07 Ocak 2009 Çarşamba
Ana Sayfa
Son Dakika
Güncel
Turizm
Ekonomi
Siyaset
Sağlık
Yerel Yönetimler
Eğitim Kültür Sanat
Spor
Bilim & Teknoloji
Günün İçinden
Röportaj
Video İzle
ARŞİV
 
[ Gelişmiş Arama ]

En Çok Okunan Haberler
Kim nerede birinci çıktı
Kimseye Yüzümüzü Dönmeyiz
Kemer'de AİDS Paniği
İl Teşkilatı Miting'de
Ak Parti MYK toplantıda
Polis MOİL'de arama yapıyor
Destek haberi yalanlandı
En Çok Okunan
Köşe Yazıları
Menderes Türel'in trenleri
UYAN TÜRKİYE
Kürtçe Televizyon Ve Özal
SEÇİM VE TÜRK ANTALYA
Müslüman’sa öldürün
Şimdi de mülakat
Sevsinler senin tepkini
    Linkler
Antalya Barosu
Antalya Valiliği
Antalyalı Erzincanlılar
Asat Borç
Atatürk Devlet Hastanesi
ATSO
Devlet Hastanesi Randevu
E-Türkiye
Emlak
Emniyet Müdürlüğü
haberdem.com
İl Özel İdaresi
İzmir 2. El Satılık İlanları
İzmir'de Eğlencenin Adresi
Kimlik No
Madencilerin Sitesi
Namaz Vakti
Oyuncak Alsak
Tedaş Borç Sorgulama
Toptancı Hal Fiyatları
Vergi No Sorgulama
Mevsimsel hastalıklara dikkat!

2008-12-01
16:40
2008-12-01 16:40  
Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı KBB Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Arslan'a kulak verin

Mevsimsel hastalıklar üzerine görüştüğümüz Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Arslan, son günlerde vatandaşların sıkça karşılaştığı hastalıkların nedenlerini ve gereken tedavi yöntemlerini anlattı.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu nedir?
Sonbahar kış mevsimlerinde üst solunum yolları enfeksiyonlarında önemli bir artış gözlenmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında en çok etkin olan faktörler, virüslerdir. Ayrıca, virüslerin zayıf düşürdüğü bünyelerde, diğer bakteriyel ajanlarda sorumlu olabilirler. En çok bildiğimiz, nezle, grip, daha sonra bunların neden olabileceği sinüzitler, bademcik iltihapları, orta kulak iltihapları, larenjitler, giderek alt solunum yollarına doğru ilerler.

Mevsimin bulaşmada ki rolü nedir?
Bulunduğumuz sonbahar kış mevsimi bulaşmada önemli bir rol oynar. Kapalı mekanlarda bulunulması, herkesin bir arada olması, enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden olur. Ayrıca sigara içilmiş kapalı ortamlar, toplu taşıma araçlarının daha sık kullanılması, bunlar da enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırır.

Risk grupları neler?
Kişisel faktörler çok önemlidir. Bünyenizde doğuştan gelen bir takım özellikleriniz varsa, alerjik yapınız, ya da anatomik bir takım anomalileriniz varsa, mesela burun kemiğinizde eğrilik varsa devamlı ağızdan nefes alıp vermek gibi... Bunlar enfeksiyona yakalanmanızı kolaylaştırır. Ayrıca, eğer sigara içiyorsanız, düzensiz bir yaşantınız varsa, risk faktörleri artıyor demektir. Uykunuz bozuksa, yemek düzeniniz bozuksa, stres faktörü de üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmayı son derece artıran faktörlerden biridir. Onu da gözardı etmemek lazım. Yani, stresi yüksek kişiler, diğer kişilere göre daha sık enfeksiyonlara yakalanabilir.

Nasıl konulur?
Düzgün yaşam, iyi beslenme, iyi dinlenme, spor yapma, vitamin alma... Gerçi vitamin almanın bilimsel olarak ya da araştırmayla ispatlanmış bir koruyuculuğu yoktur. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının hep solunum yoluyla bulaştığı düşünülür ama el yıkamak da bu tür enfeksiyonlardan korunmakta çok önemlidir.

Nezle ile grip arasında fark var mıdır?
Her zaman nezle ve grip karıştırılır. İkisi arasındaki fark; nezle, geniz yollarını tıkayan virütik bir enfeksiyondur. Bir de çok fazla ateş, kırıklık beklenmez. Grip daha geniş semptomludur. Ona yolaçan virüsler farklıdır. Ama gripte öksürük gibi altsolunum yollarını ilgilendiren diğer semptomlar, ateş, halsizlik, kırıklık olur. Genel bir hastalık hali ortaya çıkar. Tehlikesine gelince nezlede, altta bir takım yatkınlaştırıcı faktörler varsa, hastalık uzarsa, sinüzite ya da ortakulak iltihabına yolaçabilir. Gripte daha daha ziyade alt solunum yolu enfeksiyonları, zatürreye yol açabilir. Özellikle yaşlılarda risk artar. Gripte kronik sağlık sorunları olanlar, daha ağır hastalığı olan veya belli bir yaşın üstünde olan kişilerin daha iyi korunması lazımdır. Kronik sağlık sorunu olan kişilere aşı önerilir.

Bademcik neden alınır, alınmalı mıdır?
Bademciklerin alınması ile ilgili olarak ise yaşla alakalı çok katı bir kural yoktur. 2.5 yaşında da bademcik alınabilir. Önemli olan gerçekten alınmasının gerekip gerekmediğidir. Boğaz kültüründe beta mikrobunun çıkması ya da hergün anjin olması, bademcik ameliyatını gerekli kılmaz. Bir takım kriterler vardır. Mesela bir kış sezonu için eğer 4’ü 5’ü buluyorsa, en az 2-3 yıldır bu sıklıkta devam ediyorsa ameliyat önerebiliriz. Ya da beta mikrobu taşıyıcısıysa ameliyat önerebiliriz. Veya ek başka sorunu varsa, mesela konjental kalp hastalığı varsa, ya da bu bademcik enfeksiyonlarından biri sırasında bademcik apsesi geliştiyse, o zaman ameliyat önerilebilir. Ama her beta mikrobuyla bir ya da iki kere anjin geçirene ameliyat önermiyoruz. Bir de ailede tarama yapmak lazım. Belki anne baba, taşıyıcı olabilir. Onlara bakmak lazım. Önce tedavi, hiçbir çaresi kalmazsa ameliyat son tercih olarak yapılır.

Erişkinlerde sıkça neden boğaz enfeksiyonu yaşanır?
Erişkinler sık boğaz enfeksiyonu geçiriyorum dediği zaman ben biraz soru işaretiyle karşılıyorum Çünkü bir yığın problemler boğaz enfeksiyonu zannediliyor. Mesela kronik farenjit diye bir tanı var. Aslında kronik farenjit KBB kitaplarında enfeksiyon olarak geçmez. KBB polikliniklerinde en sık konulan teşhislerden biridir. Erişkinlerde özellikle mide sorunları, kronik boğaz yangılarına sebep olabilir. Mesela çok fazla bilinmeyen ama çok sık karşılaştığımız mideyle yemek borusu arasındaki kapakçıkta bir gevşeklik olması gibi özel bir rahatsızlık vardır. Buna gastroösefajial reflü denir. Gece derin uykuduykan, yediğiniz şeyler, hazmolmuş gıdalar, yemek borusundan yukarıya doğru taşar. Akciğerlere kadar gidip kronik öksürüklere, ağız kokusuna neden olabilir. Ve siz ateşiniz olmadan da devamlı boğaz ağrısı, kırıklık hissederek antibiyotik alırsınız şikayetleriniz düzeliyor gibi olur. Bir iki gün sonra tekrar boğazınız ağrır. Halbuki altındaki sorun farklıdır. Tabi, o zemin üzerinde enfeksiyon da gelişebilir, (devamlı tahriş olmuş mukozanın üzerinde) Antibiyotik aldığınız zaman ona iyi gelir. Ama esas sorun başkadır. Onu halletmeden problemden kurtulunmaz. Ayrıca burunda problem olabilir. Belki devam edince ağız solunumu yapıyor, onun için sık sık boğazı rahatsız oluyor olabilir.

Sinizüt hangi sıklıklarda görülür?
Sinüzitin görülme sıklığı çok fazladır. Nezle olduğunuz zaman, diyelim ki üç-dört gün geçti, temiz ve duru akıntı, sarı ve yeşile döndüğü zaman, başınız da ağrıyorsa, siz sinüzitsiniz. Yani hepimiz sık sık sinüzit geçiririz. Burada önemli olan geçmemesi, akut fazını atlatamayıp, kronikleşmesidir. Eğer, doğuştan gelen anatomik bir yatkınlığımız varsa, burun kemiğimiz eğriyse, burun içindeki dokular biraz iriyse, alerjiniz varsa, sigara içiyorsanız, genel durumunuz düşükse, atlattığınız sinüzitlerden birini atlatamayıp, bilinen kronik sinüzit enfeksiyonu haline dönebilirsiniz... Yoksa hepimiz defalarca sinüzit geçiririz. Sinüzitte ağrı dışında da belirtiler vardır. Mesela, çocuklarda sinüzit ağrı yapmaz, genellikle iyileşmeyen öksürükle kendini gösterir. Yani, alt solunum yolu enfeksiyonu, bronşit zannedilir. Antibiyotik verilir. Genellikle antibiyotiklerin süresi de kısa tutulduğu için, 5 gün, 1 hafta, iyileşiyor gibi olur. Arkadan tekrar öksürmeye başlar. Çocuk 1-1,5 ay öksürür, başka hiçbir belirti yoktur. Bir de anne dikkatliyse, sabah ağız kokusu farkedebilir. Bu şekilde ortaya çıkabilir. İlla başağrısı yapması büyüklerde de şart değil. Devamlı geniz akıntısı, kokulu akıntı, renkli balgam, devamlı öksürük, sinüzitin belirtilerindendir.

Sinizüt nasıl tedavi edilir?
Cerrahi her zaman medikal tedavinin cevap vermediği ya da zorlandığı yerlerde tercih edilmesi gerekir. Birkaç sinüsü birden ilgilendiren kistli, kronikleşmiş bir hadise söz konusuysa o zaman cerrahi düşünülmelidir. Eğer kronik sinüzit söz konusu ise antibiyotik tedavisi anlam ifade etmez. Üstelik sinüzitte antibiyotik tedavisi uzundur. Genellikle antibiyotiklerden korkulur ve çok kısa tutulur. 10-15 gün, hatta 20 gün süreyle antibiyotik kullanılması gerekebilir.

Bebekler neden tıkanıklık yaşar?
Bebeklerdeki tıkanıklık ile ilgili olarak ise şimdi sonbahar, kış mevsimi, büyük bir ihtimalle evlerin havası kurudur. O da bebeğin solunum problemini arttırır. Mümkün olduğu kadar odada rutubeti sağlamak lazım. Klasik yöntem buhar makinesiyle olabilir. Ama tabi her zaman bulunabilecek bir şey değil. Odada eğer soba varsa, sobanın üstünde mutlaka su, radyatör varsa üzerinde su bulunması lazım. Hatta tıkanıklığın fazla olduğu zaman, başka bir yerde, geniş ağızlı bir kapta kaynatacağınız suyu bebeğin odasında bulundurabilirsiniz. Yapabileceğiniz sadece serum fizyolojik damlatmak. Oda ısısında tuttuğunuz serumfizyolojiği bebeğin burnuna birer, ikişer damla damlatmaktır.

Orta kulak iltihabı nedir?
Özellikle çocuklar orta kulak iltihabında risk grubu içindedirler. Orta kulak iltihabı genelde çocuk yaşta görülen bir rahatsızlıktır. O da çocuklardaki, östaki borusunun anatomik özelliğinden dolayıdır. Geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında orta kulak iltihabına yakalanmak da olasıdır. Eğer anne ve babadan birisi daha önce sık orta kulak iltihabına yakalanıyorsa, yine genetik yatkınlık söz konusudur. Evde sigara içiliyorsa, bu riski arttırıyor. Yine çocuğun beslenmesi, normal yaşam düzeni, stresi, bunların hepsi etkin faktörlerdir.

Orta kulak iltihabı nasıl belli olur?
Belirtiler çocuklarda en fazla ağrı, büyüklerde ise ağrı ve dolgunluktur. Bir de nezle sırasında çocuklarda, büyüklerde burnu çok tıkandığı zaman genellikle sümkürür. Çocuklara sümkürmeyi öğretiriz. Çünkü normalde doğuşta hiç birimiz sümkürmeyi bilmeyiz. Onun için anne, baba, çocuğa, sümkür, hınkır, burnunu temizle der. Aslında bu çok yanlış bir harekettir. Çünkü sümkürmekle burun içindeki enfekte materyali basınçla östakiden orta kulağa göndeririz. Yani, orta kulak iltihabı olması için davetiye çıkartmış oluruz. Aslında fizyolojik olan çekip, yutma, her ne kadar kulağa hoş gelmese de. Çocuklara sümkürmeyi öğretmemek, büyüklerde eğer çok rahatsız olursa, basınçla sümkürmemeleri gerekir. Üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında korunma adına yapılabilecek en mantıklı yollardan biridir.

Orta kulak tedavisi nasıl yapılır?
Orta kulak iltihabı tedavisinde uygulanan yöntemler: Enfeksiyon, yani orta kulak iltihabı başladıysa, mutlaka antibiyotik kullanılır. Virütük kökenli olduğunu düşünsek bile, bir takım semptomatik ilaçlar, ödemi azaltıcı, ağrıyı azaltıcı, burnu açıcı, östakiyi açıcı diğer ilaçlarla birlikte uygulanır.

Tedavi süresi ne kadardır?
Orta kulak iltihabının tedavi süresi genelde, eğer komplike bir vaka değilse, nezlenin hemen arkasından başladıysa, beş-altı günde toparlar. Bir hafta süreyle ilaçlar kullanılır. Çocuklarda biraz daha dikkatli olmak lazım. Orta kulak iltihabının arkasından eğer yatkınlığı varsa, geniz eti mevcutsa ve normalden büyükse, orta kulakta sıvı meydana gelebilir.Seröz otitis media tanısıyla problem uzar. Bu çocuklar biraz daha yakın kontrol edilip, biraz daha tedavisi uzatılabilir.

Geniz eti problemleri ve enfeksiyonları nelerdir?
Çocuklardaki geniz eti problemi, gelişimlerini etkileyen bir etkendir. Geniz eti, aynı bademcik gibi bütün çocuklarda varolan bağışıklık sistemine ait bir dokudur. Geniz bademciğide denebilir. Önemli olan yani geniz etinin varlığı(Adenoid vejetasyon), yokluğu değil, çocuğun genzine oranla büyüklüğü ve problem çıkartıp çıkartmamasıdır. Bir grup çocukta bunu hiç hissetmezsiniz. Diğer grup çocukta, orta büyüklükte diyelim bir adenoit vardır. Her nezle, gripte tıkanır. Nezlesi, gribi uzun sürer ya da geçtikten sonra orta kulak iltihabı gelişirse biraz uzun sürer. Ama eninde sonunda tedaviye cevap verir. Kış mevsiminde biraz zorlanır, baharda, yazda rahat eder. Şimdi böyle vakalarda çok fazla bir şey yapmaya gerek yoktur, eğer tedavi ile toparlayabiliyorsa.
Buna bağlı olarak ikincil problemler gelişir. En sevmediğimiz şey, orta kulakta sıvı birikimidir. Eğer adenoit büyükse, beraberinde orta kulakta sıvı birikimi oluştuysa ve tedaviye cevap vermiyorsa, o zaman ameliyat kaçınılmazdır. Çünkü, orta kulak sıvı birikimine zamanında müdahale etmezseniz, ileride can sıkıcı bir takım sorunlara neden olabilir. Orada ameliyatı devreye sokmak lazım. İkinci bir grup, adenoit büyükse, tedaviye cevap vermeyen sinüs enfeksiyonu varsa, yine adenoiti almak lazım. Eğer bademcik ameliyatı oluyorsa, beraberinde adenoit varsa, çocuk uyumuşken, adenoit de alınır. Birini alıp, birini bırakmak söz konusu değildir. Ama tek başına geniz etine, sadece büyük, kulakta, sinüste sorun yoksa, cerrahi endikasyonumuz azalır. Eğer çok aşırı derecede uyku bozukluğu varsa, uyku apnesi oluyorsa, çocuğun gelişmesi geriliyorsa, Büyüme hormonu biliyorsunuz uykuda salgılanır. Çocuğunda sağlıklı bir uykuda olması gerekir. Bunu bozuyorsa, o zaman da tek başına adenoitin alınması düşünülebilir.

Enfeksiyonlardan nasıl korunulur ve nasıl beslenme yöntemi olmalıdır?
Enfeksiyonlardan korunmada beslenme: Bir defa düzgün beslenmeye özen göstermeliyiz. Yani, saatinde, muntazam, vücut ritmini bozmadan beslenmek gerekir. Mümkün olduğu kadar sağlıklı, katkı maddesi içermeyen gıdalarla, doğal sebze ve meyvelerle beslenmek, enfeksiyon riskini azaltır.

Bitkisel yöntemler nasıl olur?
Bitki çayları ile ilgili olarak bilimselliği kanıtlanmış olmamakla beraber kış mevsiminde kullanılan içecekler, bağışıklık sistemini güçlendirdiğine, direnci arttırdığına inanılıyor. Her şeyden önce vücuda ılık sıvı alımı artıyor. Mutlaka içlerinde hepsinin bir takım maddeler var. Zaten ilaçlar da bitkilerden yapıldığı ortada.

Korunmak için neler yapılmalı?
Korunmak için önce dinlenmek, iyi uyumak, iyi beslenmek, ellerimizi yıkamak kış mevsiminde, toplu yerlere girerken mümkün olduğu kadar dikkatli olmak, sigara, alkol ve stresten uzak kalmaya çalışmak gerekir. Hastalığın solunum yolu ile bulaşması nedeniyle, hasta kişilerin kapalı ortamlarda sağlıklı insanlarla birarada olması üst solunum yolu enfeksiyonunun etrafa yayılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle hastaların semptomatik oldukları dönemde iş veya okula gitmeleri uygun değildir. Büyük epidemiler sırasında hastaların kapalı ortamda sağlıklı insanlarla birarada bulunduğu, okul ve kışla gibi yerlerin geçici sürelerle kapatılması gerekebilir.
A-Aşı ile korunma: İnaktif aşı yıllık olarak sonbaharda uygulanırsa, 6 ay süre ile oldukça koruyucudur. Yeni geliştirilen nazal aşı ise henüz lisans aşamasındadır. Aşılama için hedef grupları:
1. 65 yaşın üzerindeki sağlıklı kişiler
2. Hangi yaşta olursa olsun, kronik hastalığı bulunan kişilere bakım veren merkezlerde kalanlar
3. Son bir yıl içerisinde hospitalizasyon veya tıbbi takip gerektirecek kadar ağır kronik kardiovasküler ve pulmoner enfeksiyonu olanlar.
4. Kronik metabolik hastalığı (diabet…), renal disfonksiyonu, anemisi, hemoglobinopatisi, immün disfonksiyonu veya astması olan yetişkin ve çocuklar
5. Yaşı 6 ay ile 18 yıl arasında değişen, uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar
6. İkinci veya üçüncü trimesteri influenza sezonuna gelen gebe kadınlar
7. İnfluenza komplikasyonu riskini artıran bir hastalığı bulunan kişiler.
8. Hastane ve bakımevlerinde çalışanlar
9. İnfluenzanın sık görüldüğü ve ağır seyrettiği hastalığı bulunan kişilerle aynı evde yaşayanlar.

Çocukluk yaş grubuna özel olarak baktığımızda; aşılanması önerilen çocukları özellikle şu şekilde sıralayabiliriz
1. Astma dahil, kronik pulmoner ve kardiovaskuler hastalığı bulunanlar
2. Bir önceki yıl içerisinde tıbbi takip veya hospitalizasyon gerektiren kronik metabolik ve renal hastalığı veya hemoglobinopatisi ve immün supresyonu bulunanlar
3. Uzun süreli aspirin tedavisi uygulananlar (Reye sendromu riski nedeni ile)
4. Yüksek riskli kişilerle aynı evde yaşayanlar.
- Aşılanmaması Gereken Kişiler: Yumurtaya, latekse veya timerosala karşı anafilaktik reaksiyonu olan ve Gullein-Barre sendromlu hastaların aşılanmamaları önerilir. Ayrıca akut ateşli enfeksiyonu olanların da hastalıkları geçinceye kadar aşılanmaması uygun olur.

-Uygulanma zamanı: Aşı uygulandıktan 1-2 hafta sonra korumaya başlar ve 6-12 ay süre ile koruyuculuk devam eder. Ülkemizde influenza kasım – nisan ayları arasında sık görüldüğünden, eylül ve ekim aylarında aşının uygulanmasında yarar vardır. Dokuz yaş altında ilk aşılamada bir ay ara ile iki doz şeklinde uygulanan aşının, yetişkinlere her yıl 0.5 ml, deltoid içerisine i.m. bir kez yapılması yeterlidir. Aşı 13 yaşın altında uygulanacaksa, split tipi (antijenitesi az) verilmelidir. Bu tipte febril reaksiyon şansı daha düşüktür. Ayrıca 3 yaşın altında 0.25 ml verilir. Kronik hasta ve yaşlı bakımevlerinde kitle aşılanması şeklinde programlar yapılmalı, risk grubundaki kişiler ise sonbahardaki bir kontrol sırasında aşılanmalıdır. Hastanede yatan riskli kişilerin taburcu olurken aşılanmasından bakımlarını yapan hekim sorumludur. Aşılamanın influenza mevsimi geçmeden bitirilmesi gerekir.

Koruyuculuk: Aşının koruyuculuğu oldukça iyidir. Ancak gerek virus hızlı antijenik yapı değiştirdiğinden, gerekse de influenza dışında birçok farklı virus benzer semptomlara neden olduğundan, aşılanmış kişiler hastalığı geçirebilir. Yine de bu kişilerdeki enfeksiyon aşılanmamış kişilere göre daha hafif seyretmektedir.

Yan Etkileri: İnfluenza aşısının en sık görülen yan etkisi aşının yapıldığı yerde 2 gün kadar sürebilen ağrıdır. Aşı canlı virus içermediğinden, influenzaya neden olmaz, ancak allerjik olaylar nedeniyle influenzaya benzeyen hafif semptomlar görülebilir.

Aşının Kompozisyonu: İnfluenza A virusunun aynı subtipi bile zaman içerisinde antijenik değişiklikler gösterdiğinden, bir suşla enfeksiyon veya aşılama aynı subtipin farklı suşlarında etkisiz olabilir. İnfluenza B virusu A’ya göre daha stabil antijenik yapıya sahip olmasına karşın, bu virusta da antijenik değişim söz konusudur. Bu nedenle toplumda o anda bulunan suşların aşının antijenik komponentlerini oluşturması gerekir. Aşıda iki influenza A virusu suşu ve bir influenza B virusu kullanılır. Uygulanan aşının o yıl için hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir.
B-İlaçla korunma: Günümüzde influenzaya karşı kullanılan iki ilaç vardır: Amantadine hydrochloride ve rimantadine hydrochloride. Bu ilaçlar tip A virusun replikasyon siklusunu bozar, tip B virusa karşı etkisizdir, mekanizma tam olarak bilinmemektedir. Amantadine ve rimantadine korunmada % 70-90 etkilidir. Antiviral ajanlar profilaktik kullanıldıklarında hastalığı önleyebilirler, ancak subklinik enfeksiyonu önleyemeyebileceklerinden, bazı kişilerde immün cevap gelişebilir ve subklinik enfeksiyon bu kişileri daha sonraki yıllarda benzer antijenik özellikteki viruslardan koruyabilir. Yüksek riskli kişilerin bulunduğu kurumlarda influenza A epidemisi ortaya çıktığında, aşının koruyucu etkisi 1-2 haftada başladığından, çocuklarda ise ilk aşılandıklarında aşının etkinliği için 6 hafta kadar süre gerektiğinden, enfeksiyonun yayılımını azaltmak için, mümkün olan en kısa sürede kemoprofilaksi başlanması düşünülebilir. Kemoprofilaksi aşısı olmayan bütün personele de uygulanmalıdır. Profilaksinin tam olarak etkin olması için, antiviral ilaç influenza aktivitesinin toplumda bulunduğu sürece, her gün verilmelidir. Amantadine ve rimantadine aşıya antikor cevabını bozmaz.



Bu habere yorum yazın:
Adınız ve Soyadınız:

Emailiniz:

Yorumunuz:


Ad, Soyad, Email bilgisi içermeyen, hakaret ve TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan yorumlar yayımlanmaz.
Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.
Yorumlar (Bu haber 1 kez yorumlanmıştır)
Çok faydalı bilgiler verilmiş. Doktorumuza teşekkür ediyorum.
2008-12-02 09:16   Ahmet Sert
    Diğer Başlıklar
16:18     Metropol hazırlığında olmalıyız
17:04     Eğitimde Promosyon Olmaz
13:08     İkinci Büyük Buluşma
16:40     Mevsimsel hastalıklara dikkat!
10:28     İnternethaber'in Öyküsü
13:14     Aksu’da Bir Cevher
16:10     MHP Büyükşehiri Alır
07:19     Asıl baskıyı açıklar yapıyor
13:33     Futbolumuz Ses Getirecek
21:03     Her Attıkları Madalya
 
Oy verenlerin profili
Cihat R. Gürbüz
Kampanyacı aydınlar şimdi nerede?
Erdoğan Kırmızıoğlu
İnadına Müslüman inadına Türk’üm
Sedat Temel


    Röportaj
Metropol hazırlığında olmalıyız
Akparti Aday Adayı Cihan Bulut :Metropol ilçe Muratpaşa hazırlıklarına başlamalıyız





Filistinde doğmak
Ümit Ziya Altı
Muratpaşa’da ittifak arayışları..
Enver Öztürk
Antalyaspor:1 M. Turgutlu Bld: 2
Nurgül Köktürk
Sevsinler senin tepkini
Songül Başkaya
Menderes Türel'in trenleri
Fatma Kıldan
SEÇİM VE TÜRK ANTALYA
Zeyyat Şahin
İsrail’den Değil, Yaradan’dan Korkmalı
Hakan Çırak
Kahrol İsrail
Mürsel Namlı
Müslüman’sa öldürün
Fatih Gürbüz
UYAN TÜRKİYE
Ahmet Demir
Seçim nasıl kazanılır?
Okan Dilek
Dejavu
Nilhan Kırdı

   En Çok Yorumlananlar
Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli
(141 yorum)
Niye Aday Oldun Baskını
(137 yorum)
Okulda cinayet gibi ölüm
(69 yorum)
Kepez'de MHP aday adayları
(65 yorum)
Ceviz ve Badem için teşvik var
(60 yorum)