Bir kenti marka yapan şeyler vardır.Hiç şüphesiz ki bunlardan birisi de o kentte yapılan festivallerdir.Geçtiğimiz yıl sekiz milyon yabancı turistin ziyaret ettiği kentimizi daha geniş kitlelere tanıtabilmek için festivallerin ne kadar önemli olduğu konusunda ezici bir çoğunluğun mutabakat sağlayacağını sanıyorum.
Aslında bir kentin markalaşması yolunda yolunda belli kabul ve kaliteyi yakalamış festivallerin turist sayısından ziyade gelen turistin kalitesine etki sağlayacağına inanıyorum.Yıllardır her şey dahil sisteminden şikayetçiyiz.Siz parası olan turisti getiremiyorsanız,kendi ülkesinin fakir insanlarına ; her şey dahil denen,yok pahasına verdiğiniz hizmetle mahkum olursunuz.
Onun için festivaller,kongre merkezi hüviyeti kazanmak,Dünya Ralli Şampiyonasının veya Formula 1’in bir ayağına ev sahipliği yapmak gibi etkinlikler, gelen turist sayısından öte bu tür etkinlikleri takip eden kitlenin profilinin yüksek olması nedeniyle ülkemizde harcanan ve cebimize kalan para yönünden büyük katkı sağlar.
Antalya’nın yıllar içinde ülkemizde tanınmış ve yakın zamanda uluslar arası nitelik kazanmış Altın Portakal Film Festivali yukarıda saydığım etkinliklerden sayılabilir.Aslında yapılan organizasyon ne kadar verimli ve başarılı olduğunu akşama kadar tartışmamız da olası.
Buradan bir tartışma konusu açmak niyetinde değilim.
Gelmek istediğim nokta 16-17-18 mayıs tarihleri arasında yapılacak olan 4.Antalya Çiçek Festivali.
Küçük bir kıvılcımla başlayan bu etkinliğin önümüzdeki süreç içinde büyüyerek,uluslar arası bir nitelik kazanması gerektiğinin altını çizmekte yarar görüyorum.
Barış,kardeşlik ve sevgi duygularına tavan yaptıran çiçeğin davetine yerli-yabancı hiç kimsenin karşı koyabileceğini de düşünmüyorum.
Süreç içinde kentimizi ve ülkemizi tanıtma yolunda çok büyük katkılar koyacağına inandığım bu etkinlikle ilgili tek endişem,kitlelerin ilgisini çekmesi ve prim yapması ile siyasi şov aracı haline getirilmesi.
Gerçi bu güne kadar siyaset ve siyasilere, sektör bazında mesafeli durmayı başarmış kesme çiçek sektörü temsilcilerinin bu duruşlarını gelecek yıllarda da sürdüreceklerine yürekten inanıyorum.Ancak tarihe not düşmek adına bu noktanın altını çizmekte yarar görüyorum.
Antalya Ticaret Borsası,Kesme Çiçek İhracatçıları Birliği ve Antalya Çiçekçiler Odasının ilk ateşini yaktığı Çiçek Festivalinin,Antalya’lıların göstereceği ilgi ile daha da güçleneceğini ifade etmek isterim.
Bu bağlamda hepimizin üzerine büyük görev düşüyor.İlk etapta yerel,ulusal ve hatta uluslar arası basınında bu etkinliğin yeterince tanıtılması gerek.Onun içinde geniş halk kitlelerinin Çiçek Festivali çerçevesinde yapılacak tüm etkinliklere katılımları şart.
Hepimizi bir Antalya lı olarak 16 mayıs tarihinde başlayacak olan Çiçek Festivaline aktif katılmaya çağırıyorum.
Önce Antalyalıyı çiçekle buluşturup barıştıralım.Sonrada ülkemiz ve yurtdışından gelecek misafirleri.Yakılan ve her geçeN gün büyüyen bu çoban ateşine bir odunda biz atalım. Çorbada hepimizin tuzu bulunsun.
Sağlıcakla kalın….
Hakan Çırak
Bu yazıya yorum yazın:
(Hakaret içeren, TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan (örneğin reklam gibi) yorumlar yayımlanmaz. Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.)