim ne bilecek?

* Akıllının önünde susmak terbiye gereği ise de, sen yeri gelince söylemeğe bak. İki şey insanı çileden çıkarır: söylenecek yerde ağız açmamak, susacak yerde lakırdı etmek.

* Eğer cenk eri isen, öyle bir kimseyle savaş ki, ya ona ihtiyacın olmasın, ya da kaçıp ondan kurtulabilesin.

* Bahçenin gülünde beka ve gül mevsiminde vefa yoktur. Zaten bilgeler 'kalıcı olmayan şey gönül bağlamağa deymez? ' demişler...

* Düşün, sesini ondan sonra çıkar ve* 'kes'* dedirtmeden önce sözü kes.

* İnsan hayvandan konuşmakla üstündür. Ama doğru konuşmazsan hayvanlar senden üstün olurlar...

* Fareyi tutarken kedi aslandır; kaplanla savaşınsa fareye döner..

* İyilik için söylenen yalan, fitne koparan doğrudan iyidir...

* Her sözü padişaha geçen kimse iyilik dışında bir şey söylerse yazık olur.

* Yeryüzünün en küçük dağı? Tur? dur. Ama Allah katında değeri en yüce olan da odur...




: beyân-ı kalb [23/01/2009 13:12:15] (ID: #13976)
Onlar ki Allah’ı gâh ayakta divan durarak,
Gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder,
Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki:
“Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın.
Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz.
Sen bizi o ateş azabından koru! ”
– “Ey Ulu Rabbimiz! Sen kimi ateşe koyarsan, muhakkak onu rüsvay edersin. Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur.”
– “Ya Rabbena! Biz, imana çağıran ve “Rabbinize inanın” diye tevhide dâvet eden bir zatı duyduk ve icabet ettik.
Artık Sen bizi affet, kusurlarımızı bağışla ve iyilerle birlikte bizim canımızı al.”
– “Ya Rabbena! Resullerin vasıtasıyla bize vaad ettiğin mükâfatları bize lutfet, bizi kıyamet günü rüsvay ve perişan eyleme. Sen asla sözünden dönmezsin”

– Onların Rabbi de dualarına şöyle icabet buyurdu:
“Sizden gerek erkek, gerek kadın hayır işleyen hiçbir kimsenin çalışmasını zayi etmem. Çünkü siz birbirinizdensiniz, birbirinizden farkınız yoktur.
Benim rızam için hicret edenlerin, vatanlarından sürülenlerin,
Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların,
Benim yolumda savaşanların ve öldürülenlerin,
Elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cenetlere yerleştireceğim. En güzel mükâfatlar Allah’ın yanındadır.

al-i imran 191-195


Cennet yeli*Fatimâ Hümeyrâ Kavak [23/01/2009 13:10:02] (ID: #13975)
Bizim pazarımızda geçer tek akçedir GÜL...

Ümmi Sinan’ın deyişiyle:

“Gül alıp gül satarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gülden terazi tutarlar
Çarşı Pazar güldür gül”.

Gül içimize işlemiştir bizim. Bir gül medeniyetinin çocuklarıyız hepimiz. Gül’le yatarız akşamları ve gülle uyanırız sabahları. Geceleyin terlemişsek mutlaka gül kokarız. Bahçemizde renk renk güller vardır her mevsim. Kırmızı güller, beyaz güller, sarı hatta mavi güller…

Mevlidlerde gül suyu ikram ederiz konuklarımıza gül kokulu lokumla birlikte. Nişanlarda gül şerbeti içeriz. Hastalarımızı gül şurubuna katılmış ilaçlarla tedavi ederiz. Sezai Karakoç’un deyimiyle gül kokusunu Hızır’ın fısıltısı sayarız biz, baharın salâvatıdır gül bahçeleri çünkü.

Gökyüzünü seyrettiğimizde ışıl ışıl güller görürüz. Samanyolu’nun bir gül bahçesinden ne farkı vardır. Her gece elimizi bir yıldıza uzatır, aldığımız gülü annemize yahut bir sevdiğimize sunarız törenle. Bizim mahallemizde herkes böyle yapar. Gül gibi gülümseyen yüzüyle, gonca gibi açmış ruhuyla herkes birbirine gül hediye eder. Söze başlarken gülün adıyla başlarız, gülün adıyla kapatırız sohbetimizi. Birbirimize “gül” diye selam veririz.

Derelerimizde söğüt serinliği ile gül kokusu iç içedir hep. Bir kutlu yatak gibidir, içi gülle doldurulmuş yumuşacık döşek gibidir ovalarımız. Ovalarda anneler vardır, gözyaşları gül yaşları olan ve terlediğinde gül suyu kokan. Dünyanın bütün ülkelerine gül taşıyan evlatları onlar doğurmuştur. Gül kokan ve gül taşıyan bir nesil, onların armağanıdır yeryüzüne.

Gülün çocuklarıdır saygıyı hak eden insanlar. Üstüne gül yaprakları serpiştirilmiş örtü gibidir. Gül kokulu insanların yaşadığı evler. Su içtiğimiz kaplar gül renkli bakırla kaplanmıştır. Yemeklerimizi zeytinyağının yanı sıra gülyağıyla pişiririz. Susadığımızda gül şerbeti içeriz nedense. Bir şişenin içine gülün yapraklarını doldurur, sonra pencere kenarına sıralarız gül şişelerini.

Çocuklar yaramazlık yaparken birbirlerine taş yerine gül atarlar bizim mahallede. Hatta kış olduğunda nedense gül topu oynarız, kartopu yerine. Ölülerimizi gül suyuyla yıkar, gül kokulu kefen bezine sararız. Başucuna bir gül ağacı dikeriz taş yerine. Beyaz gül çocuk yaşta iken öldüğüne işarettir. Kırmızıyı sevgilisine doyamadan ölmüş diye yorumlarız. Kim o sevgiliye doyabilmiştir ki sanki? Sarı yaşlanmış da öyle ölmüş demektir. Mavi evladının mürüvvetini göremeden giden annelerin mezarında açan gülün adıdır.

Belki de ölünün “ellerine dokundurmak”, ona cenneti koklatabilmek içindir ektiğimiz güller, başucunda sürekli okunan Fatiha’dır, Yasin’dir, İhlas duasıdır öbek öbek güller.

Bir çocuk gördük mü boynu bükük ve yetim Aziz Mahmud Hüdai Hz. gibi sesleniriz ona:

“Gül ağlama gül bize
Ele diken gül bize
Gül olanın yüzünde
Gül açılır gül bize! ”

Ve yüzünde güller açıverir de gülümsemeye başlar çocuk...

Gül Kokulu Selamlar ve Dualar ile…!








Cennet yeli*Fatimâ Hümeyrâ Kavak [23/01/2009 13:08:16] (ID: #13974)
Gazze Telefonun Ucunda!

Geçtiğimiz Günlerde Mustafa İslamoğlu Hilal Tv'de Vahyin Penceresi-Gazze Özel Programında Yaptığı Çağrıda Gazze'li Kardeşlerimizi Aramak İçin Verdiği Numara İle Yeni Bir Kampanya Başlatmış Oldu.


Verdiği 8 Haneli Numaradan Sonra Çevirilecek Rastgele 5 Numara İle Gazze'de Yaşayan Herhangi Birisine Ulaşılabileceğini Belirten İslamoğlu, 'Arapça Veya İngilizce Bilmiyorsanız Dahi İnsani Diliniz İle Ağlayarakta Onların Yanında Olduğunuzu Gösterebilirsiniz' Dedi.

Türkiye'deki Müslümanlar Tarafından Aranan Gazze'liler Gelen Telefonlara Karşı Sevinç Ve Teşekkürle Cevap Verdiler.Telefon Kampanyası Hızla Yayılırken Sadece Türkiye'de Değil Diğer İslam Ülkelerindede Aynı Kampanyanın Başlatıldığı Belirtiliyor.

Gazze'yi Aramak İçin Ne Yapmalıyız?

00970828***** Noktalı yerlere tesadüfen ekleyeceğiniz 5 numara ile karşınıza Gazze'li kardeşlerimiz çıkacak.Arapça Veya ingilizce Bilmiyorsanız Gazze'lilere Söyleyebileceğiniz Birkaç cümle şunlar:

Hel hünâ gazze?
Orası gazze mi?

Hel ente filistin ev İsrail?
Siz filistinli misiniz yada israilli?

Nehnu Asifun cidden,
Sizin için gerçekten üzülüyoruz

Nehnu ned'u ileyküm kesîran
Sizin için çokca dua ediyoruz

La e'rifu arabiyyün
Ben arapça bilmiyorum

Ene türkiyyün
Ben türküm

ALLAHu hezzemel israil
Allah israili hezimete uğratacak

Lanetallâhi alel israil
Allah'ın laneti israil üzerine olsun

İnşâALLAHu gahhara israil
İnşâalah israili kahretsin

Nehnü acizun
Biz aciziz

Entüm şehidün
Siz şehitsiniz

ALLAHu yensurukum
Allah size yardımın etsin


İnnALLAHe meassâbirîn
Allah sabredenlerle beraberdir.


[21/01/2009 10:14:22] (ID: #13688)
Sanki beynim muhasara altında
Zihnimi kuşatan zincir var benim
Bütün yükler durur gibi sırtımda
Dışım ılık bahar içim nar benim

Ruhumda kelepçe olmuyor sabah
Bozulmuş bedenim dilimde bir ah
Omzumda ağırlık tonlarca günah
Bütün ömrüm sanki zulüm kâr benim

Boğazım düğümlü kalbim ataşta
Perişan yüreğim gözlerim yaşta
Bedenim buz gibi soğuk bir taşta
İçerim kor sanki halim har benim

Yasaklar yasaklar sonun nedeni
Gönlümü kanattı yıktı bedeni
Dost bildiklerim mimsiz medeni
Dünya bana küçük yerim dar benim

Dertlerim bir idi binlerce oldu
Yaralı yüreğim hicranla doldu
O gitti yeşeren güllerim soldu
Gönlümü kanattı ahu zar benim

Dayan Bad-ı Saba’ m bunlara dayan
Var mı ki dünyada sevdayı sayan
Eller aya çıktı sen kaldın yayan
Daha çok gidecek yolum var benim

YUSUF DEMİR


[21/01/2009 10:10:53] (ID: #13686)
Hey İsrail

Kalbi mühürlü zulüm kâr.
Vurgun yemiş duyguların
Derinlerin de yankılanan,
Kinle nefretle tükenmiş
Sessiz çığlıkları
Duyuyor musun?

Vahşetin hain tuzağına
Düşürdüğün
Çaresiz gönüllerin,
Dehşet anlarını
Görüyor musun?

Gün ağarmadan
Ateş toplarıyla
Uyandırdığın,
Masumların feryadını
Duyuyor musun?

Cehenneme çevirdiğin
Gazze sokaklarındaki,
İnsan manzaralarına
Bakıyor musun?

Sen çaresizlik acısıyla
Dağlanmış yüreklerin
sancısını biliyor musun?

Be hey vicdansız
Senin kalbin kapkara
Nasıl kıydın öksüz ve
Yetim bıraktığın
Çocuklara?
Nasıl kıydın
Öpmeye kıyamayan
Ana babalara?
Ocakları söndürdün
Gücün adına,
Haneleri mezar ettin
Lanetler haktır sana
Mutsuzluğun resmini
Çizdin sonunda.

Yaşamak helâl mi
Sanırsın sana,
Eğlen oyalan bakalım
Biraz daha
Her şeyden haberdar olan
Yüce Mevla
Elbet hesabını soracak
Belki bu gün
Belki yarından sonra.

20 ocak 2009

Fatma Koçak








[21/01/2009 10:09:11] (ID: #13685)
Duygularımı duygu ve düşüncelerinize arz ederim
Saygı ve Muhabbetle



Hasretinle Yanar Can-ı Ten

Ağyar ay tutulsa güne atılsa çengel,
Dağ deniz olur mu ki sevenlere engel,
Duracak zaman zaman değil gayri döngel,
Adın yazdın rıhtımdaki rıhtım üstüne.

Bilmem ki zalim feleğin bize kastı ne?
Arz-ı hal eyledim canan; üstün üstüne,
Atla gel rüzgâr kanatlı atın üstüne,
Aht eyledim adın yazdım ahtım üstüne.

...................................
14.01.2009 Bozok Yaylası
Bilal Özcan

[21/01/2009 10:07:47] (ID: #13684)
Ne Olur….

Yine akşam olur kapımda gölgen..
Kurumuş dal gibi, sallanır durur.
O kadar istedim, sevmedin madem.
Sözlerin ne diye gelir de vurur…

Esir bildim cana senden geleni.
Her şeyde yaşadım her şeyde seni…
Kara bulut gibi yaydın gölgeni…
Yeter artık çekilip git ne olur…


Kenan YÖRDAN.
Ağustos.2008.
İstanbul


DOST KALEMLERİN DİLİNDEN

Gelmeyen vuslatın kırık kolunda
Bezdiren hasretin kuru dalında
Umutsuzca geçen sevda yolunda
Benim bu yüreğim bin kere ölür.
............................................................Burhanettin Akdağ...

Haser vurur güne çağlar yüreğim
Gözyaşıyla yara dağlar yüreğim
Çiy düşer mevsime ağlar yüreğim
Goncalar açmadan dalımda kurur
............................................................Şemsettin DERVİŞOĞLU




Özcan İşler [16/01/2009 15:53:36] (ID: #12960)
Filistin Dramına Şair İsyani
(Doğacaksan Doğma Güneş)

Insanligin kor gozune,
Dogacaksan, dogma gunes.
Hak bilmezlerin yuzune,
Dogacaksan, dogma gunes.

Kuduz itler bos, dalasir,
Agit yagar, ah dolasir,
Kin ulasir, kan bulasir,
Dogacaksan, dogma gunes.

Nerde baris, hani haklar?
Mazlumlari kefen saklar.
Bu vahsiler seni paklar,
Dogacaksan, dogma gunes.

Guclulerin cennetinde,
Adalet, guc minnetinde,
Son cagin bu cinnetinde,
Dogacaksan, dogma gunes.

Hicranin tam obegine,
Sefaletin gobegine,
Zorbanin, ser bebegine,
Dogacaksan, dogma gunes.

Govdesini unutmus, bas,
Nasir tutmus vicdan ayyas,
Kurumadan gozlerde yas,
Dogacaksan, dogma gunes.

Huzun yagar ince ince,
Dert denilen bir tek hece,
Bomba yagar gunduz, gece,
Dogacaksan, dugma gunes.

Bir duya ki, yasak gulmek,
Muslumana reva olmek,
Suc haklidan taraf olmak,
Dogacaksan, dogma gunes.

Oldurulen insan amma,
Ne tepki var ne kinama,
Seyirci bol bu drama,
Dogacaksan, dogma gunes.

Kan icenler doymaz kana,
Cancagazim yetti cana,
Zalimlerden, zulmden yana,
Dogacaksan, dogma gunes.

Ozcan Isler


Tevhit (Bay, 53) [12/01/2009 13:32:32] (ID: #11963)
ahrette sürülür hakkın sefası


bülbül sevdasını saklar gönülde
ahrette sürülür hakkın sefası
güle aşık olan yanar bu elde
mahşerde sürülür hakkın sefası

yıkılır bu bağlar virane olur
inanmayan kullar belayı bulur
kulun ibadeti kula kar kalır
ahrette sürülür hakkın sefası

seridir hesaplar hak divanında
hesaplar sorulur kula anında
inanan saf alır gülün yanında
ahrette sürülür hakkın sefası

yücedir mevlamın kudreti yüce
baş pehlivan olsan güvenme güce
mevlayı sevenler zikr eyler gece
ahrette sürülür hakkın sefası

günahı sevabı tartan mizahtır
mizahı düşünüp yanan yüz aktır
yüzü ak olana cennette haktır
ahrette sürülür hakkın sefası

[12/01/2009 13:30:23] (ID: #11961)
FİLİSTİN



2008 yılının son haftasından bu yana Filistin topraklarında yaşanan acı ve şiddet, Filistin’in Gazze şehrine düzenlenen hava ve füze saldırısının ortaya çıkardığı elem verici sonuçlar ile ilgili olarak Başkanlığımızca aşağıdaki değerlendirmenin yapılmasına lüzum görülmüştür.
İnsanlık olarak son yüzyılda dünyada meydana gelen olaylara ibretle eğildiğimizde, sorumsuzca davranan yetkililerin, çatışma yanlısı odakların, kendi çıkarları uğruna ötekinin hayatını hiçe sayan ve dünyayı kan gölüne çevirmekten çekinmeyen ihtiras sahiplerinin ürettiği şiddet ve savaşların, karşı şiddetleri nasıl beslediğini, kalplerde kin ve nefreti nasıl derinleştirdiğini ve bütün dünyayı müteselsil bir savaş, şiddet ve kaos ortamına nasıl sürüklediğini üzülerek görmekteyiz. Özellikle son yüzyılda, gelişmiş ülkeler açısından stratejik önem taşıyan Ortadoğu ve İslam dünyasında, müdahalelerin, işgallerin, şiddetin, hak ihlallerinin bu coğrafyanın ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal diğer faktörleriyle birleştiğinde insanlarında kin, nefret, intikam ve düşmanlık duygularını nasıl kökleştirdiğini ve toplumsal hayat ve sağduyuyu nasıl altüst ettiğini bütün dünya kamuoyu görmektedir.
Gazze’ye yapılan, aralarında yaşlı, hasta, çocuk ve kadınların da bulunduğu yüzlerce insanın ölümüne, yaralanmasına, ev ve işyerinin yerle bir olmasına sebep olan bu çirkin saldırı, hangi din ve inançtan olursa olsun, sağduyu ve vicdan sahibi herkese insanlık adına ağır bir mahcubiyet yaşatmıştır.
Herkesin gözü önünde cereyan eden ve amacı da herkesçe bilinen bu olayların “din ve medeniyet çatışması” olarak sunulmasını, bir tespit veya öngörü olarak değil, barışı katleden gerçek failleri göz ardı ettirmeyi ve çatışmayı daha geniş bir zemine yaymayı hedef alan stratejik bir eylem planı olarak değerlendirmek gerekir.
Tekrar vurgulamak gerekir ki, bunu bir din ve medeniyet savaşı olarak, hatta savaş olarak nitelemek gerçeği görmemek olur. Bu ve benzeri olaylar, bütün dinlerin gayrı ahlaki olarak kabul ettiği kirli bir güç gösterisidir. Tarihte iktidarını güç gösterisi ve ayrımcılık olarak sergileyenlerden çok çekmiş olan bir ulusun, tarihin değişik dönemlerinde zulme, şiddete ve ayrımcılığa maruz kalanların bugün eline güç geçirdiğinde veya güç odaklarının desteğini aldığında benzeri acıları başkalarına yaşatıyor olmasını bütün dünya ibretle izlemektedir. Bu son gelişme, aynı zamanda yıllardır barış için sarf edilen çok yönlü çabalara indirilmiş ciddi bir darbe olup, bütün bölgenin istikrarsızlığını perçinlemekten, toplumlara, nesiller boyu sürecek kin, öfke, nefret ve şiddet yüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.
Bize emanet olarak verilmiş bir dünyayı fesat ve tuğyanla, isyan ve zorbalıkla yaşanılamaz hale getirmek sadece insanlığa karşı suç değil, ilahi vahiyden ve rahmet elçisi bütün peygamberlerden de nasipsizliktir. Kimden gelirse gelsin her türlü haksızlığa karşı çıkmak, dini, dili, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun mazlumun yanında olmak, semavi dinlerin ve kutsal kitapların ortak çağrısıdır. Bunun için de, bugün bütün dini kurum ve liderlerin bir sınavla karşı karşıya olduğunu, bu trajik gelişmeleri kınamalarının yeterli olmayacağını, şiddet, zulüm ve fesadın önlenmesi, huzur ve barışın tesisi için hem kendi ülkelerinde hem de dünya kamuoyuna yönelik olarak seslerini yükseltmelerinin ve insani duyarlılığı geliştirmelerinin sadece dini değil insani ve ahlaki bir vazife haline de geldiğini ifade etmek isteriz.
Filistin’de yaşanan insanlık dramına seyirci kalmayıp sorumluları teşhis etmek, kınamak, hasta ve yaralılara yardım elini uzatmak insani bir ödevdir. Ancak, kayda değer bir ekonomik güce ve uluslararası etkinliğe sahip İslam ülkeleri de dahil, dünya uluslarının ve sorumlu devlet adamlarının asıl görevi, savaşı, şiddeti ve orantısız güç kullanımını önlemek, bunu önleyecek uluslar arası mekanizmaları çalıştırmak olmalıdır.
Masum sivillerin ölümüne yol açan, semavi dinlerin ortak öğretisine, insanlık değerlerine, uluslararası hukuka ve sivillerin hedef alınmasını suç sayan bütün anlaşmalara aykırı olan bu tür saldırıların ve şiddetin bir an evvel sona erdirilmesini, hür ve medeni dünyanın bu vahim gelişmeler karşısında tavır almasını bekliyor, insani yardımların etkin biçimde bölgeye ulaştırılması konusunda geç kalınmamasını diliyoruz.




DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI










[12/01/2009 13:29:08] (ID: #11959)
Filistin’de Bir Çocuk

İsrail’in nemrutları kol gezer
Filistin’de görür ağlar bir çocuk
O kirli botları çok canlı ezer
Kırılır kolları bağlar bir çocuk

Çocuk dediğime bakmayın sakın
Beş yaşında kırk yıl yaşamış bakın
Uçurtma balonla oynar bırakın
Bütün yürekleri dağlar bir çocuk

Asırlık bir çınar gibi devrildi
İsrail’in gazabıyla savruldu
Türlü ateş ile her yer kavruldu
Gözyaşın akıtır çağlar bir çocuk

Bir garip ozanım çocuk yanında
Bozukluk var çocuk vuran kanında
Ya Ali Zülfikar durur kınında
Ses vermezsin kara bağlar bir çocuk

12 Ocak 09
Nilüfer


Halime Aktaş


[12/01/2009 13:28:05] (ID: #11958)
[berzah] Hüzün şehri Kudüs...



Kudüs’ün Müslümanlar için müstesna bir yeri vardır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir.” (İsra; 1) buyurarak Kudüs’ün önemine vurgu yapmıştır.
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak işgal altındaki 1948 Toprakları’nda destek verdiğimiz projeleri yerinde gözlemlemek ve orada bulunan kardeşlerimizin durumlarından haberdar olmak için Kudüs’e gidiyoruz.

Mescid-i Aksa
Müslümanların ilk kıblesi, kutsal mekanların üçüncüsü olan bu şehre vardığımızda ilk durağımız Mescid-i Aksa oluyor. İsra ve Miraç’ın gerçekleştiği mekandayız. Mescid-i Aksa’ya girerken dış kapıda İsrail askerlerinin uzun namlulu silahlarının gölgesi ve kontrolü altında adım atmak herhalde bu bölgedeki Müslümanlara en çok ıstırap veren şey olsa gerek. İşgal devleti, Kudüs şehrinin ve Mescid-i Aksa’nın her yerinde varlığını Müslümanlara gösterme telaşında. Kudüs şehrinde Filistinliler psikolojik bir harp içerisinde yaşamaya mahkum edilmiş vaziyetteler.
Mescid-i Aksa’ya giriş noktalarında ciddi yıldırma politikaları izleniyor. Askerler insanları keyfi olarak durdurup kimlik kontrolü yapıyor, isimlerini kaydediyor ve çeşitli yıldırma politikalarıyla buraya gelişleri azaltmaya çalışıyorlar. Mescid-i Aksa’ya girişleri istedikleri zaman kısıtlayan işgal güçleri, buraya çoğunlukla sadece 45 yaş üstündekilerin girmesine müsaade ediyor. Mescid-i Aksa’ya girişte insanın en zoruna giden uygulamalardan biri de, Yahudi askerler tarafından Kur’an-ı Kerim sorgusuna çekilmek. Mescid’e girişte bir Yahudi asker sizden şüphelenmişse milliyetinizi ve kimliğinizi sorduktan sonra İhlas veya Fatiha suresini okumanızı talep edebiliyor. Her şeye rağmen, hamd olsun cuma, cumartesi ve pazar günleri insanlar Mescid-i Aksa’ya akın etmeye devam ediyor. Müslümanlar bunu kolaylaştırmak için civar şehirlerden Mescid-i Aksa’ya otobüsler kaldırıyor.
İşgal devleti, aşırı dinci Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya zarar vermelerini engellemek için girişlerde Yahudi asker bulundurduğunu iddia ediyor. Ama biz biliyoruz ki, böyle bir cürette bulunulması İslam dünyasını ayağa kaldıracaktır. Bu ise işgal devleti için çok tehlikeli gözükmektedir. Bu işi daha “doğal yöntemlerle” yapmak varken neden böyle bir yol seçilsin.

Kudüs’teki Müslümanların durumu
Bir zamanlar Müslümanların elinde iken esenliğin, güvenliğin ve adaletin timsali olmuş bu şehir, işgal devletinin paranoyak uygulamaları yüzünden bir hüzün şehrine dönüştürülmüş durumda.
Dünyanın gözü önünde inşa edilen Utanç Duvarı yüzünden Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya gidişler zorlaştırılmış, Müslümanların iktisadi ve sosyal yaşantısı işlemez hale getirilmiş. Daha önceleri canlı bir iktisadi hayata sahip olan Kudüs’te şimdilerde birçok iş yeri kapısına kilit vurmak zorunda kalmış. Bu yıldırma politikası Filistin’in her yerinde mevcut. İşgal devletinin uyguladığı bu insanlık dışı politikalarla Kudüs şehrindeki Müslüman nüfus azaltılmaya çalışılıyor; bu da yetmiyormuş gibi bölgede yeni Yahudi yerleşim birimleri inşa ediliyor. Son dönemde verilen bilgilere göre, Kudüs’teki Filistinlilerin nüfusu 250 bin, Yahudilerin nüfusu ise 700 bin civarında.
1948 Toprakları’nda incelemeler yaparken burada bize eşlik eden arkadaşlarımız işgal edilen arazileri gösteriyorlar bize. Bir şehirden geçerken Filistinlilere ait 130 bin dönümlük araziden geriye kalan 30 bin dönümlük araziyi de işgal devletinin nasıl gasp edip sonra Yahudilere tarım alanı olarak verdiğini anlatıyorlar.
İsrail, sindirme, yıldırma, asimile etme ve terk ettirme politikaları ile son derece şiddetli bir psikolojik harp uyguladığı Filistinlilerin bulunduğu her tepeye veya geçiş noktasına Yahudi yerleşim merkezleri kuruyor ve böylece Filistinlilerin hareket alanı her geçen gün biraz daha daraltılıyor.
Bu itibarla Mescid-i Aksa bugün ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Dolayısıyla bu tehlike karşısında tüm dünya Müslümanlarına büyük görevler düşüyor. Unutmayalım ki, bu kutsal mabedi korumak sadece Filistinlilerin görevi değildir.
Ancak her şeye rağmen Müslümanlar umutlu ve diyorlar ki: “Haçlılar Mescid-i Aksa’yı işgal ettiklerinde 80 yıl boyunca buradaki tepede haç asılıydı ve burada 80 yıl hiç namaz kılınamadı. Sonunda Selahattin-i Eyyubi gelip bu topraklara adaleti getirdi.”








05.01.2009 / Gürpınar / Ekrem KAZAN [12/01/2009 13:24:39] (ID: #11957)
HZ. MUSA AĞLIYOR…

.............................................(Gözyaşını tutamadı)


Filistin de çocuklara, yüksek duvarlar ördükçe,
Aç bebeği gören Musa, lokmasını yutamadı.
Gözlerini kan bürümüş, tebaasını gördükçe,
Hüngür hüngür ağladı da, gözyaşını tutamadı.
*
Bunca zülüm bunca keder, yeter dedi artık yeter,
Firavun’un ve Hitler’in, yaptığından daha beter,
Bunca kadın bunca çocuk, heder oluyorken heder,
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
Dedi ki tüm hiddetiyle, Kızıl deniz yarılmasa,
Yoldan çıkmışsa tebaam, dedim keşke kurtulmasa,
On emirden ‘’katletmeyin’’ demedi mi size Musa,
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
Yüz karası bu toplumdan, utanmamak elde miydi?
Bu nasıl bir vicdandır ki, bulunmayan yerde miydi?
Kolunu kırdığın çocuk, sizden daha erdemliydi,
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
Bunca emek verdim dedi, imanınız şimdi nerde,
Sina'dan karşı yakada, kalmış geldiğiniz yerde,
Taş tabletlerin altında, kalınız şeytani şerde,
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
İmanından vazgeçilip, böyle hıyanet olur mu?
Firavundan kurtulup da, rabbe ihanet olur mu?
Çoluk çocuk ve bebeğe, böyle kıyamet olur mu?
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
Allahın on emridir bu, karşımdayken demedim mi?
Koruyup kollayan olun, yaşadıkça demedim mi?
İçinden şeytanı atıp, def edin de demedim mi?
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.
*
Zulmeden böyle hainler, toprak içinde karılsın,
Asayı vurdu da yere, yarılsın toprak yarılsın,
Yoldan çıkmış İbrani’ler, ateşlerine sarılsın,
Dedi de Rabbine döndü, gözyaşını tutamadı.



.
05.01.2009 / Gürpınar / Ekrem KAZAN










Yusuf Ziya Cömert [12/01/2009 13:23:21] (ID: #11956)

O çocukları da öldürdün mü İsrail?

Evinizin bahçesindeki bir menekşenin benzerini dünyanın öteki ucunda görseniz, bir yakınlık hissedersiniz. Hele, içinizde bir 'daüssıla' varsa, seversiniz onu, belki konuşursunuz onunla.

Ya da, uzak diyarlarda gördüğünüz, kendi kızınıza benzeyen, küçük bir kız...

Bütün çocuklar sevilir, bütün çocuklar sevilmeye müstehaktır ama, sizin kızınıza benzeyen kızı bir ayrı seversiniz.

Gazze'de öldürülen çocukların hepsi bizim çocuklarımıza benziyor.

Okulları bombalanan, bir gün önce okulun bahçesinde oynarken bir gün sonra İsrail'in yağdırdığı bombaların öldürdüğü çocuklar. Hani o yıkıntının altında can veren, toprağın üzerinde sadece güzel yüzü, kıvırcık saçları görünen küçük kız mesela.

O çocuğun, Nazım Hikmet'in şiirinde konuşturduğu 'Yedi yaşında bir kızım büyümez ölü çocuklar' diyen kızdan ne farkı var?

Ben, daha önce yazmıştım, geçen Kadir Gecesi'nde Mescid-i Aksa'daydım.

Orada, Allah'la benim aramda kalmasını istediğim küçük bir hatıram oldu. Bugün, paylaşmak istiyorum, ajanslardan, ekranlardan üzerimize yağan Filistin acısı zorluyor beni.

Aksa'nın bitişiğindeki çarşıda dolaşıyordum, geceyarısından sonra. Çarşı hıncahınç dolu. Çarşıyı dolduran insanların hemen hepsi yoksul.

Zaten, varlıklı insanların satın alabileceği bir şey satılmıyor çarşıda.

Bir bağ kurmak istiyorum, etrafı utanç duvarıyla örülmüş köylerden, kasabalardan gelmiş Filistinli kadınlar ve erkeklerle.

En kolay yolu, çocuklara armağan vermektir diye düşünüyorum. Yetişkinlere bir şey vermek, belki yaralar onları.

Oyuncak tezgahlarında, satıcılarla pazarlık yapan insanlara yaklaşıyorum.

Lutfetmelerini istiyorum, çocuklarına alacakları oyuncakları benim armağan etmeme izin vermelerini rica ediyorum.

Beni anlıyorlar. Bana izin veriyorlar.

Gazze'de ya da Batı Şeria'da, küçücük evlerinde, daha bebekken, büyüklerin bile taşıyamayacağı büyük acıları tevarüs eden çocuklara, hiç olmazsa küçük bir plastik bebekle, ulaşmaya çalışıyorum.

Baba, beni anlıyor. Kucaklaşıyoruz. Anneler, teyzeler, beni anlıyor. Orada ulaşabildiğim üç beş kişiyle, tarife gelmez şeyler paylaşıyoruz.

Acılar, büyük bir afet gibi üzerimize yağarken, hiç tanımadığım o çocukları gözümün önüne getirmeye çalışıyorum.

Acaba, onları mı öldürdü İsrail? O çocuklardan birini mi?

Beyaz kefenlere sarılmış parmak kadar çocuklardır, İsrail'in ve Amerikan Başkanı Bush'un 'savunma' dediği şey.

Ya benim armağan gönderdiğim, kurulunca yürüyen arabacıklar gönderdiğim, plastik bebekler gönderdiğim çocukları öldürdü İsrail, ya da hiçbir şey gönderemediklerimi...

Hiçbir şey gönderemediğim, hiçbir şey sunamadığım, hiçbir yarasına merhem olamadığım yüzlerce çocuğu öldürdü...

Artık o ölen çocuklara oyuncak gönderemeyiz.

Bir şey veremeyiz.

Nazım'ın Hiroşima'da yanan çocuğa söylettiği gibi:

'Benim sizden kendim için

hiçbirşey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

kağıt gibi yanan çocuk'

Onlara, sadece yalvarabiliriz, burada, çocuklarının arasında oturan anneler, babalar ve kardeşler olarak.

Sadece yalvarabiliriz: Sizin için bir şey yapamadık çocuklar, bizi affedin ne olur...
Yusuf Ziya Cömert








ya hayy [12/01/2009 13:20:37] (ID: #11954)




Zulmün Doğurduğu Soru

Sızlayan her vicdan, düşünen her akıl, yaralanan her kalp ve yaşaran her göz soruyor; “Ne yapabiliriz? ” diye.

İsrail zulmünün inanan insanların iç alemlerine bütün ağırlığıyla yerleştirdiği dehşetli bir sorudur bu.

Haklı öfkesini söndürmek için silaha sarılmak ve cepheye koşmak isteyenlerin karşısına bir başka soru çıkıyor: Bombalara karşı sapan taşlarıyla, tanklara karşı sopalarla nasıl karşı koyabiliriz?

Coşan hamiyet duygusu bu haklı soruyu düşünmek bile istemiyor ve “Olsun, yine de bir şeyler yapmamız lazım.” diyor.

Biz de aynı kanaatteyiz. Bir şeyler yapmamız lazım; ama çok düşünerek ve ileriye dönük planlar yaparak bir şeyler yapmamız lazım, hatta çok şeyler yapmamız lazım.

Maziyi irdelemenin ve yarayı kaşımanın bir fayda sağlamayacağını biliyoruz. Şu var ki, hastalığa doğru teşhis koymadan da tedavinin mümkün olmayacağı inancındayız.

Akıl için yol birdir: Bombaya daha güçlü bombalarla, tanka daha donanımlı ve modern tanklarla karşı koyacak seviyeye gelmek. Biz bu uzun yola girmedikçe harbi uzatmaktan, zulmü her geçen gün daha da artırmaktan ve yeni beldelere sıçratmaktan öte bir şey yapmış olmayız.

Bize bu hamiyetli insanların ölmesi değil, belli bir hedefe doğru büyük bir himmet ve gayretle yılmadan yürümeleri lazım. Ölümün bir şey halledeceğine inansak elbette en önce yapılması gereken “canı feda etmek”tir. Ama bu feda, cephemizi zayıflatmaktan öte bir işe yaramayacaksa bunu çare olarak görmemiz mümkün değil. İleri hedeflerimizi iyi tayin etmeli ve bu gün için de yapılması gereken her türlü maddî yardımı yapmakta gecikmemeliyiz. Haneleri viran olan, yakınlarını kaybedip ortada kalan, hastalıktan inleyen, çaresizlik içinde kıvranan mazlumlara her türlü mali yardımı yapmak, gıda ve ilaç sevkıyatına gecikmeden başlamak hem iman kardeşliğimizin hem de insanlığımızın bize yüklediği bir mükellefiyettir.

Şimdi hastalığın teşhisi için halimize kısaca bir göz atarak konuya devam edelim: Şu anda Müslüman Dünyasının özellikle de Arap Aleminin sermayesi Hıristiyan bankalarında faize yatırılmış değil mi? Darül harp olan ülkelerden faiz almanın caiz olduğunu biliyoruz. Ama burada aldandığımız çok önemli bir nokta var, o da şu: O ülkelerde yaşayan işçiler gibi, paramızı onların bankalarına yatırmaya mecbur isek, paramızın faizini almamamız onlara bir bakıma yardım hesabına geçeceği için faiz almamız gerekiyor. Ama böyle bir mecburiyet olmadan sırf kâr gayesiyle yabancı bankalara para yatırmak kesinlikle doğru değil. Çünkü paramıza, mesela, on lira faiz veriyorlarsa bundan otuz lira kadar kazanç elde ediyorlar; bizim paramızla besleniyor, bizim paramızla silahlanıyor ve bizim paramızla bizi vuruyorlar. Bu kadar basit bir muhakemeyi Müslüman Dünyasının petrol ağaları ve kraliyet mensupları yapamıyorlarsa, İsrail’den önce onları uyarmak ve ikaz etmek durumundayız.

“Komşusu aç iken kendi tok olan bizden değildir.” diyen bir Peygamberin (ASM) ümmeti olarak, komşumuz olan İslam ülkeleri yahudi zulmü altında inlerken biz batı ülkelerinde tatil sarayları yaptırıyor, hamamlarımıza altın burmalardan sular akıtıyorsak önce kendimizi hesaba çekmeli ve kendimize gelmeliyiz.

Putlara insanları kurban etmenin ne kadar saçma olduğunu her insan bilir. Ama bir kişi buna iman etmişse bu zulmü seve seve yapar. Yahudilerin kafalarında bir inanç putu vardır. Onlar dünyada yaşama hakkına sahip tek ırkın Yahudiler olduğuna inanır, diğer milletlere köle nazarıyla bakar, hatta onları öldürmeyi sevap sayarlar. Kafası bu derece katılaşmış, kalbi bu kadar kararmış insanlardan insaf ve merhamet beklememiz mümkün değil. Tek yol, onlara yenilmeyecek kadar güçlenmekten geçiyor.

Orta doğuda yahudiye “Dur! ” diyecek bir süper gücün yahut güçlerin teşekkül etmesi herkes için hayatî bir zaruret haline gelmiştir. Bu gücün öncelikle Arap âleminde ve Arap birliğinde tahakkuk etmesi beklenir. Faize yatırılan sermayelerin yönü vakit kaybedilmeden bu ülkelerin kalkınmasına çevrilmeli, sefalet ve işsizliğe son verilmeli, komşu ülkeler arasındaki gelir uçurumu mümkün olduğu kadar kapatılmaya çalışılmalı, bunun yanında düşmana karşı da en az onlar kadar güçlü olunmalı ve tecavüzlerine böylece set çekilmelidir. Temel hedef; savaşmak değil barış içinde yaşamak ve Müslümanların da ileri ülkelerdeki hayat seviyesini yakalamaları için gayret göstermek olmalıdır.

Bu vazife yukarıda da belirttiğimiz gibi, öncelikle Arap ülkelerine düşer. Şu var ki, onlar artık isteseler de sermayelerinin tümünü batı bankalarından çekemezler. Bunun yeni bir harbin başlangıcı olacağını iyi bilirler ve bu harbe de hiç hazırlıklı olmadıklarının farkındadırlar. Ama hiç olmazsa bundan sonrası için akıllıca bir plan çizmek ve kalkınma yolunda hızlı yürümek zorundadırlar.
Biz bütün kalbimizle bunu beklemekteyiz. Arap âlemi süper güç olma yoluna girmezlerse bu konuda büyük ilerlemeler kaydetmiş olan Türkiye ile çok daha sıkı bir işbirliğine girmelidirler. Türkiye’de yatırım yapmalı, onunla ticari yönden bütünleşmeli ve iktisadi yönden büyük bir ortak güç sergilemelidirler.

Bu yol uzundur, ama tek çıkar yoldur.

Çalışmadan başarmak, ekmeden biçmek Allah’ın âdetullah denilen ilahi kanunlarına göre mümkün değildir. Bu gayretlerimiz fiilî bir dua olacaktır ve bu duanın kabulüyle, inşallah, ümidimizin çok fevkinde bir başarıyı yakalamamız mümkün olabilecektir.

Sulh mutlak manada hayırdır. İslam’ı bütün müesseseleriyle yaşamamız, ilim tahsil etmemiz, ticaret yapmamız, zengin olup zekât vermemiz, başka dinden olanlara İslam’ı tebliğ etmemiz ancak sulh ortamında gerçekleşecek hayırlı neticelerdir. Bununla birlikte harbe mecbur kaldığımız takdirde de bunu yine İslam’ın koyduğu esaslara uygun olarak yapmamız üzerimize bir vecibe olur. İslam’da harp hukuku çok önemlidir. Düşmanın çoluk çocuğuna, hayvanlarına, ekinlerine, harbe iştirak etmeyip ibadetiyle meşgul olan din adamlarına zarar vermek yasaklanmıştır. Bunlara uymayan kimse zalim olur, onların zulmünü hoş görmek de zulme iştirak etmek manasına gelir. Bu noktada kalbimizi kontrol altında tutmaya azamî derecede dikkat etmek durumundayız.

“Dünya ahiretin tarlasıdır.” Düşmanlarımız zulümleriyle bu tarladan kendileri için ebedî bir cehennem mahsulü alıyorlar ve sonunda kendilerini kabir âlemiyle başlayacak bir ceza silsilesinin içinde bulacaklar. Biz de İslam’ın harp hukukuna aykırı hareket etmekle kendimiz için günah ve azap devşirmekten hassasiyetle kaçınmak durumundayız. Hissiyatımız aklımıza galip gelerek bizi istikamet yolundan saptırmamalı, kalbimiz nefsimize galip gelmelidir. Bu da hamiyetli insanlar için çetin bir imtihandır.

Burada dinimizin bize öğrettiği çok önemli bir gerçeği de vurgulamak isteriz:

Allah’ın birçok isimlerinin tecellileri umumîdir ve bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartlara kim riayet ederse o tecellilerden nasiplenir.
Hakîm ismine uygun hareket ederek işlerini hikmetle icra eden kimse bunun karşılığını “başarı” olarak alır.

Şafi isminin tecellisi de yine bir takım şarlara bağlıdır. Bu dünyada her derdin devası vardır. O devayı kim bulur ve istimal ederse şifaya o mazhar olur. Burada da mümin-kâfir farkı gözetilmez.

Allah Resulü, rızkın onda dokuzunun ticarette olduğunu haber verirler. Ticarette başarılı olmanın değişmez kuralları vardır. Bunlara kim riayet ederse o başarıya ulaşır, bunda da yine din- mezhep farkı gözetilmez.

Son olarak konunun çok önemli bir yönüne de kısaca işaret edelim:

“Allah Ganiyy-i Mutlak ve Müstağni-yi alelıtlak”tır. Yani, hiçbir şeye hiçbir surette ihtiyacı yoktur. Müslümanların çalışıp yeryüzünde galip gelmelerinden razı olur, fakat bu başarıya Onun hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. Mahlûkat âleminden bir misal vermek gerekirse, gözlerin görmesine güneşin değil insanların ihtiyacı vardır. Bütün insanlar gözlerini kapasalar güneş bundan zerre kadar zarar görmez ve müteessir olmaz. Hepsi gözlerini açsalar ve görme nimetine kavuşsalar güneşin ışığında bir artma olacağı düşünülemez. Her iki halde de kazanan ve kaybeden ancak insandır. İman da kalp gözünün açılmasıdır. İnsanların imana gelmeleri ve iman nurundan istifade etmeleri onlar için büyük bir kazançtır, Cenab-ı Hakkın buna ihtiyacı yok, ancak rızası vardır. Bu nokta çok iyi bilinmeli ve İslam âleminin düştüğü perişanlıktan kurtulması için gereken her türlü gayret en ince teferruatına kadar gösterilmelidir. Biz bunu yapmadığımız sürece Allah’ın rahmetini ve inayetini beklememiz kuru kumdan meyve beklememize benzer.

Canavarlara rahmet okutan İsrail zulümleri Allah Resulünün(a.s.m) Yahudilerin akıbeti hakkında verdiği haberin gerçekleşmesini hızlandırıyor. İstanbul’un fetih müjdesi gibi dünyadaki Yahudi varlığının sona ermesi müjdesi de şüphesiz tahakkuk edecektir. Şu var ki, bu işi ebabil kuşları değil Yahudilerden daha güçlü ordular gerçekleştirecektir.

Sonuç olarak, bu zulüm ateşi karşısında bize düşen görevleri iki maddede özetleyebiliriz.

1- “Allah hiçbir nefse gücünün yetmediği yükü yüklemez.” ayetinden aldığımız dersle gücümüzün neye yettiğini iyi tespit etmeli, mazlumlara yapmamız gereken her türlü yardımı eksiksiz yapmaya çalışmalıyız.

2- Bu yardımların geçici bir tedbir olduğunu bilip, gerçek tedbirin “düşman karşısında ondan daha güçlü olmaktan geçtiğinin” şuuru içinde tembelliği, meskeneti, eğlence ve sefahati, israfı, gayr-ı müslimleri kendi sermayemizle besleme gafletini terk ederek kalkınmamıza hız kazandırmalıyız. Sadece zengin olmak için değil güçlü olmak, zalimlere “dur” demek ve mazlumları kurtarmak için bütün gücümüzle çalışmalıyız.

Bu iki noktada bütün Müslümanları gayrete davet ediyor ve başarılı olmamızı Cenab-ı Haktan niyaz ediyoruz.


www.sorularlaislamiyet.com









[10/01/2009 13:59:15] (ID: #11740)
Cumanız Mübarek Olsun...

Dualarımızda Mazlum Coğrafyanın Ezilen Halkı Filistinli Kardeşlerimizi de unutmayalım...


selam ve dua ile...


Herşey Çok Uzak

zamanı dokudum, gergefim sabır...
aklımı çürüttü zayi oldum bak...
ruhuma süzülmüş karanlık kabir
ne olur ne olur elimi bırak,

düşünce içine gönül göçünün
farkına varırırım sonra suçumun
yoluma çıkınca dipsiz uçurum
bütün yakınlarım oluyor ırak...

toprağı emziren dolu bulutlar,
ta gelipte benim içimde başlar,
neden el oluyor bana tüm dostlar,
hala dört bir yanım kupkuru, çorak...

zamanı okudum bildim anladım...
zamanı zamansız yanıma aldım...
ve sonra çıktığım yollarda kaldım...
şimdi bıraktığım her şey çok uzak! ...

14.03.08

vatanımdan bir köşe...

kenan yördan...


[10/01/2009 13:57:17] (ID: #11739)


IRAK savaşında babası ve annesi ölen ve
kendisinin de bacakları kopan bir çocuğun
IRAK savasını yöneten Tommy FRANKS a yazdığı şiir.

Merhamet hür Dünyaya bu kadar mı IRAK ' ta?
Ben Basralı Ömer,

Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.
Ve insan hakları Namlularından
Saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.
Annem yoktu zaten

Ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya Anlamadım
çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
insan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?

Zenginlik
insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
ayaklarımın hastanede Ve giymeye
kıyamadığım pabuçlar Kaldı elimde.

Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları bari ise yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlasın.

Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü
yeri yaktı
Merhamet hür Dünyaya
Bu kadar mi IRAK ' tı? size










[10/01/2009 13:56:03] (ID: #11738)
&***Hazreti Mevlâm***&

Bir damla su içmem verin ummanı
Göremedim Şam'ı Bağdat Amman'ı
Anladım gönül de hasat zamanı
......Alemi Yaradan Hazreti Mevlâm
......At beni çöllere kurbanın olam

İçimde yanıyor ormanlar dağlar
Gözlerim her şafak sevdana ağlar
Güllerin vefasız beni mi bağlar
......Alemi yaradan Hazreti Mevlâm
......At beni çöllere kurbanın olam

Bilirim yazımı ömrün sonuna
Sığınırım gelip senin kapına
Sen yüzün dönmezsin asla kuluna
......Alemi Yaradan Hazreti Mevlâm
......At beni çöllere kurbanın olam...

& Aşık Alemi &
[10/01/2009 13:55:12] (ID: #11737)
Bayrağım

Hilalinde bir nur var, yıldızında binbir nur..
Sana kem gözle bakan onuruma dokunur.
Senin için can vermek her Türk için bir onur,
Bin kere feda olsun canım sana bayrağım.

Ne kanlar döküldü bu, albayrağın alına..
Ne canlar şehit oldu hem salına salına.
Değmedi namert eli vatanımın kılına,
Kubbede sada olsun şanım sana bayrağım.

Ne kınalı kuzular canlarından oldular..
Onlar; Vatan ve bayrak kutsal diye bildiler.
Elbet hepsi cennette hüsn-ü kabul buldular,
Hasretle veda olsun tenim sana bayrağım.

Ay-yıldızlı bayrağım; Şanım, şerefim, arım..
Al kanlarla çizilmiş hudutlarda ben varım.
Kem gözle bakanların, gözlerini oyarım,
Sınırda nida olsun ünüm sana bayrağım.

Bu gök kubbeden asla, ezan dinmez bilirim..
Gönderlerimizden hiç, bayrak inmez bilirim.
Şehitler asla ölmez, yurt bölünmez bilirim,
Varsın cüda olsun her/ günüm sana bayrağım...

Antalya-2009

Halil Şakir Taşçıoğlu




[10/01/2009 13:54:15] (ID: #11736)
Saygıdeğer ve sevgideğer gönüldaşlarım; 'Dünya Şairler Birliği Grubu'nca yılın son haftasının şairi seçilmem ve arkasından Güldeste Şiir Grubu tarafından 'Ayın şairi'ne lâyık görülmem dolayısıyla, tümünüze teşekkürlerimi arz ederim.Eğer şairlik yolunda bir basamak yükselmişsem, bunun sebebi; sizin değerli yorumlarınız ve bana verdiğiniz ilhamdır.Sizleri; ' Salih Yada Kör Talih' şiirimle selâmlıyorum.Saygılarımla...' N. Ocakcı Antalya


SALİH YA DA KÖR TALİH

Salih’ten, borcunu istedim bugün
“Valla arkadaşım, veremem! ” dedi
“Elde ne var ne yok, kaldı üç öğün
Sana yalan çıktım, veremem! ” dedi.

“Dedim; noldu gardaş, anlat bir hele? ”
Gözden akan yaşlar, dönmüştü sele
Sözünde yalan yok, özünde hîle
“Tövbelerim olsun, veremem! ” dedi.

“Bakkalın önünden, geçemez oldum
Kasap, manav derken, eridim soldum
Anla beni, bin bir, derde gark oldum
Nefesim kokuyor, veremem! ” dedi.

“Elektrik, su, yok, hepsi kesildi
Bağırdım, çığırdım, sesim kısıldı”.
Öfkeyle kolumdan, tuttu, asıldı
“Yemin billâh etti, veremem! ”dedi.

“Elimde fatura, tuttum sırayı
Kapkaççılar kaptı, otuz lirayı
Koştum; şerefsizler, açtı arayı
“Benim şartel atık, veremem! ” dedi.

Aklını fıydırtmış, feleği şaşmış
Ağzından tükrükler, köpürüp taşmış
Dengesi bozulmuş, ayarı kaçmış
“Valla da, billâ da, veremem! ” dedi.

Yapıştı yakama, bırakmaz Salih
Sanki o iktidar, ben de muhalif
Ha Salih’ti adı, ha da kör talih
“Alış- veriş kesat, veremem! ” dedi.

“Yahu bırak beni, gideyim” dedim
Nerden rast geldi de, para istedim
Dövecek zannettim, patladı ödüm
“Sıkıştırma beni, veremem” dedi.

“Tamam be Salih’im, var git yoluna
Şen şakrak, bülbüller, konsun dalına
Ne zaman geçerse, paran eline
O zaman verirsin”, “veremem! ” dedi.

Salih’in feryadı, yürek dağlıyor
Sulu sepken gibi, nasıl ağlıyor?
Dedi; “herkes benden çıkar sağlıyor! ”
Bıraktı yakamı, “veremem! ” dedi.

Necati dostunu; kırmadı, gitti
Alacak verecek, böylece bitti
En son Bakırköy’de, ziyaret etti
Salih gülüyordu, “veremem! ” dedi.
Necati OCAKCI




[10/01/2009 13:53:07] (ID: #11735)
Muhterem şair dostlarım kardeşlerim ve bacılarım. Bügüne çok uygun düşen şiirimi sizlerle paylaşmak istedim. Şiir birinci sayfada.Selam, sevgi ve saygılarımla.




Zalimin Ellerinde Çocuk Yüreği...

Zalimin Ellerinde
Çocuk Yüreği

Rabbim, neler oluyor şu İslam diyarında? ..
Vicdanların sustuğu dünyanın bir ucunda
Bu günü bitirdiler, hedefleri yarında,
Çocukların yüreği, Zalimin avucunda..

Veballer büyük,
İnsaflar fakir,
Omuzlarda yük,
Kalplerdeki kir
Kelleler çürük,
Ruhlarda zincir,
Şuurlar kayıp,
Felç olmuş fikir,
Arzın çivisi
Sökülmüş bir bir,
Nerde insanlık?
Maddeye esir....
Eyvah idrakâ
Sıkılmış zehir...

Tüm ufuklar kararmış, bir kıyamet hali bu,
Yer, fırlıyor göklere. Gök yere dökülüyor.
İnsanın fıtratına bir hıyanet hali bu,
Sırtlanlar sofrasında ciğerler sökülüyor...

Akıl ve izan
Hüzün doluyor,
Her dakka, her an
Canlar ölüyor,
Feryad-u figan....
Vahşet gülüyor.
Her zaman olan
Bize oluyor.
Acılı anne
Saç, baş yoluyor.
Binlerce yürek
Kinle doluyor.
Belki de zulmün
Sonu geliyor.

Canım Mescid-i-Aksa, Her tarafı hurdahaş,
Müslümanlar uyuşuk, ağlıyor kutsal mabet,
Lanetlenmiş Yahudi yıkıyor yavaş yavaş,
Ya Rab sana sığındık, Filistin’e yardım et..

Bir yanda zulüm,
Bir yanda yalan,
Bir yanda ölüm,
Bir yanda talan.
Gidenden berbat
Geride kalan.
Seyredip duran
Daha mı insan?
Şımarık hırsız
Tarihi çalan,
Bre hey arsız
Hâla oyalan..
Neden kararsız
Bunca Müslüman? ...
Sanki habersiz
Bunca Müslüman....

Söyleyin Allah aşkına, koptu mu arzın direği?
Zalimin ellerinde binlerce çocuk Yüreği.....


5-Nisan-2008- Ankara

Seyfeddin Karahocagil

[10/01/2009 13:52:05] (ID: #11734)
Filistinli Çocuk ve Misket

Onlar
Misketleri tanımamıştı hiç
Misket bombaları vücutlarını yakana dek
Ve bilemediler hiçbir zaman
Havafişeğin güzel olduğunu
Ve aydınlatırken yeryüzü semasını rengarenk
Bombalar gibi can yakmadığını...

Sadece resimlerde gördüler
Ya da öylesine duyuverdiler
Lunaparkı, atlıkarıncayı
Hayvanat bahçesini
Saklambaçı,körebeyi
Annenin elinden tutup
Tüm şehri gezebilmeyi
Bomba sesleri olmadan gönlünce eğlenebilmeyi...

Ölümle nişanlandılar doğar doğmaz
Daha öncekiler gibi
Yürümeyi öğrenmeden öğrendiler
Bombalardan kaçabilmeyi
Ölüm saçan kurşunlardan sakınmayı
Ve yaşamak için güçlü olamayı
Çocuk olmadan adam olmayı...

Filistinli çocuklar onlar
Bir yudum suya
Bir lokma aşa
Zemheri ortasında sıcağa
Çoğu zaman anaya,babaya
Ve daima “BARIS”a hasret...

Onlar
Filistinli çocuklar
Acımasız,
Zalim ve umarsız bir dünyada doğdular
Misketleri hiç tanıyamadılar
MİSKET BOMBALARI İLE YANIP KÜL OLANA KADAR...

06.01.2009

Derya Akgün


[10/01/2009 13:51:07] (ID: #11733)
Gazzede Doğmak mıydı Suçum?

Gazzeli bir çocuğum,farketmez adım, yaşım
Hasan, Ömer,Yasir,Esma hepsinde ben varım
Bir tatlı ninni beklerken bombalarla irkildim
Annemin saçlarına dolandı kaldı minicik ellerim

Bembeyaz bir güvercin ağlıyordu, ruhum yükselirken göğe
Son kez baktım,harap olmuş evime, doyamadığım anneme
Halbuki tattığım tek nimet annemin ak sütüydü
Gazzede doğmanın karşılığı bu kadar mı kötüydü

Masallar dinlerdim, hep mutlu sonla biterdi
Doyasıya oynayabilmek en büyük hayalimdi
Ne ben bilirdim savaşın anlamını,ne de akranlarım
Kan emici zalimleri gün gelip tutacak ahım

Zeytin dalları kırık,beyaz güvercinler yok artık yurdumda
Her yer ateş,her yerde ölüm sağımda ve solumda
Bunca zulme bilmem zalimler nasıl alkış tuttu.
Bahar dalları bile Gazze’de çiçek vermeyi unuttu

Kelli felli amcalar bizi nasıl yok saydınız
Süper güçler oldunuz yazık insan olamadınız
Hangi suçun karşılığına bu vahşeti hak tanıdınız
Yoksa Gazzeli olmayı mı ölümcül suç saydınız? ? ? ? ? ? ? ? ? ?




Derya AKGÜN
10.10.2009

[10/01/2009 13:49:40] (ID: #11732)
Selamun aleyküm Filistinde değişen birşey yok. Yıllar önce ne ise şimdi daha da beter. Onun için ÜÇ sen önce yazdığım şiirimi sayfanın başına alıp sizlere sunuyorum. Mevlam yardımcı OLsun...

.......Filistin'li Kız Çocuk

Filistin'in kutsal topraklarında,
Hergün bin ağıt işitiliyor,
Masum insanlar kendi yurtlarında,
Hunharca katlediliyor.
Ailesiyle birlikte çocuklar
Tarlasında bağında bahçesinde,
Zalim İsrail askerleri,
Helikopterle gelip tarıyor.
Allah'ın özenerek yararttığı,
Bir aileyi çoluk çocuk demeden
Vuruyor, geriye sadece bir kız çocuk,
Ve kız çoçuğun çığlıkları kalıyor.
Masum ve silahsız insanları
Acımasızca katleden
İsrail'in zalim askerleri
Acaba geceleri,
Yatağında nasıl rahat uyuyor.
Bizim haberi duymamız bile
Bizi perişan ediyor
Yürüğimizi yakıyor.
Gören göze ibret,
Allah'ın alâ-yı illiyinde,
Yarattığı insan, nasılda
Esfel-i sâfiline düşüyor.



Billûr Tanesi isimli 2006 baskılı kitaptan.
Sayfa 103.

Şevki Çiftçi

14.06.2006. Filistinli bir ailenin piknik yaparken,
İsrail helikopteri tarafından taranması olayı üzerine yazılmıştır.








şair ve yazar engin namlı [21/12/2008 14:42:21] (ID: #10290)
Ey Asker Oğlum

Ey Oğul! pusulan geldiği vakit
İçindeki coşku göklere çıksın
Vatan namus borcu bu kutsal akit
Yürekli ellerin hep selam çaksın

Vatan aşktır Oğul sen de tatmalı
Kanları yaşları ten de tatmalı
İlim de tatmalı fen de tatmalı
Harp sanatın hasmın canını sıksın

Peygamber ocağı seni bekliyor
Bir bana sor oğul! kalbim tekliyor
Mutluluk durmadan neşe ekliyor
İki gözüm inan önüme aksın

Ay batana değin varma uykuya
Bir daha kul düşmez böyle duyguya
Gezin dolaş eğlen dünyalar duya
Revnaklı gözlerin meşale yaksın

Çatık kaşın korku olsun haine
Kurtulmasın senden girse de ine
Saldıran olursa Vatana Dine
Namlunun ucuna dört gözle baksın

Mermi kadar boyun, Büyük Askerim
Gidip döndürmeye Allah'ım Kerim
Geçmişin Şehittir korkma sen derim
Şehit madalyanı melekler taksın

Engin NAMLI 00.47 16.12.2008

kaynak antoloji com.
Turgut Yalçın İnş Yük Müh [14/12/2008 22:03:42] (ID: #9721)
Turgut Yalçın
şair ve Yazar İsmet namlı
Türkiyemizin yetiştirdiği güzide şairlerimizden ismetinin günümüz ve geleceğimiz gencliğimiz üzerinde bir ışık ve yol gösteriçi olur inşaallah.
Saygılarımla
İnş Yük Müh Turgut Yalçın ANTALYA


AYHAN ALTINTAŞ serik [14/12/2008 22:02:14] (ID: #9720)

BAŞARILAR.
SİVASIMIZIN KIYMETLİ HALK ŞAİRİ OLAN AŞIK İSMETİNİN AŞIK İSMETİ İLE KAPI GÜZELİNİ ZEVKLE OKUDUM.BU HAYATIN TV DİZİLERİNDE SENARYOLAŞTIRILIP HALKIMIZA SUNULMASINI CANI GÖNÜLDEN ARZ EDER SİZ SRT NİN DE YAYIN HAYATINDA BAŞARILAR DİLERİM.ANTALYA SERİK


SÜLEYMAN AYDIN KAPLAN [14/12/2008 22:01:12] (ID: #9719)
sayın...
ismeti
ismeti ismi edebiyat dünyamızı heyecanlandıran bir isim.yeni nesillere onu tanıtmak için hazırlanan hayat hikayesi güzel ve özel anılarla doludur.HAK ADINA halka hizmet örneğinin en güzel yaşayan insanlardandır.ALLAH (CC) ONA SAĞLIK VERSİN.
ANTALYA GİRİŞİMCİ İŞ ADAMLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ


DENİZ NAMLI .ANTALYA [14/12/2008 21:59:58] (ID: #9718)
DENİZ NAMLI .ANTALYA
NAMLI AİLESİNİN BÜYÜGÜ MUHTEREM İNSAN
ANTALYA'DA KİTABINIZI BİR SOLUKTA OKUDUM BİZLERLE BİRLİKTE KOMSULARIMIZDA OKUDU O KADAR BEGENİLDİKİ BU NADİDE YAŞAMIN ACI DOLU KESİTLERİ BİZLERİ HIÇKIRIKLARA BOĞDU UMARIM BU KİTABI TV.DE FİLİM OALARAK İZLERİZ.
BU GÜZEL VE YAŞANMIŞ DRAM TÜRK HALKIMIZLA BAYLASILIR.
KİTABIN BİRİNİDE YUNANNİSTAN SELANİK DEKİ KUZENİME GÖNDERDİM.
HÜRMETLE ELERİNİZDEN ÖPERİZ

ÇENGİZ ÇETİN. ANKARA [14/12/2008 21:58:55] (ID: #9717)
ÇENGİZ ÇETİN. ANKARA
ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ŞAHSİYET VE DAVA ADAMI İSMET
ÜLKEMİZDE İSMET AMCA GİBİ GÜÇLÜ KALEMLERİN ŞAİRLERİN BULUNMASI ŞAHSIMI ZİYADESİYLE MEMNUN EDİYOR.
BEN ÖNCE OGLU MÜRSEL NAMLIYI TANIDIM ÜLKÜCÜ VE VATANLARI UĞRUNA ÇOK ÇİLE ÇEKENLERDEN BİR AGABEYİMİZ ONUN ŞAHSINIDA ÜLKEMİZ İYİ TANIR.
NE ACIDIRKİ BU ÜLKEMDE ABUR,CUBUR VATANSIZ,ÜLKESİNE İHANET İÇERİSİNDE BİR ÇOK YAZAR BOZUNTULARINA ÖDÜL'LER VERİLİYOR VE O EDEPSİZ,HAYASIZLARIN DAHA DOĞRUSU BASİT KAREKTERLİLERİN HAYATLARI MASRAF YAPILIP TV.FİLM OLUYOR.
AMA BENİM SOYU,SOPU BELLİ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN TORUNLARINA BU KADAR TANITIM İÇİN ÖDÜN VERİLMİYOR.
İŞTE ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI ŞİİRLERİNİN HER MISRASI VATANLA,BAYRAKLA VE HAK'LA BÜTÜNLEŞİYOR.
İŞTE KEREM İLE ASLI İŞTE LEYLA İLE MECNUN İŞTE AŞIK İSMETİ İLE KAPI GÜZELİ.
GÜNÜMÜZDE BÖYLE DEĞERLERİN KIYMETİNİ BİZLERİN BİLMESİ BİZLER İÇİN BİR BORÇTUR.
KIYMETLİ AĞABEYİMİZ VE İSMET NAMLI(AŞIK İSMETİ)NİN ELLERİNDEN HÜRMETLE ÖPERİZ.


EM.EM.MÜD.HAYRETTİN ŞAHBAZ [14/12/2008 21:58:14] (ID: #9716)
EM.EM.MÜD.HAYRETTİN ŞAHBAZ
AŞIK İSMETİ VE KAPI GÜZELİ
ÖĞRENÇİLİK YILLARIMDA OKUMAYI ÇOK SEVERDİM AMA KİTAPLAR ELİMİZDE KISITLIYDI.
RAHMETLİ BABAMIN OKUDUGU BİR HİKAYE KİTABI VARDI ADI KEREM İLE ASLIYDI İLK OKUMAMDA BİR ŞEY ANLAMAMIŞTIM AMA DAHA SONRA OKUDUGUMDA KİTABI SEVEREK VE KAVRAYARAK OKUDUM NE HAYATTI BU SEVENLER BUNÇA ÇİLE ÇEKİYOR AMA YİNEDE BU AŞK TEMİZ VE EDEPLİ BİR ŞEKİLDE HAKKA DÖNÜYOR VE HALK,HAK ŞAİRİ OLUYOR İŞTE YILLARIN DERİNLİKLERİNE GÖTÜREN BU GÜZEL NADİDE ESER BENİ COCUKLUK YILLARIMA ALDI VE GÖTÜRDÜ ŞU NOKTANIN ALTINI CİZMEK İSTERİM.
HAKİKATEN AŞIK İŞMETİNİN HAYAT HİKAYESİ ÇİLE DOLU OKURKEN ÇOK DUYGULANDIM VE SAMİMİ ŞİİR SEVEN BİR DOSTUMA KİTABI OKUSUN DİYE VERDİM AYNI AKŞAM BENİ ARAYIP ŞİİR KİTABINI OKUDUGUNU VE KİTABI ÇOK SEVDİĞİNİ BU HAYATIN FİLMLEŞTİRİRMESİNİ ŞAYET FİLM OLURSA REKOR KIRACAGINI SÖYLEDİ.
ASLINDA ŞAHSIM İSMET AMCANIN İLK KİTABINI ANTALYA KORKUTELİNDE 1993 YILLARINDA 3.SINIF EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVİNDEYKEN OKUMUŞTUM ANTALYADA GÖREV YAPAN OĞLUNDAN ALMIŞTIM.
İSMET AMCAMA HAYATINDA UZUN BİR ÖMÜR DİLER İNŞALLAH BİR DAHA YENİ ESERLERİNİ OKUMAMIZI DİLERİM.

ENGİN NAMLI ZONGULDAK [14/12/2008 21:57:15] (ID: #9715)
ENGİN NAMLI ZONGULDAK
AİLEMİZİN DEĞERLİ BÜYÜGÜ VE GÜZEL İNSAN BİZLERİN DEDESİ
VATANİ GÖREVİMİZİ YAPARKEN DEDEMİZİN GÜL DESTE ŞİİR KİTABINI ALDIM.
OKURKEN SEVDA,HASRET VE EDEP DAİRESİ İÇERİSİNDE YAŞANMIŞ DRAM DOLU BİR HAYATLA KARŞILAŞTIK KİTABI OKURKEN BAZEN KENDİMİ OKUDUGUM HAYATIN İÇİNDE BENDE YAŞIYORMUŞUM GİBİ BİR HİSSİYAT UYANDIRDI VE AKLIMA HEMEN ESKİ DRAMATİK TÜRK FİLİMLERİ GELDİ İŞTE EDİZ HUN LAR HÜLYA KOÇYİGİTLER'İN ÇEVİRDİĞİ BİRİSİ ZENGİN DİGERİ FAKİR AMA BU SEVGİ'YA HER İKİ AŞIKTA UZUN BİR ÇİLELİ VE YORGUN HAYATIN SONUNDA KIZ VEREM OLUR AHİRET ALEMİNE İNTİKAL EDER DAHA SONRA ERKEK MECZUP OLUR DAGLARA DÜŞER VE BU FİLİM SONLANIN'CA SİNAMA SEYİRCİLERİNİN AGLAMAKTAN GÖZLERİNİN KIZARDIGINA ŞAHİT OLUNUR.
AMA BU BİR FİLİMDİR OYUNCULAREIN CANLANDIRDIKLARI BİR ROLDEN İBARETTİR.
DOLAYISIYLE (AŞIK İSMETİ VE KAPI GÜZELİ)GERÇEK YAŞANMIŞ BİR HAYAT İSMETİ2NİN BU HAYATI DİGER YORUMCU ARKADAŞLARIMIZIN'DA DEYİNDİKLERİ GİBİ BU HAYATIN BEYAZBERDEDE FİLM OLMASI ÜLKEMİZDEKİ KEREM İLE ASLI LEYLA İLE MEÇNUN GİBİ YENİ BİR ESERİN ÜLKEMİZE KAZANDIRILMIŞ BİR ZENGİNLİK OLARAK GÖRÜYORUZ.
SEVGİLİ BÜYÜGÜMÜZ KIYMETLİ DEDEMİZE KAİNATIN EŞSİZ SULTANI HZ.ALLAH(C.C.)UZUN BİR ÖMÜR DİLİYORUZ.


HÜSEYİN ATABEK AKDENİZ ÜNİVERSTESİ ANTALYA [14/12/2008 21:56:13] (ID: #9714)
HÜSEYİN ATABEK AKDENİZ ÜNİVERSTESİ ANTALYA
GÜNÜMÜZÜN ÖNEMLİ ŞAHSİYETİ (AŞIK İSMETİ)
SİVASLI ŞAİRLERİMİZDEN İSMET NAMLININ ŞİİRLERİNİ VE YAZILARINI BEYAZ SANAT SİTESİNDE GÖRÜRSEK BİZLERİ MULU EDERSİNİZ YAYIN HAYATINIZDA BAŞARILAR DİLERİM AKDENİZ ÜNİVERSTESİ 20071112020 NOLU ÖĞRENCİSİİYİM SAYGILAR.
HÜRMETLE MÜBAREK ELLERİNİZDEN ÖPERİZ.





BOGEM MERMER SAN [14/12/2008 21:54:28] (ID: #9713)
BOGEM MERMER SAN.
TEBRİKLER
ZAMANIN ÖNEMLİ ŞAİRİ HER BİR ŞİİRLERİNDE AYRI BİR MANA YÜKLÜ KÜLTÜREL ZENGİNLİKLER VAR ÜLKEMİZ İÇİN BÜYÜK ŞANS İSMETİ.
HZ. ALLAH SAĞLIKLI VE UZUN ÖMÜRLER VERSİN.



YÖRÜKLER DERNEKLERİ [14/12/2008 21:53:26] (ID: #9712)
YÖRÜKLER DERNEKLERİ
ZAMANIMIZIN HAK VE HALK OZANI
ANADOLUMUZUN SİVAS'İLİNİN KAHYALI KÖYÜNDEN BİR IŞIK OLUP DİNİ VE MİLLİ ŞİİRLERİYLE ETRAFIMIZI AYDINLATAN İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ)ASLEN YÖRÜK TÜRK'LERİNDENDİR.
ZAMANIMIZIN ENDER YETİŞTİRDİĞİ ÖNEMLİ ŞAHSİYETLERİĞNDENDİR.
HZ. ALLAH C.C. BAŞARILARININ DEVAMINI TEMENNİ EDİYORUZ.




Şeyh Şamilin Torunları [13/11/2008 10:44:29] (ID: #7963)
Gerçek bir aşk hadisesi


Beykoz'da öğretmen Muhammed bin Receb efendinin 1649 da yazdığı (Nevha-tül-uşşak = Aşıkların feryadı, iniltisi) kitabından alınan şiiri sadeleştirerek yayınlıyoruz. Gerçek bir aşk hadisesidir.

Hâlimi arz
Olayın aslını yazmadan önce,
Bir örnek vereyim, yerli yerince.

Bir gün bizim merhum Hoca Nasreddin,
Bir iş için çıkmış, damına evin,

Ayağı kayarak aşağı düşmüş,
Konu komşu duyup hep üşüşmüş.

Derler: ”Niçin böyle bağırıyorsun?
Yangın varmış gibi çağırıyorsun?

Acılar içinde kıvranan hoca,
Hemen doğrularak der ki, usulca;

Varsa böyle damdan düşmüş olanlar
Ancak onlar benim hâlimi anlar.

İşte buna benzer, benim hâlim de,
Hemen anlar bunu aşk varsa kimde

Başından geçenler pek iyi bilir,
Aşkı tatmayana bu oyun gelir.

Sanmayın bir yerden nakledeceğim,
Başımdan geçeni söyleyeceğim.

Ayıplama beni, gülme komşuna!
Belki de bu senin de gelir başına.

Her işte bulunur, çeşitli hikmet,
Ârif olan ondan alır çok ibret.

Hasbihâl
Nasıl anlatayım dertli halimi,
Dünyadan çekmiştim artık elimi.

Yalnız ahireti düşünüyordum,
Etmeliydim dine hizmet diyordum.

Yoktu hâtırımda başka düşünce,
Allah’ı anardım gündüz ve gece.

Bir okulda öğretmenlik ederdim,
Her gün aynı vakit gelir giderdim.

Çocuklara Kur’an öğretiyordum,
Hepsine itina gösteriyordum.

Bir cami de imamlık da ederdim,
Muntazaman oraya da giderdim.

İşlerimden başka şey görmez idim,
Halkın arasına hiç girmez idim.

Hakkın muhabbeti beni sarmıştı,
Genç değildim, yaşım kırka varmıştı.

Ağarmaya yüz tutmuştu sakalım,
Netice nereye varır bakalım.

Durmayıp gözümden yaşlar akardı,
Bilmeyenler tuhaf tuhaf bakardı.

Pek çok zayıfladım eridi etim,
Hastalandım hiç kalmadı takatim.

İştahım da kesilmişti iyice,
Bir simit yeterdi gündüz ve gece.

Gizli kalmıyordu artık feryadım,
Ona kavuşmaktı yalnız muradım.

Ne hâlden ne hâle düştüm bir bilsen,
Hayrette kalırsın eğer işitsen.

Edepli çocuk
Ahlakı güzeldi edebi çoktu,
Onun gibi iyi öğrencim yoktu.

Mümkün değil onun hâlini beyan,
Mest olurdu hemen sözünü duyan.

Bulunmazdı belki onun misâli,
Hem hürmetli hem de hâyâ timsâli.

Her ne kadar küçük olsa da yaşı,
Haktan korkar, akıtırdı göz yaşı.

Kim olmaz ki temiz ruhuna meftun,
Gören melek derdi, olurdu mecnun.

Sevilmez mi onun gibi bir civan,
Tanıyan verirdi yollarına can.

Hayran kaldım çocuğun her hâline,
Aşık oldum onun bu kemâline.

Bakışı manâlı, yüzü nurluydu,
Boynunda Mushafı nur üzre nurdu.

Okula vaktinde gelip giderdi,
Bu âşıktan ilim tahsil ederdi.

Garip hâli vardı dikkati çeken,
Dersini okuyup giderdi hemen.

Diğerleri gibi dersten kaçmazdı,
Sırrı neyse hiç kimseye açmazdı.

Şaşılacak kadar zekası çoktu,
Sanki bilmediği hiçbir şey yoktu.

Kalbi; ilim, irfan ile dolmuştu,
Daha küçük yaşta hafız olmuştu.

Her işinde Kur’an ahlakı vardı,
Dinimizin her emrine uyardı.

İlm-i Ledünni
Bu edepli çocuk, Kur’an okurdu,
Tilaveti kalbimizi yakardı.

Hem öyle bir okuyuşu var idi,
Belki tefsirini hep anlar idi.

Yaklaşıp yanına imandan sordum,
Verdiği cevaba çok hayran oldum.

Okuduğum kitap elbet pek çoktu,
Ama bu bilgi hiç birinde yoktu.

O sözler ezberden söylenemezdi,
Hem ezberlemeye ömür yetmezdi.

Bu çocuk yaşta bu ilmin kaynağı,
Ne ola diyerek aklımı sardı.

Bunlar ledün ilmi olsa gerektir,
Hak dilediğine elbette verir.

Bir kula tecelli eylese Hudâ,
Onda bir çok kemâl olurdu peydâ.

Habibin nurundan ederse ihsan,
Hemen hikmet söyler böyle bir insan.

Hikmet; fen, ahlak ve edep demektir,
Özetle faydalı olan her şeydir.

Temiz kalbler ona hemen bağlanır,
Resulün feyzini hep ondan alır.

Feyz, kalbe marifet, nur gelmesidir,
Mârifet de, kalb ve ruh bilgisidir.

Bir kalbde bulunsa, edeple iman,
Böyle kalbe dolar sevgi o zaman.

Bu aşkın aslı Allah sevgisidir,
Feyiz ancak bu aşk yolundan gelir.

Feyizli kalb, anlaşılır sözünden,
Bunu âşık belli eder gözünden.

Çocuk da maşuk olur bu nur ile,
Resulü sevmeyi var kıyas eyle.

Sakın çocuk feyiz alır mı deme,
Almıştı Celâleddin-i Rumi de.

Henüz beş yaşında iken Mevlana,
Verilmişti ilm-i ledünni ona.

Bunun misalleri elbet pek çoktur,
Hak teâlâ için hiç zorluk yoktur.

Kimileri zahmet çeker yıllarca,
Kimi de hizmetle olur bir anda.

Bu sevgi mecâzi aşka benzemez,
Masivaya bağlı kalblere gelmez.

İlâhi bu aşktan nasip et bize,
Dostların aşkını ver kalbimize.

Mürşid-i kâmil
Soruşturdum, anladım en sonunda,
Bu çocuk bir zât görmüş yolunda.

Elini öpmüş bunun tam bir edeple,
Feyze kavuşmuş bu kadar hürmetle.

O zat, merhametle çocuğa bakar,
Başını okşayıp kalbini yakar.

Resulün kalbinden akıp gelen nur,
Bu küçük çocuğa vâsıl olmuştur.

Bu hâller bağladı ona kalbimi,
Özledim hemen o gün sohbetini.

Yıllarca bu nuru arıyordum ben,
Çocuklarda olmaz sanıyordum ben.

İhlasıma karşı verildi ihsan,
Karşıma çıkardı Rabbim bir sübyân.

Aşk nedir
Bana hücum etti aşkın askeri,
Sarıp kalb kalemi, içten fethetti.

Aşkın bayrağını diktiler sura,
Kendimi kaybettim, bakma kusura!

Aşk yolu açıldı gam diyârına,
Maşuka kavuşmak kaldı yarına.

Ne bilsin, deryayı aşka dalmayan,
Aşk denen sultana köle olmayan.

Bunu bilmez aşk şerbeti içmeyen,
Onun çetin yollarından geçmeyen.

Aşkla yaralanan, hep ağlar, gülmez,
Başına gelmeyen, aşk nedir bilmez.

İlâhi lütuftur bu aşkın nârı,
Resulün kalbidir aşkın pınarı.

Aşk, âb-ı hayatla dolu deryadır,
Resulün kalbi de ona membadır.

Aşka düşen artık kolay ayılmaz,
Bu yoldan geçmeyen insan sayılmaz.

Anlar mı hiç aşk acısı tatmayan,
Masivâyı kalbden söküp atmayan.

Acep duymadın mı şunları ey cân?
Niçin oldu Veysel Karani çoban?

Kays, niçin Leylâ’ya meftun olmuştu?
Aklını kaybedip mecnun olmuştu?

Niçin gönül verdi, Ferhat, Şirin’e?
Atıp külüngünü kıydı serine?

Niçin ahu figân eder bülbüller?
Tomurcuk açmayıp, nazlanır güller?

Pervane, ışığa niçin can atar?
Niçin gece kandil, durmadan yanar?

Niçin Züleyha o hâllere düştü?
Kadınlar kınayıp ona gülmüştü?

İnkâr etmez bilir, bu hâli zahit,
Onun bu aşkına Kur’andır şahit.

Hakiki aşk
Talebem beş yüzden ziyade idi,
Kız ve erkek ilim tahsil ederdi.

Bu edepli çocuk gibi görmedim,
Ömrümde kimseye gönül vermedim.

Bana hiç böyle hâl olmamış idi,
Sevgi gönlüme yol bulmamış idi.

Yıllar geçti geldim bunca yaşıma,
Gelmemişti böyle bir iş başıma.

Kardeşim su-i zan etme bu hâle,
Yanlış anlayıp da girme vebâle.

Eğer sen su-i zan edersen bana,
Bil ki helâl etmem hakkımı sana.

Misaller versem de canla cananla,
Kelimeye bakma, maksadı anla!

Her kimde var ise aşk-ı hakikat,
Ona lazım iffet ile sadâkat.

Göstermeli böyle sevgiye vefa,
Gözü gibi onu iyi koruya!

Öyle korumalı ki, imanı gibi,
Öyle sevmeli ki öz canı gibi.

Aşkın yalnız adı kalmış lisanda,
Bulunmaz âşık-ı sadık cihanda.

Haktan başkasını sevmek günahtır,
Sevilmeye layık yalnız Allah’tır.

Fenâ-Fillâh
Öğle oldu, güneş erdi zevâle,
Ne kadar sevindim, bilsen bu hâle.

Çünkü onun geliş vakti olmuştu,
Ayrılıktan gözüm yaşla dolmuştu.

Oturdu yerine gelip civanım,
Arttı heyecanım çıkacak canım.

Gönül yerindeyse, niçin yerine?
Yerine düşmeyen gönül yerine!

Gönlümün tahtında şâhtı o server,
Esrarlı kitabı okurdu ezber.

Sarhoş gibi olup çekmiştim bir âh!
Âhımdan haberdar oldu küçük şâh.

Gizlice eyledim, arz-ı muhabbet,
Etmişti benimle bir süre sohbet.

Onun da yüreği sevinçle doldu,
Öğrenciydi şimdi öğretmen oldu.

Nasıl büyüledi gönül evimi?
Başka bir âlemde buldum kendimi.

Sanki kalbime hançer sapladı,
Acısı her yeri birden kapladı.

Ne tuhaf hâl imiş aşkın hâleti,
Sözle anlatılmaz hiç keyfiyeti.

Ne anlar bu aşkı tatmayan kimse,
Aşk, ancak bilinir verdiği zevkle.

Anladım şimdi neymiş fenâ-fillâh
Mürşide ne yetki vermiştir Allah.

Bu nura bir çocuk bile kavuşur,
Ona hürmet, vusûle sebep olur.

Çocuğun hastalığı
Bir gün herkes geldi, o yoktu fakat,
Kalmadı o anda bende hiç takat.

Ve hemen yüreğim geldi ağzıma,
Aniden yıkıldı, dünya başıma.

Dermanım kesildi, gözüm karardı,
Fenalık geçirdim, benzim sarardı.

Güç bela ayrıldım, durduğum yerden,
Endişelenmiştim, kötü haberden.

Öyle ki vaziyet iyi değildi,
Düşünceden başım öne eğildi.

Koştum çocukların yanına hemen,
Dedim, hani nerde benim nur tanem?

Söylediğimi işitmediniz mi?
Evlerine kadar gitmediniz mi?

Şaşırdım, merak içinde kaldım ben,
O güneşim, ayım gelmedi neden?

Neye uğradı ki ciğer pâresi,
Yardıma koşardım varsa çâresi.

Çocuklar dedi: (Gittik hanesine,
Vaziyetini sorduk annesine.

Dedi: Bu gece kuzum hasta oldu,
Ateşten gül benzi sararıp soldu.

O nazik cismini bir sıtma tuttu,
Derse çalışmayı bile unuttu.

Hep baygın yatıyor, ateşi çoktur,
Konuşmaya bile takati yoktur.

Gözlerini açıp bir laf edemez,
Yavrum bu durumda derse gidemez.

Bunları duyunca koşup geldik biz,
Yapmaya hazırız, ne söylerseniz.)

Duyunca çekildim ben bir kenara,
Gözlerimin yaşı, döndü pınara.

Birden düştüm yere, gözüm karardı,
Vücudum titredi, yüzüm sarardı.

Kurudu kalmadı, cismimde kanım,
Nasıl kurumasın, hastaymış canım.

Dayanamadım, ben de hastalandım,
Yemedim, içmedim, tutuşup yandım.

Kederlendim, kendi kendimi yedim,
Hâlimi görene hastayım dedim.

Yiyip, için siz, her zaman olun şâd!
Kalmadı ağzımda benim hiç bir tad.

Hoş değilse bir kişinin mizacı,
Ona şeker bile gelir çok acı.

Sıkıntım çoğaldı, dert küpü oldum,
Kedere boğuldum, elemle doldum.

İçimde sakladım, her ne dedimse,
Vâkıf olamadı hâlime kimse.

Duyurmadım hiç kimseye bunu ben,
Fakat ne zahmetler çekti can ve ten.

Aşığa cihanda gülmek yoğ imiş,
Aşığa dünyada ölmek yeğ imiş.

Aşığın işleri hiç gelmez başa,
Vursa da başını hep taştan taşa.

Aşkın alâmeti
Bir gün çocuklarla pikniğe gittik,
Beraber çeşitli yemekler yedik.

Mürşidim Muhammed yoktu orada,
Onun payı ayrıldı bu arada.

Payı verdim çocuğun birisine,
Dedim: “Al götür annesine!

Sor nasılmış Muhammed’in mizacı,
Vermiş mi ki ona sıtma ilacı.

Haydi bir an önce gitmelisin sen!
Hayırlı haberle dönmelisin sen!

Sakın oyalanıp yollarda kalma!
Hocanı bir dertten bin derde salma! ”

Beklemekle âhım göğe çıkardı,
Göz yaşlarım ırmak gibi akardı.

İnsanlardan kaçar dağa çıkardım,
Ahu figanımla şehri yıkardım.

Her nefeste derinden, bir âh ederdim,
Ah çekmek aşığın şiârı derdim.

Dert çekip inlemek aşka alamet,
Dünyâda âşığa yoktur selamet.

Beni gören herkes deli sanırdı,
Yanıma gelen hemen usanırdı.

Yanlış konuşurdum her seferinde,
Çünkü değil idi kafam yerinde.

Kulağım her şeyi işitmez idi,
Gözüm varı yoğu fark etmez idi.

Namaz için hazır olurdu cismim,
Fakat hiç de hazır olmazdı kalbim.

Sabah namazına etsem ikamet,
Ona akşam diye ederdim niyet.

Zihnimi toplamam olurdu pek güç,
Kılardım iki rekat yerine üç.

Maksatsız, manasız gelir giderdim,
Yine de hâlime çok şükrederdim.

Mürşidimi ziyaret
Üzüntü içinde evime gittim,
Mürşidi görmeyi çok arzu ettim.

Elime alıp bir parça nebatı,
Ölmüş cismime vereyim hayatı.

Gidip görsem var mı bir ihtiyacı,
Çünkü tâ canıma değdi bu acı.

Onu ziyaret için çıktım yola,
Şu mahzun gönlüme bir çare ola.

Evinin önüne varınca durdum,
Kapının eşiğine yüzümü sürdüm.

Artık bundan sonra kapıyı çaldım,
Evden “kim o” diye bir cevap aldım.

Dedim “Hani Hakkın sevgili kulu,
Alnında var Resulullahın nuru”?

Tanıyıp beni aldılar huzura,
Böylece kavuştum tekrar o nura,

Beni görence yapıştı elime,
Diyemedim gelenleri dilime.

Dedim: “Eski halin nereye gitmiş?
Sıtma vücudunu nasıl eritmiş.

Bu hastalık sana çok elem vermiş,
Güneş halin sanki buluta girmiş.

Ciğerparem sakın denize girme,
Hastalığa yeniden fırsat verme! ”

Denize düşerse bir çuval şeker,
Ziyan olur hepsi eriyip gider.

Tâ ki elimi eline alınca,
Bendeki nebatı verdim usulca.

Mürşidim Muhammed nebatı aldı,
Üzüntülü kalbim hülyaya daldı.

Maalesef uzun sürmedi bu hâl,
Dedim: “Gidiyorum sağ ve esen kal!

İzin ver gideyim geldiğim yere,
Allah sana sıhhat, afiyet vere.”

O feyizli yere veda eyledim,
Tekrar kavuşmaya dua eyledim.

Talebem iyileşti
Haber aldım, Muhammed iyileşmiş,
Yine okuluna gelmek istemiş.

Sağlık haberine pek çok sevindim,
Yarın sabah gelsin okula dedim.

Zayıflığını düşünmeyip gelsin,
Ders yapmasa da gezip eğlensin.

O gece gözüme uyku girmedi,
Gönül cefa çekti, sefa sürmedi.

Garip gönül uyumadan bekledi,
Talebem ve mürşidim Muhammed’i.

Sabah olsa acep çıkıp gelir mi?
Kölesini gamdan azat eder mi?

Görür müyüm o nur hazinesini?
İşitir miyim yine güzel sesini?

Şu kara bahtım gider hep tersine,
Korkarım beni mahzun bırakır yine.

Kem talihim gözlerimi yaş eder,
Denizi kurutur, yazı kış eder.

Yarın neler olur, kimse bilemez,
Bir aksilik çıkar belki gelemez.

Hak takdir etmişse, engel olunmaz,
Ne yapsan, ne etsen çare bulunmaz.

Duâ ediyorum kavuşmak için,
Yarın sabah vakti buluşmak için.

Yalvardım sabaha kadar Allah’a,
Muhammed’e kavuştursun bir daha.

Hiç ümit kesmedim Cenab-ı Haktan,
İsteyene verir, yaratır yoktan.

Sabah oldu güneş doğdu zemine,
Muhammed oturdu gelip yerine.

Kavuştum mürşidim Muhammed’ime,
Şükürler eyledim yüce Rabbime.

Bir teveccüh
Dedim: “Muhammed’e ey mâh-ı enver,
Sözün, paslı kalbi eder münevver.

Ledün ilmini senden öğreneyim,
Sohbet nimetiyle şerefleneyim.”

“Evet” dedi, maksadıma kavuştum,
O nurla, tenha bir yerde buluştum,

Bakışını bir ok gibi sapladı,
Yüreğimi Allah aşkı kapladı.

Teveccüh eyledi âciz âşıka,
Zincirle bağladı beni mâşuka.

Bir ânda fakire ne sırlar açtı,
Kalbinin nurunu üstüme saçtı.

Aniden bayılıp yere düşmüşüm,
Nurun tesiriyle sanki ölmüşüm.

Merhamet edip beni uyandırdı,
Elimden tutup ayağa kaldırdı.

Hemen ruhum çekti sorguya beni,
Öğrenmek istedi olup biteni.

Dedi: “Mahlukla senin işin nedir?
Muhammed’le alış verişin nedir?

Niçin nur cemâle bakardın söyle?
Niçin hep yalvarıp yakardın öyle?

Bu gördüğün hayâl midir, düş müdür?
Nefsin, ölmeden önce ölmüş müdür? ”

Dedim: “Ne hâl ben de bilemiyorum,
Ağlıyorum, ama gülemiyorum.

Dedi: “Âşık mı oldun bir mahluka? ”
Dedim: “Âşık olmak lazım Hâlık’a?

Dedi: “Bırakamaz mısın bu işi?
Pek hoş görmüyorum ben bu gidişi.”

Dedim: “Mümkün değil bunu bırakmak,
Çünkü bunu verdi o cenâb-ı Hak,”

Dedi: “Açıklarım bunu cihana”
Dedim: “Sen de taş basarsın bağrına.”

Dedi: “Ben de bu hâle hiç sabredemem,”
Dedim: “Ben de başka yere gidemem.”

Yüz sürdüm ayağına
Hep can-ı gönülden feryat ederken,
Cananım duymuş ki, geldi aniden.

Dedim: “Ey mahrem-i esrar-ı ezel.
Bu rezilin âhı değildir gazel!

Hâlimi bilmez gibi görünürsün,
Kalbimi görür de hep örtünürsün.

Üzülmem hiç, hep dökülse de kanım,
Fedâ olsun Allah için bu canım.”

Hak nasip etse de murada ersem,
Kapanıp ayağa yüzümü sürsem,

Allah bilir, yoktu muradım başka,
Hiçbir şey benzemez hakiki aşka.

Bu köleye acır diye bakardım,
Varıp, diz çöktüm, yalvarıp yakardım.

Titriyordum, sıtma tutmuş gibiydim,
Sustum hep, dilimi yutmuş gibiydim.

Hâlimi görünce mahbub-u Hudâ,
Kalbini çevirdi fakirden yana.

Dedim ki: “Anlarsın benim hâlimden,
Kurtar beni elden, tutup elimden.

Acırsın elbet bu fakir zaife,
Dedi: Sözün değil asla latife.

Ayağına aşkla yapıştım hemen,
Yüzümü, gözümü sürdüm aniden.

Gülümseyip uzaklaştı yanımdan,
Gönlü kırık bakakaldım ardından.

Sabreden derviş
Yüzümü toprağa sürüp ağlarken,
Çıkageldi yine, Muhammed hemen.

Dedi: “Niçin ağlarsın n’oldu sana?
Dedim: “Lütfet hiçbir şey sorma bana!

Çünkü söylemekle hâlim bilinmez,
Hem de bilirsin ki her şey söylenmez.

Odur bu sevdaya beni uğratan,
Odur beni gece gündüz ağlatan.

Bu dertle gideyim acep nereye,
Yol gösteren yok mu, bu avâreye?

Bana nasip olan dertlere el’an,
Kolay değil öyle bulunmaz derman.

Dua ediyorum canı gönülden,
Kalb gözüm açılsın senin elinden.”

Dedi: “Senin derdin için, neylerim?
Şimdi ne istersen onu eylerim.

Dedim: “Lütfet, nazar eyle fakire!
Mübarek kalbini çevir kölene.

Resulün kokusu geliyor senden,
Dolaşıp gelmiştir tüm velilerden.”

Dedi: “Ola ki, Hak rahmetin saçar,
Muradını verir, kalb gözün açar.

Ezelde olunmuş sana muhabbet,
Haktan emrolundu tâlibe hizmet.

Büyükler demiş ki: Sabreden derviş,
Vuslâta kavuşup, murada ermiş.”

Dedim: “Ey gönlüm çileden kaçma,
Gizle bu sırrı hiç kimseye açma! ”

Resulün vârisi
Haydi durma yalvar yüce Hâlıka!
Rahmeti pek çoktur Onun mahluka.

Geceyi gündüzü yaratan Odur,
Yumurtadan civcivi çıkartan Odur.

İnsanı topraktan sudan yarattı,
Kalbleri kendine bir ayna yaptı.

Hakka hâlis iman etse bir kişi,
Onun her emrine uygunsa işi.

Bunun kalb aynası parlar böylece,
Kavuşur ledünni ilme gizlice.

Onu gören herkes cahil sanırdı,
Kalbini bilmeyen mahrum kalırdı.

Hamd olsun ki etti bana iltifat,
Köleye acıdı eyledi irşat.

Tanıttı onu bana, şükür Allah’a,
Kavuştum vâris-i Resulullaha.

Bu ihsanı görence serverimden,
Sevincimden kalktım hemen yerimden.

Reva mı efendim ayakta dura?
Kölesi küstahlık edip otura?

El bağlayıp huzurunda durayım,
Ne emrederse onu hemen yapayım.

Cihanda bulunmaz böyle bir lezzet,
Bir veliyle nasip olmuşsa ülfet.

Ayna olup bakar hep yüzümüze,
Marifetullah’tan bahseder bize.

O Resule âşık nasıl koşmaz ki?
Muhabbet denizi nasıl coşmaz ki?

Seyahatim
Bir dost bizi etti, bağına davet,
Bu güzel teklife denmez mi “evet”.

Dedi: “Kimi istersen onu da al!
Eğer arzu edersen gece de kal! ”

Alıp üç oğlumu, dördüncüsü ol,
Gece seher vakti çıkıp tuttuk yol.

Üçü canım, biri cananım idi,
Gönül sarayında sultanım idi.

Bunlar idi benim tek iftihârım,
Önümce rehber idi bu dört yârim.

Teselli bulurdum, böyle bir sözle
Muhammed bakardı neşeli gözle.

Bugün canan bana yoldaş olmuştu,
Mahzun kalbim neşe ile dolmuştu.

Dördü dört direkti gönül evine,
Onlar sağ oldukça gönül sevine.

Dolaşırlardı, dört yanımı dördü,
Çok şükür gönül bugünü de gördü.

Kuzularım ile ben de giderdim,
Onları bir çoban gibi güderdim.

Bugün Rabbim beni sevindirdi ya,
Mühim değil artık, yıkılsa dünya.

Yolda gider iken gülüp oynadık,
Bu minvâl ile dost bağına vardık.

Dostum karşıladı hürmetle bizi,
Gark etti sevince, bu beşimizi.

Bağdaki sofra
Dedem tapulamış eskiden bir dağ,
Ağaç dikip onu eylemiş bir bağ.

Sonra bağa dikmiş çeşitli yemiş,
Çoluk çocuğuyla yiyip eğlenmiş.

O bağ bizim idi dedem sağ iken,
Ağaç dikilmişti henüz dağ iken.

Bağın durumunu ben beyan edem,
Ne günler geçirdi rahmetli dedem.

Ahirete göçtü dedem, geçti çağ,
Satıldı gitti, elden ele o bağ.

O gün o bağ neşe ile dolmuştu,
Sanki ora Cennet bağı olmuştu.

Yeni açmış bağda, kırmızı güller,
Şakıyıp öterdi nice bülbüller.

Öğleye yakındı saate baktım,
Bağ damına gidip bir ateş yaktım.

Yemek yedirmenin çoktur sevabı,
Çevirip pişirdim kuzu kebabı.

Sofraya döşedim çeşitli nimet,
Şükür nasip oldu böyle bir hizmet.

Dedim: “Haydi gelin hazır yemekler,
Boşuna gitmesin bunca emekler”

Şimdi gelecek üstadım Muhammed,
Onunla bulunmak ne büyük nimet.

Çocuklar son verdiler oynamaya,
Sevinerek oturdular sofraya.

Üstadım gelmedi herkes toplandı,
Hemen yüreğime hançer saplandı.

Düşündüm, sofraya niçin gelmiyor,
Baktım gül çehresi asla gülmüyor.

Herkesin içinde mahsus bağırdım,
Üstadımı ismi ile çağırdım.

Gezip oynamaya doymadı mı ki?
Sofra hazır dedim duymadı mı ki?

Davete gelmedi acep ne vardı?
Yaralı gönlümü endişe sardı.

Dedim: “Hele bir yanına gideyim,
Niçin gelmiyor onu öğreneyim”

Kalktım hemen onun yanına gittim,
“Üstadım niçin, gelmiyorsun” dedim.

Niçin salarsın bizi intizâra,
Yoksa gücendin mi bu günahkâra?

Biliyorsun pek kusurlu insanım,
Özür diliyorum, affet sultanım.

İstersen sofraya gelmeyeyim ben,
Çocuklarımla beraber yersin sen.

Niçin sükut ettin, sesini kestin,
Yemeğe mi, yoksa bana mı küstün?

Bu hâle gönlümüz rahat değildir,
Sofraya teşrif et bizi sevindir!

Neyin varsa sonra söylersin bana,
Hepsini yapayım yemekten sonra.”

Yeter ki gel razıyım her eleme,
Sırrımızı ifşâ etme âleme!

“Hocasının sözü geçmiyor” derler,
Beni üstat sanıp alay ederler.

“Öğrencisini çok şımartmış” derler,
Zavallı hâlime bakıp gülerler.

Yalnız senin içindi bu seyahat,
Bilmem ki acep yaptım ne kabahat.

Kusurum ne ise edeyim tevbe?
Bu fakire olan himmeti kesme!

Ayağına sürem yüzüm gözümü,
Ne olur reddetme, benim sözümü!

Sorarlarsa onlara ne diyeyim?
Makul bir cevabı nasıl vereyim?

Dedi: “Başı ağrıyormuş dersiniz!
Ne var, yemeği bensiz de yersiniz! ”

Dedim: ”İki gözüm, bu nasıl sözdür?
Sen olmayınca bu fakir öksüzdür.

Sensiz lokma büyür kalır ağzımda,
Hep düğümlenip kalır boğazımda”

Bütün yalvarmalar, gitti boşuna,
Çaresiz döndüm ben sofra başına.

Üstadım bakmadı hiç gözyaşıma,
Soğuk su katıldı pişmiş aşıma.

Edep ve Hayâ
Şöyle düşündüm ki kendi kendime,
Ne edepsizlik ettim efendime?

Üstadımı mahrum ettim yemekten,
Bela eksik olmaz edepsizlerden.

Evliya sohbeti keskin bıçaktır,
Edepte bir kusur feyze hicaptır.

Toplumun içinde ayıplanırsın,
Hak katında dahi, mahcup olursun.

Edep süsler bulunduğu yerleri,
Edepli olanın çoktur değeri.

Her yerde sevilir edepli olan,
Birlikte bulunur, hayâ ve iman.

Edebi olmayan murada ermez,
Sıkıntısı artar asla eksilmez.

Eğer elde olsa çeker giderdim,
Yurdumu, yuvamı hep terk ederdim.

Bir derde müptela olsa bir insan,
Yine Haktan olur, olursa derman.

Habibinin hürmetine Yâ Rabbi,
İhsan eyle, gözetelim edebi.

Hâlimi arz
Bir gün üstadımın evine gittim,
Gizlice hâlimi ona arz ettim.

Yalvarıp dedim, “Ey başımın tacı,
Nedir lütfet şu derdimin ilacı? ”

Dünyanın faydasız işine daldım
Ruhun gıdasından hep mahrum kaldım

Fani dünyanın bitmez cefası
Hiç kimseye olmaz onun vefası

Firkat ateşiyle yanar, ağlarım,
Gülzârımı gözyaşıyla sularım.

Benden tahsil ettin ilim ve irfan,
Gördüğü ihsanı unutmaz insan!

Böyle söylemekle hocalık satmam,
Bendeki hakkını, yabana atmam!

Sen öğrettin bâtın ilmini bana,
İlelebet minnettarım ben sana.

Lütfun çoktur inkâr edemem şâhım,
Affet her ne ise benim günahım!

Çok şey açıkladın bana önceden,
Şimdi saklıyorsun kendini neden?

Teveccühten beni tutalı uzak,
Şeytanlar yoluma kuruyor tuzak.

Himmetindir benim bütün sermayem,
Ayaklarına yüz sürmek tek gayem.

Ancak böyle sakin olur aşk odu,
Yakıp kavuruyor bütün vücudu.

Bayram günü buluşmaya söz aldım,
Huzurundan sevinç ile ayrıldım.

Bayram günü
Ne zor idi bendeki bu intizâr,
Bayrama dek ettim hep âh ile zâr.

Sabırsızca buluşmayı beklerken,
Gece gündüz uyku gitti gözümden.

Uyumayıp hep günleri sayardım,
Ayrılık derdine derman arardım.

Gündüzleri hep çarşıya çıkarım,
Belki o geldi mi diye bakarım.

Gözlerim yaş, zihnim ise karışık,
Hiç durmadan feryat eder bu âşık.

Üstâdım bayramlık neler verecek?
Belki ayağına yüz sürdürecek.

Gelip gam haneme ümitle girdim,
Gelir diye kalbe teselli verdim.

Bir an önce gelmesini özlerim
Kapıda kulağım, yolda gözlerim

Saniyeyi birbirine eklerim
Çıkıp gelir diye her an beklerim

Hop oturup hop kalkardım yerimden,
Neler geldi, neler geçti kalbimden.

Acaba güneşim bugün doğmaz mı?
Gelip de sevince beni boğmaz mı?

Güldürmez mi sessiz ağlayanları?
Yollarına ümit bağlayanları.

İşte böyle şeyler düşünürken ben,
Kapı tak tak diye çalındı birden.

Hep çocuklar gelip gördü hâlimi,
Hepsi öptü teker teker elimi.

Nasıl görmemişim gözüm kararmış
Çocuklar arasında o da varmış.

Fark etmedim ellerimi öperken
Arkasından gördüm onu giderken.

Dedim: Aman yâ Rab bu nasıl iştir?
Gördüğüm ya hayâl yahut da düştür.

Düş ise uyumadan görülür mü?
Hayâl ise ona hiç erilir mi?

Sanki bir şimşek gibi geçip gitti,
Bayram günü beni hüzne gark etti

Kulağını çektim
Bayram geçti, okul açıldı yine,
Çocukların hepsi geldi yerine.

O da çıkıp gelmiş hasret bitmişti,
Sevinmiştim, kalbden kasvet gitmişti.

Ayrılığı yüreğimi delerdi,
Bir bakışı dünyalara değerdi.

Herkes hayran olurdu edebine,
Himmet umup baktım nurlu kalbine.

Her zaman görürken benden vefayı,
Bu sefer de ettim ona cefayı.

Gidip kulağından hafifçe tuttum,
Sopa alıp onu biraz korkuttum.

Dedim: Unutmuşsun hepsini dersin,
Şimdi seni dövsem bana ne dersin?

Hep gezersin derse niçin bakmazsın?
Dayak yemedikçe sen uslanmazsın.

Dedi: Aman hocam, bir daha etmem,
Dersi öğrenmeden bir yere gitmem.

Dedim: Ya bir daha edersen böyle?
Dedi: O zaman neylersen eyle!

Dedim: Senin yüzünden ben yandım âh
Dedi: Aman tevbe estağfirullah.

Dedim: Neler çektim senin elinden?
Dedi: Demesen de belli hâlinden.

Dedim: Ama senden şikayet çoktur!
Dedi: İftiradır, hiç aslı yoktur.

Dedim: Ya gördüğüm suça ne dersin?
Dedi: Kerimsin, elbet affedersin.

Dedim: Affedeyim ben hangisini?
Dedi: Ne olacak, affet hepsini!

Asıl maksadım
Görmeyince gönül divane olur,
Hizmet etmek için pervane olur.

Bulamaz derdine ilaç, bu şaşkın,
Gece gündüz yanar nârıyla aşkın.

Suya bakmak ile susuz kanar mı?
Susuz kalan susayanı kınar mı?

Gönül arzuluyor sohbetlerini,
Ümitle bekliyor himmetlerini.

Bütün ömrüm geçip gider hebâya,
Gönül razı olmaz bir merhabaya.

Himmet etmesini niyaz ederdim,
Korkma sırrımızı saklarım derdim.

Şudur benim için en büyük nimet,
Kerem eyle kalbime teveccüh et!

Bu fakire bir gün ecel gelirse,
Murada ermeden kabre girerse!

Geçtiğin yola kabrimi kazasın,
O mübarek ayağını basasın!

Kabrimin üstünde çiçekler bitsin,
İlâhi aşkıma şahitlik etsin.

Gizleyip kendini evliya eri,
Dedi: Bende arama o cevheri.

Dedim: Niçin kendini hep saklarsın?
Nazar etsen kirli kalbi paklarsın.

Kendini dostlardan bile gizlersin,
Bir bakışla nice kalbler temizlersin.

Dedi: O velinin adı Mevlana
Himmet istiyorsan haydi git ona.

Nedense teveccüh etmedi bana,
Yalvarışlarım kâr etmedi ona.

Ümit kestim yoktur bu derde derman,
Ama gâfil gönül dinlemez ferman.

Sen şâd ol
Görünce iradem gitti elimden,
Çıkıverdi hemen şunlar dilimden:

Üstadım, bayramınız mübarek olsun,
Mevlâ seni her beladan korusun!

Hiç bir an solmasın, nur-i cemâlin!
Artırsın daima, Hudâ kemâlin!

Her zaman mübarek gönlün olsun şâd!
Mühim değil, kölen etse de feryâd.

Çok şükür ki, seni gördüm ey şahım,
Sohbetini nasip etti Allah’ım.

Bundan sonra ölürsem de gam yemem,
Şu dünyada murat almadım demem.

Nasıl olsa ölüm er geç gelecek,
Yaşlısı, genci, herkes ölecek.

Niyazım şu senden, ey kalbi- mâhım,
Gönül tahtıma otur, padişahım.

Ben, karşında durup, hizmet edeyim,
Emir buyurduğun yere gideyim.

Diyip, eteğini sürdüm gözüme,
Tebessüm ederek baktı yüzüme,

Dedi: Mazur gör de hemen gideyim,
Gecikmeden sana veda edeyim,

Hakka emanet ol haydi hoşça kal!
Diyerek gidince, sanki oldum lâl.

Gözlerim karardı, yıkıldım yere,
Mevlâ, bu fakire sabırlar vere!

Bayram ettim
Yine bir gün gördüm o servinâzı,
Yüzüm yere koyup ettim niyâzı.

Dedim: Nurlu kalbin değer cihana,
N’olur bir teveccüh lütfeyle bana!

Hani bir veliye etmişsin hürmet,
O da sana bakıp etmişti himmet.

İşte, kavuştuğun o feyizlerden,
Âcize bir hisse isterim senden.

Kabul oldu bu fakirin niyazı,
Acıyıp hâlime olmuştu razı.

Gözlerimden yaşlar sel gibi aktı,
Üstadım hâlime şefkatle baktı.

Başlamıştı hikmet saçan sözüne,
Utancımdan bakamadım yüzüne.

Sohbet edebini gözetemedim,
Nurlu cemalini seyredemedim.

Beni öyle inim inim inletti,
Sözlerini seve seve dinletti.

Namazın nasıl miraç olduğunu,
Her kötülüğe ilaç olduğunu,

Kalbe şifa verdiğini anlattı,
Tesirli sözüyle beni ağlattı.

Bir saat dinledim, şaşırıp kaldım,
Bu kısa sohbetten çok feyiz aldım.

Onun ilmi elbet lütfü Hudâ’dır,
Sohbetleri paslı kalbe devadır.

Bir veliyle sohbet, ne büyük nimet,
Bugün âciz bayram etti nihayet.

Hak vergisi
Edeyim üstadın vasfını beyan,
Elbet nasip alır bunu anlayan!

Gönül bahçesinin bir tek gülüdür,
Ârifler bağının mor sümbülüdür.

İlim bostanının serv-i revanı,
Tebessümü değer bütün cihanı.

Yeşiller giyinir, gonca misâli,
Bu fakir arzular her an visâli.

Yaşı on beşine yeni girmiştir,
Hak ona sayısız nimet vermiştir!

Yaratan beğenmiş, onu seçmiştir,
O da bütün makamları geçmiştir!

Evliyalık nuru belli olurdu,
Kalbinden Allah sesi duyulurdu.

Neler ihsan etmiş hazret-i Mevlâ,
Onu vermemiştir binde bir kula.

Üç şey vardır, ona kolay erilmez,
Bid’atçiye bu nimetler verilmez.

Bunun biri Hudâ muhabbetidir,
Biri de salihlerin sohbetidir.

Üçüncüsü ise güzel ahlaktır,
Bunları bahşeden cenab-ı Haktır.

Seçtiğine verir bunları Mevlâ,
Bir anda yükseltir, eder evliya!

Bir kul yükselirse, böyle ihsanla,
Hakkın kudretini buradan anla.

Üstadın hastalığı
Bu gece korkulu rüya gördüm,
Telaşla uyandım, çoğaldı derdim.

Ne yapayım, diye düşünürken ben,
Baktım çıkageldi, babası hemen.

Dedim: Sabah vakti ne hâldir böyle?
Yaramaz bir şey mi oldu tez söyle!

Dedi: Oğlum hastalandı bu gece,
Birden ağırlaştı, korktuk iyice,

Bu durumu size haber verelim
İstersen beraber hemen gidelim!

Vücudum âniden yere çakıldı,
Sandım ki başıma dünya yıkıldı.

Kim dayanır böyle kara habere,
Gark etti beni kederden kedere.

Düşe kalka gidip evine vardım,
Eşiğe yüz sürüp kapıya vurdum.

Kapı açılınca lalası çıktı,
Yaşlı gözler ile âcize baktı.

Müsaade alıp içeri girdim,
Onu baygın halde yatarken gördüm.

Yanına diz çöküp tuttum elinden,
Ölü gibi, habersizdi kendinden.

Sanki yanıyordu, ateşi çoktu,
Yanında kimler var haberi yoktu.

Bildin mi beni dedim, ağlayarak,
Haydi gözünü aç, kim gelmiş bir bak!

Büyük anası, dizini döverek,
Gözlerinden kanlı yaşlar dökerek.

Dedi: Tanıyamaz, aklı gitmiştir
Bizi dünden beri deli etmiştir.

Yemiyor, içmiyor, kapalı gözü
İki gündür duyulmuyor hiç sözü

Dün bir şeyi yoktu, okuldan geldi,
Oynadı, neşesi yerinde idi

Gece yatıp sabah kalkınca yine,
Elbiselerini ister giyine.

Bu işe vermedi hiç ehemmiyet
Okula gitmeye gösterdi gayret.

Babası der: Bugün okula gitme!
Hastasın, kendini hiç harap etme!

Demiş: Belki hoca azarlar beni,
Babası der: Azarlamaz o seni.

Yüzü kâh kızarır, kâh ağarırdı,
Başı ise pek ziyade ağrırdı.

Yardım etmek için gayret ederdi,
Gelene gidene hizmet ederdi.

Ayakta gezerdi bilmem ki n’oldu,
Birden hastalanıp sararıp soldu.

Demiş ağrıyan yeri bacısına,
Sabreder katlanırım acısına,

Sakın ha duymasın anamla babam,
Benim için onlar çekmesin hiç gam.

Bacısı anlattı bu hâli bize,
Ben de olanları ilettim size.

Dedim kolay değil, böyle bir acı,
Sabretmekten başka yoktur ilâcı.

Nine, yine ediyordu âhu zar,
Hasta torununa ettikçe nazar.

Ah oğul diyerek feryat ederdi,
İşiten insanın aklı giderdi.

Benim de yüreğim durmaz taşardı,
Hastaya baktıkça aklım şaşardı.

Kalmadı hiç sabrım, bitti güç kuvvet,
Artık onu edip Hakka emanet.

Çıkıp hemen düştüm süratle yola,
Göz açıp bakmadan hiç sağa sola.

Gam haneme gelip kaldırmadım baş,
Gözlerimden akardı sel gibi yaş.

Gece boyu bu hâl üzere oldum,
Sabah vakti hemen yola koyuldum.

Varıp eve sordum nicedir o mâh?
Dediler: İyidir elhamdülillah.

Ama kalbim gayet hızlı atıyor,
Baktım yine dünkü yerde yatıyor.

Yaklaşıp yanına tuttum elini,
Hastalık ateşi bükmüş belini.

Dedim: Tanıdın mı dün gelmiş idim,
Dedi: N’oldu hiç farkında değildim?

Dedim: Söyle bugün hâlin nicedir?
Sararıp solmuşsun iki gecedir.

Dedi: İki gündür başım ağrıyor,
Öyle ki beynim hep parçalanıyor.

Dedim: Gözünü açtın geçmiş ola,
Şifa ihsan ede Rabbimiz Mevlâ.

O ciğer pârenin büyük anası,
Dövünmekten yıkılırdı yakası

Sevgili yavrucuk dedi ki ona;
Yaptığınız bu iş reva mı bana?

Gözyaşıyla beni üzüyorsunuz,
Ölürse diye mi ağlıyorsunuz?

Ölüm, emri Haktır asla gam yemem,
Kalırsam hamd olsun Mevlâ’ya her dem.

Herkes ölmek için gelmiş cihâne,
Baş ağrısı buna olur bahâne.

Nine, hep ağlarsın inceden ince
Ecel bakar mı hiç, yaşlıya, gence?

Tuhaf sözler söyler dalıp giderdi,
Yakında yolculuk var hocam derdi.

Dedi: Artık ben hareket edeyim,
Atımı getirin hemen gideyim.

Babası dedi ki: Nere gidersin?
Hasta yatarken atı n’idersin?

Dedi: Babacığım, eğerle atı!
Durmam artık, geldi seyahat vakti!

Dedi: iyi ol, bir kuzu alayım,
Gezmen için seni kıra salayım.

Kimi istersen onu al arkadaş!
İstediğin gibi eğlen ve dolaş!

Dedim: Dilersen beraber gidelim,
Gönül hoşluğuyla seyran edelim!

Dedi: Ben gidince gelmem bir daha,
Kim bilir çıkamam belki sabaha.

Dedim: Hayatım niçin böyle dersin?
Bizi yalnız koyup nere gidersin?

Dedim: Bazen kızıp vurmuştum sana,
Hakkın çok üstümde helal et bana!

Söylerken alnımdan soğuk ter aktı,
Derinden ah çekip yüzüme baktı.

Dedi: Helal olsun, ne hakkımız var?
Hocanın vurduğu yeri yakmaz nâr.

Yataktan kalkmaya gayret eyledi,
Mushaf yok mu biraz okusam dedi.

Dedim, sen zayıfsın, Mushaf ağırdır,
Gücün kuvvetin yok, kolun ağrıtır.

Hemen okumaya başladı ezber,
Okudu sure-i Fethi o server.

Dua edip elin sürdü yüzüne,
O an herkesin yaş doldu gözüne.

Dedi ki: Mushaf’ı getirin bana!
Yüzümü, gözümü süreyim ona.

Dalıp yine dedi: Getirin atı!
Baksanıza geldi sefer saatı.

Kalmadı artık hiç ağzımın tadı,
İşte yaklaşıyor, gönül muradı.

Davet ediyorlar, beni nimete,
Getirin atımı, gidem Cennete.

Daraldı canım, duramıyorum,
Arzulanan yere varamıyorum.

Yatakta dönerdi hep sağa sola,
Kendinden geçerek bakardı yola.

Neler gösterdi ki Allah gözüne,
Görünüp âlem-i berzâh gözüne.

Gecikmeden hemen gideyim derdi,
Duramazdı, pek acele ederdi.

Yine kendisine geldikte o mâh,
İhlâs ile derdi, Amentü billâh

Sonra dedi Lâ ilâhe illallâh
Ardından Muhammedün Resulullah

Üç oğlum vardı, bu birinci idi,
Bir ipte dizili, dört inci idi.

Dünyada olmadı benim muradım,
Ben ölsem, o kalsa diye umardım.

Belirdi yer yer, ölüm nişanı,
Pek yaklaştı artık gidiş zamanı.

Bu hâline annesi nasıl ki yanmaz?
Parçalanır yürek, âha dayanmaz.

Nasıl ağlamaz, ciğerparesine?
Zavallı gönlünün eğlencesine.

Evladı Muhammed, iki gözüydü,
Baktığı kınalı bir kuzuydu.

Güneşten sakınırdı gül yüzünü,
Üstünden hiç ayırmazdı gözünü.

Onun gibi oğul kaybeden ana,
Bir daha nasıl bakar bu cihana?

Herkesin gözleri dolmuş idi yaş,
Nasıl dayanır yürek olsa da taş.

Dedi: Oğullarını bir göreyim,
Hakkınızı helal edin diyeyim.

Acele gelsinler, git haberdar et!
Ölürsem gitmeyim onlara hasret.

Dedim ki: Sen de bir oğulsun bana,
Dayanamam senden hiç ayrılmaya,

Fakat arzun için hemen gideyim,
Çocukları alıp sana geleyim.

Hemen çıkıp yola düştüm süratle,
Gelip gam haneme bin bir mihnetle.

Oğullarım dedim, haydi tez koşun,
Hasta, sizi ister, gidip görüşün!

Yanında oturun, sözüne bakın,
İzin vermedikçe gelmeyin sakın.

Selamımı söyleyin ona benden,
Dua etti deyin canı gönülden.

Onlar gitti Muhammed’i görmeye,
Ben yine başladım âh vah etmeye.

Bir odadan ötekine girerdim,
Kâh başımı, kâh dizimi döverdim.

O an sicim gibi yağmur yağardı,
Yağmur değil, ona gökler ağlardı.

Baktım güneş batmış gibi göründü,
O an cihan matemlere büründü.

Oğullarım mahzun çıka geldiler,
Kan ağladı hep bağrımız dediler.

Dedim: Geçiyor mu kendinden yine?
Ne söylüyor geldiğinde kendine?

Dediler: Hep diyor ki, gidebilsem,
Bu fani âlemi terk edebilsem.

Ezberden Yasin okurdu durmadan,
Amentü billâh derdi yorulmadan.

Durmuyordu döşekte ve kucakta,
Gözleri de hep yolda ve sokakta.

Bakın geldi diye sayıklıyordu,
Acep kimdi o, ne bekliyordu?

Annesi bize dedi ki: Oğullar,
Böyle bir acıyı görmeye kullar.

Haydi gidin sizi evde beklerler,
O gitti Hak size versin ömürler.

Teslim etmek üzereydi canını,
İşte böyle bıraktık son anını.

Dayanamayıp bu vahim habere,
Dengemi kaybederek düştüm yere.

Gece karanlıkta çıktım çarşıya,
Kim var diye bakıyordum karşıya.

Kâh başımı, kâh göğsümü döverek,
Mânâsız dolaştım, âh vâh ederek.

Derdim, acep gitmiş midir Cennete?
Kavuştu mu orada bol nimete?

Kendi kendime böyle düşünürken,
Uzaktan birini gördüm gelirken.

Karaltı yaklaşıp geldiği zaman,
Gördüm onun babasıymış o insan.

Dedim: Evde ciğer köşen yatarken,
Niçin geldin çarşıya böyle erken?

Hastayı bırakıp nasıl gelirsin?
Geceleyin burada nasıl gezersin?

Gözümün nurunun ahvâli nice?
Yoksa bir şeyler mi oldu bu gece?

Dedi: Ağırlaştı yatsıdan sonra,
Hiç durup eğlenmez oldu bir ara.

Yatakta yatamaz, hep âh ederdi,
Düşe kalka, sağa sola giderdi.

Sık sık şöyle derdi: Amentü billâh,
Muhammed hak resul ve birdir Allah.

Göğsümün üstünde tuttum cananı,
Yakın olmuş idi vermeye canı.

Amcası bazen alırdı kucağa,
Tutardık düşmesin diye ocağa.

Annesi çıkıp gitti duramadı,
Yanında daha fazla kalamadı.

Kardeşi de üzülüp gitti hemen,
Sadece amcası kaldı bir de ben.

Bakardı kâh bana, kâh emmisine,
Ecel kuşu konmuş tam ensesine

Konuşamaz oldu artık lisanı,
Bir ân önce uçmak isterdi canı.

O anda amcası tuttu belinden,
Yâ Allah sesini duyduk dilinden.

Ve sağa bakıp gülümsedi bir an,
Böylece Hakka teslim eyledi can.

Amcası kucaktan koydu yerine,
Sonra da haber verdi medarına.

Getirip koydular onu meydana,
Hepsi de başladı ahu figana.

Artık sen sağ ol, o dünyadan gitti,
Ayrılık ateşi canıma yetti.

Evimi terk edip yollara düştüm,
Yavru acısıyla avare düştüm.

O an ona dedim: El hükmü lillah,
Bize sabır vere, Cenab-ı Allah!

Dünyaya gelenler göçecek elbet,
Ecel şerbetini içecek elbet.

Müslümanlar için ölüm nimettir.
Bu masumun yeri elbet Cennettir.

Âlem yas tuttu
Babasını gördüm, gözü dolu yaş,
Buna nasıl can dayanır arkadaş!

Dedi: Başıma yıkıldı bu dünya,
Dedim: Sabırlar ihsan ede Mevlâ!

Dedi: Kuzucuğum gitti elimden,
Dedim: Kim kurtulmuştur bu ölümden,

Dedi: Gel şimdi yanına gidelim,
Her ne iş varsa yardım edelim.

Haber saldık o yerde cümle halka,
Hazırlığa başladık, düşe kalka.

Toplandı konu komşu ve çok insan,
Akardı gözlerden yaş yerine kan.

Kolumu sığadım, Hakka sığındım,
Cenazesini ben kendim yıkadım.

Oraya bütün halk cem olmuş idi,
Avlular, sokaklar hep dolmuş idi.

Matem tuttu, yer gök ve bütün cihan,
Çünkü artık göçmüş idi o civan.

Anası, babası ve akrabası,
Cihanı kapladı hazin sedası.

Yâ Rabbi, bu ne acıklı bir gündür,
Yüreklere vurulmuş bir düğümdür.

Aslında düğündür, bilenler için,
O Cennete gitti, ağlanır niçin?

Yakınları geldi, hep birer birer
Ölüsünü sıra ile öptüler.

Batıp gitti, gönlümüzün güneşi,
Yaktı bizi ayrılığın ateşi.

Defni
Veda etti bu vefasız dünyaya
Yıkayıp da götürdük musallaya,

İmam oldum, namazın kıldırmaya,
Niyet ettim, meyyit için duaya.

Yüce Mevlâmıza ettim niyazı,
Selam verip tamam ettim namazı.

Dolaşır idi herkes çevresini,
Taşımak için nur hazinesini.

Defnedildiği yerdeki mezarlık,
Beykoz’da ona derlerdi Anarlık.

O veliye, kabri şehadet eder,
Elbette bu masum Cennet ehli der.

Çünkü kendini ilme vermiş idi,
Şehitlik rütbesine ermiş idi.

Muhabbet etmeseydi Rabbi-izzet,
Onu masumken eder miydi davet?

Hiç bulaştırmadan çirkef dünyaya,
Göndermiştir onu hemen ukbâya.

Kime nasip olur böyle bir nimet,
Cihana gelip masum olarak gitmek.

Henüz değil iken daha mükellef,
Hak, evliyalıkla etti müşerref.

Onu gören Rabbi hatırlıyordu,
Baktıkça kalbine nur doluyordu.

Dedim ki: Kerimsin yâ Rab, kerem et!
Misafirindir o, eyle merhamet!

Gelenler koydular onu kabrine,
Sonra çekip gitti herkes evine.

Ayrıldım
Ağlıyorum çünkü, mahbub-u kibriyâdan ayrıldım,
Yanıyorum çünkü o nur-i evliyadan ayrıldım.

Nasıl yer ile bir olmasın ki bu nâçiz bedenim?
Mazhâr-ı tecelli, vâris-i enbiyadan ayrıldım.

Uçsuz bucaksız bir çölde garip ve kimsesiz kaldım,
Marifet incileri saçan bir deryadan ayrıldım.

Ayrılığı, yıkıp hep harap etti vücut şehrimi,
Yıkıldım, viraneye döndüm, Süreyyâdan ayrıldım.

Dünyalarım karardı, ışık saçan güneşim gitti,
Zulmete boğuldum, Marifet-i guyâdan ayrıldım.

Ben o cevher satıcısını kaybettim, gelmez artık,
Karanlık gönlüme tabipti, dâr-üş-şifâdan ayrıldım.

Güle aşık bülbül gibi, durmadan feryat ederim,
Sermaye-i ticaret sunan ağniyâdan ayrıldım.

Tasavvufu, edebi, hayâyı ondan öğrenmiştim,
Gözüm hep kan ağlıyor sahib-i hayâdan ayrıldım.

Sizler de dua edin, o civanın ruh-i pâkine!
Hakkın seçip gönderdiği o asfiyâdan ayrıldım.











[13/11/2008 10:36:15] (ID: #7960)
Çile**********

Her yanımda ağ gibi
Bir aşılmaz dağ gibi
Koskocaman çığ gibi
Üstüme çöküverdi

Kararttı düşlerimi
Çaldı sevinçlerimi
Sıktığım dişlerimi
Kökünden söküverdi

Öğretti acı dili
O vefasız sevgili
Kor ateşten bir mili
Gözüme çekiverdi

Bağrım ezildi taştan
Öldürdü her gün baştan
Yürekte kanlı yaştan
Nehirler akıverdi

Yılan oldu her serap
Zehir çıktı her şarap
Dayanılmaz ızdırap
Gönlümü yakıverdi

Hasan Konç


[13/11/2008 10:34:10] (ID: #7959)
OLUŞU GÜZEL

Asaleti sultan; adı, nadide
Yürüyüşü güzel, gülüşü güzel
Asırlık bir çınar, yeşil vadide
Saltanatı güzel, gelişi güzel.

Salınıp gidiyor, ince dal gibi
Sözleri tatlanmış, dilde bal gibi
Dalgalı saçları, gökte şal gibi
Ayağı üst üste, çelişi güzel.

Gülünce dişleri, inci sıralı
Görünce alemin, oldum kralı
İlân-ı Aşk ile bozdum kuralı
Sokakta rastlayıp, bilişi güzel.

Bilmem ki feleğin, bende kastı ne?
Selam verdim candan, canlı büstüne
Yakışan esvabı, giymiş üstüne
Pazardan giysiler, alışı güzel.

Has bahçe içinde, dikenli bir gül
Kadife sesiyle, tüllerden bir tül
Sesi sedasıyla, şakıyan bülbül
Dostun bahçesine, dalışı güzel.

Söylemem sözümü, gözün ardına
Merhem çare etmez, aşkın derdine
Meylettim böylesi, kızın merdine
Göründüğü gibi, oluşu güzel.

Ev işi, el işi, her işi seçkin
Seni seviyorum, deyişi seçkin
İnsanı insanca, sevişi seçkin
Hakkın hatırına ölüşü güzel

Necati el vurdu, sazın teline
Asil duruşuyla, benzer geline
Kapıldım yolunda, duygu seline
Huzurda söyleyip, çalışı güzel.

Necati OCAKCI








[13/11/2008 10:29:46] (ID: #7958)
Çelişki...

Zaman yüreğimde kaynayan kazan,
Sorular beynimi kemiren akrep! ...
Öyle bir halki bu, dayanmaz izan,
Birşeyler var sanki üzerimde hep! ...

İçimde tılsımlı binbir çeşit yol,
Sonu yok, başı yok gider meçhule...
Her yerde aynı ses: 'Gel de teslim ol! '
Bilmem ki, yoluma gitsem kiminle! ...


Ne kadar yaşarım, daha ne kadar?
Tarifsiz bir elem sardı ruhumu.
Verilen her derdin bir devası var
Acep bu derde deva bulunur mu?

Kenan YÖRDAN.

seyithan namlı [13/11/2008 09:36:33] (ID: #7956)
niyazi yıldırım gençosmanoğlu'na ait bir şiir.

"vatan oğul, bayrak oğul, devlet oğul, can oğul,
sevmek nedir, bunu bilen aşıklara bismillah,
bu oğullar sümeyya can analardan doğdular,
rabbi esir dileklerden, beşiklere bismillah
en hürmetli yar göğsünden ilk yudumlar hakkına
tan aklı dudaklardan kaşıklara bismillah
ad verirken, ilk ezandan, ilk duyduğum kelamda
göz ve gönül aydınlatan ışıklara bismillah
emeklerken diz vurduğun, iz vurduğun her yerde
ayaklanıp atladığın eşiklere bismillah
ak önlükler ileyipte, belediğim can oğul,
ninnilere, destanlara, koşuklara bismillah

gazi oğul, şehit oğul, divan oğul, din oğul
ak döşünden kan fışkıran beşiklere bismillah
düşte gördüm kanlı başın peygamber'in dizinde
ocaklara, eşiklere, beşiklere bismillah

kara mürsel, kara üzüm gözlü mürsel soy oğul
gündüzbey'ce namlı yiğit, bey dağı'nca bey oğul
gazi battal ülkesinin kara yiğit balası,
devlet oğul, mürvet oğul, fidan oğul, toy oğul
anam dedin, babam dedin, atam dedin bayrağa
hem al bayrak oldun işte, hem bayrakta al oğul
bağrındaki kurşunlarla çık peygamber katına
ol mübarek avcun içre, birer birer say oğul
bet yüzlüler, kem gözlüler, hor bakarmış vatana
biz tükenip yok olmadan, olmaz öyle şey oğul,
denilmiştir can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
hem sütümden, hem kanımdan, hem canımdan bu sendeki huy oğul."
zamanımızın önemli şahsiyeti ismet dedemizin mübarek ellerinden hürmetle öperim.
yeni kitabı hayırlı olsun
seyithan namlı Antalya...



MEŞVERET İSPARTA [13/11/2008 09:02:01] (ID: #7955)
ŞÜKÜR

İyiliğe karşılık teşekkür, insani vasıfların başında gelen bir nezaket örneğidir. Bizler madem Allah’ın sayısız nimetlerinden faydalanıyoruz. O halde insan olmamız gereği O’na şükretmeliyiz. Çünkü:

Biz yoktuk, O var etti;

Hayat vermekle taştan,
Ruh vermekle bitkilerden,
İnsanlık vermekle hayvanlardan üstün kıldı;

İslamiyeti vermekle fasıklardan,
İman vermekle kâfirlerden üstün kıldı;

Peygamber göndererek bize selamet yolunu,
Kitab göndermekle bizi kendisine muhatap kabul ettiğini gösterdi;

Nefis ve şeytanın musallat olmasına rağmen ibadet etmeyi nasib etmekle meleklerden bile yüksek makamlara çıkardı;

Hem cansızları, bitkileri ve hayvanları bize yardımcı ve hizmetçi yapıp, bizleri yeryüzüne halife yaptı.

Bir mide için binlerce rızık, bir damak için binlerce lezzet yarattı;

Akıl kalp his, el ayak göz kulak gibi kıymetli cihazlarla bedenimizi donatıp bunların da her birinin ihtiyacını temin etmekle bize karşı ne kadar cömert ve iyiliksever birisi olduğunu gösterdi;

Bizler için ebedi saadet saraylarını donatıp oralara davet etmekle bizlere ne kadar çok değer verdiğini gösterdi.

* * *

İşte, kendisine bu kadar iyilik ve iltifat eden ve her gün binlerce nimetinden istifade ettiği Rabbine şükretmeyen, üstelik hiç de utanmadan, büyük bir pişkinlikle “benim kalbim temiz” diyen bir nanköre, sırf iki ayaklıdır diye insan denilir mi?

Her şeyin bir bedeli olduğu halde, bin nimetin biricik de olsa bedeli yok mu? Üstelik iyiliğin karşılığı ancak iyilik; nimetin karşılığı da ancak teşekkür değil mi?

Şimdi bütün bunlar dikkate alındığında, ibadet ederek şükredenlerin hakikaten Cennete layık; bu kadar iyilik ve nimete karşılık nankörlük edenlerin, yetmiyormuş gibi bir günahlara dalan asilerin Cehenneme ne kadar müstahak olduğu anlaşılır.

Cenab-ı Hak kullarına ebedi olarak iyilik ve ihsanda bulunmak için Cennet saraylarını yaratmış. Hangi kul ne kadar iyilik ve ihsanda bulunmaya değer olduğunu görmek için de dünyaya göndermiştir. Kullardan beklediği, nimetlerin kimden geldiğini bilip ibadetle O’na şükretmek, neticede iyilikten anlayan bir kul olduğunu ispatlamaktır.

Mesela sen bir kimseyi evinde misafir edip çeşitli ikramlarda bulunduğunda sana hiç teşekkür etmese, hem çok cihetlerle sana karşı hürmetsizlik etse bir daha onu evine misafir alır mısın? Elbette almazsın.

İşte sen de Rahman olan Allah’ın şu dünyadaki misafirisin. İkram ettiği çeşitli nimetlerinden istifade ediyorsun. Eğer bu nimetlere karşılık teşekkür etme nezaketini göstersen elbette seni Cennetine alır ve orada sayısız ikramlarda bulunur. Zaten Kendisi de hep ikram etmek istiyor.

Fakat şükretmezsen, üstelik çok cihetlerle saygısızlık etsen ne diye seni Cennetine alsın ki?

O halde iyiliğe iyilikle, nimete teşekkürle karşılık ver, iyilikten anladığını göster ki, nezaket sahiplerinin yurdu olan Cennete sen de girebilesin.





MEŞVERET İSPARTA



zeki namlı [02/11/2008 20:24:03] (ID: #7489)
değerli amcamın şiirlerini çok seviyorum. istanbuldan hasretle öpüyorum. bende amcam kadar olmasa da 2 yıl sonra şiir kitabımı cıkartmak istiyorum.allah hayırlısını nasip etsin beni ba web adresimden takip edebilirsiniz www.zekinamli.com
yıldırım şahin [28/10/2008 22:57:37] (ID: #7215)
değerli büyüğümüz,ilham kaynağımız.yayınlanmış ve yayınlanmamış eserlerini büyük bir zevkle okuduğum,kendime örnek aldığım,şiirlerini okurken yaşadığım,eşsiz insan.ellerinden öpüyorum.

Adem Çalışkan [28/08/2008 16:11:05] (ID: #5574)
Bir arkadaşıma da tavsiye ettim bir gecede okudugunu soyledi. arkadaşım edebiyat ogretmeni idi
bir iş adamına postaladım kitabı yazar Allah ın sevgili kulu imiş dedi
daha ne diyeyim kaldı mı boyle aşk
kaldı mı boyle yürek
Keşke bu degerleri yaşatabilsek
İSMAİL YUVACI [09/07/2008 10:43:49] (ID: #4430)
yazdığın şiir ve yazılardan dolayı her zaman gurur duyduk duymayada devam edecez Allah izin verirse dedem CENABI HAK sağlık sıhhat versin sizler gibi insanları başımızdan eksik etmesin.

cihat ramazan gürbüz [20/06/2008 18:10:55] (ID: #4126)
Böylesine değerli bir babanın, tüm güzellikleri çocuklarına yani bezlere yansır inşallah...
POLİS CEMAL [09/06/2008 16:08:23] (ID: #3934)
DEĞERLİ BÜYÜĞÜMÜZ MÜMTAZ İNSAN ŞİİRLERİNİZ YÜREĞİNİZ KADAR GÜZEL.
MÜBAREK ELLERİNİZDEN ÖPERİM.
KOÇ ALLİNAZ 0242- 3120669 [09/06/2008 14:34:57] (ID: #3932)
MUHTEŞEM ŞAİR AŞIK İSMETİ VE KAPI GÜZELİNİ OKURKEN DUYGUSAL ANLAR YAŞADIM.
GÜNÜMÜZDE BÖYLE TEMİZ SEVDALARIN OLMASI BENİ İMRENDİRDİ.
ANLATIM VE YAŞANTI SAF ŞİİRLER ÖZLE BÜTÜNLEŞMİŞ SÜPER BİR ESER ÇIKMIŞ.
SAYGILARIMIZLA.
GÖNLÜN BOL ÖMRÜN UZUN OLSUN İSMETİ...
can emlak borsası izmir [07/06/2008 10:33:56] (ID: #3896)
ismet amcamızın şiir ve hikaye kitabını bir solukta okudum çok zengin bir şiir kültürüne sahip ülkemizde böyle değerlerin hala var olması bizler için bir zenginliktir.
dolayısıyla daha yaygın bir hale getirmeli okullarda ve tv. kanallarında böyle hayatların film yapılması arzusu içindeyim.
dursun doğan [21/05/2008 21:36:35] (ID: #3510)
kitabi bitirdim çok anlamlı sözleri var ismet amcamızın okuyun herkes okumalı hala böyle aşklar var böyle yazanlar var ne güzel çok farklı bir anlatım tarzı ayrı bir özelliği kitabın şimdiki kitaplarda hep konu aynı isimler farklı oysa ismet amcamız ın kitabı bu felsefeyi de değiştirmiş KALPLERİMİZDEKİ ALLAH AŞKI HİÇ BİTMESİN İNŞAALLAH
SİVAS KAHYALI KÖYÜ [16/05/2008 10:46:48] (ID: #3388)
BEN ANTALYADA YAŞAYAN BİR SİVAS KAHYALI KÖYLÜ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM.
İŞTE SİVAS KAHYALI KÖYÜMÜZÜN MEDAR-I İFTİARI İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ)NE GÜZEL İNSANSIN İSMET NAMLI BİZİM KÖYÜMÜZÜ ÖNÇE ALLAH SONRA SİZLERİN SAYESİNDE TANITIYORUZ.
HZ ALLAH C.C. ÖMRÜNÜZÜ SAĞLIKLI VE UZUN KILSIN.
O MÜBAREK ELLERİNİZDEN HÜRMETLE ÖPERİM...
BELLONA MOBİLYA [03/05/2008 13:37:20] (ID: #3167)
DEĞERLİ ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ)BEYİN.İSMETİ VE KAPI GÜZELİNİ OKURKEN GÜNÜMÜZDE BÖYLE TEMİZ AŞKLARIN OLDUĞUNA TANIK OLDUK.
BÖYLE GÜZEL BİR ESERİ ÜLKEMİZE KAZASNDIRDIĞI İÇİN ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI BEYİ KUTLUYORUM.
HZ.ALLAH C.C. UZUN ÖMÜRLER VERSİN...
BOGEM-MERMER-SAN [03/05/2008 13:29:52] (ID: #3166)
ÜLKEMİZİN ÖNEMLİ ŞAHSİYETLERİNDEN SİVAS'LI ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ)NİN BU GÜZEL ESERİNİ BİR SOLUKTA OKUDUK.
GÜNÜMÜZDE HALA BÖYLE TEMİZ DUYGULARLA YAŞANAN DRAM DOLU BİR AŞK HİKAYESİ AYRICA BU ESERİ GENÇLERİN OKUMASINIDA TAVSİYE EDERİM.
ÜLKEMİZİN ÖNEMLİ ŞAİRİ İSMETİ'YE SAĞLIK VE ESENLİKLER DİLERİZ.
muhammet alkaya tarihi 654-655 ve 656 elmalı yeşil yayla güreşleri altın kemerli ağası [19/04/2008 00:17:16] (ID: #2771)
selamlar antalyadan şair ve yazar ismet amcanın 2.kitabını bir solukta okudum...
değerli yazarımızın eserlerinin devamını yüce allahtan diliyorum...
başarılar dilerim ismet amca
ANTALYA PUSULA GAZETESİ SAHİBİ VE GAZETECİLER CEMİYETİ BAŞKAN YARDIMCISI FATİH GÜRBÜZ [19/04/2008 00:11:51] (ID: #2770)
kendisiyle antalya'yı ziyaretinde tanışmıştım.sivas'ın medarı-ı iftarı olduğunu tahmin ettiğim aşık ismeti'nin sivas için büyük şans olduğunu düşünüyorum. antalya'nın böylesine önemli bir şaire ihtiyacı var. kitaplarını ve şiirlerini çok yakından takip ediyorum.antalya'da yaşayan oğlu mürsel namlı'yı inşallah bu yılda ziyaret eder de bizde bahaneyle tekrar sohbet etme imkanı buluruz. aşık ismeti'nin hayatının herkese ders olmasını ve örnek almasını diliyorum.saygılarımla
veysel onay [11/04/2008 20:47:45] (ID: #2389)
sayın ismet namlı seyithanın dedesi yani bizlerin can dostu bu güzel bilgileri bizlerle paylaştığı için ne kadar teşekkür etsek az olur namlıdan we nalı gibi insanlardan allah razı olsun
hüseyin ATABEK [11/04/2008 20:44:42] (ID: #2388)
sayın ismet namlı sivasın yetiştirdiği en önemli şairlerden ve en önemli insanlardan birisidir bu bilgileri bizlerle paylaştığı için allah razı olsun
basri özden [02/04/2008 01:34:06] (ID: #1951)
sivasın yetiştirdiği en önemli halk şairi ve önemli kişiliklerinden birisidir.tüm eserlerini okudum.toplumumuza kazandırdığı eserlerinden dolayı kendisine teşekkürü bir borç bilirim.yüce allahtan sağlıklı ve uzun ömürler temenni eder ellerinden saygıyla öperim.yeni eserlerini sabırsızla bekliyoruz.saygılarımla...basri özden sivas
ali ay [30/03/2008 18:46:10] (ID: #1917)
hocam değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşmanız çok güzel.Allah size güç versin ve bizlerin ışıı olmayı sürdürün. dualarımız sznle. kaleminize gönlünüze ve yüreğinize sağlık
fatih gül [30/03/2008 08:34:39] (ID: #1906)
öncelikle ismet namlı beyin bu güzel eserinden dolayı kendilerini kutluyorum.
hızla değişen dünyamızda bir çok gelen değerlerimizle kaybettiklerimizde bulunmaktadır.
manevi tahribatın hızla yaygınlaştığı günümüzde insanlarımızı kurtarmak bizlerin asli görevlerinden birisidir bu görevlerde yüksek iman sahibi sorumlu insanlarımıza düşmektedir.
aşk aklımıza ğelinçe ilk çağrışım maleşef cinsellik gelmektedir halbuki aşkların en güzeli tertemiz bir sevgidir.
dolayısıyla bir gül gibi nazikcedir sevgi onu inçitmrzsin onu yıpratmazsın daha dogrusu ona kıyamazsınız onu görmen size bambaşka bir duygu verir kirletmezsiniz bakar,bakar özlemlerinizi yad edersiniz onu kıskanır korursunuz o size emanettir.
sevgilerin tarifini yapmak için o kara sevdayı yaşamak lazımdır zira tarifi insanların sevgi değerlerine göre olur.
işte ismeti severken onu kendi gözünden kıskanmış ona elini vurmamış ona kıyamamış ve bu derin sevgi ilerleyen dönemlerde hakikatle hakla buluşmuş nitekimde öyle değilmidir.
bizim sevda kültürünü incelediğimizde leyla,mecnun aşkı kerem,aslı aşkı ve buna benzer aşkları tahlil ettiğimizde karşımıza ne cıkar bu sevdalar hakla bütünleşmiştir.
dolayısıylada sevgi birilerinin kirli düşüncelerini kapsamamaktadır.
malumunuz günümüzde binlerce ihanet örnekler var kadın kocasını kirli arzuları için sevgilisiyle imha edecek kadar canileşiyorsa bunun adı aşk olamaz ancak bunun ismi cinayet'dir işte buda örnek bir sevgi örnegidir sözümüz onlara bunlardan cıkaracağımız özet aşık ismeti gibi aşk hikayelerine ihtiyaç vardır günümüz gençliğine bu saf pırıl,pırıl sevgileri okutmamız gerekmektedir.
sevginin manasının sadece cinsellik veya sapıklık olmadığını gercek sevgilerin nerelerle birleitiğini göstermemiz gerekmektedir.
görsel ve yazılı basınların bazılarında gençliğimizin sehveti duyğularını nasıl yanlış yerlere yönlendirirdiğini aşikar görmekteyiz.
avrupanın kirli çamaırları bizim aile kültürümüzün içine sokulmaya çalışılmakta değilmidir ve gençlik nasıl tahribat'ta uğratıldığı açıkca ortada bunu bizler görmekteyiz.
açilen uyğulanacak receteler sunulmalıdır.
rahmetli necip fazıl kısakürek ne demiş birinden nur akar birinden kir.
işte bazı kanallardan nur akıyor bazı kanallardan kir,rezalet diz boyu gençlik bu ikilemin arasında kalıyor birazda meyilli ise allah korusun kaybolup gidiyor.
bizler kendi kültürümüzle özleşirsek o zaman kurtuluş vardır aksi takdirde gidişatın boyutları ortadadır.
internet ortamı bizlerin malumu evin içinde dünyayla görüşüyorsun iyi yanı bilgilenmek kötü yanı azgınlık,hırsızlık.dolandırıcılık bunları tahlil etme sorumluluğu bizlern tasarrufundadır.
yarın gec kalınmadan türk kültürümüze ve manevi değerlerimize çok acil önem vermek biz türk vatandaşların asli görevlerinin oldığu kanatini taşımıktayım.

İSA AKDEMİR KEPEZ ESKİ BELEDİYE BAŞ [28/03/2008 21:07:01] (ID: #1884)
mürsel namlı kardeyşimizin değerli baba'sı ismet amcamızın bu güzel şiir ve hikaye kitabını bir solukta okuduk bizim Türk gençliğinede katkılarda bulunacağı inancını taşımaktayım kaleminize saglık.
MESUT DURDU GÜMÜŞHANE [28/03/2008 19:36:18] (ID: #1878)
İSMET NAMLI AMCAMIZIN BU GÜZEL KİTABINI OKUMALI VE OKUTMALIYIZ.
ZİRA ZAMANIMIZDAKİ SEVGİLERİN ÇİRKİNLİKLERİNİ ANALİZ ETMİŞ OLURUZ.
SEVGİ SAF TERTEMİZ BİR DUYGUDUR İŞTE LEYLA MECNUN,KEREM ASLI VE AŞIK İSMETİ KAPI GÜZELİ.
YÜREGİNİZE SAGLIK EFENDİM
AHMET NAMLI KAYSERİ [28/03/2008 19:24:29] (ID: #1876)
İSMET DEDE BU GÜZEL YORUMLARINIZDAN DOLAYI SİZLERİ KUTLUYORUZ...
ELLERİNDEN ÖPER SİZLERİ ALLAHA EMANET EDERİZ

FAHRENHEIT İST. [28/03/2008 17:07:55] (ID: #1874)
KIYMETLİ ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI BEYİN BU MÜSTESNA NAZİK ESERLERİNİ BİZLERDE SAYGIYLA KUTLUYOR BU TÜR NADİDE ÇALIŞMALARINI ÇANİ GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUZ.
KENDİ ZATIALİLERİNEDE YÜCE ALLAH'DAN UZUN ÖMÜRLER NİYAZ EDİYORUZ.
Ebubekir SAĞLAM yenigün reklam müdürü [28/03/2008 12:56:36] (ID: #1864)
Mürsel namlı abimimizin babasının bu güzel eserini okumanın verdiği duyguların tanımını ancak ve ancak okuyarak yaşamalı saygılarımla ismet amca yenigün reklam müdürü ebubekir sağlam
sivas karşıyakalılar [28/03/2008 10:14:16] (ID: #1861)
anadolumuzun güçlü şairlerinden ismek namlı amcamız kıarşıyakalılarında çok sevdiği şahsiyetlerindendir.
ondan cok öğrendiğimiz maneviyatlar vardır şiirleri derin manalar taşımaktadır.
hakan namlı izmir [28/03/2008 10:09:25] (ID: #1860)
selamün aleyküm önce islam aleminin cumasının hayırlara vesile olmasını yüce allahtan temenni ederiz.
namlı ailesinin muhterem insanı ismet namlı'nın mübarak ellerin den öperiz.
polis mustafa [28/03/2008 08:41:17] (ID: #1857)
ismet amcamızın bu güzel eserini okumanın verdiği duyguların tanımını ancak ve ancak okuyarak yaşamalı saygılarımızla ismet amca
sivas kahyalı köyü [28/03/2008 08:31:26] (ID: #1856)
ismet namlı sivas kahyalı köyü doğumludur ve bizler burada ilbey türkmenleri olarak horasandan gelmiş çogalarak dağılmış 42 pare köyüz herbirimiz birbirimize akrabayız.
ismet namlıda bizim 42 pare köyün içinden çıkmış kıymetli insanlarımızdandır.
Allah yardımcımız olsun
TÜRK OCAKLARI SUB [26/03/2008 22:51:39] (ID: #1830)
ÜLKEMİZİN ÖNEMLİ ŞAHSİYETLERİNDEN OLAN İSMET NAMLI(AŞIK İSMETİ)ANADOLUMUZUN YETİŞTİRDİĞİ ZAMANIN ONEMLİ HAK VE HALK OZANLARIMIZDANDIR.
TÜRK'LÜK RUHUNA SAHİP KUTSAL DEĞERLERİMİZE ÖNEM VEREN YÜREKLİ TÜRKMEN ŞAİRLERİMİZDENDİR.
ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN.
oğuz koçak [26/03/2008 21:50:44] (ID: #1822)
sevgili üstadımız,
Ben sivas selçuk anadolu lisesi öğrencilerinden oğuz,Kitabınızı büyük bir keyifle okudum.Yaşadığınız olaylar beni çok etkiledi.Ben bir sivas'lı olarak memleketimizden sizin gibi bir üstad yetiştiği için çok mutluyum.Beni sizinle tanıştıran edebiyat hocamız Nuray hocamıza da çok teşekkür ediyorum.Ellerinizden öperim...
Oğuz Koçak Sivas
M.HAKAN TOPÇU ANTALYA OTOPARKÇILAR.ODASI.BAŞKANI [26/03/2008 08:54:44] (ID: #1788)
NAMLI AİLESİNİN DEĞERLİ BÜYÜĞÜ İSMET NAMLI BEYİN YENİ ESERİNİN ÜLKEMİZE GÜZEL KATKILARI OLAÇAĞINA VE TÜRK ĞENÇLİĞİMİZE IŞIK TUTAÇAGINA.
ĞERÇEK BİR TÜRK KÜLTÜRÜYLE BEZENMİŞ MANEVİ DEĞERLERİ YÜKSEK BİR ESER KEŞKE BÜTÜN AŞKLAR İSMET AMCANIN ANLATIMI GİBİ SAF OLSA TÜRK KÜLTÜRÜMÜZDE DAHA ÖNÇELERİ LEYLA İLE MEÇNUN,KEREM İLE ASLI GİBİ TÜRK KÜLTÜRÜNE ZENĞİNLİKLER KATMIŞ EDEBİYAT DÜNYAMIZI RENKLENDİRMİŞ MEVCUT ESERLER BULUNMAKTADIR GÜNÜMÜZDE İSE İSMETİ VE KAPI GÜZELİ ÜLKEMİZE BU TEMİZ VE O KADARDA DUYGUSAL YAŞANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİNİ BİZLERE SUNMUŞ.
DEĞERLİ BÜYÜĞÜMÜZ İSMET AMCAMIZI BU GÜZEL ÇALIŞMASINI KUTLUYOR.
HZ.ALLAH C.C. UZUN ÖMÜRLER NİYAZ EDİYORUZ.
ALLAH ŞANLI VE AZİZ TÜRK MİLLETİMİZİ KORUSUN VE YÜCELTSİN....

onurcan çelebi [24/03/2008 20:28:02] (ID: #1767)
kitablar çşok güzel herkese tavsiye ederim
israfil Hatip [24/03/2008 13:18:57] (ID: #1762)
ismet Amcam sivasın tanıtımda önemli bir isimdir bunda tartışmak yersizdir... ama malesef bütün aşıklar gibi yaşadığı dönemde hakettiği değeri görmediğine inanıyorum onun kitaplarının 2000 binlerle bastırmak bence bizlerin ayıbıdır herkesin okuması gereken ve okuduğunda tarihinden kültüründen bişeyler bulacağı eğitici ve akıcı kitapları bulunmaktadır...umarım bundan sonraki zamanlarında hakettiği değeri verebiliriz ona...kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem göz
okan dilek- [24/03/2008 10:09:01] (ID: #1758)
Geçmişimiz bugünümüz ve yarınımızdır. Türk'ü Türk yapan geçmişte ki kültür mirasıdır. Bu mirasın yarınlara taşınmasında ki her kim gayret ve çaba göstermişse bizlere sunduğu ödüldür, gelecektir. Aşık İsmeti'n bu çalışması da yarınlarımızda ayakta tutacak değerlerle dolu yeni kitabı beni memnun etmiştir. Başarılarınızın devamını dilerim
sivaslılar sivas [23/03/2008 23:12:28] (ID: #1752)
ismet namlı amcamız sivasımızın önemli şahsiyetlerindendir.
anadolumuzun özelliklerinden birisi zengin bir şair kitlemiz vardır.
dolayısıylada ismet amcamız gibileri ender yetişen manevi ağırlığı olan halk ve hak şairlerimizden dir.
sivas tabiatı gereği sert bir havaya sahibtir.
buranın insanı hayatındaki doğru cizğilere çok önem verir.
zira yaptığı bir eylem onun hayatını yönlendireçektir.
dolayısıylada bizim anadolu insanı mertliğe ve söze çok değer verirler.
mazlumun yanındadır zaliminde karşısında dim dik ayakta durur ve o zalimin zulmuna dur der.
izin vermez onu hızaya sokar adam eder.
işte anadolunun özellikleri saymakla bitmez mertlik ruhunun derinliklerine işlemiş.
dosdoğru gider hak'ka haklıya önem verir.
yalanı,talanı,hele,hele vatana ihaneti sevmezler.
ihanet edenide hain ilan ederler.
bizim özümüzde vatan bayrak hak sevgisi yatar.
yurdumuzun dört bir köşesi bizim mübarek topraklarımızdır.
her şey vatan için.
dursun doğan [23/03/2008 13:54:33] (ID: #1739)
muhterem babamızın kitabı çok güzel ben okuyorum herkese tavsiye ederim
antalya aşığı [23/03/2008 13:53:41] (ID: #1738)
arkadaşım seve seve okuyo bu kitabları bitince bende okuycam

aksaraylı [23/03/2008 13:52:43] (ID: #1737)
daha kitablarını okumak nasib olmaadı inşaallah en kısa zamanda okucam
AV.DİLEK HANIM [23/03/2008 11:46:43] (ID: #1733)
SEVGİLİ ŞAAİRİMİZ İSMET NAMLI BEYİN BU MÜSTESNA ESERİNİ BİR SOLUKTA OKUDUK.
HAKİKATEN BİZLERİ NERELERE GÖTÜRDÜ GÜNÜMÜZ'DE BÖYLE SEVGİLER KALMADI.
ŞİMDİKİ AŞKLAR YAPMACIK BASİT İÇERİKLİ DOLAYISIYLADA PARAY'LA ŞÖHRET'LE OLAN EVLİLİKLERİN AİLE MAHKEMELERİN'DE SONLANMASIYLA UMUTLAR SUYA DÜŞÜYOR.
İSMET AMCAMIZIN YAŞADIĞI BU TERTEMİZ MASUM'ANE AŞKLARI YAŞAMAK GÜNÜMÜZDE PEK NADİR OLACAĞI İHTİMALİNİ VEREMİYORUM.
BU AŞK ARTIK BİR ŞEYLERİN ÜZERİNE CIKMIŞ ANLATIM İFADESİ KULLANMAKTA ZORLUKLAR ÇEKERİZ.
ZİRA BÖYLE BİR AŞK YTAŞAMANIN BEDELLERİNİ ANÇAK BU TÜR SAMİMİYETLERİ OLANLAR İFADE EDER.
ANLATMAKLA BİTECEK GİBİ GÖZÜKMÜYOR.
GÜNÜMÜZDEKİ AŞKLARIN ÇÖPLÜK YIĞINLARI OLUŞTURDUĞUNA TÜRK MİLLETİ OLARAK MALESEF TANIK OLUYORUZ.
DOLAYISIYLA BÖYLE YÜKSEK ŞEREF SAHİBİ BİZ TÜRK TOPLUMU AİLE BREYLERİNİN BU KONULARDA NE KADAR HASAS'Sİ YET VERDİKLERİNİ ÇOK İYİ BİLİRİZ.
NİTEKİM GÜNÜMÜZDE MANEVİ TAHRİBATIN NE SEVİYELERDE OLDUĞUNU ALENEN BİLMEKTE VE GÖRMEKTEYİZ.
ÖZELLİKLEDE ÖĞRENCİ COCUKLARIMIZA BU TÜR GERÇEK YAŞANMIŞ.
HİKAYE VE ROMONLARI OKULLARIMIZDA OKUTMALIYIZ VE ĞENÇLİĞİMİZE SEVGİNİN NE OLDUĞUNU NASIL ALGILANDIĞINI ANLATMALIYIZ VEYA OKUTMALIYIZ.
DEĞERLİ ÜSTAT ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI BEYİN BU GÜZEL YAPITI HERŞEYİ MÜKEMMEL DEREÇEDE ANLATMIŞTIR.
ANADOLUMUZUN BU GENİŞ YÜREKLİ OZANINA YÜCE ALLAH'DAN SAĞLIK,UZUN ÖMÜR VE YENİ ESERLERİYLE TÜRK TOPLUMUNA BÜYÜK KATKILAR SUNMASI DİLEKLERİYLE.
HOŞ VE HOŞÇA KALIN EFENDİM......


aşıklar aşıgı [23/03/2008 09:43:59] (ID: #1732)
ben çok seviyorum bu dedeyi yaaaaaaaaaaaaaa
GÖKSEL ÇELEBİ [22/03/2008 21:18:28] (ID: #1725)
bu milletin böyle insanlar ihtiyacı var popçulara ve topçulara değil

UĞUR NAMLI BOLU [22/03/2008 20:54:00] (ID: #1724)
İSMET AMCAMIZIN MÜBAREK ELLERİNDEN ÖPERİZ SELAM VE SAYGILAR SUNAR.
KİTABLARINIZI ÜLKE TOPRAKLARININ HER YERİNDE OKUYORUZ.
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
YUSUF MERT MERSİN [22/03/2008 20:48:01] (ID: #1723)
İSMET AMCAMIZIN ESERLERİ BİZ ĞENÇLİGE ISIK TUTMAYA DEVAM EDEÇEKTİR.
MÜBAREK ELLERİNİZDEN ÖPERİZ YOLUNUZ ACIK OLSUN ÖMRÜNÜZ UZUN OLSUN.
SELAMÜN ALEYKÜM
GÖKSEL ÇELEBİ [22/03/2008 20:16:46] (ID: #1719)
İSMET DEDEMİZE SAYGILAR
PLASPEN SAN. [22/03/2008 19:07:24] (ID: #1716)
ŞAİR VE YAZAR İSMET NAMLI BEYİN ŞİİR KİTABINI BEĞENİYLE BİR SOLUKTA OKUDUK.
DAHA NİÇE YENİ ESERLERLE ÜLKEMİZE KATKILARININ OLMASI DİLEKLERİ İLE SAYGILARIMIZLA.
FATİH TOKGÖZ [22/03/2008 19:03:45] (ID: #1715)
BİZLERİN KIYMETLİ AİLE BÜYÜĞÜ İSMET DEDEMİZ.
SİVASIMIZIN ÖNEMLİ ŞAHSİYE'Tİ VE BİZLERİN YETİŞTİRİRMESİNE ÇOK ÖNEM VEREN KUTSAL,VATAN,BAYRAK SEVGİSİNİ BİZE AŞILAYAN İNSAN VE BÜYÜĞÜMÜZ.
ALLAH YOLUNUZU AÇSIN ÖMRÜNÜZ UZUN OLSUN.

ABDULLAH DUMAN YÖRÜKLER DER.BAŞ.ANTALYA [22/03/2008 18:52:05] (ID: #1714)
MUHTEREM KIYMETLİ AĞABEYİMİZ ANADOLUMUZUN ÖNEMLİ ŞAHSİYETLERİNDEN ASLEN HORASANDAN GELEN İLBEYLİ TÜRKMENLERİNDEN.
İLBEYLİ YÖRESİNDE KIRK İKİ PARE KÖY NBULUNUR BUNLAR BİRBİR LERİNİN AKRABALARIDIRLAR DOLAYISIYLADA İSMET NAMLI NIN BU SİVAS VİLAYETİNDE ĞENİŞ BİR YÖRÜK SÜLALESİ BULUNMAKTADIR.
İSMET AMCAMIZIN BABASIDA SAVAŞ GAZİSİ VE NAMLI BİR TÜRK YİĞİDİ'DİR NAMLI İSMİNİ'DE O YILLARDA BAŞ KOMUTANIMIZ VERMİŞTİR.
DOLAYISIYLA NAMLI AİLESİ TÜRK DAĞLARINDA YÖRÜK ATEŞLERİNİ TÜTTÜRMÜŞ LER DÜŞMANA AMAN VERMEMİŞLERDİR.
İÇ ANADOLUMUZUN ÖNEMLİ BOYLARIN DAN OLAN NAMLI SÜLALESİ HER ZAMAN VE TÜRK TOPRAKLARININ BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNE GÖZ DİKENLERİN KARŞISINDA İMAN DOLU TÜRK'LÜK ATEŞİYLE YANAN KAHRAMANLARLA DOLU DUR BEN DE İYİ TANIRIM NAMLILAR VATAN,BAYRAK VEV İMAN AŞKIYLA DOLUDURLAR.
İSMET NAMLI AMCAMIZDA BU AİLENİN EN ÖNEMLİ BÜYÜKLERİNDEN DİR.
AİLE BÜYÜĞÜ OLARAK ONUN SÖZLERİ ÇOK ÖNEM TAŞIMAKTADIR.
BİR ÇOK KARARLARDA İSMET AMCAMIZLA İSTİŞARELER YAPMAK SURETİYLE KARARLAR VERİLİR.
BİZLERDE KOÇAMAN BİR ÇINAR AĞAÇLARININ BU KADAR ÜLKE TOPRAKLARINDA BÜYÜMESİ BİR TÜRK VE YÖRÜK OLMAKTAN BİZLERİ ULDUKÇA ZİYADE ETMİŞTİR .
BU AİLEDE TÜRK TOPRAKLARINDA YÖRÜK ATEŞLERİNİ YAKMAYA DÜŞMANA KORKU VERMEYE DEVAM EDEÇEKLERDİR .
NE MUTLU BU ŞEHİTLER DİYARI KUTSAL VATANIMIZ'DA HER KARIŞINDA YÖRÜKLERİN ATEŞLERİNİ YAKAN NESİLLERİN BULUNMASI VE DEVAM ETMESİ.
ZİRA ŞU ÜLKE TOPRAKLARIMIZIN EN HASAS'Sİ GÜNLERİNDE BUNLARI İDRAK EDEBİLEÇEK KORKUSUZ TÜRK EVLATLARININ BULUNMASI BAYRAĞI VE TOPRAĞI İÇİN YERİ ĞELİNÇE HİÇ DÜŞÜNMEDEN VATANLARI İÇİN BAYRAKLAŞANLAR.
BİZLERDE BURADAN BU DEĞERLİ NAMLI AİLESİNİN BİR BÜYÜĞÜ OLAN İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ) AMCAMIZIN BU GÜZEL ESERTLERİ YURDUN HER BİR YANINDA VE HATA DÜNYANIN BİR ÇOK YERİNDE TANITMAYA OKUTMAYA ÇABA GÖSTEREÇEĞİMİZİ İLAN EDİYOR.
KIYMETLİ AĞA BEYİMİZİN MÜBAREK ELLERİNDEN ÖPÜYORUZ.
BİR OLA BİRLİK OLA TÜRK MİLLETİ DÜŞMANLARI KOVA ALLAH ŞANLI TÜRK MİLLETİNİ KORUSUN VE YÜCELTSİN.
mümtaz özpınar balkanlaradan selamlar [22/03/2008 11:49:04] (ID: #1709)
muhterem insan namlı ailemizin medar-ı iftarı mümtaz insan dalga,dalga gelen şiirleriniz buralara kadar geldi.
balkanlardan anayurda bol selamlar.
özlemlerimizi okuduğumuz sizlerin şiirlerinin içlerine gizliyoruz.
mübarek ellerinizden öper
hz.allah dan sağlıklı uzun ömürler dileriz.
KOÇ ALLIANZ ANTALYA 0242-3120669 [22/03/2008 10:14:21] (ID: #1704)
sivaslı değerli yazar ismet namlı amcamızın bu güzel eserlerini beğeniyle okuduk.
türk kültürüne bir renk katmış bu tür güzel çalışmalarından dolayı kendilerine cani gönülden teşekkür ediyoruz.
daha niçe yeni eserlerini allah c.c. izniyle bekliyoruz.
sayğılarımızla....
ÇENGİZ ÇETİN ANKARA [22/03/2008 10:07:39] (ID: #1702)
ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ŞAHSİYET VE DAVA ADAMI İSMET NAMLI (AŞIK İSMETİ)
ÜLKEMİZDE İSMET AMCA GİBİ GÜÇLÜ ŞAİRLERİN BULUNMASI ŞAHSIMIZI ZİYADESİYLE MEMNUN EDİYOR.
İSMET AMCANIN MÜBAREK ELLERİNDEN ÖPERİM.

kazım yücekaya antalya [22/03/2008 00:04:00] (ID: #1699)
namlı ailesinin değerli büyüğü mümtaz insan daha nice eserler ülkemize kazandırılmanız dilekleri ile yüce allah yardımcımız olsun...
sevim çalışkan sivas [22/03/2008 00:01:03] (ID: #1698)
bizlerin muhterem aile büyüğümüz kıymetli insan baba'mız daha nice güzel eserlere imza atmanız dilekleri ile ömrünüz uzun yolunuz acık olsun.
mübarek ellerinizden öperiz.
hz.allah türk milletini korusun.
boğem mermer san [21/03/2008 23:55:05] (ID: #1697)
değerli yazarımız ismet namlı anadolumuzun yetiştirdiği ender insanlardeandır.
şiirleri türk kültürümüze renk katmaktadır.
kendilerini kutluyoruz.
effe ayakkabı san antalya [21/03/2008 23:51:07] (ID: #1696)
anadolumuzun nadide insanı şair ve yazar ismet amcamızın eserleri ülkemiz için kazandırılmış güzel bir eserdir.
yüreğinize sağlık yolunuz açık olsun.
muhammet alkaya / tarihi 654-655 ve 656. elmalı yeşilyayla güreşleri altın kemerli ağası [21/03/2008 09:07:04] (ID: #1688)
şair ve yazar ismet amcanın 2. kitabını bir solukta okudum...
değerli yazarımızın eserlerinin devamını yüce allahtan diliyorum...başarılar dilerim antalyadan selamlar.
hüseyin atabek akdeniz üniverstesi 20071112020 nolu öğrencisi [21/03/2008 08:42:50] (ID: #1687)
GÜNÜMÜZÜN ÇNEMLİ ŞAHSİYETİ (AŞIK İSMETİ)SİVASLI ŞAİRLERİMİZDEN İSMET NAMLI NIN YENİ ESERİ İLE İLĞİLİ HABERİ GÖRDÜM.
BİZLERİ MUTLU ETTİNİZ BİZİM ANTALYA NIN YAYIN HAYATINDA BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLER GÜNÜMÜZDE BİZ GENÇLİĞE IŞIK TUTAN İSMET NAMLI BEYEDE UZUN BİR ÖMÜR YÜCE ALLAH'DAN DİLERİZ.
SÜLEYMAN AYDIN KAPLAN ANTALYA GİRİŞİMCİ İŞ ADAMLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ [20/03/2008 23:18:27] (ID: #1686)
İSMETİ İSMİ EDEBİYAT DÜNYAMIZI HEYACANLANDIRAN BİR İSİM.YENİ NESİLLERE ONU TANITMAK İÇİN HAZIRLANAN HAYAT HİKAYESİ GÜZEL VE ÖZEL ANILARLA DOLUDUR.
HAK ADINA HALKA HİZMET ÖRNEĞİNİN EN GÜZEL YAŞAYAN İNSANLARDANDIR.
ALLAH (C.C.)ONA SAĞLIK VERSİN.

SİNAN YETİŞ İZMİR [20/03/2008 23:09:40] (ID: #1685)
İSMET NAMLI AMCA YÜREĞİNİZE SAĞLIK BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM.
MÜBAREK ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM
yücekaya mermerit antalya 0242-3265827 [20/03/2008 19:52:33] (ID: #1681)
muhterem insan sivasımızın önemli şahsiyeti kıymetli aile büyüğümüz.
şair ve yazar ismet namlı'nın eserleri türk ğençliğine ışık tutacak örnek eserlerdendir.
kendilerin mübarek ellerinden öpüyor.
yüce allah dan uzun ömürler diliyoruz.
falez optik antalya 0242-2432694 [20/03/2008 11:49:04] (ID: #1664)
ismet amcamızın ismeti ve kapı güzelini beğeniyle okuduk.
kendilerine yüce allahtan uzun ömürler niyaz ederiz...
falez optik antalya- 0242-2432694
beykin ayakkabı san. [20/03/2008 11:42:44] (ID: #1663)
şair ve yazar ismet namlı amcamızın aşık ismeti ve kapı güzelini bizlerde okuma fırsatı bulduk.
eseri okurken cocukluk yıllarında okuduğum ferhat ile şirin leyla ile meçnun aşkları gibi saf ve temiz.
herkesime tavsiye edilebileçek mükemmel bir eser.
ismet amcamızın mübarek ellerinden öperiz.
osman bulut trafik takip müşafirliği antalya 0242-3352117 [20/03/2008 11:38:51] (ID: #1662)
mümtaz insan ismet namlı amcamızın bu değerli eserini bir nefeste okudum ülkemizde böyle güzel eserlerin olması türk edebiyatına kazanılmış bir zenğinliktir.
kendilerinin mübarek ellerinden öper yüce allah tan uzun ömürler dileriz.
em.emniyet müd. hayrettin şahbaz konya [20/03/2008 11:33:44] (ID: #1661)
değerli ağabeyimiz ismet namlının eserlerini fırsat buldukca takip etme imkanımız oldu ülkemiz için kazanılmış önemli şahsiyetlerimizdendir.
türk ğençliğinin okuya bileçeği ve örf,adetlerimizi temsil eden nadide bir eserdir.
saygılarımızı sunarız yüce allah'dan uzun bir ömür dileriz...

osman gülmez antalya [20/03/2008 11:23:34] (ID: #1660)
ismet amcamızın daha önçeki eserlerinide okuma imkanı bulduk şiirleri dini ve milli olmak üzere ikiye ayırabiliriz.
son kitabı yanılmıyorsam altıncı veya yedinci eseri her bir eseri birbirinden değerli ülkemiz için kazandırırlmış harika bir eser saygılarımla ismet amca ellerinizden öperiz...
cetin karaaslan polıs memuru isparta [20/03/2008 11:19:27] (ID: #1659)
ismet amcamızın yeni kitabı türk gençliğinin okuya bileçeği uslupla yazılmış ve türk edebiyatına sunulmuş büyük bir7 kazanımdır.
mübarek ellerinden öperiz.
MURAT NAMLI BURSA [20/03/2008 09:12:40] (ID: #1654)
namlı ailesinin muhterem büyüğü mübarek ellerinizden öper.
hz.allah c.c. uzun,sağlıklı bir ömür dileriz.
saygılarımız ve hürmetlerimizle.
ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN
gülka mermer san [20/03/2008 09:08:14] (ID: #1653)
kıymetli şair ve yazar ismet namlı(aşık ismeti)beyin güzel eserin ülkemiz için kazandırılmış güzel bir yapıt daha çok gençlerimizin okuyup sevginin çiddiyetini algılıyaçagı mükemmel bir yapıt yüreğinize sağlık....
cemal şahbaz polis memuru antalya [20/03/2008 09:00:59] (ID: #1652)
ismet amcamızın çıkarmış olduğu bu mükemmel aşık ismeti ve kapı güzelini bir yudum'da okudum tertemiz bir aşk'ın anlatımı türk kültürümüzle bezenmiş.
okurken leylaları mecnun ları hatırlatıyor.
dramatik o kadarda manidar bir eser ismet amcamızın ellerinden öper daha yeni eserlere imza atması temennisiyle...

ERTUĞRUL NAMLI ANKARA [18/03/2008 21:45:41] (ID: #1635)
SELAMÜN ALEYKÜM ŞU MÜBAREK ĞÜNLERİN AREFESİNİN LEZETLERİNİ TATMAKTAYIZ.
BU GÜN ÇANAKKALE KUTLANIRKEN YARİN MÜSLÜMANLARIN BAYRAMLARI MÜBAREK KANDİL HER İKİ MUTLULĞU TÜRK MİLLETİ OLARAK İDRAKINI YAŞIYORUZ.
CEDDİMİZ ZORLU VE ÇETİN BİR SINAV YAŞARKEN ÇANAKKALEMİZDE DOST VE DÜŞMANLARA DESTANLAR YAZARAK RARİHLERİ DESTAN LAŞTIRIYORLARDI VE İKİYÜZ ELLİ ÜÇ BİN ŞEHİTLERİMİZLE ŞAVAŞ SONLANDI KAHBE DÜŞMANLARA DERSLERİNİ VERDİK.
ŞİMDİDE BÜTÜN KAHBELİKLERİYLE MEHMETÇİKLERE KURŞUN SIKAN HAİNLER TÜREDİ BU VATAN EVLADINA KURŞUN SIKAN KAHBELERDEN ÇETİN HESAPLAR SORULAÇAK O ĞÜNLER YAKINDIR.
BİZLERİDE YAKAN YAKIN ŞEHİTLERİMİZ BULUNMAKTADIR BİZİM AİLEMİZİN ŞEHİTLERİNİN ARKASINDA KOÇAMAN KÖKLÜ ÇINARLAR BULUNMAKTA BİR GÜN MUTLAK HESAPLARI DÜRÜLEÇEK TÜRKE KEFEN BİÇMENİN BEDELLERİNİ BU ÇAKALLARA ÖDETEÇEGİZ.
ANALARIMIZIN,BACILARIMIZIN GÖZÜNÜ YAŞLI YÜREKLERİNİ MARUL BIRAKMIYAÇAGIZ.
ALLAH TÜRK MİLLETİNİ KORUSUN VE YÜÇELTSİN
SUR İNŞAAT ANTALYA [18/03/2008 21:11:32] (ID: #1633)
BİZLERDE ÖNCELİKLE SUR İNŞAAT AİLESİ OLARAK İSLAM ALEMİNİN MÜBAREK KANDİLLERİNİ KUTLAR İNSANLIĞA HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERİZ.
KIYMETLİ İSMET AMCAMIZIN ELLERİNDEN ÖPERİZ.
GÜNEŞLER TEKSTİL [18/03/2008 21:09:15] (ID: #1632)
İSLAM ALEMİNİN KANDİLİNİ KUTLAR TÜM İNSANLIĞA MUTLULUKLAR GETİRMESİNİ HZ.ALLAH'DAN NİYAZ EDER.
İSMET AMCAMIZIN ELLERİNDEN ÖPERİZ.
KADIOĞLU EMLAK BORSASI ANTALYA [18/03/2008 21:06:28] (ID: #1631)
ÖNCELIKLE İSLAM ALEMİNİN MÜBAREK KANDİLİNİ KUTLAR HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERİZ.
İSMET AMCAMIZIN ŞİİRLERİNİ OKURKEN POZİTİF ENERJİ ALIYORUZ VE HER BİR ŞİİRLERİNDE AYRI BİR DÜNYA VAR.
MÜBAREK ELLERİNDEN ÖPERİZ...
ÖZGÜR DÜZ [18/03/2008 20:13:37] (ID: #1625)
ÖNCELİKLE SİZİ TEBRİK EDERİM HAKİKETEN YAPMIŞ OLDUNUZ KİTAPLARI EN İCTEN VE EN YÜREKLİ KALEMİZLE YAZDINIZ. allah c.c daha cok yaşam daha cok güc versin tüm ailenize ...ÖZ_ADAM.HOTELS İZMİR
SERKAN KARA [18/03/2008 20:04:00] (ID: #1624)
saygı değer dedemiz öncelikle yapmış oldunuz kitaptada bi hayatınızdan gecen güzel sözlerinizle ve adeta icinizden gecen tüm duygularınızla fikirlerizle yaşam tarzınızla sizi tebrik eder bütün ailenize uzun ömür diller allah c.c emanet olunuz. sevgiler s.kara:ANTALYA_MERKEZ
enver öztürk [18/03/2008 16:51:13] (ID: #1615)
Sivas'ın güzide şairlerinden, Aşık İsmeti (Abdulkadir Namlı)'nın son eseri "Kapı Güzeli" nin ikinci baskısı, nefes almadan okunan bir kitap. Allah kendisinden razı olsun. Aşık ne demekmiş orada görüyorsunuz eseri okuyunca..
hasan tunça antalya serik [18/03/2008 12:53:37] (ID: #1609)
MÜRSEL NAMLI BİZİM KIZLA EVLENDİ DOLAYISIYLA BİZLERİN AKRABASI OLDULAR BÖYLE BİR SİVASLILARLA AKRABA OLMAKTAN GURUR DUYDUĞUMUZU İZAH ETMEK İSTERİZ BU VESİLEYLEDE İSMET BEYLE TANIŞTIK.
KENDİLERİNE KISA ZAMANDA ÇOK ISINDIK VE SAYDIK SEVDİK MUHTEREM BİR KİŞİLİK VAR.
BENİMDE YAŞIM 68 LERDE.
ALMANYADAN EMEKLİYİZ ANTALYADA İKAMET ETMEKTEYİZ
BİZİMDE ĞENİŞ BİR AKRABALAR VAR SİVASA SELAMLAR.
İSMET BEYİ ANTALYADADA GÖRMEK İSTERİZ.

plaspen antalya [18/03/2008 12:44:36] (ID: #1608)
ismet amcamızın yeni eserini bir yudumda okuduk bizleri mutlu etti günümüzde bu kadar musumane temiz bir aşk olduğuna şahit olduk derlerya leyla ile meçnun aşkı okumadık ama bu damı böyle bir aşktı.
hz.allah uzun ömürler versin
fatih namlı ankara [18/03/2008 12:38:22] (ID: #1607)
sayın bizim antalya editörü 2008-03-18 10:38 nolu yoruma isim yazmayı unutmusuz fatih namlı ankara yazarsanız bizleri mutlu edersiniz.
kandilinizi kutluyoruz
mehmet tunça almanya [18/03/2008 10:44:16] (ID: #1603)
selamün aleyküm ismet namlı hakkında o kadar sözler ve yorumlar yazılmışki ben sadece mükemmel bir kişidir.
mübarek ellerinden öperim böyle bir namlı ailesi ferdi olmaktan gurur duyarız.
ana yurda hasretle selamlar
[18/03/2008 10:38:23] (ID: #1602)
önçelikle ismet namlı isminin ğeçtiği yerde bizler saygı ve hürmetimizden ayaga kalkarız o muazzam kişilik tarzı hiç bir zaman taviz vermez hep dik bir duruş serğiler.
bizim sivasta merkez ilbeyli köyler olarak 42 pare köyümüz bulunmaktadır.
hepimiz birbirimizle akrabayızdır.
bu köylerimizinde insanları dünyanın her bir yerine dağılmış çoğalmış nüfüs artmış ama bizler birbirimizden asla kopmayız.
ismet dedemizin mübarek ellerinden hürmetle öperiz.
muhterem merdan antalya [18/03/2008 10:29:01] (ID: #1601)
her güzel şiirle temas ettiğimde aklıma ismet namlı nın o güzel şiirleri gelir okudukça insanı içine alır hakikatler alemine götürür.
bizlere kul hakkından uzak kalmanın ve itina göstermenin önemini vurğular.
bizlerde hakikaten hakkımız olmayan ber maddeye tenezül etmeyiz bedenimizi yakar.
allah uzun sağlıklı ömürler ihsan etsin sayın aile büyüğümüz mübarek ellerinizden öperiz.

israfil hatip akdeniz üniverstesi [18/03/2008 10:22:29] (ID: #1600)
bizlerin muhterem aile büyüğümüz şiirliriyle ve o güzel sohbetleriyle bizlere yol gösteriçi olmuştur.
her sohbette islam,vatan,bayrak sevgisini bizlere konu olarak anlatmış kesinlikle bos konularla ilgilenmez bizlere kitap okuyarak ilim ile akıl dağırçığımızı doldurmanın nasihatlerini etmiştir.
mübarek ellerinden öper uzun ve sağlıklı bir ömür hz.allahtan dileriz.
bizim antalya sitesi böyle muhterem bir isim'den bahsettiği için kendilerine teşekkür ederiz.
namlı ailesi adına
MELAHAT KILIÇ ANTALYA [18/03/2008 10:16:01] (ID: #1599)
ÖNÇELİKLE KANDİLİMİZ İSLAM ALEMİNE HAYIRLAR GETİRMESİ TEMENNİSİ İLE KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN.
İSMET DEDEMİZ BİZİMKİLERİN ANLATTIKLARI GİBİ MÜSTESNA BİR İNSANDIR.
BİR ÇOK ESERE İMZA ATMIŞ VE TOPLUMDA BÜYÜK KARİYER YAPMIŞTIR.
HER ZAMAN VE HER MEKANDA ZOR ŞARTLAR BİLE OLSA HAKLININ VE HAK'KIN YANINDA OLUR ÖYLE MUAZZAM BİR YAPISI VARDIR.
YÜCE ALLAH UZUN ÖMÜR VE YOLUNU AÇIK ETSİN.
ahmet tekin bilgisayar müh.antalya [18/03/2008 00:20:38] (ID: #1596)
ismet amcamızın ülkemize edebiyat dalındaki katkılarından dolayı başarısını kutlar.
şahsına uzun ömürler mevlamızdan temenni ederiz.
hüseyin kılıç sivas [18/03/2008 00:16:33] (ID: #1595)
dayımızın mübarek ellerinden öper islam aleminin kandilini kutlarız.
imsa mermer inş.taah.tur.san.antalya [18/03/2008 00:15:17] (ID: #1594)
aşık ismeti ve kapı güzeli edebiyat dünyamıza renk katmıştır.
kendilerinin şahsını kutlar esenlikler dileriz.
ayrıca islam aleminin kandilini tebrik ederiz.
mustafa kılıç [18/03/2008 00:09:45] (ID: #1592)
değerli gönül dostu güzel insan eserleriniz bize yol gösteren ve ışık tutan pusula olmuştur.
daha niçe eserler yüce allahtan dileriz ellerinizden öperim.
zeynel tokgöz sivas [18/03/2008 00:06:17] (ID: #1591)
muhterem eniştemiz anadolumuzun önemli şahsiyetlerinden birisidir.
kendilerinin yeni eserlerinin devamını yüce allah tan niyaz ederiz.
mübarek ellerinden öperiz.
sevim çalışkan sivas [18/03/2008 00:02:37] (ID: #1590)
örnek insan bizlerin can babası manevi hayata önem veren bizleri güzel ahlakla yetiştiren mazlumları koruyan zalime meydan okuyan dev yürekli insan.
nurlu ellerinizden öperim.
allaha emanet olunuz
eyüp tokgöz sivas [17/03/2008 23:57:32] (ID: #1589)
eniştemizin mübarek ellerinden öper yeni eserler cıkarmasını cani ğönülden arzu ederiz.
anadolumuzun muhterem insanı.
neşe namlı sivas [17/03/2008 23:54:33] (ID: #1588)
amcamızın mübarek ellerinden hürmetle öperiz.
daha yeni eserler çıkarmasını allah c.c. niyaz ederiz.
nigar namlı istanbul [17/03/2008 23:52:38] (ID: #1587)
aile büyüğümüz biriçik babamız ismet namlıya şükranlarımızı sunar.
mübarek nurlu ellerinden öperiz.
islam aleminin kandili kutlu olsun.
zeki namlı sivas [17/03/2008 23:49:29] (ID: #1586)
amcamızın mübarek ellerinden öper uzun bir ömür yüce allahtan dileriz saygılarımızla.
zafer namlı [17/03/2008 23:47:58] (ID: #1585)
amcamıza sonsuz sevgiler ve selamlar türk ve islam aleminin kandilini kutlar aile büyüğümüz ismet amcamızın mübarek ellerinden öperiz.
türkan namlı sivas [17/03/2008 23:45:56] (ID: #1584)
amcamızı hürmetle selamlıyoruz ve islam aleminin mübarek kandilini kutluyoruz.
amcamıza yüce allahtan uzun ömürler dileriz.
allaha emenet olunuz.

senem selvi sivas [17/03/2008 22:59:51] (ID: #1581)
islam alemini kandilini kutlar dünya müslümanlarını biran önce huzura kavuşmasını diler,
ismet babamızın mübarek nurlı ellerinden öperiz
semih merdan sivas [17/03/2008 22:57:00] (ID: #1580)
bende islam aleminin mübarek kandilini kutluyor.
ismet dedemizin hürmetle ellerinden öpüyoruz.
allah yardımcımız olsun
fatma namlı kayseri [17/03/2008 22:54:56] (ID: #1579)
islam aleminin kandilinin yeryüzüne barış ve huzur getirmesini dünya müslümanlarına yönelik akıtılan kanların bir son olması dilekleri ile yüce allahtan dileriz.
kıymetli babamızın mübarek ellerini öperiz.

yusuf namlı kayseri [17/03/2008 22:49:43] (ID: #1578)
selamün aleyküm islam aleminin mübarek kandilini kutlar dünya müslümanlarına iyilikler ğetimesini niyaz ede.
dedemizin mübarek ellerinden öperiz.
nida namlı karşıyaka sivas [17/03/2008 22:45:48] (ID: #1577)
bizlerde önçe mübarek islam aleminin kandilini kutlar islam alemine hayırlara vesile olmnasını hz.allahtan niyaz ederiz.
değerli namlı ailesinin muhterem insanı ismet namlı'ya uzun ömürler dileriz.
bizim antalya sitesinede başarılar artık bu site dünyanın her yerinden izlenir
sevgi selvi sivas [17/03/2008 22:40:16] (ID: #1576)
kandilimiz islam alemine hayırlara vesile olsun.
konu babamız olunca msn den bildirdiler bzide memnuniyetle bizim antalya sitesine yorum yazmaya başladık her namlı ferdinin bilğisi olursa yüzlerce yorumlar yazılaçağı kanati taşımaktayız.
zira konu babamız olunca akan sular durur koçaman bir sülalenin dev bir çınar ağaçıdır.
dallanmış bol meyveli koça cınar olmuş.
allah uzun ömürler versin.
vatani ğörevlerinde bulunan evlatlarımızı yüce allah korusun


emine selvi cumhuriyet üniverstesi [17/03/2008 22:31:46] (ID: #1574)
ismeti temizliktir bütün güzellikleri şiir leriyle bir bütünlük içindedir.
o güzel şiirlerin mısraları ve dizeleri insanlara hak sevğisini anlatmaktadır milli,dini destansı şiirleride bulunmaktadır.
allah uzun ömürler versin
zafer namlı sivas [17/03/2008 22:25:29] (ID: #1573)
namlı ailesinin muhterem büyüğümüz amcamız ismet namlı ne kadar övülse az dır onun bir hayat tarzı vardır o inancı gereği yaşar hakkın yanındadır batılı karanlık zihniyetleri sevmez.
dolayısıylada bizlerde sevmeyiz.
bizim antalya sitesine sivas'tan selamlar
duran kılıç antalya [17/03/2008 22:18:43] (ID: #1572)
aile büyüğümüz ismet namlı bizler için tarifi imkansız ender bir aile büyüğümüzdü.
bizlere manevi bir çığır açmıştır bizlerde onun manevi izindeyiz.
hz.allah c.c. yardımcımız olsun
züleyha kılıç antalya [17/03/2008 21:59:59] (ID: #1571)
bizlere iyilikler öğretti insan olmanın yüce faziletini anlattı yol gösteriçimiz oldu bizlerde vatan için askerler yetiştirdik ve vatana yolladık.
çanakkalemizin kurtuluş günü olan bu muhteşem şavaşımızıda yad ediyoruz.
şehitlerimizin ruhlarına fatihalar okuyoryz.
babamıza yüce allahtan uzun ömürler dileriz..
nusret merdan antalya [17/03/2008 21:55:19] (ID: #1570)
kıymetli namlı ailesinin büyüğü ismet namlı'ya sonsuz hürmetlerimizi sunarız.
hayatımızda bir çok ilkeleri ondan öğrendik bizlere hep iyi olmanın yolunu gösterdi bizlere ışık tuttu hürmetle mübarek ellerinden öperiz.
rahman yardımcımız olsun
nurullah akbulut istanbul [17/03/2008 21:10:11] (ID: #1568)
namlı ailesinin değerli büyüğümüz bizlere manevi önderlik yaptınız hakikatleri ahiret ve dünyanın ğerçeklerini öğrettiniz...
insan'a insan gibi değer vermeyi zalimin karşısında sert durmayı mazlumada iyi davranılmasını öğrettiniz...
allah uzun ömür yolunuz açık olsun...
selamün aleyküm.
erdoğan çalışkan sivas [17/03/2008 20:17:49] (ID: #1564)
yüksek şahsiyet sahibi namlı ailesinin değerli büyüğü şair ve yazar ismet namlı...
bütün namlı ailesini breyleri gibi bizde baba'mıza biyat etmiş insanlarız...
yüce rahman'dan uzun bir ömür dileriz saygilarımızla...
yagup yuvacı sivas menekşe ekmek fap sah. [17/03/2008 20:12:05] (ID: #1561)
namlı ailemizin çok muhterem insanı bizler sizleri örnek aldık sizlerin öğütleri ve nasihatları bizlere yol gösteriçisi oldu sizler bizler için lider,mürşit aile büyüğümüz sünüz...,
yüce allah c.c. uzun ömür versin...
hayati akbulut istanbul [17/03/2008 20:05:07] (ID: #1560)
kıymetli aile büyüğümüz ender insan büyük babamız muhterem insan namlı ailesinin fertlerinin biriçik dedesi ismet namlı yeni kitabınız vatana ve milletimize hayırlara vesile olsun yüce allah uzun ömür versin yolunuz acık olsun efendim..
namlı ailesinin her ferdi bu vatanın hazır askeri saygılarımızla...
deniz namlı antalya [17/03/2008 12:44:43] (ID: #1550)
çok muhterem namlı ailesinin bir antalyalı gelinleri olmaktan ğurur duymaktayım.
ismeti ismi kadar pak fikirleri kadar nur yüzlü onu tanıdıktan sonra bir çok doğruları yaşantılarında ve kitaplarında öğrendik.
oğlu mürsel namlı da bizim cocuklarda her biri birer yetişkin oğlumuzun birinin yeni vatani görevini tamamladı arkasından gün sayan diğer oglumuz var bu vatan için her zaman ve her mekanda evlatlarımız hazır askerdir biz babamız ismet namlı'dan bu vatan,iman sevgisini öğrenmiş bulunmaktayız.
yüce allahımız uzun bir ömür nasip etsin

mücahit akbulut istanbul [17/03/2008 12:37:26] (ID: #1549)
selamün aleyküm bizlerinde dediği gibi konu ismet dedemiz olunca akan sular durur namlı ailesinin yüzlerce fertlerinden birisi olarak her birimiz ismet dedemiz için özel insanlarızdır.
bizde çok muhterem insan ailemizin baş tacı dedemiz için yapmayacagımız fedakarlık yoktur.
bizim antalya sitesinide bu gün bu vesile ile öğrenmiş ve tanışmış bulunuyoruz.
binlerce namlı ailesinin fertlerine bilgi vermek suretiyle sizin sitenizi tanıtacagız inşallah.
allaha emanet olunuz..
hilal selvi sivas [17/03/2008 12:18:04] (ID: #1548)
ismet dedemizin mübarek ve nurlu ellerinden öper.
yüce allahımızdan sağlıklı ve uzun bir ömür dileriz.
bizim antalya sitenizin büyüklerimizin dediği gibi takpcisi olcağız saygılarımızla..
hamdi kılıç antalya [17/03/2008 12:14:50] (ID: #1547)
dağerli aile büyüğümüz ismet namlı insanlıkla bizleri bezemiş imani hakikatlerini bizlere öğretmiş ve davasında'da taviz vermeyen yürekli o kadarda duygusal bir insandır
mübarek ve bereketli ellerinden öperim..
bizim antalya sitesinide tanımış olduk takipcisiyiz yolunuz ve gönlünüz acık olsun...
yük.mak.müh.nadir namlı kayseri [17/03/2008 12:10:18] (ID: #1546)
konu değerli büyüğümüz bizlerin babası olunca akan sular bizim için durur hakikaten bizlere anlatayamayacagımız.
güzelliklerle bezemiştir güzel ahlaka ve vatan,bayrak sevgisi onun için çok önem arz etmektedir.
dolayısıylada bizlerin şahsınıda bu sevgi meziyetleriyle donattırmıştır.
kıymetli aziz insan muhterem büyüğümüzün mübarek ellerini hürmet ve muhabbetle öperiz...
ekrem çalışkan sivas [17/03/2008 12:03:29] (ID: #1545)
selamün aleyküm bizim antalya sitesi sivasımızdan kucak dolusu rahmanın,rahmeti ve bereketleri müslümanların üzerine olsun.
ismet dedemiz konusu geçince gerisi teferruattır deriz o kadar nadide ve bizler için önem teşkil etmektedir.
ne mutluki şahsım'DA NAMLI AİLESİNİN BİR FERDİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ...
İSMET NAMLI DEDDEMİZİN MÜBAREK ELLERİNDEN ÖPERİM.
adem çalışkan tükmenistan üniverstesi öğretim üyesi [17/03/2008 11:57:55] (ID: #1544)
ana vatana selamlar dedemiz bizler için bir pusuladır.
hz allah sağlıklı uzun bir ömür verisin..
bizim antalya sitesinede ayrıcı şükranlarımızı sunarız.
bizlerde sizin sitenizin türkmenistan'dan takipciniz olacağız saygılarımızla...
derya namlı antalya [17/03/2008 11:53:31] (ID: #1543)
yüksek ahlak sahibi bir yapısı vardır dedemizin.
dolayısıyla bizlerede nasihatı doğruluklardan ve kutsal değerlerinizden ödün vermeyin'der.
ismet dedemizin mübarek ellerinden hürmetle öperiz.
bizim antalya sitesinede yayın hayatında başarılarının devamını yüce allahtan niyaz ederiz.
saygılarımızla

sinan merdan sivas [17/03/2008 11:49:16] (ID: #1542)
bizim antalya sitesinde dedemizin haberi cıktınğını dayımızın oğlu seyithan bizlere msn neyle bildirdi bizlerde namlı ailesinin fertleri olarak dedemizi yorum yazıyoruz..
bizler için çok değer taşımaktadır ismet dedemiz onun nurlu mübarek ellerinden öperiz
bekir selvi sivas [17/03/2008 11:43:28] (ID: #1541)
aile büyüğümüz bizlerin dedesi güzel insan bizlerinde dediği gibi allah,vatan sevgisi namlı ailesinde önde gelen faktörlerder birisidir.
bende terhis olalı 30 gün olmadı...
çağrılırsam vatan için bir daha göreve gitmeye hazırız...
ismet dedemizin mübarek ellerinden öpüyoruz..
rahman uzun sağlıklı bir ömür versin.

seyithan namlı antalya [17/03/2008 11:39:01] (ID: #1540)
kocaman namlı ailesinin aile büyüğü kıymetli dedemiz bizleri ahmet'in dediği gibi allah, vatan,bayrak sevgisiyle yetiştirmiştir.
dolayısıyla yetkililer bilir her seferinde namlı ailesinin bu kutsal vatanı bekleyen üc,beş mehmehçiği vardır.
bizlerde gitmek için gün saymaktayız.
böyle yüksek değer sahibi ve bilgili bir dedemiz olduğundun doluyı bizler namlı ailesinin birer fertleri olarak çok mutluyuz..
babamız mürsel namlı dediği gibi hz.allah c.c. aziz ve şanlı milletemizi korusun ve yüceltsin.
dedemizinde mübarek ellerinden öperiz

ahmet namlı kayseri [17/03/2008 11:32:19] (ID: #1539)
öncelikle bizim antalya sitesine teşekkürler ediyoruz...
ismet dedemiz bir tanedir bizleri allah ve vatan sevegisiyle yetiştirmiştir...
hz.allah ömrünü uzun yolunu açık etsin
samet merdan sivas [17/03/2008 11:29:41] (ID: #1538)
ismet dedemize hz.allahtan uzun bir ömür diliyoruz...
bizim antalya sitesinede sivastan selamlar..

ENGİN NAMLI ZONGULDAK [16/03/2008 23:38:47] (ID: #1532)
İSMET DEDEMİZİN YENİ ESERİNİ BİR YUDUM'DA OKUDUM HARİKA BİR ESER..
AYRICA BİZLERE ZONGULDAKTAN BİLE OKUMA FIRSATI SUNAN BİZİM ANTALYA SİTESİNE MİNNETTARIZ...
ZONGULDAK'TAN SELAMLAR...