Binali EFE
Kurulduğu gün itibariyle CHP'nin tarihi misyonu, halkı çağdaşlaştırmak ve muasır medeniyetler seviyesine getirmektir. Ancak hangi samimi CHP’li ye sorarsanız sorun bu görevi layıkıyla başardığını söyleyemez ve “Atatürk'ten devir aldığımız bu görevimizin hala eksikleri var, keşke şartlar uygun olsaydı da daha iyisini yapabilseydik” der.
Bu şartların ne olduğunu ve veya eksiklerin ne olduğunu birkaç satır sonraya bırakarak önce şu soruya cevap arayalım. “CHP hiç olmamış olsaydı, ne olurdu?”
Cumhuriyet ‘sizlere ömür’ olurdu. Ruhuna Fatiha okuyup helvasını çoktan yemiş olurduk. Hem de yobazlık kaşığıyla. Çok partili hayata geçilmeden, yani CHP döneminde kurulmuş olan kurumlar Türkiye'nin bugünlere gelmesinin temelini oluşturmuştur. ‘Kulluktan’ Cumhuriyet'te geçmek az bir başarı olmasa gerek.
Halkımızın azımsanmayacak bir bölümünün hala demokrasiyi özümsememiş olmasını dikkate alırsak ne demek istediğimi daha iyi hisseder, o dönemde savaşın ardından içeride oluşan kışkırtmalar sonucu devletin sıkıntılarını, dolayısı ile ülkenin durumunu daha iyi anlarsınız.
İmparatorluktan demokrasiye geçişin bedeli tabii ki ağırdır, içeriden bazı güçler bunu kabullenemez, kendi hükümranlığının sona ermemesi için devlete ve onun kurumlarına baş kaldırır. Çünkü o güne kadar kullandığı gücü elinden gitmekte ve kullar artık vatandaşlığa geçmektedirler.
Avrupalılar demokrasi savaşını verirken bedelini çok daha ağır ve kanlı ödemişledir. Oysa Atatürk’ün Türkiye’si bunu, dış düşmanlarla sürdürdüğü savaşın ardından daha az iç kayıplarla kazanmış, ancak bu durumu kendilerine yediremeyen iç düşmanlar millet, din, mezhep gibi olguları harekete geçirerek kaybettikleri güçlerini tekrar geriye kazanmak için devlete karşı mücadele vermişlerdir. Günümüzün ‘alt kimlik’ tartışması da bunun uzantısıdır.
CHP Türkiye'ye hiç bir şey yapmamış, yani iktidardan uzaklaşması sonucu görevini tamamlayamamış olsa bile kendi isteği sonucu “çok partili sisteme geçmesi” bile onun çoğunlukçu demokrasiyi ne kadar çok özümsediğinin ve halka bu ileri demokrasiyi layık gördüğünün göstergesidir.
Ancak artık konuşulması gereken, CHP’nin ne yaptığından çok, ne yapması gerektiğidir.
CHP; Türkiye'de halkın umudu, demokrasinin bekçisi olmaya devam etmek istiyorsa parti tüzüğünü partinin şan ve şerefine uygun, sosyal demokrasinin özünü benimseyecek şekilde düzenleyerek diğer partilere de örnek olmalıdır.
iyi de buna nereden başlanmalı?
Aşırı sorgulayıcı ve şüpheci olmanın sola zarar verdiğini artık anlamayan kalmadı sanıyorum.
Lidere saygı ve güvenin artırılması, ama seçilmek isteyenlerin kaderinin liderin iki dudağından çıkacak kelimelere bağlı olmaması, parti içi gelişmeyi sağlamak adına kadınlara daha çok imkân sağlanması için gerekli tedbirlerin alınması öncelikli prensip olmalıdır.
Seçimlerde il ve ilçelerin siyasi mücadelesini sürdürmek için gerekli parayı bulmakta zorlandıkları ve bunu aşmak için zaman zaman ‘dilenmek’ durumunda kaldıkları her partilinin bildiği bir gerçektir. Bu nedenle hazineden alınan yardımdan makul olan bir kısmın eşit şekilde örgütlere gönderilmesi sağlanmalıdır.
Yeni üye olanlar altı ay içerisinde temel eğitim verilerek asil üyeliği öyle kabul edinilmeli. Bu davaya gönül verdiğini ifade edenlerin partili değil, gerçek partici olmalarını sağlamak için örgütsel eğitimde derhal seferberlik ilan edilmelidir.
CHP’nin söylemlerine uymayan ancak şu ana kadar bir şekilde tüzüğünde bulunan kadar ne kadar çağ dışı yanlışlar varsa bu tüzük kurultayında düzeltilmelidir.
Kademesi ne olursa olsun, partisine ve ilkelerine ihanet edenleri, disiplin suçu işleyenleri, yaptıkları yanlarında kâr olarak kalmaması için, parti içi disiplin kurulu mutlaka kullanılmalıdır.
Geleceğin teminatı olan gençlere destek verilmeli, onlara siyaseti ve partiyi sevdirmek partinin geleceğe dönük projeleri arasında sayılmalıdır.
CHP, demokrasi anlayışı gereği olarak, tüzük değişikliği ile parti içi demokrasiyi gerçekleştirmek konusunda cesur ve öncü olmalıdır. Bu çerçevede tüzük yapılmalıdır.
Genel Başkanın akademik ve akil adamlar kotası belirlenmeli ve parti menfaatlerinin gerektiği bazı haller haricinde ön seçim mutlaka yapılarak parti içi demokrasi yarışının artırılmalıdır.
12. Madde artık çok açık ve anlaşılır bir şekille yeniden düzenlenmeli, bütün istismarlardan kurtarılmalıdır. Ayrıca 12. Maddeden üye olacakların nitelikleri arasına,"toplumda demokrat ve dürüst kimliği ile bilinen ve takdir edilen" açıklaması ilave edilmelidir.
Bunlar bu güne kadar uygulamalarında hata gördüğüm, partiyi meydana getiren kişiler arasında kaygan zemin, kırılgan nokta yaratan bazı önemli konular. Artık imzalar toplandı, kurultay yapılacak. Tüm CHP'liler bu kurultaydan problemlerden arındırılmış ve netleşmiş olarak çıkmayı bekliyor.
Vatandaşlara yakınlığım gereği partili, partisiz her türlü insanla konuşuyorum. Epey bir süredir tek konu kurultay. Bu kadar çok kişi ile konuşmama rağmen bunları genelde dört gruba ayırabilirim.
İKTİDARA YAKIN OLANLAR; Bunlar geçmiş liderlerin daha mücadeleci olduğundan bahisle Kılıçdaroğlu’na tepkililer. Ama eski liderlere gönderme yapmalarındaki asıl amacın silik ve üç beş kişi ile mecliste bulunan sözde ana muhalefet partisi konumunu sevdikleri ve o günleri özledikleri çok açık.
ESKİ LİDERLER ZAMANINDA NEMALANAN PARTİLİLER; Bunlar kesinlikle Kılıçdaroğlu’nu istemiyor. Değiştirmek istedikleri tüzük en çok onların işine yarıyordu.
ILIMLI VEYA KARARSIZ OLANLAR; Bu grup insanlar demokrasi adına muhalefetin güçlü olmasını istiyor ve bunun da CHP adına sadece Kılıçdaroğlu ile olabileceğini, iktidarı sadece onun varlığının rahatsız ettiğini, eski liderler veya onların işaret ettiklerinin sadece emanetçi olacağını ve bunun da CHP’yi muhalefetten, müttefik konumuna getireceğini söylüyorlar.
CHP’Lİ OLAN VE BU ATEŞ İLE YANANLAR; Bu kurultayda Kılıçdaroğlu’nun bir ilke adını yazdıracağına, seçmenin sesini dinleyeceğine inanıyor. Bu beklenti sadece Genel Başkan’a olan güvenden kaynaklanıyor. Bu kurultayın tüm CHP adına demokrasiyi iliklerinde hissedecekleri bir dönemin başlangıcı olacağına inanıyorlar. Diğer yandan bir önceki Genel Başkan Deniz Baykal’a da güvenleri tam ve onun CHP’nin iktidara yürüyüşüne engel olmayacağını biliyorlar. Bu kurultaydan Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı’nda, tartışılmayacak bir tüzük ile ve daha da güçlenerek çıkmak istiyorlar.
Ve ekliyorlar. “LİDER SALTANATINA SON VERECEK TÜZÜĞÜ SADECE DEMOKRAT KEMÂL ABİ YAPAR. YENİ TÜZÜĞÜ VE GENEL BAŞKANLIĞI İLE BU CHP İKTİDARA VE ÖZLEDİĞİMİZ GÜNLERE YÜRÜR”
Hüseyin Turan - 26.02.2012 13:32:06
Bugün CHP’nin kurultayı var. Yani Akp iktidarının karşısında muhalefetin sınavı var. Ancak şu anda televizyondan öğrendiğimize göre, geçmişte bu partide üst görevler yapmış kişiler bu kurultayı sabote ediyor. Bunların derdi iktidara karşı güçlü bir CHP yaratmak değil, kendi sırça köşklerini tekrar yaratmak. Samimi CHP’lilerin gözünde bunların An… karaya kadar yolları var. Düşsünler artık yakamızdan…
|
| Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Antalya, Isparta ve Burdur'dan tüm son dakika gelişmeleri, Bizim Antalya gazetesinin tüm haberleri sorumlu değildir. |