Tayyib’in yerine Gül gelir
Birlik Vakfı Antalya Şubesi’nin Haftalık Olağan Sohbet Toplantısı’na katılana Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Hasan Subaşı, önümüzdeki dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması durumunda, başbakanlığa Abdullah Gül’ün gelmesinin çok şık olacağını söyledi. Subaşı; “Başka alternatif, başbakanı emanetçi yaftasından kurtaramaz” dedi. Subaşı, ne siyasetin içinde olduğunu, ne de tamamen koptuğunu, ama şu an Elmalı’da baba ocağında tarımla uğraşıp saanem keçisi büyüttüğünü belirtti.
Emanetçi başbakanla olmaz!
Birlik Vakfı Antalya Şubesi’nin bu haftaki konuğu, DYP geleneğinin seçkin isimlerinden ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Hasan Subaşı oldu. Eski Başkan, bir soru üzerine, önümüzdeki dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması durumunda, başbakanlığa Abdullah Gül’ün gelmesinin çok şık olacağını, Cumhurbaşkanı Gül’ün yaşadığı bu siyasi tecrübenin bu alanda değerlendirilmesinin ülke açısından büyük kazanç olacağını kaydetti. Başbakan Erdoğan’ın bir başkasını getirmesi halinde Özal’ın durumuna düşeceğini, başbakanlık koltuğuna oturanın şahsın da emanetçi kimliğinden kurtulamayacağını belirtti.
Darbe insanlık suçu!
Subaşı, toplumda adalet sağlanmadan gerçek barışın imkansızlığına dikkat çekerek, hazırlanmakta olan yeni anayasanın adaleti ve toplumsal uzlaşıyı sağlayacak unsurları içinde barındırması gerektiğini belirtti. Demokrasilerde en büyük insanlık suçunun, seçilmiş bir yönetimi silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs olduğuna dikkat çeken Subaşı, “27 Nisan bildirisi başta olmak üzere diğer darbe teşebbüslerinin bir insanlık suçu olduğunu, hukuk ancak bu gün idrak ederek inceleme başlatabiliyor” ifadesini kullandı.
AK Parti’yi merkez sağ yıktı
Bir soru zerine 29 Mart yerel seçimlerini değerlendiren Başkan Subaşı, Ak Parti’nin kaybetmesinde merkez sağın CHP’yi desteklemesinin, Başkan Menderes’in tramvay tercihinde zamanlama ve hat hatası yapmasının, teşkilatın işlerine biraz fazla müdahale etmesinin etkisi olduğunu sandığını ileri sürdü. Subaşı, Ak Parti’nin başarısının devam edeceğini tahmin ettiğini, alternatif bir siyasi yapının olmadığını, Ak Parti’yi sosyal ve kültürel alanlarda zorlayacak daha demokratik ve daha sosyal demokrat bir siyasi yapıya ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Gül’e mektup yazdım
27 Nisan sürecinde Sayın Gül Başbakan iken kendisine mektup yazarak 367 garabetinin doğru olmadığını söylediğini ve Sayın Gül’den de aynı düşünceleri paylaşan bir mektup aldığını ifade eden Subaşı, o siyasi süreci iyi okuyamayan ve iyi değerlendiremeyen merkez sağın bir daha ayağa kalkamayacak şekilde yok edildiğini ifade etti. Kendisinin DYP Genel Başkanlığı adaylığının da bir tepki adaylığı olduğunu belirten eski başkan Subaşı, ülkemizdeki siyasi yapının henüz tek adamlıktan kurtulamadığını, bu şartlarda bir siyasi partide aday olmasını şık bulmadığını, ne siyasetin içinde olduğunu, ne de tamamen koptuğunu, ama şu an Elmalı’da baba ocağında tarımla uğraşıp saanem keçisi büyüttüğünü belirtti.

Asker ve yargı zırhı kalmalı
Subaşı, siyasetçinin itilip kakılmasını, hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvetçilik gibi sıfatlarla anılmasının şık olmadığını kaydetti. Subaşı; “Her şey kamuoyunun gözünün önünde olup bitiyor. Bir siyasetçi diğerini acımasız eleştiriyor. Bunları duyan vatandaşın kafası karışıyor ve siyasetçiye karşı olan güveni kayboluyor. Bu nedenle, siyasetçilerin birbirlerine karşı daha dikkatli konuşması gerekir” dedi. Dokunulmaz olarak görülen siyasetçinin aslında o kadar da dokunulmaz bir yapıda olmadığını belirten Eski Başkan Subaşı, yargı ve askerin devlet içinde siyasetçiden daha dokunulmaz bir yapı arzettiğini kaydetti.
| Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Antalya, Isparta ve Burdur'dan tüm son dakika gelişmeleri, Bizim Antalya gazetesinin tüm haberleri sorumlu değildir. |