|
|
Sevgili Doktorumuz Yerel Seçimlerle Birlikte Uzun sayılacak bir ayrılığımız olmuştu.Seçime saatler kala biz farklı ama gündemde olan hayatımızı etkileyen bir konu üzerinde hasbihal edeceğiz.
Sayın Doktorumuza Ekonomik kriz diyoruz ve sözü ona bırakıyoruz….
Ansiklopedik bir parağraf ile başlayalım dedim.…
“1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, 1929'da başlayan (etkilerini ancak 1930 yılının sonlarında tam anlamıyla hissettiren) ve 1930'lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir. Buhran, Kuzey Amerika ve Avrupa'yı merkez almasına rağmen, dünyanın geri kalanında da (özellikle de sanayileşmiş ülkelerde) yıkıcı etkiler yaratmıştır.
Büyük Bunalım en çok sanayileşmiş şehirleri vurmuş, bu kentlerde bir işsizler ve evsizler ordusu yaratmıştır. Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş; tarım ürünü fiyatlarındaki %40-60'lık düşüş, çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir.[1] Talebin beklenmedik düzeyde düşmesi nedeniyle madencilik alanı buhranın en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur. Büyük Bunalım farklı ülkelerde farklı tarihlerde sona ermiştir.”
Tam 80 yıl önce böyleymiş… Bu gün durum nasıl?
Hiç kimse almıyor-satmıyor, bekliyor… Üretilen domastes beklemez ki…
Fabrikalar üretti, satılmıyor bekliyor… Borçlar ödenmiyor - ödenemiyor bekliyor…
Alcaklılar para gelmiyor diyorlar, kendi borçlarını ödemiyorlar, ödeyemiyorlar… Bekliyor bütün dünya …. Bu ekonomik kriz nasıl geçer diye… Sanki nisan yağmuru gibi… kısacık sürüp geçecek diye sabırla beklemeye çalışıyorlar… Bu arada üretim - satış - paranın geri dönüş zinciri bozulduğu için dayanamayan ve tasfiye edilen iş yerleri… Bir taraftan da kriz telalığı yaparak krize destek veren tüm dünya medyası ve ulusal medyamız… Herkes tedirgin bir bekleyiş içinde…
Tablo bu…
Bütün dünya adeta debeleniyor ve çıkış arıyor. Ben de ne yapılabilir diye fikir yürütmeye çalışıyorum.. doktor kafamla …
Öğrencilik yıllarımda kahve kültürüm pek yeterli değildi, malum tıp tahsili…
Ama az da olsa tavlayla ilgilendim… o kadar…
Bildiğiniz gibi, tavlada taşlar karşılıklı dizilir, zarlar atılır, ve taşlar bir tarafa toplandığı zaman oyun biter…
Evet .. Dünyadaki ekonomik sistem de bir an için tavla oyununa benzetebiliriz. Paralar bir yerlerde, hatta beklide bir tek yerde toplandı, oyun bitti… Taşlar dönmüyor, yani paralar dönmüyor ve ekonomik kriz başladı.
Basında İsviçre’deki finans kesiminin krizde etkili olduğu yazıldı çizildi, bilemiyorum…
Ekonomik krizde birçok faktörler tabiî ki etkili… Ancak kabaca bakıldığında, krizin asıl sebebi, tüm dünyada tüketici kesimin alım gücünün düşmesi olduğu görülüyor. İhracatcı malını satamıyor , karşıdaki müşteri alamıyor, vb…
Bunun sebebi ise, kaptalin bir yerde toplanması ve tekrar dağıtılmamasıdır…
Dünyada 1930 yılında benzer bir krizin yaşandığını okuyoruz. Ancak bu ekonomik krizi ekonomi tarihçileri gözüyle tartışılmadı, sadece birkaç televizyon programında ikinci dünya savaşının asıl sebebinin 1930 ekonomik krizi olduğu söylenildi geçildi.
Eğer bu yorum hakikaten doğruysa, dünya bir 3. savaşa doğru gidiyor demektir ki, bunu hiç düşünmek istemiyorum… Süratle bir çözüm bulunması gerekir.
Çözüm ne olabilir?
Vatikan bir görüş açıkladı… Bankacılıkta faiz yerine, kar - zarar ortaklığı, yani, İslami bankacılık şekli… Dünya şaşırdı, ama tartışıyor.
Tüketicinin alım gücünün artırılması için, ücretlerinden başka gelirleri olmayan, sabit gelirli kitlenin refah payının yükseltilmesi çalışmaları… Yani maaşlara zam.. Geçmişte enflasyonist baskısı görüldü, ancak Refah-Yol hükümeti zamanında yapılan maaş zamları üretimi de canlandırmış ve enflasyon düşmüştü.
Tüketici ve sabit gelirli devlet memurlarına ve asgari ücretle çalıştığı belirlenen kitleye 300- 400 Tl gibi paralar vermek yerine, 20 şerli banknotlar şeklinde Tüketici Kuponlarının dağıtılması, yani, maaşlara zam yapmadan 3 ay içinde harcanması mecburi kuponların dağıtılması, durmuş olan ekonomiye belki bir marş motoru görevini görebilir. Tabii depoda benzin kaldıysa.. Son aylarda kriz endişesiyle insanların tasarruf etmeye kaydığı görülmektedir. Para dağıtılırsa, verilen nakit paralar yine bankalara atılır, harcanmaz. Dolayısıyla dağıtılan paralar harcanmayacağı için de hedefe varmaz.
Mevcut bankacılık sistemi içinde tüketicilere harcama ve geri ödeme kolaylıklarının sağlanması ki, bu da ;
-Bankaların, üretime yönelik yatırım yapması, yani, iş yerleri ve üreten fabrikalar kurması,
- Tüketicilere de çok uzun vadeli çok düşük faizli kredilerin dağıtılması, geçmişte emlak ve kredi bankası eliyle 20 yıl vadeli kredilerle gayrimenkuller finanse edilmişti..
Diğer yandan , yeniden her sektörde, hammadde ve işçilik dahil, tümüyle yerli mallar için, 1934 de olduğu gibi Türkofis gibi kurumların oluşturulması … Bu konu istismara çok açıktır. İthal edilen mallarla ilgili başka tedbir düşünülürken döviz kaybı olmayacak şekilde bir düzenlenmenin yapılması gerekmektedir.
Esnafa ek krediler sağlanması belki esnafı rahatlatır 2-3 senedinin ödenmesi belki mümkün olabilir, ancak tüketici alamadığı için çark yine tıkanır.
Ekonomik kriz çığırtkanlığının durmasını sağlamak … vs…
Dünya ne söylerse söylesin… Eğer 1930 ekonomik krizi 2. dünya savaşını hazırlamış ve çıkartmışsa, bu ekonomik kriz de 3. dünya savaşına sebeb olursa, hiç kimsenin ne ideolojisi kalır ne de kapitali…
Finans kuruluşlarının ellerindeki birikmiş, kapitallerinin de bir önemi kalmaz… Çünkü o kaynak da kendisini muafaza edemez, o kargaşada kimi neyin beklediğini kimse kestiremez.
Tedbir almak için geç kalmamak lazım. Her geçen gün kriz derinleşiyor, teğet geçmiyor, bundan sonra yavaş yavaş delip geçeceğe benziyor…
Tedbir için geç kalmamak lazım.
|

 Nakliyede kriz bitti, kamyon satışları zirvede
 Usta Kalem Cevat ALP yazdı...
 Restaurant açılışında Kumluca protokolü bir araya geldi...
 Halk Ekmek 3 yaşında
 Zanlılar Adliye ye sevkedildi
|