Üzerimde tennure gidiyorum… - Antalya Haberleri, Haber Antalya, Antalya Haberi, Antalya Haber, Antalya Son Dakika, Kemer, Belek, Turizm, Emlak, Antkart, Akdeniz
Kanatları kırık bir kumru gibi öksüzüm seni sevebilme masalımda…
Bu masal, “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...” Adile Teyze’nin tatlı cümlesiyle de bitmiyor.
Gelmediğin her saniye, bu girdap garında, o deli fişek acılar daha da kabuk bağlıyor. Olmadığın her saniye, hayat korkusunun paslı şişleri yüreği daha beter kanatıyor. Gözlerin, silmedikçe gözlerimdeki umutsuzluk karasını, yüreğimin yaşam mumunun alazı daha da kararıyor. Ekmeksizlik karanlığında, öksüz çocuklarım açlıktan ağlıyor.
Gecenin delirme saatlerinde acılarını sağıyorsun. Efkâr zamanları bitti, şimdi vurdumduymazlık mahpusluğunun çürümesindesin. Ne deliyim vefasızlıklara, ikiyüzlülüklere, yalakalara, çalanlara dolandıranlara, insanlıktan nasibini alamayan Karunlara; ne de divaneyim mavi deniz kokulu sevdalara…
Bin yıldır Karadeniz’e akan Kızılırmak gibi kirlendim. Aydın’ın, Konya’nın, Ankara’nın, Antalya’nın, Niğde’nin umutsuz aşklarının kimyasal atıkları zehirledi sabaha uyanma sevincimi, gülmemi, sevebilme ihtimalimi, memleketime gidebilme özlemimi…
Ah sevgili, sen olmadığın için ben mutluluğu, yaşamayı, gülmeyi, ağlamayı erteledim.
Olmayacak vuslatların kimyasal kirlenmelerinde kalan bu canda, nefes almaz taze aşklar, yaşama sevinci…
Şimdi Çubuk ovasında taze buğday başakları kurur. Çubuk ovası sarı ağlar…
Bu can da kurur. Yapayalnızlık ağaç kurdu, kemirdi bin yıllık çınarı. Devrildim korkulara… Korunaksız siperlerde, hayatın kurşunlarına gebeyim.
31 yaşında, hayatın kimsesiz çılgınlıklarını, dayanılmaz yapayalnız cinayetini sanki ben yaşamıyorum. Küsüp de gidenlere, gelmeyecek vuslatlara isyan edip kendini vurdumduymazlık prangasına vurup, hayata küsmüyorum? Unutmak için dünleri, etten siniri almak gibi, yüreğinden pişmanlık sevdalarını koparmak istemedin mi? Kirlenmiş bir hayatı bitpazarında satacak mısın? Kimse almaz pasaklı hayatını…
Bu günahlar senin, bu ölü sevdaların ovalarında karalar bağlanan türbeler de senin, Şiiler gibi dövünme...
Sararan yaprak tekrar yeşerir mi?
Sevgili hayatın tennuresini giydim. Ney sesi hüzünlü sevdaları, günahlarıma sattım. Pişmanım. Çıkaramam tennureyi… Kelebek gibi mezar taşının etrafında dönerim. Bilirsin sevgili, kelebeklerin ömrü bir gündür. İsyan etme Kalenema Vadisi’nin kuzey çocuğu, bu karanlığın elbette bir aydınlığı olmayacak.
Üzerimde tennure, yüreğimde ney sesi
Gidiyorum işte
A. Kemal Birinci
Bu yazıya yorum yazın:
(Hakaret içeren, TCK'ya aykırı ifadeler barındıran, içerikle ilgisi olmayan (örneğin reklam gibi) yorumlar yayımlanmaz. Yorumlarda geçen ifadelerin sorumluluğu yorumu yapan kişiye aittir. Bizimantalya.com, yorum ekleyen okura ait IP adresi, E-mail adresi ve Ad-Soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istendiği takdirde okurun bilgisine ve onayına başvurmaksızın paylaşma hakkına sahiptir.)