|
|
|
|
|
2008-07-05
12:38
|
2008-07-05
12:38
|
Tarihsel süreç İçerisinde Yaşadığımız olaylar bize şunu hatırlatıyor:Uyanık Olmak zorundayız
|
| |
Sayın Doktor Mehmet Zeki Okudan'la Ufuk turumuz sürüyor.Geçtiğimiz hafta hangi tarafta yer almalıyız sorusuna cevap aradık ve okuyucularımızında bizi yüreklendirmesiyle bu hafta Sayın Doktorumuza soruyoruz.Gelişen olaylar karşısında ne yapmalıyız.Nasıl bir tutum içinde olalımki sırf zararımız dokunmasın bana dokunmayan yılan bin yaşasın değil aynı zamanda ülkemizin geleceği adına ciddi bir duruş sergileyebiliriz
Son günlerde ülkemizde daha önce benzeri olmayan olaylar yaşanmaktadır. Ergenekon olayı ile ilgili gelişmeleri tüm dünya da yakından takip etmektedir. Bütün siyasiler, bürokratlar, ve askerin dikkatlerini üzerine topladığı temmuz sıcağı ile karışık sıcak günler yaşanmaktadır.
Yeni seçimden çıkmış, % 47'ler civarında oy almış bir iktidar partisi için kapatma davası açılmış, hükümet olan yani, şu anda ülkeyi yöneten irade “- Ne olacaksa olsun bu belirsizlik ortadan kalksın…” demek zorunda kalmış. Yani rahat kararlar veremiyoruz iması yapılmaktadır.
Diğer yandan ana muhalefet partisi de kapatma çizgisine gelmiştir. Hazineden alınan paraların harcanmasında Anayasa mahkemesi tarafından usulsüzlük tespit edilmiş ve savcılıktan suç duyurusu yapması noktasına gelinmiştir.
Bir diğer muhalefet partisi de yine kapatma davası ile karşı karşıyadır.
Şöylece bir bakılırsa ,
Asker, siyaset, bürokrat, ve hukukçularda kafalar karmakarışık, bu kuruluşlarda taraflar oluşmuş, enerjilerimiz bir birimize harcanmaya başlamış, önümüzü arkamızı göremez hale gelmişiz.
Olayları biraz da kendimiz abartıyoruz galiba…
Bir fıkra anlatırlardı… Adamın biri kız istemeye giderken yanında güvendiği bir arkadaşını götürmüş. Bu arkadaşı her şeyi abartmayı çok becerirmiş. Kız istemeye giden kişi kendini anlatırken, arkadaşına demiş, “- ben bir ev var dersem sen abart, ne bir evi saray filan dersin” demiş.
Arkadaşı da “ – sen merak etme ben abartırım demiş.”
Kız istemeye giden adam;
“- Bizim oğlan iyi tarla işi yapar demiş,”
Arkadaşı hemen abartmış ;”- On parmağında on hüner çifti iyi sürer, harmanı iyi yapar, duvar örer, sıva yapar. Vs… her işi çok iyi yapar.”
Adam ;”- Bizim oğlan çok iyi peynir yapar vs… “ diye söylese arkadaşı çok abartılı olarak lafa girermiş,
Derken adam “- Bizim oğlanın gözünün biri hafifçe şehladır “ deyince arkadaşı lafa hemen iştahla atılmış. “- Ne şehlası kardeşim, bizim oğlan kördür kördür. “ deyivermiş.
Temmuz 2008 de yaşadığımız gelişmeler biraz fazla abartılı gidiyor gibi… Hava fazla bulanıyor gibi sanki…
Kurt bulanık havayı sever derler. Etrafımızda da ne var ne yok diye bir bakalım dedik.
Halen görünürde Kıbrıs’la ilgili bir gelişme var gibi…
Sn Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideriyle ile oturup bir şeyler konuşuyor. Bu durum için ise, Sn Denktaş “- Geçmişte (1963'lü yıllarda) cezaevine attılar, gelecekten bu günkü kadar o gün endişe duymamıştım.” diyor, ve bir tehlike sinyali veriyor.
Biz de, Kıbrıs’la ilgili biraz geriye doğru bakalım, diyoruz…
Benzerlik var mı. İçeride durum toz duman iken geçmişte Kıbrıs’ta ne olmuş?
Bu gibi durumlar var mı?.
Ülkemizde en meşhur olaylar 1958-60'lı yıllarda yaşanmış, 1960 da ihtilal olmuş. Bu yıllarda Kıbrıs’ta ne olmuş bakarsak;
-1957 yılındaki Self-determinasyon konuşulmaya başlanmış, 11 Şubat1959 da Zürih’te üzerinde anlaşmaya varılan metinler, 19 Şubat’ta Londra’da İngiltere Başbakanı Macmillan, Yunanistan Başbakanı Karamanlis, Türkiye Başbakanı Menderes tarafından imzalandı. Antlaşmalara, Kıbrıs Rum toplumu adına Makarios ve Kıbrıs Türk toplumu adına Fazıl Küçük de imza koydu. Bu bizim de onayladığımız bir durumdu.
Ancak ; 27 mayıs 1960 da Türkiye de iç çalkantı yaşanınca , 28 Temmuz 1960 günü Cumhurbaşkanı Makarios’un basına "Antlaşmalar gaye değildir. Onlar geleceği değil, bugünkü durumu gösterir. Rum halkı milli davasını sürdürecek ve kendi geleceğini kendi arzusuna göre şekillendirecektir.” Açıklamasını yapacak.
1963 yılında Türkiye’de Askeri meşgul eden Talat Aydemir olayı yaşanır. Bu olayı bizler pek bilmeyiz, bilgi olsun diye bir alıntıyı ilave edelim.
“ 21 Mayıs 1963 günü Harp Okulunda karargah kurmuşlar ve Harp Okulu öğrencilerini Ankara’nın belirli yerlerini hükümet kuvvetlerinin elinden almak üzere sevk etmişlerdir. Gece yarısından itibaren, Ankara radyosunun Talat Aydemir’e bağlı Harp Okulu öğrencilerinin eline geçmesi üzerine de, Ankara radyosu, Türk Silahlı Kuvvetleri ihtilal Genel Karargahı adına Talat Aydemirin tebliğlerini yayımlamaya başlamıştır. Bu tebliğlerde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin feshedildiği, partilerin kapatıldığı, idareye el konulduğu ve Türkiye’de sıkı yönetim ilan edildiği belirtilmiştir.”
Bu günlerde Kıbrıs’ta ne olmuş? Bakalım.
Makarios 30 Kasım 1963'te anayasanın 13 maddesini değiştirmek istediğini açıkladı. Değiştirilmek istenen maddeler genelde Türk toplumunun eşitliğini vurgulayan maddelerdi. Bu tekliflerin reddedilmesi üzerine Kıbrıs Türk toplumuna yönelik, tarihe Kanlı Noel olarak geçen 21 Aralık 1963 Rum saldırıları başladı.
Bu tarihte hava kuvvetlerimizin Kıbrıs semalarında uçtuğunu, Şehit Cengiz Topel’i hatırlarız hemen arkasından …
1967 yılında Ülkemizde iç siyaset kargaşası devam ederken İnönü başkanlığındaki CHP de bölünmeler yaşanır. Sn. T.Fevzioğlu ve arkadaşları CHP den ayrılır. Ayrıca Adalet partisi içinde de karışıklıklar başlar. Tam bu sıralarda Arap-İsrail savaşı patlak verir.
Bu tarihlerde Kıbrıs Rum tarafı yine saldırıyor. 15 Kasım 1967'de Rumların Kıbrıs’ta Geçitkale ve Bogaziçi köylerine tank ve topçu desteğinde 6 bin kişilik bir kuvvetle taarruzu ile başlamıştır.
1974 e gelince , 26 Ocak 1974 : CHP-MSP Koalisyon Hükümeti güvenoyu aldı. Hükümet bunalımı 3 ay 12 gün sürdü.
MSP ve CHP taban tabana zıt dünya görüşleri olan iki parti koalisyon oluyorlar. Kararlarının çabuk olması ihtimali düşük gözüküyor. Bu arada ABD'nin çok rahatsız edecek haşhaş ekim kararı üzerine ABD ciddi tepki gösteriyor.
5 Temmuz 1974 de haşhaş ekimine izin verilmesi, Amerika’da çok sert tepkilere yol açtı. Amerikan Hükümeti, Büyükelçi Macomber’i istişare için Washington’a çağırdı
15 Temmuz 1974 : Kıbrıs’ta, Yunanistan’a bağlı subayların yönetimindeki Ulusal Muhafız Gücü Kuvvetleri, bir hükümet darbesi yaparak yönetime el koydu. Lefkoşe Rum Radyosu’ndan yaptıkları yayında, Cumhurbaşkanı Makarios’un öldürüldüğünü iddia eden darbeciler, bir ‘Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ kurulduğunu belirterek, eski ENOSİS’cilerden Nikos Sampson’un Cumhurbaşkanı sıfatıyla and içtiğini ve Kıbrıs’ta bir ‘Yunan Cumhuriyeti’ ilan edildiğini açıkladılar.
Bu durum üzerine Türk Ordusu Kıbrıs çıkartmasını yapıyor.
Kıbrıs Rumlarının Türk tarafı ve Türkiye ilgili ilişkilerinde belki bir plan kasıt yoktur. Ama kronoloji ortada, yoruma bile imkan bırakmayan tesadüfler.
Neticede o tarihten bu tarafa sınırda olan olaylar hariç, bir tek Rum’un ve bir tek Türk’ün burnu kanamamış. Adada belki Rum tarafının hazımsızlığı olsa bile, kesin barış hüküm sürmektedir.
İki toplumlu, iki yönetimli federal bir yapı dışında olacak çözümler, Kıbrıs’ta gerek Rum tarafında , gerekse Türk tarafında tekrar sıkıntıları beraberinde getirir. Geçmişteki örnekleri ortada ... Her iki halkı da sıkıntının içine çekmeye gerek yok.
Bunlar yaşanan şeyler,
Yaşanacak şeyleri kestirmek mümkün değil, ancak eskiler ,uyanık kalmak korkulu rüya görmekten daha evladır demişler…
|
|
|
|
Ad, Soyad, Email bilgisi içermeyen, hakaret ve TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan yorumlar yayımlanmaz. Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.
Yorumlar (Bu haber 0 kez yorumlanmıştır) |
| |



|
|
|
Röportaj |
|
Aksu’da Bir Cevher |
 |
| Başarılı Bürokrat Aksu'da yerel seçimlerde MHP'den hizmetlerini sürdürecek |
|
|
|
|
|