Sizin için önemi varmı ?- Antalya Haberleri, Haber Antalya, Antalya Haberi, Antalya Haber, Antalya Son Dakika, Kemer, Belek, Turizm, Emlak, Antkart, Akdeniz
antalya polisi alarmda elektrik tasarrufu nasil yapilir
04 Temmuz 2008 Cuma
Ana Sayfa
Son Dakika
Siyaset
Güncel
Ekonomi
Yerel Yönetimler
Turizm
Hayatın İçinden
Eğitim
Kültür Sanat
Sağlık
Spor
Bilim & Teknoloji
Röportaj
ARŞİV
 
[ Gelişmiş Arama ]
Bugün En Çok Okunanlar
Bilanço: 1 ölü 16 yaralı
Kumbul'dan siyasete veda
Üç aylar başlıyor
Otel Sahibi bedava ağırladı
Antalya'nın en güzel meydanı olacak
Ali Çetinkaya Kapatılsın mı
Antalya’da e-muhtar dönemi
YÖK'le hiç problemi olmamış
Çocuklarına bakamayınca çıldırdı
Kale Ömer'e emanet
    Linkler
Antalya Valiliği
Asat Borç
Atatürk Devlet Hastanesi
ATSO
Devlet Hastanesi Randevu
Emniyet Müdürlüğü
İl Özel İdaresi
Kimlik No
Namaz Vakti
Prim borcu Bağkur
Prim borcu SSK
Tedaş Borç Sorgulama
Telefon borcu
Toptancı Hal Fiyatları
Vergi No Sorgulama
Sizin için önemi varmı ?

2008-05-14
09:48
2008-05-14 09:48  
'14 Mayıs size neyi hatırlatıyor?' diye sorulsa cevabı veren kişi sizce kaç kişidir

Bugün 14 Mayıs 2008 ama bugünün Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri var Yrd.Dç.Dr Adnan Küçük'ün Zaman Gazetesinde yayınladığı yazıyı sizlere ithaf ediyorum.Bu vesile ile Adnan Menderes ve arkadaşlarına Allah'dan rahmet diliyorum.
14 Mayıs 'Hürriyet ve Demokrasi Bayramı' olsun

Türkiye'de belli bazı tarihler vardır ki, onlar anıldığı zaman hemen belli önemli tarihî hadiseler akla gelir. Mesela 19 Mayıs, 23 Nisan, 29 Ekim denildiği zaman, hiç düşünmeksizin Atatürk'ün Samsun'a çıkışı, TBMM'nin ilk kurulduğu tarih ve Cumhuriyet'in ilanı akla gelir. Ayrıca bu tarihî hadiselerin gerçekleştiği gün, önemlerine binaen, ülkemizde birer resmî bayram olarak kutlanmaktadır.



Bu günlerin sene-i devriyelerinde resmî merasimler ve coşkulu konuşmalar yapılmakta; kısaca o günlerin tarihteki ehemmiyeti tekraren idrak edilmektedir. Yine tarihimizde bazı günler daha vardır ki, bu günler hatırlanınca yine reflektif olarak bazı hatırlamalar olur. Ama bu hatırlamalar bazıları için yerinme, bazıları için de methiye şeklinde gerçekleşir. Bunlardan bir kısmı şunlardır: 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat. Bazı kesim 27 Mayıs ve 28 Şubat denilince methiyeler dizerken, bu kesim, diğer iki tarihten haz almazlar. Diğer bazı kesimler ise, 27 Mayıs ile 28 Şubat hakkında pek olumlu şeyler düşünmezler; diğer iki hadise hakkında da pek bir yorum yapmazlar.

Cumhuriyet tarihinde dönüm noktası

Ülkemizde aslında çok önemli bir hadisenin gerçekleştiği ve zihinlerde esaslı bir şekilde yer etmesi ve reflektif olarak derhal hatırlanması gereken bir tarih daha var. Ama bu tarih, ciddi olarak pek üzerinde durulmadığı, her bir sene-i devriyesinde yaygın olarak hatırlanmadığı için çok sönük kalmakta, bu tarihten söz edildiği zaman önceki tarihler gibi derhal akla gelmemektedir. 'Peki, bu tarih hangisidir?' diye sorulursa, cevabı: 14 Mayıs 1950'dir. Ben rast geldiğim belki de yüzlerce insana '14 Mayıs size neyi hatırlatıyor?' diye sorduğumda beklediğim cevabı veren kişi yok denecek kadar azdır. Çünkü muhtemelen ilk defa böyle bir soru ile karşılaşmaktadırlar. Peki, bu tarihte ne olmuş ki, üzerinde durmak istiyorum ya da insanların hatırlamamalarını garipsiyorum?

Bu günde, Türkiye'de Cumhuriyet tarihinde ilk defa hür ve serbest seçimler yapılarak iktidar el değiştirmiş; bu şekilde 27 yıllık otoriter tek parti yönetimi sona erdirilmiştir. Bunun adı demokrasiye geçiştir. Türk halkı, kararlı bir şekilde oyunu vererek, yapılan seçimlerde seçmenin büyük ekseriyeti tercihini muhalefet partisi yönünde kullanmıştır. İktidar partisi (CHP) lideri İsmet İnönü de, gerek kendi içinden, gerekse diğer çevrelerden gelen yoğun tepkilere rağmen, iktidarı muhalefet partisine devretme yönündeki demokratik tercihi ortaya koymuştur. Türkiye'de Ocak 1946'da çok partili hayata geçişle başlayan demokrasiye dönük yolculuk, 14 Mayıs'ta demokrasiye geçiş ile devam etmiştir. Ülkemizde demokrasiye geçiş, köklü bir anayasa değişikliği ile olmamıştır. Çünkü 1924 Anayasası, aslında öz itibarıyla demokrasiyi men eden ya da tek partili otoriter bir yönetimi öngören bir metin değildir. Otoriter yönetim anlayışı, tamamen uygulamayla ortaya çıkan fiili bir olgudur. Bu vesileyle, demokrasiye geçiş, bir anayasa değişikliği ile değil, bazı kanuni değişiklikler ve fiili uygulamalar neticesinde gerçekleşmiştir. 14 Mayıs akabinde ülke genelinde geniş bir hürriyet ve serbesti ortamı ve havası ortaya çıkmıştır. Özellikle hürriyet ve serbesti yönündeki gelişmeler, çoğu kereler, fiili baskıların kalkması şeklinde olmuştur.

Aslında bu tarih, sadece Ocak 1946'nın devamı değildir; Cumhuriyet'le başlayan ve temelini milli egemenliğin oluşturduğu temel kurucu politikanın bir ileri evresidir. Kısaca 14 Mayıs 1950 Cumhuriyet'in demokrasi ile taçlandırılmasından başka bir şey değildir. Halk, ortaya koyduğu iradesi ile Cumhuriyet'i demokrasi ile bütünleştirmiştir. Türkiye otoriter bir Cumhuriyet anlayışı ile ilânihaye gidemezdi. Nitekim böylesi bir gelişme, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kurucu irade ile de çelişirdi. Çünkü Cumhuriyet tarihinde iki kez çok parti denemesi ile asıl iradenin demokrasiye ulaşmak olduğu belirmiş olmaktadır. Sadece o denemeler günün şartlarında başarılı olamamış; o dönemin yöneticilerince demokrasiye geçiş için gerekli şartların olgunlaşmadığı düşünülmüştür. Hatta İnönü'nün, bir hatırasında 'ah keşke 1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kapatmasaydık da ta o zaman demokrasiye geçmiş olsaydık' şeklinde bir hayıflanmada bulunduğu bile nakledilmektedir.

Peki, 14 Mayıs 1950 Türk toplumunda nasıl karşılanmıştır? Bu sorunun cevabı muhteliftir. Özellikle CHP içindeki müfrit bazı kesim ile diğer medya, üniversite ve bürokrasi kesimi, bu hadiseyi laik Cumhuriyet'e karşı bir 'karşı devrim' olarak nitelemişlerdir. Jakoben zihniyete mensup olan ve halkı cahil güruh olarak niteleyen bu kesime göre daha uzunca bir süre demokrasiye geçmeye lüzum yoktu. Bütün halk bir tek potada eritildikten sonra, lüzum görülürse demokrasiye geçilecekti. Bu kabilden değerlendirmeler maalesef günümüzde de yapılmakta; ülkemizde demokrasiye erken geçildiği hayıfla ifade edilmektedir. Muhtemeldir ki bu kesimin siyaset ve toplum içindeki yoğun etkinliği sebebiyle bu tarih hakkında pek fazla hatırlama olmamaktadır.

Cumhuriyet'in karşısına demokrasiyi koymak

Oysa bu tarih, 1946 yılında demokrasiye geçiş kapısının açılması için anahtarın kilidin içine girdirilmesini takiben yaklaşık 4 yıl süreyle kapı açılmaya çalışılmış, nihayet 14 Mayıs'ta bu kapı açılmıştır. Aslında bu tarih en az 29 Ekim kadar önemlidir. Çünkü bu tarihten itibaren, insan hak ve hürriyetleri ve milli irade zemininde yer alan demokrasiye geçilmiştir. Cumhuriyet'in temelini teşkil ettiği vurgulanan milli irade bu tarihten itibaren gerçek kimliğine bürünmüş; Türkiye halkıyla bütünlük içinde medeni milletler safında yer almış; rotasını ve tercihini demokrasi yönünde kullandığını resmen tescil etmiştir.

Demokrasiyi Cumhuriyet'in karşısına koymak; ona karşı bir 'karşı devrim' olarak nitelemek, hem demokrasiye hem de Cumhuriyet'e bühtandır. Bunları birbirinin karşıtı olarak görmek, gerçekte otoriter bir zihniyetin sürdürülmesini savunmaktan başka bir şey değildir. Hele otoriter ve totaliter rejimlerin ilk önce İkinci Dünya Savaşı akabinde Almanya ve İtalya'da, 1989 yılından itibaren de bütün Doğu Bloku'nda yıkılmasından sonra hâlâ demokrasiyi Cumhuriyet'in karşıtı göstermeye çalışmak, tamamen beyhude bir çabadan başka bir şey değildir. Çünkü demokrasi Cumhuriyet'in karşıtı değil, onun bir niteliğidir; onu otoriter ve totaliter cumhuriyetlerden farklı kılan bir niteliktir. Çünkü Cumhuriyet, bir devlet şeklidir; 'Monarşik devletin karşıtı devlet' anlamına gelir. Demokrasi ise bir yönetim şeklidir, otoriter ve totaliter rejimlerin karşıtıdır. Cumhuriyet, demokrasi ile bütünleşerek, otoriter ve totaliter kimliklerden arınır. Bazı kişiler, aslında demokrasi ile Cumhuriyet'i birbirinden ayırarak gerçekte otoriter ya da totaliter bir Cumhuriyet özlemi içinde yer almakta; bu nedenle de 14 Mayıs 1950'yi hâlâ küçümsemeye, hatta kötülemeye çalışmaktadırlar.

Peki, 14 Mayıs tarihinin sene-i devriyesinde neler yapılmaktadır? Maalesef bu tarih, Türkiye'de mana ve ehemmiyetine uygun bir şekilde idrak edilmemektedir. Öyle ki, yazının başında belirttiğim hazin tablo ortaya çıkmakta, çok az kişi bu tarihin neyi hatırlattığını bilmektedir. Bazı bilenler de şiddetle karşı çıkmaktadır. Sadece son yıllarda, Liberal Düşünce Topluluğu sempozyum ya da hürriyet ödülü şeklinde etkinlikler gerçekleştirmekte, Demokrat Parti'nin devamı olduğunu iddia eden bir parti birkaç ilde göstermelik program yapmakta; bunun haricinde bir şey yapılmamaktadır. Bir de bugün ile alakalı olarak -şu an olduğu gibi- gazetelerde yazılar çıkmaktadır.Oysa Türkiye'de en az Cumhuriyet ve laiklik kadar da demokrasi ve hürriyet üzerinde vurgu yapılması, bu yönde bilincin gelişmesi hayati derecede önem arz etmektedir. Bu yöndeki eksiklik, demokrasi ve insan haklarını, otoriter kimlikli Cumhuriyet telakkisi yanında silik bırakmaktadır. Türkiye'nin çağdaş demokrasiler liginde yer alabilmesi, laik Cumhuriyet'i besleyen ve niteleyen, onlara değer katan demokrasi ve hürriyet bilincinin gelişmesine bağlı bulunmaktadır. Bu bilinç ve kültür geliştiği, laik Cumhuriyet'le birlikte demokrasi ve hürriyet ekseninde hassasiyetler inkişaf ettiği oranda, otoriter arayışlar küle toprağa karışacak; artık ülkemiz de, geri dönülmez bir şekilde ileri demokrasiler ligine katılabilecektir. İşte bu son temennimin gerçekleşmesi hedefine bir katkı sağlamak amacıyla ülkemizde 14 Mayıs'ın bir 'hürriyet ve demokrasi bayramı' olarak ilan edilmesini istiyorum. Halkımız, bu günü, en az 23 Nisan ve 29 Ekim kadar coşkulu bir şekilde kutlasınlar; çeşitli etkinlikler düzenlesinler ki, demokrasi ve hürriyet bilinci ve kültürü kalıcı bir şekilde gelişsin; artık kimse demokrasi ve hürriyetlere yan bakmaya, bunları devre dışı bırakmaya cesaret edemesin. Bu bayram, belki tek başına bir çözüm olmayabilir, ama umarım, demokrasi ve hürriyet düzenimizin istikrarlı bir şekilde devam ve bekasına ciddi katkılar sağlar.



YARD. DOÇ. DR. ADNAN KÜÇÜK - KIRKKALE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ



Bu haber 597 defa okundu

Bu habere yorum yazın:
Adınız ve Soyadınız:

Emailiniz:

Yorumunuz:


(Hakaret içeren, TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan (örneğin reklam gibi) yorumlar yayımlanmaz. Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.)
Yorumlar (Bu haber 0 kez yorumlanmıştır)


    Diğer Başlıklar
18:50     Kepez'de iptal edilen tapular
18:45     Çavuşoğlu tepki gösterdi
10:35     Kumbul'dan siyasete veda
12:26     Çöllü'den Kabotaj Mesajı
21:19     CHP'den Müze teklifi
20:05     Baykal'ın koltuğu Kime kaldı
09:06     İntikam mı alınıyor
08:37     Elektrik zammına MHP tepkisi
19:50     Abdal Musa'yı anma etkinlikleri
17:47     Çavuşoğlu açık konuştu
 


Ekolojik Tarım
Bülent Yüksel
Perge
Nizamettin Şen
Konuk Yazar
Enver Öztürk


    Röportaj
Hangi tarafta yer almalı
Attığımız her adıma dikkat edip ülkemiz adına taraf olmayı kendimize şiar edinmeliyiz

Başarısızlığın İslamileştirilmesi Ve AKP Deneyimi
Ali Aktaş
Güneştemi Yanalım Gazdamı Boğulalım !
Seyir Defteri
Üzerimde tennure gidiyorum…
A. Kemal Birinci
Masonlar Bölüm 1
Yalçın Küçük
Dumansız Bir Yaşam…..
Hakan Çırak
Fethullah Gülen Hocanın Neferleri
Cihat R. Gürbüz
Sonunda yüzümüz güldü
Deniz Akgün
Milli Hentbol takımlarımız Antalya’daydı
Nurgül Köktürk
Haftanın En Çok Okunan
Köşe Yazıları
Masonlar Bölüm 1
(425 defa okundu)
Antalya’da kaç mason var?
(400 defa okundu)
Fethullah Gülen Hocanın Neferleri
(343 defa okundu)
Başarısızlığın İslamileştirilmesi Ve AKP Deneyimi
(96 defa okundu)
Dumansız Bir Yaşam…..
(42 defa okundu)
Üzerimde tennure gidiyorum…
(30 defa okundu)
Güneştemi Yanalım Gazdamı Boğulalım !
(27 defa okundu)
Konuk Yazar
(25 defa okundu)
Perge
(11 defa okundu)
Ekolojik Tarım
(10 defa okundu)

   En Çok Yorumlananlar
Aşık İsmeti ile Kapı Güzeli
(120 yorum)
Meriç Ateş Burak Altun için yazdı
(27 yorum)
Amatör futbola özel bir site
(26 yorum)
Otoparkçılar imaj yeniliyor
(24 yorum)
Siyasetin acımasız çarkına karşı
(23 yorum)
hit counter