Sonunda yüzümüz güldü - Antalya Haberleri, Haber Antalya, Antalya Haberi, Antalya Haber, Antalya Son Dakika, Kemer, Belek, Turizm, Emlak, Antkart, Akdeniz
2008 Avrupa Şampiyonası’nda kendimizi tam kupaya alıştırmışken direkten döndük. Herkes gibi bizde maça kilitlenmiştik. Maçı izleyeceğim Antalya Fenerbahçe Dernek Lokali gelin gibi süslendi. Maç bitiminde havai fişeklerden balonlara kadar her şey tamamdı; çünkü zafer bizimdi. Bundan kuşkumuz yoktu. Lokal iki otel arasında olduğu için sanki Almanya’da maçı izler havasındaydık. Alman turistler çoğunluktaydı ve üstlerinde ay yıldızlı tişörtler dikkat çekiyordu. Ya bizi çok sevdikleri için, ya da bizlerin fanatik olduğumuz kanısına varıp sevimli görünmek için giymişlerdi bu tişörtü onu bilemem. Uğur Boral’in golüyle havalara uçtuk. Bizim Almanlar ise tebessümle bizi kibarca alkışladılar. Daha sonra ise Almanların golü geldi. Bu kez onlar havaya uçtular çığlık çığlığa bağırdılar. Biraz hazmedemesem de iki soda içtikten sonra, ben de onlar gibi hafif tebessümle birlikte alkışladım. Sonuçta onlar bizim misafirimizdi. Daha sonra Almanlar bir gol attı. Yine aynı manzara yaşandı. Nöbetçi golcü Semih yine yaptı yapacağını ve beraberliği yakaladı. Biz yine havalara uçtuk. Bağrışmalar, çığlıklar, marşlar derken olayı biraz abartmışız. Hatta yüksek volümden garip sesler de çıkarmışız. Bunun farkına 3-5 dakika sonra vardım. Almanların son dakika golüyle birlikte biz adeta yıkıldık. Gole normal sevinen Almanlar gitti yerine tahrik eden havalara sıçrayan garip sesler çıkaran insanlar geldi. Çok güzel futbol oynamamıza rağmen elendiğimize mi üzüleyim, yoksa karşımda zıp zıp zıplayıp garip sesler çıkaran bu kişilere mi kızayım! Daha sonra birbirimizi teselli ettik. “Yarı finale çıkmamız çok güzeldi. Almanlar elimizden kaçtı. Onlara futbol dersi verdik. Yenildik ama ezilmedik” gibi sözlerle kendimizi teselli ettik. Aslında bu filmi biz Chelsea Maçında görmüştük. Aynı sözleri söylemiştik. O zaman da Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalden dönmüş Chelsea’da final oynamıştı. Bir ara Türk Milli Takımı kupayı almış, Semih kupayla tur atıyordu ki bir elin omzuma vurmasıyla kendime geldim. Baktım o sempatik mi sempatik Alman turist Türk Milli takımının güzel futbolu için tebrike geldiğini söyledi. Ben de onları acı bir tebessümle de olsa kutladım. Yarı finale kadar çıkan, yüreklerini ortaya koyan ve şampiyonaya damgasını vuran bütün futbolcularımızı ve teknik adamları da buradan yürekten kutluyorum. Zümrüt yeşili ormanlarımız bir bir elden giderken, enflasyon canavarı hortlamışken, işsizlik had safhaya ulaşmışken yüzümüzü güldürdüler ya Allah’ta onların yüzünü güldürsün...
Antalya’nın Alanya İlçesi’ne bağlı Cikcilli Beldesi’nde oturan polis memurunun evine giren hırsız evi soyduğu gibi bununla da kalmamıştı. Polis kimliği, nüfus cüzdanı, maaş kartı, cep telefonu bile çalarak kayıplara karıştı. Şimdi hiç kimse dönüp bu polisi suçlamasın. Ne demişler “Aç köpek değirmen damı deler”. Polisin başına gelenler ne ilk, ne de son olacak. Antalya’da buna benzer öyle olaylar olmuştu ki bunun için kitap bile yazılabilir. Bir dönem aynı günde Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 4 şube müdürünün de evi soyuldu. Hatta bununla da kalınmadı milletvekilinin evi, hâkimin evi bile soyuldu. Hatta bu soyulmalarda öyle ilginç olaylar yaşandı ki. Bu gazetelere konu oldu. Hırsız girdiği hastane polisinin evini soyduğu gibi polisin ne var ne yok her şeyini almış. Bununla da kalmayıp polisin takma dişini bile çalmıştı. Hatta bu polis memuru dişini bile sahip olamadı diye 16 ay kıdem tenzil cezası almıştı. Şimdi o polisin yine kendinizi koyun. Evinin soyulduğuna mı, tabancasının gittiğine mi yoksa dişinden olduğuna mı yansın. Ne yapsın! Her ne kadar suç olaylarında azalma olduysa da aman siz siz olun sıcaklar bastırdı diye balkon kapınızı pencerenizi açık bırakmayın. Hırsız bu ne zaman nasıl girip soyacağı belli olmaz.
Bu yıl yangın çıkmıyor derken önce Beldibi’nde, Göynük Kanyonu’nda, Taşağıl’da , Alanya’da son olarak ise Korkuteli’nde orman yangınları başladı. Orman yangınıyla birlikte ciğerimiz yandı. Yıllar önce tarla açmak için bu yangınların çıktığını öğrenirdik. Daha sonra ise bu yangınların kasıtlı kundaklanma suretiyle çıkarılan yangınlar olduğunu öğrendik. Bugün ise bu yangınların ihmal sonucu çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ormanlarımız bizden az çekmedi. Keçi otlatmak, tarla açmak, taş ocağı çalıştırmak adına ormanlarımızı katlettik. Bir tarafta gelen büyük bir tehlike var. Küresel ısınma dedikleri. Diğer tarafta ise ormanlarımızı koruyamıyoruz. Türkiye’nin çölleşmesine seyirci kalmamalıyız. Herkes elinden geleni yapmalı; çöpçüsünden, bekçisine, belediye başkanından milletvekiline kadar. Son dönemde çevrecilik çalışmalarıyla CHP Antalya Milletvekili Tayfun Süner dikkat çekiyor. Sürekli iş peşinde. Vatandaşın sorunlarını Meclis’e taşıyor. Bir ağacın bile hesabını soruyor. Sorunun muhatabı olarak bakanın yanına diğer milletvekillerini de yanına alıp gidip hesap soruyor. Sezar’ın hakkı Sezar’a; buradan Sayın Süner’i yürekten kutluyoruz. Ağaçlara kıymayın efendiler. Aman biraz daha dikkat!
Deniz Akgün
Bu yazıya yorum yazın:
(Hakaret içeren, TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan (örneğin reklam gibi) yorumlar yayımlanmaz. Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.)